20’nci Karaburun Bilim Kongresi başladı: 'Bilim halkındır, üniversiteler toplumundur'
20’nci Karaburun Bilim Kongresi, “Emek/Emekçiler” temasıyla başladı. Özgür ve eleştirel bilim, üniversitelerde güvencesizlik ve emek mücadelesinin ele alındığı açılış konuşmalarında, “Bilim halkındır, üniversiteler toplumundur” denildi.
Fotoğraf: Evrensel
İzmir — 20’nci Karaburun Bilim Kongresi, “Emek/Emekçiler” temasıyla başladı. Kongrenin açılışında konuşan KESK Eş Başkanı Ahmet Karagöz, Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Eğitim-Sen İzmir 3 No’lu Şube Başkanı Lülüfer Körükmez ve Karaburun Gündelik Yaşam Bilim ve Kültür Derneği adına Ali Karayel, özgür ve eleştirel bilim, üniversitelerin özerkliği ve emek mücadelesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kongrenin 20 yıllık birikimine dikkat çeken KESK Eş Başkanı Ahmet Karagöz, Karaburun Bilim Kongresi’nin bilimi halktan, üniversiteyi sokaktan koparmaya karşı bir direniş odağı olduğunu söyledi. Kongrenin 2006’da “Bilim ve İktidar” ana temasıyla başlayan yolculuğunun bugün de sürdüğünü belirten Karagöz, “Karaburun’un otoriter yönetimler ve sermaye kuşatmasının kamusal alanı ve bilimi boğmaya, akademiyi kışlaya çevirmeye çalıştığı zor dönemlerde her zaman özgür ve eleştirel bilimin sesi olmayı Karaburun Bilim Kongresi bugün olduğu gibi sürdürmeye devam ediyor” dedi.
Karagöz, kongrenin oluşturduğu birikimin her yıl güçlendiğini ifade ederek, “Emekçilerin, kamunun ve halkın çıkarlarını savunmayı ilke edinen bir konfederasyon olarak bu kıymetli emek için bu kongreyi bugüne taşıyan başta bilim emekçileri olmak üzere bütün dostlara bir kez daha örgütüm adına teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız, iyi ki bu geleneği bu günlere ve geleceğe taşıyorsunuz” ifadelerini kullandı.
“Bilim halkındır, üniversiteler toplumundur”
Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ise Karaburun Bilim Kongresi’nin 20 yıllık ısrarın ve inadın adı olduğunu belirtti. Karaburun’un bilimin iktidarın vesayetine ve piyasanın buyruğuna teslim edilmeden üretilebileceğini gösterdiğini söyleyen Irmak, “Karaburun, Türkiye’de bilimin iktidarın vesayetine, piyasanın buyruğuna ve akademinin kışlaya çevrilmesine boyun eğmeden paylaşabileceğini gösteren ender mekanlardan birisi oldu” dedi.
Üniversitelerin kayyumlar, ihraçlar ve soruşturmalarla kuşatıldığına dikkat çeken Irmak, “Düşünmenin bedel ödemek anlamına geldiği bu yıllarda Karaburun özgür ve eleştirel bilimin nefes alabildiği bir kürsü, bir sığınak, bir direniş odası oldu” diye konuştu.
Fotoğraf: Evrensel
Eğitim-Sen olarak özgür bilim ile özerk ve demokratik üniversite mücadelesini birbirinden ayırmadıklarını vurgulayan Irmak, “Bizim için bilim halkındır, üniversiteler ise toplumundur” ifadelerini kullandı.
“Emeğin güvencesizleşmesiyle siyasetin otoriterleşmesi aynı madalyonun iki yüzü”
Türkiye’de son 25 yıllık dönemin aynı zamanda bir emek rejimi bilançosu olduğunu söyleyen Irmak, “Ülke büyüdü, kişi başına gelir arttı ama kimin için? İktidar yandaşları ve büyük sermaye için. Büyüyen pastadan emeğin payı, emekçilerin payı oldukça küçüldü” dedi.
Güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasına ve sendikal örgütlülüğün gerilemesine dikkat çeken Irmak, “Bölüşüm kötüleşirken güvence de söküldü. Kiralık işçilik yasalaştı. Taşeron kalıcılaştı” diye konuştu.
Irmak, emek mücadelesi ile demokratik haklar arasındaki ilişkiye de dikkat çekerek, “Unutmayalım, grevi yasaklayan el ile üniversiteye kayyum atan el, gazeteciyi tutuklayan el ile seçilmiş belediye başkanını görevden alan el aynı el. Emeğin güvencesizleşmesiyle siyasetin otoriterleşmesi aynı madalyonun iki yüzü” ifadelerini kullandı.
Eğitim ve bilim emekçilerinin de bu dönüşümden etkilendiğini belirten Irmak, öğretmenlerin farklı statülere bölündüğünü söyledi. “Ücretli öğretmenlik öğretmenliğin güvencesizleştirilmesinin kibar adı oldu” diyen Irmak, üniversitelerde akademik özerkliğin tasfiye edildiğini, genç akademisyenlerin ise güvencesizlikle karşı karşıya bırakıldığını ifade etti.
Mesleki eğitim uygulamalarına da değinen Irmak, “Emek rejiminin en acımasız yüzünü çocuklarımızda görüyoruz maalesef” dedi.
“Karaburun, başka bir bilimin mümkün olduğunu gösterdi”
Tüm bu sorunları yalnızca bir yakınma olarak dile getirmediklerini vurgulayan Irmak, “Ne yapmamız gerektiğini hatırlatmak için bir miktar sıraladık bunu. Çünkü tam da bu kongremiz vardı. Karaburun, panzehri olarak ortaya çıktı” dedi.
Karaburun’un 20 yıldır farklı bir bilim anlayışının mümkün olduğunu gösterdiğini belirten Irmak, “Karaburun başka bir bilimin mümkün olduğunu, iktidarın değil halkın, sermayenin değil emeğin yanında bir bilim üretmeyi kendine görev edindi” diye konuştu.
“Emeği görünür kılan, işçi cinayetlerini somut bir istatistik olmaktan çıkarıp vicdanımıza taşıyan, güvencesizliği adıyla çağıran bir bilim. İşte özgür bilim budur” diyen Irmak, Eğitim-Sen’in eşit, özgür ve adil bir yaşam mücadelesini özgür bilim mücadelesinden ayrı görmediğini söyledi.
“Ortak emek ve toplumsal yarar”
Eğitim-Sen İzmir 3 No’lu Şube Başkanı Lülüfer Körükmez de üniversitelerde yaşanan güvencesizliğe ve bilgi üretiminin rekabet ve performans ölçütlerine bağlanmasına dikkat çekti.
Üniversitelerin pek çok sorunla karşı karşıya olduğunu belirten Körükmez, Karaburun Bilim Kongresi’nin bu anlayışın dışında bir bilim üretme alanı olduğunu ifade etti. Körükmez, “Karaburun Bilim Kongresi tam da bize bütün bu performanstan, rekabetten, metriklerden uzaklaştırılmış ve ortak emekle gerçekten toplumsal yararla, insan, bilim, doğa yararına bilgi üretiminin önemli olduğunu bir kere daha hatırlatan yerlerden bir tanesi” dedi.
Kongrenin 20’nci yılına ulaşmasından duydukları mutluluğu dile getiren Körükmez, “Bu kongrenin eleştirel düşünceye, ortak üretime ve mücadeleye bir kere daha katkı yapmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.
“Kongre engebeli ve sarp yolları aşarak devam ediyor”
Karaburun Gündelik Yaşam Bilim ve Kültür Derneği adına konuşan Ali Karayel ise kongrenin 20 yıllık yolculuğuna dikkat çekerek emeği geçenleri kutladı.
Karayel, kongrenin bugüne gelmesinin kolay olmadığını belirterek, “Kongre yolları engebeli, dolambaçlı ve sarptır ve bu arkadaşların hepsi o yolları aşarak bu kongreyi devam ettiriyorlar” dedi. Karayel, kongreye katılanlara teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.
Açılış konuşmalarının ardından Melda Yaman’ın yürütücülüğünde açılış oturumu gerçekleştirildi. Oturumda Ahmet Haşim Köse, “Bugünün Dünyası: Sermaye ve Emek Üzerine Gözlemler” başlıklı sunumunda sermaye-emek ilişkilerindeki güncel dönüşümleri ele alırken, Özgür Müftüoğlu ise “21. Yüzyılın İlk Çeyreğinde Türkiye’de Emekçi Sınıfın Durumu” başlıklı sunumuyla Türkiye’de emekçi sınıfın güncel durumunu değerlendirdi.
(Haber Merkezi)Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et