Milli gelir büyüdü, işçinin payı yine düştü
İşçi sınıfının milli gelirden emeğin aldığı pay bir önceki yıla göre düşüş gösterirken, patronların kârlarını ifade eden sermaye payı ise artışını sürdürdü. “Yoksullaştıran büyüme” modeli, bu çeyrekte de hız kesmeden devam etti.
Fotoğraf: Sururi Ballıdağ Director/Pexels
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılının ikinci çeyreğine (Nisan-Haziran) ilişkin Dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerini açıkladı. TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi 2026'nın ikinci çeyreğinde yüzde 2.3 oranında büyüdü. İşçi sınıfının milli gelirden emeğin aldığı pay bir önceki yıla göre düşüş gösterirken, patronların kârlarını ifade eden sermaye payı ise artışını sürdürdü. “Yoksullaştıran büyüme” modeli, bu çeyrekte de hız kesmeden devam etti.
Açıklanan resmi verilere göre, GSYH 2026 yılı ikinci çeyrek ilk tahmini; zincirlenmiş hacim endeksi olarak, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre sadece yüzde 2.3 oranında arttı. Üretim yöntemiyle hesaplanan GSYH tahmini, 2026 yılının ikinci çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 36 artarak 19.8 trilyon TL'ye ulaştı.
TÜİK'in yayımladığı verilere göre işgücü ödemeleri 2026 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre cari fiyatlarla yüzde 36.7 arttı. Ancak bu artış tamamen enflasyonist ortamdaki erimeyi telafi etmedi.
Geçtiğimiz yılın ikinci çeyreğinde yüzde 38.3 olan işgücü ödemelerinin (emeğin payı) Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı, 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 38.1'e geriledi. Buna karşılık, patronların kârlarını, rantı ve faiz gelirlerini ifade eden "net işletme artığı/karma gelir" kalemi ise geçen yıl yüzde 41.3 iken, 2026'nın aynı döneminde yüzde 41.6'ya fırladı.
Sermaye sınıfının (net işletme artığı) gelirleri yüzde 38.7 oranında artarak işgücü ödemelerindeki artışı geride bıraktı. İşçinin, memurun, asgari ücretlinin sofrasındaki ekmek küçülürken, sermayedarın ve holdingin kasası daha da doldu. İktidarın uyguladığı düşük ücret, yüksek sömürü politikası, enflasyonla mücadele adı altında halkın kemerini sıkarken patronlara sınırsız teşvik sunan ekonomi programı en çok işçileri olumsuz etkiledi.
Sanayide durgunluk sinyalleri
GSYH'yi oluşturan ekonomik faaliyet kollarında çarpıcı veriler görüldü. Tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörü baz etkisine ve mevsimsel koşullara bağlı olarak yüzde 13.3 gibi bir artış gösterdi. Bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 8.6, kamu yönetimi, eğitim ve insan sağlığı ile sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 4 oranında büyüdü.
İstihdamın ve üretimin can damarlarından biri olan sanayi sektöründeki büyüme sadece yüzde 2.4'te kaldı. Finans ve sigorta faaliyetleri ile gayrimenkul faaliyetleri ise yüzde 2.1 büyüme kaydetti. Asıl dikkat çekici çöküş ise iktidarın yıllardır ekonominin lokomotifi olarak gördüğü ve rantın merkezine yerleştirdiği inşaat sektöründe yaşandı. İnşaat sektörü, 2026'nın ikinci çeyreğinde yüzde 1.9 oranında küçüldü.
Tüketim artıyor çünkü halk borçlanıyor
Harcamalar yöntemiyle GSYH verilerine bakıldığında, yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamalarının yüzde 3.5 oranında arttığı görüldü. Emekçiler, artan enflasyon beklentisi ve eriyen alım güçleri nedeniyle "yarın daha pahalı olacak" korkusuyla tüketimi öne çekti veya temel ihtiyaçlarını borçlanarak karşıladı.
Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 1.8 azalırken, gayrisafi sabit sermaye oluşumu (yatırımlar) sadece yüzde 0.6 oranında sınırlı bir artış gösterebildi.
İhracat ve ithalat cephesinde ise ekonominin frene bastığı net bir biçimde görüldü. Mal ve hizmet ihracatı yüzde 3.4 azalırken, ithalat yüzde 6.4 oranında düştü. İktidarın "ihracata dayalı büyüme" modelinin de tıkandığı anlamına gelen veri ve dış talepteki daralmanın içerideki işsizlik ordusunu büyütebilir.
(Ekonomi Servisi)Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et