05.09.2026 16:31 / Güncelleme: 18:00

Sarız'ın köyleri hizmet bekliyor: Göç, yoksulluk ve üretimsizlik büyüyor

Kayseri'nin Sarız ilçesinde köyler mahalle statüsüne geçirilmesine rağmen kamu hizmetlerinden yararlanamıyor. Ulaşım, yol, içme suyu, eğitim ve sağlık hizmetlerindeki yetersizlikler köylerde yaşamı zorlaştırırken köylüler sorunlarına çözüm istiyor.

Sarız'ın köyleri hizmet bekliyor: Göç, yoksulluk ve üretimsizlik büyüyor

Fotoğraf: Evrensel

Ali Çelebi


Kayseri’nin 10 binin üzerinde nüfusa sahip Sarız ilçesinde köyler, Büyükşehir Yasası ile mahalle statüsüne geçirilmesine rağmen kamu hizmetlerinden yeterince yararlanamıyor. Ulaşım, yol, içme suyu, eğitim ve sağlık hizmetlerindeki yetersizlikler köylerde yaşamı zorlaştırırken, tarım ve hayvancılığın gerilemesi göçü hızlandırıyor. Mahalle sakinleri ve muhtarlar, yıllardır çözüm bekleyen sorunlarının bir an önce giderilmesini istiyor.

Kayseri’nin Sarız ilçesinde yaşayan yurttaşlar, kamu hizmetlerinden yeterince yararlanamamaktan ve yıllardır çözülemeyen sorunlardan şikâyetçi. Büyükşehir Yasası’nın ardından köyler statülerini kaybederek mahalleye dönüştürüldü. İlk etapta köylüler, “Artık ilçenin bir mahallesiyiz, merkeze ne hizmet gelirse buraya da gelir” diyerek bu değişikliği sevinçle karşıladı.

Ancak gelinen noktada durumun hiç de beklendiği gibi olmadığı görülüyor. Köylerde yaşayan insanlar adeta kaderlerine terk edilmiş durumda. Ulaşım, yol, temiz içme suyuna erişim ve eğitim başta olmak üzere çok sayıda sorun mahallelerin ortak problemi haline gelmiş durumda.

Bu sorunları mahalle muhtarları ve mahalle sakinleriyle konuştuk.

“Sarız kamusal yatırımlardan yeterince pay alamıyor”

Emek Partisi Sarız İlçe Başkanı Derviş Altun, Sarız’ın uzun yıllardır kamusal yatırımlardan yeterince pay alamayan bir ilçe olduğunu belirterek ilçede yaşanan sorunları şöyle anlattı: “Sarız, uzun yıllardır kamusal yatırımlardan yeterince pay alamayan bir ilçedir. İş alanlarının yetersizliği, üretimin desteklenmemesi ve gençlerin gelecek umudunu yitirmesi nedeniyle sürekli göç veriyor. Göçü artıran en önemli nedenlerden biri de köy okullarının kapatılmasıdır. Taşımalı eğitim çocuklarımızın eğitimini zorlaştırırken köylerde yaşamı da zayıflatmıştır. Bir zamanlar Sarız’ın temel geçim kaynağı olan hayvancılık ve tarım bugün ciddi sorunlarla karşı karşıya. Yem, mazot, elektrik ve diğer üretim maliyetleri sürekli artarken üretici yeterince desteklenmiyor. Gençler köyde gelecek göremiyor, üretici üretmekte zorlanıyor.

Var olan yollar, altyapısı hazırlanmadan biraz çakıl dökülüp üzerine sıvı zift dökülerek sıkıştırılmış ve trafik kuralları gözetilmeden, tabiri caizse keçi yolu takip edilerek yapılmış yollar. Hava koşullarına bağlı olarak ve ağır vasıtaların geçmesi sebebiyle yollarda devasa çukurlar oluşmuş durumda. Birçok bölgede sürücüler yolun kenarındaki tarlaları kendilerine yol eylemiş.

Kış aylarında Sarız’da çok az insan kalıyor. Esnaf ayakta kalmakta zorlanıyor. İlçeye ayrılan bütçe ise yalnızca kayıtlı nüfus üzerinden hesaplanıyor. Oysa ihtiyaçlar sadece nüfus rakamlarıyla belirlenemez. Yaz aylarında Sarız’ın nüfusu kat kat artıyor. Binlerce hemşehrimiz memleketine geliyor. Bütçeler bu gerçek dikkate alınarak hazırlanmalıdır.

Bugün emeklilerimizin durumu da iç açıcı değildir. Çoğu, çocuklarının desteği olmadan temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hâle gelmiştir. Bakıma muhtaç yaşlılarımız ise çok ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Sarız’ın Kayseri’ye uzak olması sağlık hizmetlerine ulaşımı güçleştirmekte, ulaşım ve tedavi masraflarını artırmaktadır. Yaşlılarımızın huzurlu bir yaşam sürebilmesi için sosyal destekler ve kamusal bakım hizmetleri mutlaka geliştirilmelidir.”

“Sarız’a sahip çıkan yok”

Kurdini Mahallesi’nde yaşayan 75 yaşındaki Hamza Arık, 26 yıl Sarız’da öğretmenlik yaptı. Öğretmenlik eğitimi aldığı dönem dışında bütün yaşamını Sarız’da geçiren Arık, emekli olduktan sonra hayvancılıkla uğraştığını anlattı.

Arık, Sarız’da hayvancılığın geldiği noktayı anlatırken üreticinin yaşadığı sorunlara dikkat çekti: “Sarız’a sahip çıkan yok. Ben emekli olduktan sonra hayvancılık yaptım, yıllarca yaptım. 150 koyunum vardı. Öğretmendim, 100’den aşağı malım olmazdı. 10 senedir bu memlekette kuzu fiyatı üç aşağı beş yukarı hep aynı. Kayseri’de dört tane kesimci var. Bunların hepsi, soyadları da Oğlu, Müslümoğlu, Bakkaloğlu, bilmem ne oğlu… Buradan götürürler, bedava fiyatına keserdi yıllarca. Çünkü burada devlete ait bir kesimhane ya da hayvan entegre tesisi yok, üretici bunlara mecburdu.

Mal kalmadı. Baktı millet, ‘Mark alsam bundan iyi, dolar alsam bundan iyi.’ Bu yükseliyor, o yükseliyor, bizim malların fiyatı aynı kalıyor. ‘Ben hayvancılık yapayım?’ Arada da sahtekârlar çıktı. Vadeli verdi, parasını alamadı. Eee, çocuğunun sigortası yok, kendinin sigortası yok. Sattı malı, sattı malı… Sarız’da 40-45 bin civarı koyun vardı. Şimdi toplasan bütün köyleri, o zamanki Kırkısrak köyündeki malı kadar malı yok.

Bugün geldiniz, Tanrı misafiri. Ben yatırır, kuzu keserdim. Şimdi adaklık bulamıyorum. Şu gördüğün köyde iki sürü mal vardı. En az olanı 30-40 koyunu vardı. Toplamda 500 koyun ederdi iki sürü. 300 de kuzusu olurdu. 700-800 hayvan vardı.

Adam köyde duruyor, geliyor, şu üç harfli marketlerden yoğurt alıyor, süt alıyor, yumurta alıyor.

Ağaç kökten kurudu, kökten. Ağaç kökten kurudu. Kökten kuruyan ağacın çaresi yok. Daldan kurusa kesersin, budarsın; tekrar açar, tekrar yeşerir. Üretim bitti.”

“Çiftçinin ürettiği ürünün değerinde satılması için devlet garantisi olmalı”

Arık, üreticinin yaşadığı en büyük sorunlardan birinin ürettiği ürünü değerinde satamamak olduğunu belirterek devletin üreticiye garanti vermesi gerektiğini söyledi.

Arık, nohut üretiminden yaşadığı deneyimi şöyle anlattı: “Çiftçinin ürettiği ürünün değerinde satılması için devlet garantisi olmalı. Evvelki sene ben nohut ektim, 70 dönüm nohut ektim. Nohudu çıkardım. Dedim ki, ‘Dursun, yaza tohum ederiz, tohum isteyenlere satarım.’ Yaz oldu, ithal nohut getirdiler. Benim nohut o zaman 5 lira, 6 lira ediyordu. Belki 5-10 kuruş para kazanırdım. İthal gelince bizim nohudu almadılar. Bir sene içeride kaldı. Neredeyse küfleniyordu. 2,5 liraya mı ne nohut sattım. Tövbe ettim. Şimdi teşvik veriyorlar. Yüzde 75 teşvikli nohut diyorlar. Sarız’da eken yok. Neden yok? Çünkü kurtarmıyor. İşçi bulamıyor. Mazot pahalı, gübre pahalı. Sonra ithal geliyor. Satacak yeri yok. Benim bir sefer ürettiğim şey için devlet garantisi olması lazım.”

“Pancar ekmeye de patates ekmeye de tövbe etti”

Üreticinin kota ve düşük alım fiyatları nedeniyle üretimden uzaklaştığını belirten Arık, pancar ve patates üreticilerinin yaşadığı sorunları da anlattı: “Burada bir komşumun çocuğu var. Pancar ekti, kota koydular. 200 tona kota koydular. 2 liradan onu aldıysa fazlası 100 tonu 1 liradan aldılar. Eee, bu adam eker mi? Pancar ekmeye tövbe etti. Patates ekmeye tövbe etti. Kayseri’de parkta gördüğüm arkadaşlar bir seviniyor, öyle seviniyorlar ki… ‘3 liraya’ diyor, ‘tarladan patates aldık’ diyor. ‘Yahu 3 liraya aldın ama onu nasıl yiyorsun sen ya? 3 liraya patatesin ekmesi, sulaması, ilaçlaması, her şeyi dursun; toplamazlar, 3 liraya toplamazlar. Patatesi 3 liraya toplamazlar.’ Ona seviniyor. E para etmeyince ürün, çiftçi ekmekten vazgeçiyor. 10 lira olsa ne olur, ne değişir? 10 lira kazandım. 10 lira ne eder? Bir kişinin yemek parası değil. Biz bunu bilmiyor muyuz? Kafelerde bir kahve 100 lira, 200 lira. Bazı yerlerde 300 lira, 400 lira. Bazıları gidiyor; 50 bin, 70 bin, 100 bin lira veriyor, üç gün, beş gün tatile gidiyor. Biz insan değil miyiz?”

“Köye dönüş” için devlet desteği şart

Köylerden göçün tersine çevrilmesi ve insanların yeniden tarım ve hayvancılığa dönmesi için yapılması gerekenleri de anlatan Arık, yalnızca “köye dönüş” çağrısının yeterli olmayacağını söyledi: “Şimdi ‘Köye dönüş’ diyorlar. Diyorlar ki: ‘İstanbul’dan şu kadar insan geri döndü, Kayseri’den geri döndü.’ Köye gelecek ama babasından kalan ev yıkıldı. Hayvan alsa; bir koyun 20 bin lira, 18 bin lira. Bir inek 200 bin lira. Nasıl alıp köyde üretime geri dönecek? Traktör dese onu alamaz. Devlet destek verecek, büyük çiftlikler verecek, kuracak. İnsanları getirip oturtacak. Yani onun için diyorum, ağaç kökten kurudu diye. E köye döndün, sen geldin köye, babanın evi yıkıldı. Tarlalar hep dikenlik oldu, mera hâline aldı. Ne ile süreceksin? Mazot 80 lira, traktörün de yok. Bir dönüm tarlayı 500 liraya sürüyorlar, 500 liraya! 10 dönüm tarlayı sürdürmek 5 bin lira. Sadece onunla da bitmez; ikinci kültivatör çekmesi lazım, mibzer lazım, gübre lazım, ilaç lazım… E 10 dönüm tarlayı imar etmek ne demek biliyor musun?”

“Köylerin okulları kapatıldı, sağlık ocakları kapandı”

Köylerde kamu hizmetlerinin yetersiz olmasının göçü hızlandırıp hızlandırmadığını sorduğumuz Arık, eğitim ve sağlık hizmetlerinin köylerde yaşamın sürdürülmesi açısından belirleyici olduğunu söyledi:

“Hızlandırdı tabii, niye hızlandırmayacak ki? Adam köyde kalmış, çocuğu… Ya şimdi eğitime gelince ben öğretmenlik de yaptım. Devlet okulları bir sefer, özel okullar devlet okullarının önüne geçmemesi lazım. Sarız’da 1970’te, şimdiki gibi değil, maaşlar bankaya yatmazdı. Bordro usulü, gelir imza atarlardı. 203 tane kadrolu öğretmen çalışıyordu. Ama ne oldu? Göç vere vere şimdi hiçbir köyde öğretmen yok. Okullar kapalı. Oradaki çocuğunu okutmak için Kayseri’ye gitmesi haklı değil mi insanların? Özel okulda özel hoca tutuyor, öğretmen tutuyor, 1 milyon servis parası veriyor, yolluyor. Devlet okulları da öyle değil yani, sistem çalışmıyor artık. İnsanlar kendi hâlinde perişan. Ben öğretmen maaşımla dokuz çocuk okuttum. Şimdi bir çocuğu okutmak bile çok zor.”

“Durak var ama otobüs yok”

Kurdini Mahallesi’nden yaşlı bir yurttaş da yol üzerinde beklerken gazetemize yaşadığı ulaşım ve geçim sorunlarını anlattı. Yol kenarında bekleyen yurttaş, kendisini Sarız’a bırakmamızı istedi. Eşinin rahatsız olduğunu, tansiyon ve şeker hastası olduğunu belirterek erkenden Sarız’a varmak istediğini söyledi.

“Durak var ama otobüs yok. Ya taksi tutacaksın ya da sizin gibi hayırsevere el kaldırıp ricada bulunacaksın Sarız’a gitmek için” diyen yurttaş, isminin Abdullah olduğunu söyledi.

Abdullah, yaşadığı ekonomik sıkıntıları ise şöyle anlattı: “Yollarımız çok bozuk, hayat pahalı. Ben emekliyim. Lokantada bir tabak kuru fasulye 300 lira. Ben nasıl besleneyim? Biz yaşlılar ölüme terk edilmişiz.”

“Yol, içme suyu, park ve yeşil alan lütuf değil, kamusal hizmettir”

Fotoğraf: Evrensel

Fotoğraf: Evrensel

Gazetemize konuşan Kırkısrak Mahallesi Muhtarı Mehmet Babür ise mahallede yaşanan sorunların yıllardır çözülemediğini söyledi. Babür, temel kamusal hizmetlerin yurttaşlara bir lütuf gibi sunulmaması gerektiğini belirterek şöyle konuştu: “Yol, içme suyu, park, yeşil alan ve çocuk oyun alanları bir lütuf değil, kamusal hizmettir. Ama biz bunların hiçbirisinden yararlanamıyoruz. İster büyükşehir belediyesine ister ilçe belediyesine başvur, hepsinin cevabı ‘Bütçe yok’ oluyor. Ama bu gerçek değil. Hükümet buralardan yeterli oy alamadığı için hizmet getirmeyerek, yatırım yapmayarak adeta halkı cezalandırıyor. Misal, bizim köy büyük, 12 mahalleden oluşuyor. Yollarımız hâlâ tamamı asfalt değil. Köyün belli bir noktasına kadar mıcır dediğimiz asfalt, geri kalanı stabilize, toprak yol. Asfalt olan kısımda kırıklar oluşmuş, derin çukurlar var. Mahalle sakinleri bu sebeple arabalarıyla evlerine gidemez durumda. Hiçbir mahallemizde kilit taşı yok. İçme suyunu mahalleli kendi imkânlarıyla getiriyor. Hangi birini sayayım? Bir sürü sorun var. İstihdam olmayınca gençler köyü terk ediyor. Ağırlıklı olarak yaşlı nüfus var. Bir sağlık ocağımız bile yok. Bu mağduriyetimizin bir an evvel giderilmesini istiyoruz.”

“Hizmetin olmadığı yerde kimse kalmak istemiyor”

Damızlık Mahallesi Muhtarı Yakup Doruk da mahalle yollarının bozuk olduğunu ve yeterince kamu hizmeti alamadıklarını belirterek hizmet eksikliğinin göçü hızlandırdığını söyledi.

Doruk, mahalle yollarındaki sorunları şöyle anlattı: “Yollarımız bozuk, derin çukurlar oluşmuş durumda. En önemlisi üç-dört tane keskin viraj var. Görüş mesafesi hemen hemen hiç yok. Ciddi kaza sebebi. Bütün yetkili birimlere başvurduk yapılması için. Kimse bize ‘Yok, yapmayız’ demiyor. ‘Değerlendirmeye aldık’ diyorlar. İki yıl sonra tekrar gidip sorduğumuzda ‘Değerlendiriyoruz’ diyorlar. Yani bu yolların yapılması için birilerinin kaza yapıp ölmesi mi lazım?”

“Yolları lalettayin yama yapıp bırakıyorlar”

Kayseri merkeze 180 kilometre, Sarız ilçesine ise 37 kilometre mesafede olduklarını belirten Doruk, bölgenin kış koşullarının oldukça çetin geçtiğini söyledi. Doruk, yolların bakımının yeterince yapılmadığını ifade ederek, “Kışlar bu coğrafyada çok çetin geçer. Yolları lalettayin yama yapıp bırakıyorlar. Bir yıl sonra aynı problem yine baş gösteriyor” dedi.

İki yıl önce 50 dekarlık ormanlık alanın yandığını da belirten Doruk, yangını söndürmek için arazi yollarının bile bulunmadığını söyledi.

“130 haneden yaklaşık 30-40 hanesi göçtü”

Eğitim ve göç sorununa da değinen Muhtar Yakup Doruk, 130 haneli mahallede ilkokul ve ortaokul bulunduğunu, yaklaşık 90 öğrencinin eğitim gördüğünü ancak kadrolu öğretmen bulunmadığını söyledi.

Doruk, öğretmenlerin mahallede kalmak istemediğini belirterek şöyle konuştu: “130 hanelik bir mahalleyiz. İlkokul ve ortaokulumuz var, 90 öğrenci var ama kadrolu öğretmen yok. Gelen öğretmenler de kalmak istemiyor. Bir şekilde yolunu bulup tayin çıkarıp gidiyorlar. Eğitim sorunu, sağlık sorunu, yol, ulaşım sorunu… Hizmet yok. Dolayısıyla insanlar ülkenin farklı şehirlerine göç etmek zorunda kalıyorlar. 130 haneden yaklaşık 30-40 hanesi göçtü. İnsanlar göçtükten sonra hizmet gelse ne olur, gelmese ne olur? İş sahası yok. Ürettiğinin hiçbir değeri yok. Yem, mazot, gübre fiyatları almış başını gitmiş. Kimse durmak istemiyor. Böyle giderse kimse kalmaz buralarda.”

“1986’dan kalma borularla hâlâ su içiyoruz”

Mahallenin içme suyu sorununa da dikkat çeken Doruk, yıllardır çözülmeyen altyapı sorunları nedeniyle yurttaşların sağlıklı içme suyuna erişmekte zorlandığını belirtti.

Doruk, “1986’da kendi imkânlarımızla, o zaman iş makineleri yoktu, kazma kürekle kazıyıp döşediğimiz döküm borulardan hâlâ su içiyoruz. Birçok eve su çıkmıyor. Asbestli ve oksitli borular” dedi. KASKİ’ye başvurduklarını belirten Dere, kendilerine “Evler yüksek, ondan su çıkmıyor” denildiğini söyledi. Dere, bu açıklamaya tepki göstererek, “Böyle bir şey olur mu?” diye sordu.

“Bizi oy deposu olarak görmesinler”

Yaşadıkları sorunların çözülmemesine tepki gösteren Muhtar Yakup Doruk, yetkililere ve hükümete çağrıda bulundu.

Dere, mahalle sakinlerinin yıllardır hizmet beklediğini belirterek, “Bizi oy deposu olarak görmesinler. Bu mahalle daha önceki seçimlerde de yaptı. Önümüzde olacak seçimde sandığı boş kapatacağız” diyerek tepkisini dile getirdi.

Sarız’ın köylerinde ve mahallelerinde yaşayan yurttaşların anlattıkları, ulaşım, eğitim, sağlık, içme suyu, tarım ve hayvancılık başta olmak üzere temel sorunların birbirini beslediğini ortaya koyuyor. Kamusal hizmetlerin yetersizliği yaşam koşullarını ağırlaştırırken, üretimin gerilemesi ve iş alanlarının bulunmaması özellikle genç nüfusu ilçeden ayrılmaya zorluyor. Yurttaşların ortak talebi ise yıllardır biriken sorunların artık ertelenmeden çözülmesi ve Sarız’ın kamusal yatırımlardan hak ettiği payı alması.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
05.09.2026 12:58 / Güncelleme: 14:32

Trabzonspor'da kadro büyük ölçüde değişti: 15 transfer, 23 ayrılık

Trabzonspor, 2026-27 sezonu yaz transfer döneminde kadrosunda kapsamlı bir değişikliğe gitti. Bordo-mavililer Mohamed Salah, Fabinho ve Franculino Dju’nun da aralarında bulunduğu 15 futbolcuyu kadrosuna katarken, 23 oyuncuyla yollarını ayırdı.

Trabzonspor'da kadro büyük ölçüde değişti: 15 transfer, 23 ayrılık

Fotoğraf: AA

05.09.2026 17:38 / Güncelleme: 17:51

2026 CEV Avrupa Şampiyonası: Sırbistan'ı 3-0 yenen A Milli Kadın Voleybol Takımı finalde

2026 CEV Avrupa Şampiyonası yarı finalinde Sırbistan'ı 3-0 yenen A Milli Kadın Voleybol Takımı finale yükseldi.

2026 CEV Avrupa Şampiyonası: Sırbistan'ı 3-0 yenen A Milli Kadın Voleybol Takımı finalde

Fotoğraf: AA

05.09.2026 15:17

Filipinler'de Başkan Yardımcısı Sara Duterte kefaletle serbest bırakıldı

Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. ve yakınlarına yönelik ölüm ve suikast tehdidinde bulunmakla suçlanan Başkan Yardımcısı Sara Duterte, hakkında çıkarılan tutuklama emrinin ardından kefaletle serbest bırakıldı.

Filipinler'de Başkan Yardımcısı Sara Duterte kefaletle serbest bırakıldı

Fotoğraf: Released by PHLPost/Wikimedia Commons Public domain

05.09.2026 10:35 / Güncelleme: 10:41

Maraş'taki okul saldırısı davası: Failin annesinin tahliyesine itiraz edildi

Maraş’taki okul saldırısına ilişkin davada, ölen saldırganın annesi sanık Peyman Pınar Mersinli'nin tahliyesine Cumhuriyet Başsavcılığı'nca itiraz edildi.

Maraş'taki okul saldırısı davası: Failin annesinin tahliyesine itiraz edildi

Fotoğraf: DHA

05.09.2026 15:31

Bursa’da orman yangını: Alevler rüzgarın etkisiyle büyüdü

Bursa’da Orhaneli ile Orhangazi ilçeleri arasındaki ormanlık alanda çıkan yangın, rüzgarın etkisiyle büyüdü. Ekiplerin yangını kontrol altına almak için havadan ve karadan müdahalesi sürüyor.

Bursa’da orman yangını: Alevler rüzgarın etkisiyle büyüdü

Fotoğraf: DHA

05.09.2026 14:44

Damla Ulutaş: Bisikletli ölümler son bulsun, adalet istiyoruz

Alkollü sürücünün çarpması sonucu hayatını kaybeden bisikletli İlyas Ulutaş’ın davasının ilk duruşması öncesi ailesi ve bisiklet sürücüleri, 8 Eylül saat 10.30’da Ankara Sıhhiye Adliyesi’nde buluşma çağrısı yaptı.

Damla Ulutaş: Bisikletli ölümler son bulsun, adalet istiyoruz

İlyas Ulutaş

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!