30.08.2026 00:35

Taş Tepelerde kazılan yalnızca tarih değil

12 bin yıl önce bırakılmış maddi kültür, bugünün teknolojisi, turizm ağı, iletişim gücü ve yatırımlarıyla yeni bir ekonomik değere dönüştürülebiliyor.

Taş Tepelerde kazılan yalnızca tarih değil
Fotoğraf: Rauf Maltaş/AA

Nurgül Deniz


Göbeklitepe'nin son zamanlarda yeniden ara ara gündeme gelmesi, Karahantepe'deki yeni buluntular ve Taş Tepeler projesinin genişlemesi, Türkiye'nin Neolitik geçmişine ilişkin önemli bir araştırma dönemini görünür hale getiriyor. Göbeklitepe, Karahantepe ve diğer Taş Tepeler yerleşimleri, yaklaşık 12 bin yıl öncesine uzanan toplulukların yaşamına ilişkin önemli veriler sunuyor. Yerleşikliğin ortaya çıkışı, üretim biçimlerindeki dönüşüm, toplumsal örgütlenme, ritüel pratikler, sembolik dünya, insan-hayvan ilişkileri ve gündelik yaşam gibi başlıklarda bu kazıların ürettiği bilgiler, insanlık tarihinin önemli bir dönüşümünü anlamak açısından büyük değer taşıyor.Bu alanların bilimsel önemi, aynı zamanda henüz tamamlanmamış bir araştırmanın konusu olmalarından geliyor. Göbeklitepe'nin ilk yıllarındaki yorumlar yeni kazılarla değişti; anıtsal yapıların işlevleri, kullanım biçimleri ve gündelik hayatla ilişkileri üzerine farklı değerlendirmeler ortaya çıktı. Alanı yalnızca anıtsal ve ritüel yapılardan oluşan bir merkez olarak ele almak yerine konutların, üretimin, tüketimin ve gündelik yaşamın da araştırılması gerektiği giderek daha fazla tartışılıyor. Arkeolojik bilgi böyle üretiliyor: yeni buluntular önceki yorumları sınayarak yeni sorular ortaya çıkarıyor.

Kamusal alandaki anlatı ise bu karmaşık süreci daha kolay aktarılabilir bir hikayeye dönüştürüyor. “Tarihin Sıfır Noktası” ifadesi bunun en güçlü örneği. “İlk tapınak” ifadesi de yıllar içinde Göbeklitepe'nin tanıtımında yaygın biçimde kullanıldı. Bugün ziyaretçi merkezinde ve hediyelik eşyalarda bu ifadenin izlerini görmek mümkün. Arkeolojik literatürde yapıların işlevleri ve alanın niteliği üzerine tartışmalar sürerken, ziyaretçiye sunulan çantada ya da başka bir üründe daha kesin bir anlatı yer alabiliyor. Bilimsel araştırmanın açık uçluluğu ile turistik anlatının kolay hatırlanabilirliği burada birbirinden ayrılıyor. Son aylardaki haberlerde de bu eğilim görülüyor. Karahantepe'de bulunan leopar heykeli ve insan biçimli yontu “12 bin yıllık heykel” başlığıyla geniş biçimde haberleştirildi; Göbeklitepe'deki yeni buluntular benzer biçimde “yeni keşif” ve “12 bin yıllık” ifadeleriyle dolaşıma girdi. Yeni buluntuların kamuoyuna duyurulması elbette arkeolojinin toplumsal işlevinin bir parçası, haberin ve sosyal medyanın çalışma biçimi, uzun sürecek bilimsel değerlendirmelerden çok tek bir nesneyi, tek bir rakamı ve güçlü bir hikâyeyi öne çıkarıyor. Ziyaretçi de zamanla bu kısa anlatılar üzerinden alanı tanıyor. Göbeklitepe'de “dünyanın ilk tapınağı”, Karahantepe'de “14 bin yıllık yerleşim” gibi ifadelerin rehberlerden, ziyaretçilerden ya da yerel anlatılardan duyulabilmesi, arkeolojik kronolojinin ve bilimsel tartışmanın nasıl sadeleştirildiğini gösteriyor. Böylece ziyaret edilen şey yalnızca geçmişten kalan yapılar olmuyor. Alanın girişinden ziyaretçi merkezine, güzergahlardan sergileme biçimine kadar bütün deneyim belirli bir anlatı etrafında kuruluyor. Turist, 12 bin yıl önceki toplulukların bıraktığı maddi kalıntılarla birlikte bugünün kurumlarının bu geçmişi açıklamak ve sunmak için oluşturduğu düzenlemeyle karşılaşıyor. Arkeolojik alan, bu haliyle bir ziyaret deneyiminin de mekanına dönüşüyor.

Taş tepeler'de 'sermaye' neyin nesi?

Doğuş Grubu'nun Göbeklitepe ile kurduğu ilişki bu dönüşümün önemli örneklerinden biri, 2016'da başlayan ve 20 yıllık olarak açıklanan işbirliği kapsamında grup kazı ve araştırmaları desteklerken ziyaretçi altyapısı ve uluslararası iletişim çalışmalarında da rol üstlendi. Şirket kendi açıklamalarında Göbeklitepe'yi “global bir ikon” ve “dünya markası” haline getirme hedefinden söz ediyor; “dünya standartlarında bir deneyim merkezi” oluşturulmasını da projenin parçalarından biri olarak tanımlıyor. Buradaki ekonomik ilişkiyi kültürel bir hayırseverlik çerçevesine sıkıştırmamak gerekiyor, sermaye kendisi için değer üretebilecek alanlara yönelir. Göbeklitepe'nin uluslararası bir destinasyona dönüşmesi ulaşım, konaklama, yeme-içme, etkinlik, sergileme ve turizm gibi çok sayıda ekonomik faaliyeti büyütebilecek bir alan yaratıyor. Doğuş Grubu açısından Göbeklitepe'nin değerini yalnızca kazı çalışmalarına yapılan finansal katkıyla açıklayamayız; şirketin faaliyet gösterdiği sektörlerle kesişen yeni bir deneyim ekonomisi ve güçlü bir marka değeri ortaya çıkıyor. Taş Tepeler projesi bu modeli daha geniş bir coğrafyaya taşıyor. Göbeklitepe, Karahantepe, Sayburç, Sefertepe ve diğer Neolitik merkezlerin aynı çerçevede sunulması, tek bir ören yerinin tanıtımından daha geniş bir destinasyon yaratıyor. Bakanlığın uluslararası sergileri ve tanıtım faaliyetleri, Türk Hava Yolları'nın ana sponsorluğu ve Doğuş Grubu'nun Göbeklitepe'deki uzun süreli desteği bu yapının farklı parçalarını oluşturuyor, böylece arkeolojik alanların bilimsel değeriyle birlikte turistik ve ekonomik değeri de örgütleniyor.

Devlet sermaye işbirliği: Kaynaklar tarihe değil

Kültür ve Turizm Bakanlığı Taş Tepeler'i yalnızca bilimsel bir kazı projesi olarak değil, aynı zamanda uluslararası tanıtım, turizm ve kültürel diplomasi politikalarının parçası olarak konumlandırıyor. Özel sermayenin sponsorluk yoluyla dahil olduğu modelde kamu kaynaklarıyla sermayenin finans ve iletişimi birleşiyor. Kültürel mirasın yönetimi böylece devlet ile büyük sermayenin ortaklaştığı bir alana dönüşüyor. Türkiye'nin genel arkeoloji politikasıyla birlikte ele alındığında fotoğraf iyice netleşiyor. Bakanlık son yıllarda arkeolojik kazılara ayrılan kaynakların arttığını açıklıyor. “Geleceğe Miras” kapsamında 2025 için 3,5 milyar liralık kaynak açıklanırken, 2026 Kamu Yatırım Programı'nda arkeolojik kazı çalışmaları için 540 milyon liralık proje ödeneği bulunuyor. Kamu kaynaklarının arttığı bir dönemde arkeologların işsizliği ve güvencesiz çalışma koşullarının devam etmesi ciddi bir çelişki yaratıyor. Arkeologlar Derneği'nin güncel açıklamalarında da işsizlik, ekonomik sorunlar ve özlük hakları mesleğin temel sorunları arasında yer alıyor. Arkeolojik faaliyetlerin büyümesi, arkeoloji emeğinin aynı ölçüde güvence altına alınmasını kendiliğinden sağlamıyor. Üniversitelerde arkeoloji eğitimi alan gençler mezun olurken, kazıların ve araştırmaların genişlediği söylenen bir dönemde bile düzenli istihdam olanakları sınırlı kalıyor. Kazıların sezonluk ve güvencesiz emek ilişkileriyle yürütülmesi de sorunu büyütüyor. Üstelik Türkiye'nin arkeolojik mirası Göbeklitepe ve Taş Tepeler'den ibaret değil. Bilimsel açıdan önemli ama aynı turistik ve ekonomik görünürlüğe sahip olmayan yüzlerce alan bulunuyor; bu alanların araştırılması uzun süreli, istikrarlı kamu desteği ve uzman emeği gerektiriyor. Turizm potansiyeli yüksek birkaç alanın uluslararası tanıtım, ziyaretçi merkezleri ve sponsorluklarla büyük markalara dönüşmesi mümkünken, daha az görünür alanların ve arkeoloji emeğinin aynı ölçekte desteklenmiyor. Sermaye ve kamu kaynakları aynı rotaya yöneliyor, turizm gelirinden bağımsız olarak korumak yerine ekonomik karşılığı yüksek alanlara aktarılıyor.

Göbeklitepe ve Karahantepe'nin dünya çapında tanınmasının olumlu sonuçları da var. Daha fazla insan Anadolu'nun Neolitik geçmişinden haberdar oluyor, arkeolojiye ilgi artıyor, kazılar ve araştırmalar görünür hale geliyor. Bu görünürlük aynı zamanda arkeolojik alanları marka ve turizm ekonomisinin içine çekiyor. Buluntu kazı alanından çıkıp haberin, serginin, hediyelik eşyanın, sosyal medya içeriğinin ve turizm deneyiminin parçası haline geliyor.

Geçmişin bu şekilde dolaşıma sokulması, kültürel mirasın metalaşmasını beraberinde getiriyor. Arkeolojik miras, korunması ve araştırılması gereken ortak bir değer olmanın yanında ekonomik hareket yaratabilecek bir kaynak olarak da değerlendiriliyor. Sermayenin ilgisini açıklayan da bu. 12 bin yıl önce bırakılmış maddi kültür, bugünün teknolojisi, turizm ağı, iletişim gücü ve yatırımlarıyla yeni bir ekonomik değere dönüştürülebiliyor. Doğuş Grubu'nun Göbeklitepe'yi bir “dünya markası” ve “deneyim merkezi” olarak tanımlaması bu sürecin şirket açısından açık ifadesidir. Göbeklitepe ve Taş Tepeler'e ilişkin tartışmayı yalnızca yeni buluntuların heyecanı üzerinden yürütmek eksik kalır. Burada aynı anda üç süreç ilerliyor: arkeolojik araştırma yeni bilgiler üretiyor, devlet bu mirası turizm ve kültür politikaları içinde konumlandırıyor, sermaye ise ekonomik değer yaratabileceği bu alanlara yatırım yapıyor. Bunların birbirine nasıl bağlandığı, önümüzdeki dönemin arkeoloji politikasını da belirliyor. Taş Tepeler'in önemi, insanlık tarihinin çok erken bir dönemine ilişkin bilgimizi değiştirebilecek veriler üretmesinden geliyor. Bu verilerin değeri, “ilk”, “en eski” ya da “dünyanın sıfır noktası” gibi sıfatlardan önce, yeni araştırmalarla cevaplanacak sorular üretmesinde yatıyor. Arkeolojinin toplumsal değeri de burada: geçmişi pazarlanabilir birkaç görüntüye indirgemek değil, geçmiş hakkında bilgiyi genişletmek ve bu bilginin üretimini sürdürebilmek. Göbeklitepe, Karahantepe ve Taş Tepeler'de 12 bin yıl önceki toplumların bıraktığı maddi kalıntılar kazılıyor. Aynı zamanda bu geçmişin bugünün toplumu için nasıl anlamlandırılacağı ve hangi ekonomik ilişkiler içinde dolaşıma gireceği de yeniden kuruluyor. Geçmişin kendisi binlerce yıl önce orada bırakıldı; bugün onun etrafında üretilen bilgi, anlatı, deneyim ve ekonomik değer ise bugünün toplumsal ilişkilerinin ürünü.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
29.08.2026 18:05

İki kişi tutuklandı: Güzellik merkezinde izinsiz görüntü kaydedildi

Bakırköy’de güzellik merkezinde müşterilerin görüntülerinin gizlice kaydedilerek ücret karşılığında sanal medya platformları üzerinden izletildiği iddiası üzerine yapılan operasyon sonucu 2 kişi tutuklandı.

İki kişi tutuklandı: Güzellik merkezinde izinsiz görüntü kaydedildi
29.08.2026 18:12

Bakırhan: Yasa bir eşiktir; taleplerimiz için mücadeleyi sürdüreceğiz

Urfa’daki halk buluşmasında konuşan Tuncer Bakırhan, çerçeve yasanın Kürt sorununun çözümünde sadece bir kapı araladığını ifade ederek, çözüm için her alanda mücadele etmeye devam edeceklerini söyledi.

Bakırhan: Yasa bir eşiktir; taleplerimiz için mücadeleyi sürdüreceğiz

Fotoğraf: MA

30.08.2026 00:20

İsrail’de seçimler yaklaşırken: Netanyahu’nun rakibi Gadi Eisenkot öne çıkıyor

İsrail'de 27 Ekim 2026'da yapılacak seçimler öncesi eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot'un kurduğu Yaşar Partisi, anketlerde Netanyahu'nun Likud'unu geride bırakarak siyasetteki yeni güç merkezine dönüştü.

İsrail’de seçimler yaklaşırken: Netanyahu’nun rakibi Gadi Eisenkot öne çıkıyor

Fotoğraf: יהב טרודלר (Yahav Studio‬‏), CC BY-SA 3.0

29.08.2026 16:41

30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü: Kayıplarımızı aramaktan, hakikat ve adalet mücadelesinden vazgeçmiyoruz

İzmir’de İHD’nin Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü ile ilgili yaptığı açıklamasında “Kayıplarımızı aramaktan, hakikat ve adalet mücadelesinden vazgeçmiyoruz” denildi.

30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü: Kayıplarımızı aramaktan, hakikat ve adalet mücadelesinden vazgeçmiyoruz

Fotoğraf: İHDİ İzmir Şubesi

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!