Çanakkale yeni bir kömürlü termik santral istemiyor
Halihazırda santrallerin yarattığı kirlilikle boğuşan Çanakkale’de Cengiz Holding’in CENAL’i Karabiga’da kapasite artışı adı altında 6. Termik santrali kurmaya hazırlanıyor.
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale – Halihazırda toplam kurulu gücü yaklaşık 3 bin 575 megavatı bulan 5 faal kömürlü termik santralin yarattığı kirlilikle boğuşan Çanakkale’de şimdi de neredeyse yeni bir kömürlü termik santral kurulmak isteniyor. Cengiz Holding iştiraki olarak faaliyetlerine devam eden CENAL Elektrik Üretim AŞ, Karabiga’da kapasite artışı adı altında 6. termik santrali kurmaya hazırlanıyor.
Cengiz’den kapasite artışı değil, 6. santral
Çanakkale’de şu anda CENAL Karabiga, İÇDAŞ Bekirli, İÇDAŞ Değirmencik, Çan-2 ve 18 Mart Çan ile birlikte 5 adet termik santral bulunuyor. Şimdi ise Karabiga bölgesinde bulunan 1320 megavatlık mevcut CENAL Termik Santrali bünyesine, kapasite artışı adı altında 1050 megavat gücünde ithal kömürle çalışacak yeni bir ünitenin eklenmesi planlanıyor.
Fiilen altıncı bir termik santral anlamına gelen bu girişime karşı yerel halk, projenin iptal edilmesi için geniş kapsamlı bir kampanya yürütüyor.
Türkiye genelinde elektrik üretiminin mevcut tüketimi fazlasıyla karşıladığını ve aştığını belirten doğa hakkı savunucuları, bölgenin havasına, suyuna ve toprağına yeni bir kirlilik yükünün eklenmesine karşı seslerini yükseltiyor.
Cengiz, Aslan ailesi, Özallar…
Çanakkale’de bulunan şirketlerin sahiplikleri ise şu şekilde:
- CENAL Karabiga: Şirket Cengiz Holding iştiraki olarak faaliyetlerine devam ediyor. Ülkenin ihtiyaç duyduğu günlük elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 3’ünü ürettiği ise kendi internet sitesinde yer alıyor. 2025’e kadar Alarko Holding bünyesinde bulunan CENAL, ocak 2026’da KAP’a yaptığı açıklamada Cengiz Enerji ile resmi bir ön protokol imzalandığını duyurdu.
Planlanan yeni yapıya göre, CENAL Karabiga Termik Santralinin yönetimi tamamen Cengiz Enerji’ye geçerken, buna karşılık, bölgenin enerji ihtiyacını karşılayan kritik şirketlerden Meram Elektrik Dağıtım (MEDAŞ) ile perakende elektrik satışı yapan MEPAŞ ve MESAŞ paylarının tamamı Alarko Enerji’ye devredildi. Bu büyük ölçekli varlık değişimiyle Alarko Holdingin elektrik dağıtım ve perakende alanındaki ağırlığını artırması, Cengiz Enerji’nin ise üretim tarafına odaklanması planlandı.
- İÇDAŞ Bekirli ve İÇDAŞ Değirmencik: Aslan ailesinin sahip olduğu İÇDAŞ Holding bünyesindeki santraller özellikle Çanakkale halkının büyük tepkisini toplamıştı. Zira İÇDAŞ projeleri için yürütülen “acele kamulaştırma” süreçleri, şirketin Çanakkale Biga’da inşa ettiği termik santraller için Bakanlar Kurulu (günümüzde Cumhurbaşkanlığı) kararlarıyla gerçekleştirilmişti. Bu kararlar doğrultusunda köylülerin arazilerine yasal olarak el konuldu ve bu durum yıllar süren büyük hukuki mücadelelere neden oldu.
2007 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile Kemer ve Bekirli köylerindeki toplam 138 dönümlük arazi şirkete verildi. Danıştay kararı iptal etse de, santral inşaatı devam etti. 2012 yılında da Bakanlar Kurulu kararı ile İÇDAŞ Biga Termik Santralinin yapımı amacıyla acele kamulaştırma kararları alındı.
Demir çelik sektöründe büyüyen şirketin patronu Tacettin Aslan mayıs 2026’da 94 yaşında hayatını kaybettikten sonra şirketin başına yeğeni Adnan Aslan geçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2021’de “İÇDAŞ gibi bir dünya devini ülkemize kazandıran Tacettin Aslan, sivil toplum kuruluşları ve eğitim kurumlarına verdiği güçlü destekle de nitelikli insan havuzumuzun gelişmesine önemli katkılarda bulunmuştur” dediği İÇDAŞ, 2025’in son aylarında toplu işten çıkarmalarla gündeme gelmiş ve işten çıkarılan işçi sayısı neredeyse bine ulaşmıştı.
- Çan 2: Çan2 Termik AŞ 2013 yılından bu yana enerji sektöründe ve ODAŞ grubu bünyesinde faaliyet gösteriyor. Odaş Enerji’nin geçmişi ise ilginç. Kurucuları arasında Turgut Özal’ın kardeşi Korkut Özal ile onun oğlu Bahattin Özal ve Burak Altay yer alıyor.
Şirketin kuruluşu Turgut Özal’ın, 1980’li yıllarda Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) dışındaki kuruluşlara da elektrik üretimi, iletimi ve ticaretiyle ilgili görevler verilebileceğine dair yasanın çıkarılmasının hemen ardından gerçekleşiyor. Bugünkü ODAŞ ortaklık yapısında ise en büyük pay yüzde 16.68 ile Burak Altay’ın. Bahattin Özal’ın yüzde 4.87 payı bulunurken, yüzde 75’ten fazlası halka açık.
- 18 Mart Çan: Santral, devlete ait olan Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) bünyesinde yer alan bir kamu kuruluşu. Çanakkale’nin Çan ilçesinde bulunuyor ve tamamen devlet tarafından işletiliyor.
Akdeniz foklarının son sığınakları ve kıyılar tehdit altında
Planlanan yeni tesisin çalışabilmesi için saatte tam 152 bin 500 metreküp sıcak soğutma suyunun Marmara Denizi’ne deşarj edilmesi öngörülüyor. Bu durum, son dönemde ağır müsilaj krizleriyle mücadele eden Marmara Denizi’nin ekolojik dengesini bozma riski taşıyor. Sıcak suyun denize verilmesiyle oluşacak ısı artışının deniz ekosistemine ciddi zararlar vereceğinden endişe duyuluyor. Ayrıca deşarjın yapılacağı bölge, nesli tehlike altında bulunan Akdeniz foklarının koruma altındaki yaşam alanları arasında yer alıyor. Deniz suyunun ısınması ve yapısının değişmesi, sadece Akdeniz foklarının değil, Marmara’daki tüm deniz yaşamının geleceğini tehdit ediyor.
Asit yağmurları Çanakkale tarımını bitirme noktasına getiriyor
Termik santrallerden kaynaklanan kükürt dioksit ve azot oksit salımları, bölge genelinde asit yağmurlarına yol açarak tarım topraklarını ve ormanları tahrip ediyor. Yapılan bilimsel çalışmalarda, santral emisyonlarının tarım alanlarına ve bitki örtüsüne büyük zararlar verdiği, toprak kalitesini düşürerek bölgedeki bitki habitatlarını yok ettiği vurgulanıyor. Bölge halkının yüzde 92.1’i de termik santrallerin yarattığı kirlilik nedeniyle tarımsal üretimin doğrudan zarar gördüğünü ifade ediyor. Toprakta ve su kaynaklarında biriken ağır metaller besin zinciri vasıtasıyla insan vücuduna taşınırken, kömür sahalarının drenaj sularında askıda katı madde ve sülfat gibi kirleticilerin sınır değerleri aşması su kaynaklarının temiz kalmasını zorlaştırıyor.
Yılda binin üzerinde erken ölüm riski
Bölgedeki tehlikenin boyutunu ortaya koymak amacıyla TEMA Vakfı öncülüğünde yapılan CALPUFF hava kirliliği modellemesi, durumun vahametini gözler önüne seriyor. Modelleme sonuçlarına göre, planlanan tüm santrallerin işletmeye geçmesi durumunda bölgede her yıl ortalama 1130 erken ölümün yaşanacağı tahmin ediliyor. Bu erken ölümlerin çok büyük bir kısmının ince partikül madde kirliliğine maruz kalmaktan kaynaklanacağı, ayrıca düşük doğum ağırlığıyla doğan bebek sayısında da yılda 160’lık bir artışın görüleceği öngörülüyor. Kirlilik sadece Çanakkale ile sınırlı kalmıyor; rüzgarlarla taşınan ince partikül maddelerin İstanbul gibi metropollerin de yıllık kirlilik oranlarını ciddi şekilde yükselteceği ve milyonlarca insanın soluduğu havayı zehirleyeceği vurgulanıyor.
Çocukların geleceği ve temiz nefes alma hakkı yok sayılıyor
Kömürlü santrallerin havaya saldığı gazlar ve partiküller sadece akciğerleri tıkamakla kalmıyor, aynı zamanda çevreye son derece toksik maddeler yayıyor. Dünya Sağlık Örgütü verileri ve uluslararası akademik incelemeler, kömür yakılması sonucu havaya karışan benzen, arsenik, kadmiyum, kurşun, cıva ve nikel gibi ağır metallerin insan sağlığına geri dönüşü olmayan zararlar verdiğini ortaya koyuyor. Kansere yol açtığı bilinen bu maddelerin solunum, kalp-damar, sinirsel ve üreme sistemleri üzerinde yıkıcı etkileri gözleniyor. Santral yakınlarında yaşayan halkta yapılan saha anketlerinde de hanelerin yaklaşık yüzde 28.9’unda akciğer rahatsızlıkları, yüzde 54’ünde ise kronik hastalıkların yaşandığı belirtiliyor. Özellikle altı yaşından küçük çocukların bulunduğu hanelerin yüzde 23’ünde bronşit, kronik öksürük ve üst solunum yolu şikayetleri öne çıkıyor.
İklim zirvesi arifesinde kömür yatırımı çelişkisi
Çanakkale’de yeni bir kömür ünitesine onay verilmeye çalışılması, ülkenin küresel iklim politikalarıyla da derin bir çelişki yaratıyor. Türkiye, kasım 2026 tarihinde küresel iklim zirvesi COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. İklim değişikliğiyle mücadelede “küresel liderlik” iddiasında olan bir ülkenin, aynı yıl yeni bir kömür ünitesine onay vermesi büyük bir tutarsızlık olarak görülüyor. Kanada gibi kömürlü elektrik üretimini tamamen kapatma politikası izleyen ülkelerin milyarlarca dolarlık sağlık ve çevre tasarrufu sağladığı görülürken, Karabiga’da yeni bir kömür ünitesinin kurulmak istenmesi yerel çevre ve sağlık hakkını tamamen gölgeliyor.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et