Servisten tezgaha: İşçinin bitmeyen mesaisi
Biz ses çıkarmıyoruz. Onlar ise her saniyenin hesabını tutuyor: “Yemekten geç kalktın”, “Tuvalette fazla durdun.” Fabrikanın içi yazın dışarıdaki sıcaktan beter, kışın buz gibi. Amirler ise sürekli aynı şeyi tekrarlıyor: “Daha fazla üretim"
Merinos işçisi
Antep
Sabahın köründe, henüz şehir uyanmadan, daracık koltuklara tıkıştırılmış bedenler servise doluşuyor. Koltuğun genişliği “Kaç kişi sığar?” hesabıyla ayarlanmış. Klima ise “Çalışırsa çalışır” mantığıyla. İki saatlik yol, uyku bile değil, işkence. Sıcaktan ter içinde, dizler birbirine değerek, başını yaslayacak yer bulamadan geçen o süre sanki fabrikanın mesaisinden sayılıyor. Çünkü o serviste geçen her dakika, bedeni yoruyor. Fabrikaya vardığında zaten yorgun olan işçi, bir de “Erken gel” diye yarım saat kapıda bekletiliyor. Akşam ise yirmi dakika serviste bekletiliyor. Yol hariç günde en az elli dakika fazladan tutuyorlar. Biz ses çıkarmıyoruz. Onlar ise saniyenin hesabını tutuyor: “Yemekten geç kalktın”, “Tuvalette fazla durdun”. Fabrikanın içi yazın dışarıdaki sıcaktan beter, kışın buz gibi. Amirler ise sürekli aynı şeyi tekrarlıyor: “Daha fazla üretim”.
İş olmayınca başka bölüme sürülüyorsun. Alışık olmadığın makinede, senden aynı performansı, aynı üretimi bekliyorlar. Bu da iş kazasına davetiye çıkarıyor. Sekiz saat ayakta, iki dakika oturup ayaklarını dinlendirmek bile yasak. Amir geliyor, tehdit ediyor: “Oturmak yok!” Yarım saatlik yemek molasında aceleyle bir şeyler atıştırıp, duvar dibine çöküp sıcakta bir çay içmeye çalışıyorsun. Bu tablo insanı sadece üretim aracı gören, onun yorgunluğunu, açlığını, sağlığını, onurunu hiçe sayan bir düzen. Dakikayı saniye yapanlar, işçinin ömründen çalanlar, sonra da “Biz size ekmek kapısı olduk” diyebiliyor. Oysa ekmek, insanlıkla birlikte verilmezse zehir oluyor. Susuyoruz. Çünkü işe ihtiyacımız var. Onlar konuşuyor. Çünkü güç onlarda. Ama suskunluğun da bir sınırı vardır. Alın teriyle çalışanın yorgunluğu, açlığı, korkusu ve çaresizliği bir gün hesap sorulacaksa, o hesap bu fabrikalardan, bu servislerden, bu amir odalarından başlayacak. Çünkü insan, sadece üretim için yaratılmadı. Dinlenmeye, doymaya, sağlıklı kalmaya ve onurlu yaşamaya da hakkı var. Ve o hak, hiçbir patronun, hiçbir şefin, hiçbir “daha fazla üretim” baskısının altında ezilmeyecek kadar kutsal olmalı.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et