Edremit'te 1 Eylül: 'Savaşa hayır, barış hemen şimdi'
Edremit Emek ve Demokrasi Platformu’nun 1 Eylül Dünya Barış Günü açıklamasında savaş politikalarına, militarizme, sömürüye ve ekolojik yıkıma karşı barış, demokrasi ve halkların eşitliği çağrısı yapıldı.
Fotoğraf: Evrensel
Balıkesir – Edremit Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Altınoluk Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Çok sayıda siyasi parti, sendika, meslek örgütü ve demokratik kitle örgütünün katıldığı açıklamada savaş politikalarına, militarizme, sömürüye ve ekolojik yıkıma karşı barış, demokrasi ve halkların eşitliği çağrısı yapıldı.
Basın açıklamasına Emek Partisi, DEM Parti, SOL Parti, Yeni Parti, Türkiye İşçi Partisi (TİP), DİSK Emekli-Sen, İnsan Hakları Derneği (İHD), Emekli Meclisleri Sendikası, Alevi Kültür Derneği, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ile Akçay Dostluk ve Dayanışma Grubu katıldı.
Açıklama kapsamında ekoloji örgütleri, DEM Parti, İHD, eğitim sendikaları, sosyalist parti ve emek örgütleri, Alevi kurumları ve kadın mücadelesi adına konuşmalar gerçekleştirildi. Basın açıklaması katılımcı kurumların temsilcileri tarafından sırayla okundu.
“Savaş ve talan aynı sömürü çarkından besleniyor”
Ekoloji örgütleri adına yapılan konuşmada, savaşların yalnızca insanları değil doğayı da hedef aldığına dikkat çekildi. 1 Eylül 1939’da başlayan İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı yıkıma işaret edilen konuşmada, kapitalizmin kâr hırsı ile savaş ve talan politikalarının birbirinden ayrı olmadığı vurgulandı.
Kazdağları’ndaki madencilik faaliyetleri, zeytinlikleri ve dereleri tehdit eden projeler ile savaşların yarattığı ekolojik yıkım arasında bağ kurulan açıklamada, “Doğanın talan edildiği, toprağın zehirlendiği, ekolojik dengenin şirketlerin insafına terk edildiği bir coğrafyada gerçek bir barıştan söz edilemez” denildi.
Barışın yalnızca silahların susması anlamına gelmediği belirtilerek Kazdağları’nın, ormanların, suların ve zeytinliklerin korunmasının da barış mücadelesinin parçası olduğu ifade edildi.
“Kürt sorunu demokratik zeminde çözülmeli”
DEM Parti temsilcisi ise Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun ihtiyacının çatışma değil, diyalog ve demokratik müzakere olduğunu söyledi.
Kürt sorununun demokratik zeminde, Meclis çatısı altında, evrensel insan hakları ve eşit yurttaşlık temelinde çözülmesi gerektiği belirtilen konuşmada, “Acıların yarıştırılmadığı, anaların gözyaşının dindiği, kardeşliğin ve ortak yaşam iradesinin güç kazandığı bir geleceği inşa etmek mümkündür” denildi.
“Barış hakkı en temel insan hakkıdır”
İHD adına yapılan konuşmada ise barış hakkının yaşam hakkıyla doğrudan bağlantılı olduğu vurgulandı. Cezaevlerindeki tecrit uygulamaları, düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik baskılar, kayyım politikaları ve hak arayanlara yönelik yargı süreçlerine dikkat çekildi.
Konuşmada, insan hakları mücadelesinin barış mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceği belirtilerek demokratik ve adil bir toplumsal düzen kurulmadan kalıcı barışın mümkün olmayacağı ifade edildi.
“Bütçe savaşa değil eğitime ayrılsın”
Eğitim sendikaları adına yapılan konuşmada, savaş ve silahlanmaya ayrılan kaynakların eğitimden esirgenmesine tepki gösterildi.
Okulların temizlik malzemesinden, öğrencilerin ücretsiz bir öğünden mahrum bırakıldığı belirtilirken ÇEDES ve benzeri uygulamalarla eğitimin laik ve bilimsel niteliğinin aşındırıldığı ifade edildi.
Özel sektör öğretmenlerinin güvencesizlik, düşük ücret ve mobbing altında çalıştırıldığına dikkat çekilen açıklamada, “Kamusal, parasız, bilimsel, anadilinde ve laik eğitim mücadelemiz; barış mücadelesinden ayrı düşünülemez” denildi.
“Barış işçi sınıfının örgütlü mücadelesiyle gelecek”
Sosyalist partiler ve emek örgütleri adına yapılan konuşmada 1 Eylül’ün emperyalist savaşlara ve kapitalist sömürüye karşı enternasyonalist sınıf dayanışmasının günü olduğu ifade edildi.
Özak Tekstil, Fernas Madencilik, Soma ve farklı işçi direnişlerine dikkat çekilen konuşmada, sendikal hakları için mücadele eden işçilerin direnişlerinin sermaye düzenine karşı önemli bir yanıt olduğu belirtildi.
Konuşmada, “Emperyalizme, yerli ve yabancı tekellere, işçi düşmanı politikalara karşı barış; ancak işçi sınıfının örgütlü mücadelesi ve sosyalizm kavgasıyla gelecektir” denildi.
“Eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü”
Alevi kurumları adına yapılan konuşmada ise savaşların, mezhepçi politikaların ve tekçi anlayışın yarattığı acılara dikkat çekildi. Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanması, cemevlerinin ibadethane statüsünün tanınması ve asimilasyon politikalarına son verilmesi istendi.
Barışın, farklı inanç ve kimliklerin birbirine tahakküm kurmadığı, farklılıkların zenginlik olarak kabul edildiği bir toplumsal düzen anlamına geldiği ifade edildi.
“Kadınlar barışın en güçlü öznesi”
Kadın mücadelesi adına yapılan konuşmada savaş ve militarizmin kadınlar üzerindeki etkilerine dikkat çekildi. Kadın cinayetleri, şiddet, kadın emeğinin sömürülmesi ve kadınların haklarının geriletilmesine karşı mücadele çağrısı yapıldı.
Filistin, Rojava, İran ve Türkiye’de kadınların yaşadığı şiddete dikkat çekilen konuşmada, kadınların militarizme, şovenizme, erkek egemenliğine ve sömürüye karşı barış mücadelesinin güçlü özneleri olduğu vurgulandı.
Konuşma, “Jin, Jiyan, Azadî! Yaşasın kadın dayanışması, yaşasın barış mücadelemiz” sözleriyle tamamlandı.
Meydanda barış sloganları
Açıklama boyunca kitle sık sık sloganlarla konuşmalara destek verdi. “Savaşa hayır, barış hemen şimdi”, “Yaşasın barış, bijî aşitî”, “Bölgede barış, ülkede demokrasi”, “Jin, Jiyan, Azadî”, “Yaşasın halkların eşitliği”, “Yaşasın işçilerin birliği, halkların eşitliği” ve “Doğaya, bilime, insanlığa özgürlük” sloganları atıldı.
Altınoluk Cumhuriyet Meydanı’ndaki açıklama, farklı toplumsal kesimlerin savaş karşıtı, demokratik ve eşitlikçi bir yaşam talebinin ortaklaştırıldığı mesajıyla sona erdi.
(Evrensel)Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et