06.09.2026 00:10

Ankara-Tel Aviv: Suriye’de zımni ortaklıktan miras kavgasına

Esad'ı devirmek için örtük ittifak kuran Türkiye ve İsrail, 2024 sonrası Suriye'yi paylaşma kavgasına girdi: güneyde İsrail askeri işgal, kuzeyde Türkiye ekonomik nüfuz kuruyor.

Ankara-Tel Aviv: Suriye’de zımni ortaklıktan miras kavgasına

Dicle Sezen Öz
[email protected]


2011 yılının mart ayında Suriye’de ilk cılız gösteriler başladığında, Tunus ve Mısır’daki ‘Arap Baharı’ dalgasının da etkisiyle Şam’daki Esad yönetiminin birkaç hafta içinde devrileceğini sananlar oldu. Hatta Türkiye’nin bölgede “kurucu” bir güç olacağını iddia eden dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, “Artık bu süreci yıllarla ifade etmek yerine aylar veya haftalarla ifade etmek gerekir” demeye vardırmıştı. AKP iktidarı için arzulanan şey, Esad yönetiminin yerinde Müslüman Kardeşler (İhvan) çizgisinde bir yönetimin başa gelmesiydi.

İsrail cephesi ise farklı bir motivasyona fakat aynı hedefe sahipti. Baas/Esad yönetimindeki Suriye’nin İran, Hizbullah ve Hamas ve bölgedeki bazı başka güçlerden oluşan ‘Direniş Ekseni’ ile kurduğu ittifak düşünüldüğünde Suriye’nin istikrarsızlaşması, İsrail için hiçbir ekonomik ve askeri kaynak kullanmadan bölgedeki en büyük engelleri önünden kaldırması anlamına geliyordu. Suriye o dönemlerde Lübnan Hizbullah’ına İran’dan gelen silahların gönderildiği ana lojistik hattı olarak biliniyordu. Dolayısıyla Suriye’den akan bu hat kesilmeden Hizbullah’ın askeri gücünün geriletilmesi neredeyse imkansızdı. Hizbullah’ın yanı sıra Suriye, 1999’da Ürdün’den kovulan Hamas lideri Halid Meşal’e de 2001’den 2012’ye kadar kapılarını açarak örgüt için güvenli bir liman olmuştu. İşgal altındaki Golan Tepeleri nedeniyle İsrail ile teknik olarak savaşta olan Suriye, Nakba gibi önemli yıldönümlerinde Filistinlilerin Golan’daki sınır güvenlik şeridine yürümesine de izin veriyordu.

Her ne kadar bugün Ebu Zuhur Havalimanının bombalanması veya Doğu Akdeniz’de İsrail’in Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile yakınlaşması bir İsrail-Türkiye savaşı’ ihtimalini gündeme getirse de 2011 ile 2014 arasında bu ikilinin, Esad yönetiminin yıkılması noktasında zımni bir ittifakta oldukları açıktı. Bu dönemde İsrail Suriye’nin güneyindeki cihatçı gruplarla iş birliğine giderek Şam’a Golan Tepeleri üzerinden baskı yaparken, Türkiye de bizzat kendi güney sınırlarını cihatçılara açarak İsrail ile arasındaki tamponu kendi elleriyle fiilen yıktı.

Sivil başkaldırıdan silahlı çatışmaya

O dönem New York Times gazetesinin yayınladığı bilgilere göre, Hırvatistan’dan satın alınan ağır silahlar, Katar, Suudi Arabistan ve Ürdün kargo uçaklarıyla Ankara Esenboğa ve İstanbul Atatürk havalimanlarına indirilip, oradan Amerikan ve Türk istihbaratlarının koordinasyonunda sınırdan Suriye’ye sokuluyordu. 2014 senesinde ABD ile yapılan anlaşma kapsamında Antep ve Antakya’da kurulan CIA mülakat odaları ve operasyon merkezleri üzerinden muhalif grupların eğitimi, silahlandırılması ve finansmanı yönetildi.

Bu süreçte Türkiye sınırları bir "cihat otobanı" diyebileceğimiz, El Kaide’nin Suriye kolu olan ve ilerleyen yıllarda Heyet Tahrir el-Şam’a (HTŞ) dönüşecek Nusra Cephesi ve Ahrar el-Şam gibi selefi grupların geçiş yaptığı mevzilere dönüştü. AKP iktidarı 2012'den itibaren Türkiye’nin Cilvegözü, Akçakale ve Öncüpınar sınırlarının karşısındaki Bab el-Hava, Tel Ebyad ve Cerablus gibi kritik sınır kapılarının Esad yönetimindeki ordudan alınarak önce Türkiye destekli ÖSO, ardından Nusra gibi cihatçı yapıların kontrolüne geçmesine tek taraflı açık kapı politikalarıyla Esad ordusunu sınırdan uzak tutup fiilen alan açtı.

Dönemin ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, 2014’te Harvard Üniversitesi’nde yaptığı bir konuşmada Türkiye’nin cihatçılara aktardığı kaynaklar ve hiçbir denetim olmayan sınır geçişleri için şöyle demişti: “Bölgedeki müttefiklerimiz Suriye’deki en büyük problemimizdi. Esad’ı devirme ve bir Sünni-Şii vekalet savaşı çıkarmada çok kararlıydılar. Esad’la savaşacak herkese yüz milyonlarca dolar para ve on binlerce ton silah akıttılar. El Nusra ve El Kaide gibi radikal unsurları kabul ettiler. Erdoğan bana 'Haklıydınız, çok fazla insanın geçişine izin verdik, şimdi sınırı mühürlemeye çalışıyoruz' dedi.”

Tablo buydu.

Güneyde bitmeyen İsrail işgali

Aynı esnada İsrail de Suriye’nin güneyindeki Golan, Kuneytra ve Dera’da Nusra Cephesi ile benzer bir iş birliği yürüttü. Amaçları Hizbullah ve İran’ın, Golan sınırlarında İsrail işgaline karşı bir cephe açmasını engellemek ve Esad yönetimini güneyden de yıpratarak istikrarsızlaştırmaktı.

BM Ateşkes Gözlem Misyonu (UNDOF) raporlarına göre, Golan’daki İsrail ordusu ile Suriyeli cihatçı gruplar arasında yüzlerce kez doğrudan temas yaşandı. Binlerce cihatçı İsrail hastanelerinde tedavi edildi; ceplerine para, ellerine silah verilerek yeniden Suriye’ye gönderildiler. İş birliği sadece bunlarla da sınırlı kalmadı. İsrail, cihatçıların sahada ilerlemesi için doğrudan hava ve topçu koruması sağladı. 27 Eylül 2014’te Kuneytra sınır kapısının Nusra Cephesi’nin eline geçmesiyle sonuçlanan çatışma, bizzat İsrail ordusu ile Nusra lideri Ebu Darda arasındaki koordinasyonla gerçekleştirildi. İsrail ordusu, Suriye ordusuna ait savunma mevzilerini yoğun bombardımana tutarak Nusra’nın önünü açmıştı.

Tıpkı 2014’te Hatay’da Asi Nehri’nin altına döşenen boru hatlarıyla, IŞİD kontrolündeki kuyulardan gelen mazotun piyasa fiyatının üçte birine Türkiye tarafındaki depolara pompalanması gibi, İsrail de güneyde Golan Tepeleri'nde petrol arama planlarını hayata geçirdi. O dönem, eski ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney ve medya baronu Rupert Murdoch gibi isimlerin ortak olduğu “Genie Energy” şirketine Golan’da sondaj lisansı verildi ve bunun için Suriye topraklarında 15-16 kilometrelik, cihatçıların bekçiliğini yaptığı bir tampon bölge oluşturuldu.

2024’te Esad yönetiminin düşmesi ardından İsrail’in asıl “kazanımı”, Suriye’deki askeri varlığını genişleterek sahada kalıcı işgal bölgeleri kurması oldu. Bugün İsrail’in Suriye genelindeki askeri ve hava sahası kontrolüne baktığımızda, işgali altında dört ana bölgenin bulunduğunu görebiliriz.

  • Kuneytra Sınır Hattı: Eski BM gözlem şeridini kapsayan, Esad sonrası güçlerden tamamen arındırılmış ve İsrail ordusu tarafından askeri karakolların kurulduğu doğrudan işgal altındaki bölge.
  • Yarmouk Havzası ve Batı Dera: Hermon (Cebel-i Şeyh) Doğu eteklerini de içine alan ve İsrail'in doğrudan askeri etki alanı altında tuttuğu sınır hattı. Suriye’nin ise hidroelektrik tedariki açısından hayati öneme sahip.
  • Genişletilmiş Nüfuz Alanı (53 bin km²): Şam kırsalı, Dera, Kuneytra, Süveyda ve Humus’un güneyini kapsayan, İsrail'in dilediği zaman operasyon düzenleyebildiği devasa hava ve kara sahası.
  • Hava Koridoru (Suriye Hava Sahası): Olası bir İran füze hareketliliğini henüz Suriye semalarındayken engellemek için kullanılan ve İsrail'in İran'a yönelik doğrudan saldırılarında transit geçiş güzergahı olarak açık tuttuğu tüm Suriye hava sahası.

Bu bölgelerin İsrail için bir diğer önemli yanı ise suya erişim sorunundan dolayı, içme suyunun yaklaşık yüzde 80'ini Akdeniz’deki deniz suyu arıtma tesislerinden karşılamasıdır. 2025 başı itibarıyla İsrail ordusu, Kuneytra ve Dera’nın can damarı sayılabilecek güney Suriye’nin en büyük rezervlerinden Al-Mantara Barajı'nı doğrudan kontrolü altına aldı.

Çıkarlar ayrışıyor

İki tarafın da beslediği cihatçılar 2024’te Şam’ı ele geçirdikten sonra bu resmi olmayan ortaklık can çekişen Suriye üzerinde bir “miras kavgası”na dönüşmeye başladı. Ebu Zuhur Havalimanı’nın 18 Ağustos’ta İsrail tarafından bombalanması ise artık bir ‘fiziki çatışma’ olasılığını çok daha görünür hale getirdi. İsrail bu saldırılara gerekçe olarak, Türkiye’nin söz konusu hava üssüne ağır askeri ekipman ve teçhizat sevk etmeye hazırlandığı iddiasını gösterdi. Benzer şekilde, geçmişte de Suriye’ye ait stratejik T4/Tiyas ve Şayrat hava üslerini hedef almış, Türkiye’nin bu üslere konuşlandırmayı planladığı hava savunma teknolojilerini peşinen devre dışı bırakmıştı.

İsrail’in Suriye’deki en büyük ihtirası, havada ve karada yürüttüğü operasyonları kısıtlayacak her türlü askeri-teknik varlığın sahada yer edinmemesi. İsrail medyası Türkiye’nin HTŞ ile askeri iş birliğine dikkat çeken yayınlar yapıyor.  The Times of Israel gazetesi Türk yapımı SİPER uzun menzilli hava savunma sistemlerinin Suriye sahasına sürüleceği iddialarınıve bunun Tel Aviv’de ‘kırmızı alarm’a yol açtığını duyuruyor. Hatta Şam Uluslararası Havalimanı’na sivil amaçlı kurulan ASELSAN HTRS-100 radarının varlığı bile İsrail medyasında doğrudan bir tehdit olarak tartışılıyor.

Suriye üzerindeki bilek güreşinin askeri boyutunun arkasında ise, esasen "yeniden inşa" üzerinden kurulan nüfuz savaşı yatıyor. İsrail’in güneyden askeri zorbalıkla kurduğu nüfuz alanına karşılık Türkiye, kuzeyden başlayarak ülkenin ekonomisine sızan bir sermaye ihracı ve ekonomik nüfuz politikası izliyor.

Sanayi şehirleri hamlesi

Türkiye, Suriye'nin kuzeyini doğrudan kendi pazarına entegre edecek altyapılar inşa ediyor. Bu kapsamda Suriye Serbest Bölgeler Genel Otoritesi ile sınır yönetim projeleri yürüten Türk şirketi BOMACO arasında "İdlib Serbest Ticaret Bölgesi ve Kuru Liman Projesi" için bir Mutabakat Zaptı imzalandı. Yap-İşlet-Devret (YİD) modeliyle yürütülen ve 1,1 milyon metrekarelik bir alanı kapsayan bu dev proje, orta vadede iki ülke arasındaki sınır ticaretini 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor.

Yakın zamanda imzalanan bir diğer kritik anlaşmayla, Türk İsra Holding ile Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanlığı arasında, İdlib bölgesinde yer alan Bab El-Hava Sanayi Şehri'nin genişletilmesi ve altyapısının Türk şirketlerince üstlenilmesi kararlaştırıldı.

Halep kırsalındaki Al-Rai sanayi kentinde ise LC Waikiki (Taha Grup) doğrudan kendi fabrikasını kurarak üretime başladı. Tesis ilk etapta 150 işçi çalıştırmaya başladı. Suriye’de asgari ücret 105 dolar bandında.

Rakka’da Türk şirketi Kayan Ticaret Holding Grubu ve MYB ile bir sanayi ve zanaat bölgesinin kurulmasına yönelik sözleşme imzalandı.

Sınır hattındaki El Bab, Azez, Cerablus ve Çobanbey’deki organize sanayi bölgeleri (OSB) hızla Türk sermayesinin üretim üslerine dönüştü. Özellikle Çobanbey OSB'de 100’den fazla Türk firması faaliyette.

Enerji ve ulaştırma ağlarında anlaşmalar

Açıklanan rakamlara göre Suriye’nin yeniden inşası kapsamında yürütülen enerji, ulaştırma ve lojistik projelerinin toplam bedeli 11 milyar doları buluyor.

Türkiye'den Kalyon Holding ve Cengiz Holding, Katar’dan UCC Holding ve ABD’den Power International ortaklığı ile Şam yönetimi arasında devasa bir enerji anlaşması imzalandı. Proje kapsamında Treyfi, Zeyzun, Deyrizor ve Mhardeh'te doğal gaz kombine çevrim santralleri ile Vidyan al-Rabi bölgesinde güneş enerjisi santrali inşa ediliyor.

İstanbul Havalimanı’nı inşa eden konsorsiyumun ortakları Kalyon, Cengiz ve TAV, Katarlı UCC Holding ortaklığıyla Şam Uluslararası Havalimanı’nın genişletilmesi ve yap-işlet-devret modeliyle işletilmesini 4 milyar dolarlık bir sözleşme bedeliyle üstlendi.

Akdeniz ticaretinin en kritik limanlarından olan Tartus'ta, Suriye Genel Otoritesi ile Türk denizcilik devi Kuzey Star arasında 30 yıllık işletme sözleşmesi imzalandı.

Suriye'nin en büyük deniz ticaret kapısı olan Lazkiye Limanı konteyner terminalini işleten Fransız lojistik tekeli CMA CGM’nin hisselerinin yüzde 24’ü, Türk şirket Yıldırım Holding'e ait.

Türk şirket Tiryaki Agro Group’un Suriye’deki iştiraki olan Tiryaki Syria, Suriye Egemenlik Fonu ile yaptığı yatırım anlaşmasıyla Hama’da bulunan Al-Alamiya yağ fabrikasının işletmesini devraldı.

Türkiye, ekonomik yatırımların yanı sıra kendi yerli savaş sanayisini de Suriye topraklarına ihraç ediyor. Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) verilerine göre, 2025 yılında Koç Holding iştiraki olan Otokar üretimi Cobra APC ile Nurol Makine üretimi Ejder zırhlı araçlarının Suriye’ye doğrudan satışı gerçekleşti.

Olası çatışmanın sınırları

2011–2024 arasında Şam yönetimini devirmek için kuzeyde ve güneyde işletilen örtük Türkiye-İsrail iş birliği, Esad’ın düşmesiyle ortak “düşman”ın ortadan kalkması ve aradaki tamponun bizzat yıkılması sonucu bugün açık bir nüfuz kavgasına alan açmış oldu. Bu dönüşüm sahada Suriye’nin fiili olarak paylaşımı kavgasını beraberinde getirdi. İsrail güneyde barajları, Lübnan sınırını ve hava sahasını doğrudan askeri kontrolüne alırken, Türkiye de kuzeyde Kalyon, Cengiz ve LC Waikiki gibi şirketlerle havalimanı, enerji santralleri ve sanayi bölgelerine yerleşimini başlattı. Dolayısıyla Ebu Zuhur’un bombalanması iki ülke arasında bir çatışma ihtimalini gündeme getirse de, Hayfa ve Mersin limanları arasında üçüncü ülke bayraklarıyla gidip gelen gemiler ve her ikisi üzerindeki ABD vesayeti doğrudan sıcak çatışmaya girme ihtimalini sınırlıyor.

Deniz ticareti ‘hülle yoluyla’ devam ediyor

Suriye’de pay kapmaya çalışan Türkiye ve İsrail, tüm düşmanlık açıklamalarına rağmen iş birliği yapmaya da devam ediyor. MarineTraffic denizcilik veritabanının 28 Ağustos tarihli canlı uydu kayıtları, resmi ağızların “İsrail ile tüm ticari ilişkiler kesilmiştir” açıklamalarına rağmen, Mersin, Aliağa ve Ambarlı limanları ile İsrail’in Hayfa ve Aşdod limanları arasında ambargoları bypass etmek amacıyla üçüncü ülke bayraklı gemiler üzerinden ticaretin sürdüğünü ortaya koyuyor.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
05.09.2026 12:58 / Güncelleme: 14:32

Trabzonspor'da kadro büyük ölçüde değişti: 15 transfer, 23 ayrılık

Trabzonspor, 2026-27 sezonu yaz transfer döneminde kadrosunda kapsamlı bir değişikliğe gitti. Bordo-mavililer Mohamed Salah, Fabinho ve Franculino Dju’nun da aralarında bulunduğu 15 futbolcuyu kadrosuna katarken, 23 oyuncuyla yollarını ayırdı.

Trabzonspor'da kadro büyük ölçüde değişti: 15 transfer, 23 ayrılık

Fotoğraf: AA

05.09.2026 15:47 / Güncelleme: 15:52

ODTÜ’de 'rant yolu' tüm tepkilere rağmen devam ediliyor

ODTÜ ormanından geçen Bilkent-İncek yolu projesinde çalışmalar sürerken öğrenciler projeye karşı eyleme geçti. Öğrenciler, “Şehrimizin ciğerinin rantçıların kâr hevesi için talan edilmesine karşıyız” dedi.

ODTÜ’de “rant yolu” tüm tepkilere rağmen devam ediliyor

Fotoğraf: Evrensel

05.09.2026 11:52

Danıştay iptal etti, çalışmalar sürdü: Gaia RES projesinde 14 bin 945 ağaç kesildi

Muğla’da Gaia RES projesine verilen onay Danıştay tarafından iptal edilmesine rağmen sahadaki çalışmalar sürdü. Son ÇED raporunda 20 türbinin mekanik kurulumunun tamamlandığı, kesilen ağaç sayısının 14 bin 945’e ulaştığı belirtildi.

Danıştay iptal etti, çalışmalar sürdü: Gaia RES projesinde 14 bin 945 ağaç kesildi

Fotoğraf: Ayşe/Pexels

05.09.2026 11:11

Pentagon'da sızıntı soruşturması: Yaklaşık 50 üst düzey personele poligraf testi

ABD Genelkurmay Başkanlığı'nda görev yapan yaklaşık 50 üst düzey personelin, İran’a yönelik saldırılarla ilgili gizli bilgilerin basına sızdırılması iddiaları üzerine poligraf testine tabi tutulduğu öne sürüldü.

Pentagon'da sızıntı soruşturması: Yaklaşık 50 üst düzey personele poligraf testi

Fotoğraf: DHA

05.09.2026 10:35 / Güncelleme: 10:41

Maraş'taki okul saldırısı davası: Failin annesinin tahliyesine itiraz edildi

Maraş’taki okul saldırısına ilişkin davada, ölen saldırganın annesi sanık Peyman Pınar Mersinli'nin tahliyesine Cumhuriyet Başsavcılığı'nca itiraz edildi.

Maraş'taki okul saldırısı davası: Failin annesinin tahliyesine itiraz edildi

Fotoğraf: DHA

05.09.2026 14:25

Cumartesi Anneleri 1119’uncu kez Galatasaray’da: 'Fethi Ildır için adalet istiyoruz'

Cumartesi Anneleri/İnsanları, 1119’uncu hafta eyleminde 1993’te gözaltına alındıktan sonra işkence izleri taşıyan bedeni bulunan Fethi Ildır’ın dosyasını gündeme getirdi: “Zaman, adalet hakkımızı ortadan kaldırmaz.”

Cumartesi Anneleri 1119’uncu kez Galatasaray’da: “Fethi Ildır için adalet istiyoruz”

Fotoğraf: MA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!