İkitelli’de tekstil atölyeleri: Baskı, sağlıksız koşullar ve geleceksizlik
Küçükçekmece Ekmek ve Gül Derneğinin İkitelli’deki tekstil atölyelerine yaptığı ziyaretlerde, kadın işçilerin ağır ve sağlıksız çalışma koşulları, yoğun denetim, güvencesizlik ve gelecek kaygısıyla karşı karşıya olduğu gözlemlendi.
Fotoğraf: Evrensel
Bejna
Küçükçekmece Ekmek ve Gül Derneği olarak, İkitelli’deki tekstil atölyelerinde çalışan kadın işçilerle buluşmak için öğle yemek molalarında atölyeleri ziyaret ettik. Amacımız kadın işçilerin çalışma koşulları, yaşadıkları sorunlar ve talepleri üzerine sohbet etmekti.
İlk kapıda karşımıza çıkan tablo, kadın işçilerin iş yerlerinde ne kadar sıkı bir denetim altında olduğunu gösterdi. Yemek molası olmasına rağmen, atölyeye girip kadın işçilerle konuşabilmek için önce ustabaşıları ve atölye sahiplerini ikna etmemiz gerekti. Kadınlarla atölyede yemekhanede ya da atölyenin önünde kısa bir mola sırasında konuşabildik.
Bir yandan derneğimizi ve dayanışma çalışmalarımızı anlatırken diğer yandan kadınlara çalışma koşullarını sorduk.
Ağır ve sağlıksız çalışma koşulları
İkitelli’de karşılaştığımız atölyelerin önemli bir bölümü 30-40 yıllık, bakımsız ve yıpranmış binaların içerisinde faaliyet gösteriyor. Dar alanlara sıkıştırılmış makineler, yetersiz havalandırma, yoğun toz ve boya kokusu çalışma ortamının değişmez görüntüsü. Kadın işçilerin bazıları mola saatlerinde bile makinelerinden uzaklaşamıyor. Çünkü çalışmanın yoğunluğu ve yetiştirilmesi gereken işler, molayı bile gerçek anlamda bir dinlenme zamanına dönüştürmüyor.
Üstelik birçok atölyede doğru düzgün bir yemekhane, dinlenme alanı bulunmuyor. İş yerlerinin çevresinde de kadınların oturup dinlenebileceği, sosyalleşebileceği alanlar yok. Böyle olunca kadın işçinin önünde iki seçenek kalıyor: Ya atölyenin içinde işlerin arasında mola saatinin bitmesini beklemek ya da İkitelli’nin dar sokaklarında, eski binaların merdivenlerine oturup birkaç dakikalık nefes alma imkanı aramak. Deprem açısından da ciddi bir risk oluşturuyor. Eski ve bakımsız binalarda çalışan yüzlerce işçi kadın büyük bir tehlikeyle karşı karşıya.
Göçmen kadınlar dil bariyerini de aşmak zorunda
Göçmen kadınların yaşadığı sorunlar da dikkat çekiciydi. Çalışma arkadaşlarıyla, ustabaşılarla ve patronlarla iletişim kurabilmek için çoğu zaman beden diliyle anlaşmaya çalışıyorlar. Kadınların çalışma yaşamında karşılaştığı sorunların ortak olduğunu görürken, göçmen kadınların bu sorunları daha da ağır koşullarda yaşadıklarına tanık olduk.
Çocuk yaşta çalışmak, üniversite okuyup tekstil atölyesine gelmek...
Ziyaretlerimizde çocuk işçilere de rastladık. Bir yandan çocukların eğitim hakkından söz edilirken, diğer yandan geçim sıkıntısının onları erken yaşta çalışma yaşamının içine ittiğini gördük. Başka bir atölyede ise üniversite mezunu olmasına rağmen kendi alanında iş bulamadığı için tekstil işçiliği yapan kadınlarla karşılaştık. Bu tablo bize bir kez daha şunu gösterdi: Eğitim almak, kadınlar için güvenceli ve insanca bir yaşamın garantisi olmaktan çıkmış durumda. Üniversite mezunu kadın da, çocuk da aynı güvencesizlik düzeninin farklı yüzleriyle karşı karşıya.
Patronun denetimi mola saatinde bile sürüyor
Gördüğümüz bir diğer önemli sorun ise patronların kadın işçiler üzerindeki denetiminin mesai saatleriyle sınırlı olmamasıydı. Yemek molasında bile kiminle, ne hakkında konuşulduğunun kontrol edildiği durumlarla karşılaştık. Bu nedenle bazı kadın işçilerle sohbetlerimiz istediğimiz kadar derinleşemedi. Kadınların çalışma koşullarını açıkça anlatabilmesi için bile kendilerini güvende hissetmeleri gerekiyor.
Üstelik iş yerlerinde temel hijyen koşullarının dahi sağlanmadığına tanık olduk. Gününün büyük bölümünü iş yerinde geçirmek zorunda olan kadınların sağlığına ve çalışma ortamının temizliğine yeterli önemin verilmediğini gördük.
Kadınların yaşamındaki yük ise yalnızca atölyeyle sınırlı değil. Günün büyük bölümünü tekstil atölyelerinde geçiren kadınlar, işten çıktıktan sonra da evde dinlenmiyor. Yemek, temizlik, çocukların bakımı... Kendilerine ayırabilecekleri zaman ise neredeyse yok.
‘Gelecekte daha iyi olacak’ umudu giderek azalıyor
Kadınlarla yaptığımız sohbetlerde göze çarpan konulardan biri de geleceğe ilişkin umutsuzluktu. Birçok kadın, yaşadığı sorunların değişebileceğine dair umudunu kaybetmiş durumda. Düşük ücretler, uzun çalışma saatleri, ağır çalışma koşulları, güvencesizlik ve hayat pahalılığı kadınların geleceklerini kurma düşüncesini her geçen gün daha da zorlaştırıyor.
“Daha iyi bir iş bulurum”, “Koşullar değişir”, “Geleceğim daha iyi olur” diyebilmek giderek güçleşiyor. Kadınlar yalnızca emeklerinin karşılığını alamamakla değil, seslerini duyuramamak ve yalnızlaştırılmakla da mücadele ediyor.
Broşürden fazlası: Dayanışmayı büyütmek
Biz Küçükçekmece Ekmek ve Gül Derneği olarak ziyaretlerimizi yalnızca broşür dağıtmakla sınırlamadık. Kadın işçilere yaşadıkları sorunların yalnızca kendi başlarına yaşadıkları sorunlar olmadığını anlatmaya çalıştık. Aynı makinenin başında, aynı düşük ücretle, aynı uzun çalışma saatleriyle, aynı baskı altında çalışan kadınların aslında ortak sorunları olduğunu konuştuk. Çünkü biliyoruz ki yalnızlaştırılan işçi, hakkını aramakta zorlanır. Ama yan yana gelen, birbirinin sesini duyan ve ortak talepler etrafında birleşen kadınlar, çalışma koşullarını değiştirebilir. Biz, kadınların iş yerlerinde, sokakta ve hayatın her alanında dayanışmayı hissettiği; kendi sözünü söylediği ve birlikte mücadele ettiği bir hattı büyütmeye devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz: Yan yana geldiğimizde yalnızca sorunlarımızı paylaşmıyoruz; değiştirme gücümüzü de büyütüyoruz.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et