Geleceksizlik tek ihtimalimiz mi?
13-14 yaşındaki bir çocuk için zaten böyle bir akademik baskı yeteri kadar ağırken, bir de eğitimdeki fırsat eşitsizliğinin getirdiği zorluklarla uğraşıyoruz. Peki, büyük emekler vererek girdiğimiz sınavda bunun karşılığını gerçekten alabiliyor muyuz?
Fotoğraf: Unsplash
Bir lise öğrencisi
Kayseri
Türkiye gençliği olarak daha çok küçük yaşlardan itibaren bir geleceksizlik kaygısıyla karşı karşıya kalıyoruz. Bu kaygı genelde ilk kez LGS’yle beraber giriyor hayatlarımıza. 13-14 yaşındaki bir çocuk için zaten böyle bir akademik baskı yeteri kadar ağırken bir de eğitimdeki fırsat eşitsizliğinin getirdiği zorluklarla uğraşıyoruz. Özel okul ve dershaneler fahiş fiyatlardan dolayı emekçilerin çocukları için ihtimal bile olamazken, kaynak kitaplar da çok pahalı. Bu eşitsizliğe rağmen büyük emekler verip çalışıyoruz. Peki girdiğimiz sınavda bunun karşılığını gerçekten alabiliyor muyuz?
Geleceğimiz o 3 saat içinde belirleniyor
Geçen sene oluşan yığılmalardan dolayı LGS’de soruların sızdırıldığı tartışmalarıyla uğraşırken, bu sene de nitelikli liselerin kontenjanının azaltılmasından dolayı yerleşemeyen öğrencileri konuşuyoruz. Kontenjanların azaltılmasıyla birlikte bizler, tek adam rejiminin “dindar ve kindar” bir gençlik hedefi doğrultusunda imam hatip liselerine veyauygulamalı eğitimlerin nitelikli olmadığı meslek liselerine yönlendiriliyoruz. Sınava girip hayal kırıklığı yaşayan binlerce çocuğun yanında, ortaokulu bitirip bu sene LGS’ye girmesi gereken 342 bin öğrenci de sınava girememiş durumda. Nitelikli bir eğitim almak hepimizin en doğal hakkıyken anlaşılan mevcut sistem tarafından almaları gereken örgün eğitimin dışına itiliyorlar. Maddi zorluklardan dolayı eğitimine devam edemeyen gençlerin çoğu, küçük yaşta çalışmaya başlamak zorunda kalıyor. Ayrıca bu sene yayınlanan bakanlık raporlarına baktığımız zaman 2026 senesi LGS sınavına ilişkin verilen rakamlarda bir tutarsızlık görüyoruz. Rapora göre sınava giren kişi sayısı 994 bin 358. Bu sayının %5’i 49 bin 718 kişi yaparken, bakanlık bunu 43 bin 850 kişi olarak veriyor. Bunun yüzde 100’e yuvarlanması 877 bin kişi yapıyor. Arada büyük bir fark var. Bu kişilerin puanları hesaplanmadı mı, sıfır mı çektiler, bu tutarsızlığın nedeni ne bilemiyoruz. * Sınavlara ilişkin tek skandal bununla sınırlı değil. Bu seneki YKS sorularının biri iptal edilirken, bir sorunun da cevabı değiştirildi. Hem iyi bilgi edinme hem de iyi bir stres yönetimi gerektiren bir hazırlanma süreci ilegeleceğimizi belirleyecek o çok önemli sınava çalışırkenkarşılaştığımız tablo bu oluyor.
Liseye girdik, sorunlar bitti mi?
Bir şekilde sınava girdik, bir liseye yerleşmeye başardık diyelim. Durum burada daha farklı mı? Maalesef değil. Çoğumuz liseye başlarken bir şeylerin daha farklı ve güzel olacağını umuyoruz ama lisede de aynı fırsat eşitsizliği daha sert bir şekilde karşımıza çıkıyor. Okullarımıza ulaşım masraflarından tutun da fahiş kantin fiyatlarına kadar pek çok ekonomik sorunla mücadele ediyoruz. Bunların yanında zorunlu din dersleri, işlevsiz laboratuvarlar, hijyen ürünlerine erişememe gibi sorunlarla da nitelikli ve bilimsel eğitime ulaşımımızın önü kesiliyor. Önümüzde böyle bir tablo varkeneğitim sisteminin sorumlusu, tek adam rejiminin ve sermayenin eğitim politikalarının temsilcisi Yusuf Tekin;yaşadığımız sorunları tartışmamakta ısrarcı görünüyor.Patronların karına, öğrencilerin geleceksizliğine hizmet eden politikaları yapmak yönünde adımlar atmaya ve demeçler vermeye devam ediyor. Güncel olarak zorunlu eğitime dair tartışmalar yürüten Bakan Tekin, lise gençliğinin ucuz iş gücü olabilmesi adına “Kamuoyunda zorunlu eğitimin tartışılmasına ihtiyacımız var” diyebiliyor. Bu tartışmanın ilerletilmesi patronların en fazla kar elde edebileceği yöntemi uygulamaya koymanın bir adımı oluyor. MESEM’lerde yaşananları da bu arayışın bir sonucu olarak değerlendirebiliriz.
Geleceksizlik sarmalı lise gençliğini kuşatıyor!
Aynı pahalı kaynaklar, özel kurumlara teşvik, mental yorgunluk, yetersizlik hissi ve gençleri yıpratan rekabet ortamı yine üniversitede de bizleri bekliyor. Bu sistemin koşullarında yaşadığımız sürece ne tarafa dönersek dönelim, pek de bir kurtuluş yok gibi. Peki biz bu sorunların karşısında çaresiz miyiz? Tek adam yönetiminin bizlere reva gördüğü geleceksizlik tek gerçekliğimiz mi? Mevcut eğitim sistemi sorunlarla dolu ama gençliğin mücadele deneyimleri bu sorunlara karşı beraber hareket edersek çözümler üretebileceğimizi gösteriyor. Çok eskiye bakmaya gerek yok, dergimizin bir önceki sayısında gördüğümüz Hindistan’daki hamamböceği direnişinin eğitim bakanının istifası ile sonuçlandığını okumuştuk. Böyle bir örnek, sistemin kökten değişimi değil elbette ama değiştirici gücümüzü kanıtlar nitelikte. Hepimizin hakkı olan nitelikli, laik, bilimsel ve demokratik bir eğitim sistemini birlikte verdiğimiz mücadelemizle kazanacağız!
(Genç Hayat)
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et