Bir terzihaneden Kürt siyaseti sahnesine: Surlara adı yazılırdı, çocukluğumuzun kahramanıydı
Silvan’ın kadim sokaklarından Diyarbakır 5 No’lu Cezaevinin karanlığına, oradan da sürgün hayatına uzanan bir ömür... Bir terzihanede filizlenip Kürt siyasetinde bir ilke dönüşen Mehdi Zana, uğruna ağır bedeller ödediği topraklarda…
Fotoğraf: Elif Ekin Saltık/Evrensel
Elif Ekin Saltık
[email protected]
Diyarbakır’ın doğusunda yer alan Silvan ilçesi, binlerce yıllık geçmişe sahip tarihi bir yerleşim yeri. Tarih bilgileri, antik dönemlerde farklı adlarla anılan, özellikle Medler, Persler ve Helenistik krallıkların hakimiyet alanında kalan bu kadim ilçenin, Roma-Bizans döneminde askeri ve ticari açıdan stratejik konumda olduğunu belirtiyor. 10. ve 11. yüzyılda Mervanîlerin başkenti olarak büyük ölçüde gelişen ilçe, Eyyubîler döneminde de önemli bir şehir olarak varlığını sürdürmüştü.
Silvan tarihi bu yazının girişine neden konu oldu diye soracak olursanız, bu hatırlatmayı yapmadan Mehdi Zana’yı anlatmak herhalde eksik kalırdı. Bu kadim topraklarda doğan, buradaki siyasi atmosferle büyüyen Zana, Kürt kimliğini yüksek sesle dile getirmiş ve Kürt halkının hak mücadelesinde bir dönüm noktası, bir simge olmuştu.
Bağımsızlık, terzihane ve Kürt belediyeciliğinde bir ilk
Asıl mesleği terzilik olan ve yazdığı kitaplarda terzihanenin örgütlenmedeki önemine sıkça değinen Mehdi Zana, Kürtlerin bağımsız örgütlenmeler oluşturması gerektiğini savunan bir isimdi. Bu inançla 1977 yılında Diyarbakır Belediye Başkanlığı için bağımsız aday oldu ve pek çok güçlü aday arasından seçilmeyi başardı. Çünkü o, Kürt kimliğini açıktan savunma cesareti gösteren, Kürtçe konuşan, halkının varlığını ispatlayarak onların sesi ve öncüsü olan ilk belediye başkanıydı.
Onun dönemini siyasetçi Sinan Çiftyürek şu sözlerle özetliyor: “Mehdi Zana, Kürt belediyeciliği açısından seçilmiş bir ilkti. Siyasi yaşamı boyunca, başta Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi olmak üzere daima dik durdu. Özgür düşündü, özgür yaşadı.”
Törene katılan ve ismini çocukluğundan beri hafızasına kazıdığını belirten Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç ise onun halk üzerindeki etkisini şu çarpıcı anıyla anlatıyor: “Mehdi Zana’yı ilkokul ikinci sınıftan beri, yaklaşık 48 yıldır bilirim. Hatta bizim okulun olduğu caddeye halk kendi arasında ‘Mehdi Zana Caddesi’ adını koymuştu, sonra resmiyette Göçmenler Caddesi olarak değiştirdiler. Benim için o, tam anlamıyla bir halk kahramanıdır.”
Fotoğraf: Elif Ekin Saltık/Evrensel
“Diyarbakır zindanlarında direnişe devam etti, hiçbir zaman yılmadı”
12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar belediye başkanlığı yapan Zana, darbenin ardından tutuklandı. Diyarbakır’ın ünlü işkencehanesi olan 5 No’lu Askeri Cezaevinde aralıksız 11 yıl hapis yattı. 1991’de tahliye olsa da baskılar ve tevkifler yakasını bırakmadı. 90’ların ortasında ise İsveç’e zorunlu göç başladı. 2004 yılında Türkiye’ye geri dönen Zana, geride hem siyasi hem de duygusal olarak önemli bir miras bıraktı.
Bu mirasa bizzat tanıklık eden Kadir Keskin, Zana’nın 70’li yıllardaki pozisyonunu şu sözlerle aktarıyor: “O, ulusal bilincin ortaya çıkardığı bir önderlik pozisyonundaydı. Diyarbakır surlarına, özellikle Yeni Kapı’ya onun adı yazılmıştı: ‘Mehdi Zana’ diye. Aile büyüklerimiz bir araya geldiğinde ‘Mehdi Zana bugün şöyle bir yiğitlik yaptı’ diyerek onu destansı bir söylemle anlatırdı. O dönem Ağrı Belediye Başkanı Urfan Alpaslan ile birlikte ulusal bilincimizin kuşaklar boyunca yayılmasına vesile oldu, gençlere rehberlik etti. Diyarbakır zindanlarında direnişe devam etti, hiçbir zaman yılmadı. Onun mücadele ruhu kuşaklar boyunca ışık tutacaktır.”
Kuşakları aşan miras
Mehdi Zana’nın etkisi sadece kendi dönemiyle sınırlı kalmadı. Daha genç kuşaklar da onun hikayeleriyle büyüdü ve siyasete atıldı. Yeni jenerasyonun temsilcilerinden Roşan Işıktaş, bu tarihsel aktarımı şöyle ifade ediyor: “Biz daha genç bir kuşağız ama onun önemi şuradaydı: Mehdi Zana 70’li yıllarda ağalığa, beyliğe ve sömürüye karşı çıkan, Kürt bilincini geliştiren hem bir aydın hem de bir siyasetçiydi. Cezaevine girdi, direnişlerini yazıya döktü ve bizim gibi kuşaklara aktardı. Biz onların hikayeleriyle büyüdük. Onların o gün ektiği tohum bugün yeşermeye, meyve vermeye başladı. Yakın tarihimiz açısından bu bilincin oluşmasının öncülerindendir.”
“Biz neyin ne olduğunu çok iyi biliyoruz”
Bugün Mehdi Zana, yüzlerce insanın katılımıyla Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önünde yapılan törenle hem anıldı hem de uğurlandı. Ailesi, akrabaları, siyasetçiler ve mücadele arkadaşları gelmişti ama en çok da kimliğini cesurca savunduğu halkı oradaydı. Sonraki nesilden olanlar, onun cesaret hikayeleriyle büyüyenler saf tutmuştu. Belediye önünden Ulu Cami’ye doğru yürürken gittikçe çoğalan kitle kimliğini açıktan ortaya koymasının bedelini en ağır biçimde ödeyen ama bundan asla geri adım atmayan Zana’ya son görevini yerine getirdi.
Cenazede yürüyen ve 40 yıldır siyasi mücadelenin içinde olduğunu belirten bir kadının şu sözleri, Zana’nın halkın gözündeki farkını net bir şekilde ortaya koyuyordu: “O Kürt’tü, Kürt kimliğini açıkça ortaya koydu. Onun için bugün buradayım. Onun dönemiyle bugünkü bazı yöneticiler arasında öyle çok fark var ki... Bir yanda halkının sesi olmak, onun varlığını ortaya koymak ve hizmet etmek isteyen bir belediye başkanı, diğer yanda koltuk hesabı yapan, cebini doldurmak isteyenler... Ben 40 yıldır bu mücadelenin içindeyim; neyin ne olduğunu bizler çok iyi biliyoruz. Bunları da yazın, daha çok yazın…”
Mehdi Zana için söylenecek cümle şu olabilir sanırım; o, sadece siyasetçi değil, bir halkın varlık beyanıydı. Onun şahsında, onun döneminde Kürtler kendi kimliklerini en gür sesle ifade ettiler. Bıraktığı iz, bu topraklar için silinmez bir değere dönüştü.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et