06.09.2026 00:35

Beyaz Kağıt ve Kara Defter

Bugün ne Aleviler ne de Kürtler 1514 şartlarında yaşıyorlar. Ne Türkiye ne de Ortadoğu 1514 kamplaşmasında değildir. Bugün Alevilerin ve Kürtlerin kurtuluşu ortak mücadeleden geçmektedir.

Beyaz Kağıt ve Kara Defter

İdris-i Bitlisi'nin minyatürlerdeki tasviri

Av. Kemal Derin


 

Yavuz Selim–İdris-i Bitlisi tartışmasında gözden kaçan tarih, gözden kaçırılan hafıza:

Tartışmanın merkezinde bir Beyaz Kâğıt ve bir Kara Defter vardır.

Beyaz Kâğıt, ortalıkta dolaşan metinde geçiyor: Yavuz'un İdris-i Bitlisi ’ye uzattığı, “ne istersen yaz” dediği Beyaz Kâğıt, boş sayfa. Bir ittifakın, bir açılan kapının, Ortadoğu’ya uzanan bir stratejinin sembolü olarak sunuluyor. Zarif bir imge. İnsanın içini ısıtacak kadar zarif.

Kara Defter ise tarihin arşivinde duruyor. Kara Defter ’de 1512’nin sonu, 1513’ün başı vilayetlere gönderilen hükümler var: Kendi bölgenizdeki Kızılbaşları gizlice tespit edin ve Kara Defter’e yazın. Sonra ikinci bir emir: Kara Defter’e yazılanları öldürün yazıyor.

Bugün bir kesim bize Beyaz Kâğıdı gösteriyor ve Kara Defter yokmuş gibi davranıyor.

Kronoloji, kimsenin lehine değil

Bu tartışmada en çok tekrarlanan yanlış şudur: Anadolu'daki Alevi kıyımının Çaldıran Savaşı’yla başladığı ve İdris-i Bitlisi’nin bu kıyımın mimarı olduğu. Bu yanlışı Alevi kamuoyunun bir bölümü de tekrarlıyor, karşı taraf da bunun üzerinden savunma yapıyor. Oysa takvim ikisini de yalanlıyor.

Yavuz Selim 24 Nisan 1512’de tahta çıkıyor. Hükümdar olur olmaz Ali bin Abdülkerim Halife isminde bir şahıs ona bir ariza -bir rapor- takdim ediyor. Memleket meselelerini sıralayan bu raporda Kızılbaşlara ayrı bir bölüm ayrılmıştır ve Kızılbaşlar “halli” yani bertaraf edilmesi gereken “bir sorun” olarak ortaya konuluyor. (Bu rapor Topkapı Sarayı Arşivi’nin 3192 numarasında kayıtlıdır.)

Bunun ardından Yavuz Selim, mecliste hazır bulunan ulemadan “Şah İsmail ile taraftarlarının küfrüne ve kanının helalliğine dair” fetva verilmesini istiyor. Mecliste bulunan Sarugürz lakaplı Kazasker Nureddin Hamza Yavuz’a istediği fetvayı veriyor. (Bu fetva Topkapı Sarayı Arşivi’nin 12077 numarasında kayıtlıdır.)

Sonra Yavuz’un hükümleri Beylerbeyi ile Sancak Beylerine ulaştırılmak üzere yola çıkıyor: Kara Defter tutuluyor, Kızılbaşların isimler birer birer bu Kara Defter’e yazılıyor ve ikinci bir emir ile Kara Defter’e yazılanlar öldürülüyor.

Ve bu kıyım en geç 24 Nisan 1513’te tamamlanıyor.

Çaldıran ise 23 Ağustos 1514’tür.

Yani Anadolu'da Kızılbaş kırımı, Çaldıran’dan bir yıl dört ay önce bitmiştir. Savaşın öfkesiyle patlamış bir taşkınlık değildi; bizzat savaşın hazırlığıydı. Cephe gerisi, daha cephe kurulmadan, kıyım emrini verenlerin tabiri ile “temizlenmişti.” Sıklıkla telaffuz edilen 40 bin sayısı Kara Defter’e kaydedilenlerin sayısıdır. Oysa katledilenler bu sayının çok çok üzerindedir. “Şah İsmail taraftarları” kurgusu ile bir halk topluca kıyımdan geçiriliyor. 

İdris-i Bitlisi ‘ye gelince. O tarihlerde Anadolu'da bile değildir. II. Bayezid'in nişancısı ve özel kâtibiyken 1511'de Kahire'dedir, Memluk Sultanı Kansu Gavri'nin hizmetindedir. Yavuz'un daveti üzerine İstanbul'a gelişi 1513 kışını buluyor. Yani İstanbul’a ayak bastığında Anadolu'daki Kızılbaş kıyımı ya bitmiştir ya bitmek üzeredir.

Buraya kadar okuyup rahatlayanlar olacaktır. Rahatlamasınlar.

Düzeltilmiş tarih, benzetmeyi kurtarmıyor

Çünkü bu kronoloji iki şeyi aynı anda söylüyor.

Birincisi: İdris-i Bitlisi Anadolu’daki Kızılbaş katliamın doğrudan faili değildir. Bu, tarihe borcumuz olan bir dürüstlük. Söyleyelim.

İkincisi ve asıl mesele budur: Katliamın faili, o Beyaz Kâğıdı uzatan elin sahibidir. İdris-i Bitlisi olmasaydı da Kara Defter tutulacaktı, fetva verilmişti, hükümler vilayetlere gitmişti. Yavuz’un adı, İdris-i Bitlisi’den bağımsız olarak, o Kara Defter’in üzerinde yazılıdır.

Dolayısıyla “İdris-i Bitlisi katliamdan sorumlu değil” savunması, benzetmeyi aklamak yerine sadece sorumluluğu tek bir isme, en ağır isme yığar. Ortada iki kişilik bir ittifak varsa ve birinin eli temizse, kirin tamamı diğerindedir.

Üçüncüsü: İdris-i Bitlisi’nin rolü, kıyımın sonrasına ilişkindir ve bu rol de masum değildir. Kaynaklar onun nüfuzunu kullanarak Kürt beylerinin bir bölümünü Çaldıran’da Osmanlı safında savaşmaya ikna ettiğini, Kürtleri Kızılbaşlarla savaşa teşvik ettiğini ve Anadolu'yu kılıç zoruyla Kızılbaşlardan temizlemek üzere onlara yemin ettirdiğini kaydeder. Çaldıran sonrasında Diyarbakır ve Erzincan'ın alınmasını, Doğu ve Güneydoğu'da Osmanlı hâkimiyetinin Kürt Mirleriyle ittifak halinde tesis edilmesini o örgütlemiştir. Bu tarihten sonra yaşanan kıyımdan o da sorumludur. Kurduğu bu zemin, Osmanlı İmparatorluğu’nun güneye, Memluk topraklarına -Suriye'ye, Mısır'a, Hicaz'a- doğru yayılmacı, fetihçi siyasetine hizmet etmiştir.

Şimdi soru şu: Alevi hafızasını rahatsız eden şey bir tarih dersindeki hata mıdır, yoksa bir yeminin içeriği midir?

Biz Alevilere sadece Beyaz Kâğıdı gösterenlere cevabımız açıktır: Biz Beyaz Kâğıdın yanında tarihte bir de Kara Defter var diye hatırlatmada bulunuyoruz. Çünkü bir halkın, Alevilerin hafızasında beş yüz yıldır diriliğini koruyan bir Kara Defter gerçeği vardır.

Metnin sahihliği

Söz konusu İmralı tutanakları reddedildi. 25 Ağustos tarihli el yazılı bir mesajda, kendisine atfedilen ifadelerin, görüşmelerin, belgelerin gerçek dışı olduğu bildirildi; İmralı heyetinden Mithat Sancar da iddia edilen “yüz yüze görüşmenin” olmadığını söyledi. Metni yayımlayan yayın ise kaynağını korudu.

Biz resmi açıklama niteliğinde olan İmralı heyetinin beyanlarının esas alınması gerektiği düşüncesindeyiz.

Bu tartışmayı bir kenara bırakalım. Ancak şunu da kayda geçirelim: Aynı benzetme, sahihliği kimsenin tartışmadığı bir metinde, 25 Nisan 2025'te PKK'nin fesih kongresine gönderilen “Perspektif” metninde zaten vardır. Orada “Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi ittifakı çok önemlidir. Osmanlının Ortadoğu imparatorluğu haline gelmesinde rol oynayan Ridaniye, Mercidabık, Çaldıran savaşları Kürt-Osmanlı ittifakının ürünüdür. Kürtler imparatorluğun asıl kurucu unsurlarından biri” olduğu yazılıdır. O metne bir yalanlama gelmedi. Gelmesi de beklenmiyor.

Yani mesele bir tutanağın sahih olup olmadığı değil. Mesele, bir siyasi hattın tarihsel referans arayışında ısrarla aynı kapıya varmasıdır.

Hafızanın simetrisi

Şimdi asıl meseleye gelelim.

Kürt halkının bir hafızası vardır ve bu hafıza en büyük saygıyı hak ediyor. Diyarbakır Cezaevi'nin adı anıldığında, o koğuşlardaki işkencenin failleri anıldığında bir halkın bilincinden geçenleri biliyoruz. Kimse çıkıp “efendim o dönemin konjonktürü”, “bağlamından kopardınız” diyemez. Derse, hakkıyla susturulur.

Peki bir gün biri çıksa ve bir siyasi model ararken Esat Oktay Yıldıran'a olumlu bir atıf yapsa? “Şu adamın yöntemi işe yaramıştı, bakın nasıl bir düzen kurmuştu” derse? Kürt halkı ne hissederdi?

İşte Yavuz'un adı olumlanarak anıldığında Alevilerin hissettiği tam olarak budur.

Beyaz kâğıda ne yazılır?

Kırk yıl süren bir savaşın bitmesi, bu topraklarda yaşayan herkesin en çok da her iki kadim halkın, Türk ve Kürt halkının yoksullarının kazancıdır. Silahların susması iyidir; susturanlar her daim hayırla anılacaktır.

Bugün ne Aleviler ne de Kürtler 1514 şartlarında yaşıyorlar. Ne Türkiye ne de Ortadoğu 1514 kamplaşmasında değildir. Bugün Alevilerin ve Kürtlerin kurtuluşu ortak mücadeleden geçmektedir. Demokratik bir Türkiye, Demokratik bir Cumhuriyet ancak Alevilerin ve Kürtlerin bir araya gelerek ortak mücadelesi ile mümkündür. Bu bir ütopya değil, bu bir hakikattir.   

Kalıcı barışın referansı Çaldıran değil laikliktir; Mercidabık değil Eşit Yurttaşlık’tır; Beyaz Kâğıda “ne istersen yaz” denilmesi değil, Kara Defter’de yazılanları unutmadan; herkesin kendi kimliği, kendi kültürü, kendi dili, kendi inancı ile varlığını koruyarak özgür ve eşit haklara sahip olarak yaşayacağı bu güzelim ülkede haklarının anayasada teminat altına alınmasıdır.

Beyaz Kâğıt güzel bir imgedir. Ancak üzerine 1514'ün mürekkebiyle halkların ve inançların özgür, eşit, barış içinde bir arada yaşama iradesine dair GELECEKLERİ yazılamaz.

Ve tarihteki o Beyaz Kâğıdı uzatanlar, bugünün ortak mücadele azmine inananlara, yani dostlarına bir şey daha borçludur: Yanındaki Kara Defter’i de masaya koymalıdırlar.

 

Kaynaklar

Celalzade Mustafa, Tabakatü’l Memalik ve Derecatü’l-Mesalik.
Solakzade, Solakzade Tarihi.
İbrahim Peçevi, Peçevi Tarihi.
Joseph von Hammer, Osmanlı Devleti Tarihi.
Alphonse de Lamartine, Osmanlı Tarihi.
Selahattin Tansel, Yavuz Sultan Selim.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
05.09.2026 12:58 / Güncelleme: 14:32

Trabzonspor'da kadro büyük ölçüde değişti: 15 transfer, 23 ayrılık

Trabzonspor, 2026-27 sezonu yaz transfer döneminde kadrosunda kapsamlı bir değişikliğe gitti. Bordo-mavililer Mohamed Salah, Fabinho ve Franculino Dju’nun da aralarında bulunduğu 15 futbolcuyu kadrosuna katarken, 23 oyuncuyla yollarını ayırdı.

Trabzonspor'da kadro büyük ölçüde değişti: 15 transfer, 23 ayrılık

Fotoğraf: AA

05.09.2026 08:20 / Güncelleme: 16:47

Otoyol ve köprüler için 30 yıllık sözleşme: Boğaziçi ve FSM de kapsamda

Erdoğan’ın imzasıyla üç otoyol daha özelleştirme kapsamına alındı. Mevcut otoyol ve köprülerle birlikte tek tek ya da gruplar halinde özelleştirilebilecek varlıklar için sözleşme süresi 30 yıl olarak belirlendi.

Otoyol ve köprüler için 30 yıllık sözleşme: Boğaziçi ve FSM de kapsamda

Fotoğraf: DHA (Temsili görsel)

05.09.2026 10:59

Amedspor Süper Lig'de yarın Kasımpaşa deplasmanında olacak

Süper Lig’in 4. haftasında Amedspor yarın deplasmanda Kasımpaşa ile karşı karşıya gelecek. Amedspor 6 puanla 5., Kasımpaşa 5 puanla 8. sırada bulunuyor

Amedspor Süper Lig'de yarın Kasımpaşa deplasmanında olacak

Fotoğraf: Amedspor

05.09.2026 11:52

Danıştay iptal etti, çalışmalar sürdü: Gaia RES projesinde 14 bin 945 ağaç kesildi

Muğla’da Gaia RES projesine verilen onay Danıştay tarafından iptal edilmesine rağmen sahadaki çalışmalar sürdü. Son ÇED raporunda 20 türbinin mekanik kurulumunun tamamlandığı, kesilen ağaç sayısının 14 bin 945’e ulaştığı belirtildi.

Danıştay iptal etti, çalışmalar sürdü: Gaia RES projesinde 14 bin 945 ağaç kesildi

Fotoğraf: Ayşe/Pexels

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!