17 Ağustos'un 27'nci yılında İMO'dan çağrı: Ulusal Yapı Stoku Bilgi Sistemi kurulmalı
17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümünde açıklama yapan İMO Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, Türkiye genelinde 6 milyon riskli bağımsız bölüm bulunmasına karşın kapsamlı bir yapı envanterinin hâlâ çıkarılamadığını vurguladı.
Fotoğraf: Astronaut photograph ISS008-E-21752/Wikimedia Commons Public domain
Eylem Nazlıer
[email protected]
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Çak, Türkiye genelinde milyonlarca yapının risk altında olduğunun resmi kurumlarca kabul edilmesine karşın, hangi yapıların risk taşıdığına dair bilimsel ve şeffaf bir envanterin hâlâ oluşturulmadığını belirtti.
Marmara Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçtiğini ve bu süreçte yaşanan Bingöl, Van, Elazığ, İzmir ve 6 Şubat depremlerinin yapı stokundaki kırılganlığı yeniden ortaya koyduğunu ifade eden Çak, “Bugün artık soru depremin nerede, ne büyüklükte ve ne zaman olacağı değildir. Asıl yanıtlanması gereken soru şudur: Ülkemizde yapıların birçoğunun riskli olduğunu, büyük bir depremde yapı stokumuzun ağır darbe alacağını biliyoruz ama bu yapıların hangileri olduğunu biliyor muyuz? Ne yazık ki 27 yılın sonunda bu soruya hâlâ yeterli bir yanıt veremiyoruz” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 6 milyon bağımsız bölümün risk altında olduğunu, bunlardan 2 milyonunun ise acil dönüştürülmesi gerektiğini aktaran Çak, Kentsel Dönüşüm Başkanlığının 2025 Yılı İdare Faaliyet Raporu verilerine dikkat çekti. 2012–2025 yılları arasında 6306 sayılı Kanun kapsamında 319 bin 551 binada (1 milyon 272 bin 863 bağımsız bölüm) risk tespiti yapıldığını ve 291 bin 144 binada 1 milyon 88 bin 165 bağımsız bölümün yıkıldığını aktaran Çak, “Halihazırda 6 milyon bağımsız bölümün riskli olduğu tahmin ediliyorken aradan geçen 13 yılda yalnızca 1 milyon civarı bağımsız bölümün yıkılmış olması, kat edilen mesafenin çok düşük olduğunu göstermektedir. Ülkemizin ihtiyacı, yalnızca riskli olduğu ihbar edilen veya çeşitli çalışmalar sonucunda tespit edilen yapıların kayıt altına alınması değildir. Türkiye’nin bütün yapı stokunun bilimsel, güncel, şeffaf ve sürekli yenilenen bir envanterinin oluşturulmasıdır” ifadelerini kullandı.
Fotoğraf: İMO Adana Şube Başkanı Hıdır Çak
Yapı güvenliğinin sadece yapım yılı üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten Çak, kullanım sürecinde taşıyıcı sisteme yapılan müdahalelere değinerek, “Zemin katta duvarların kaldırılması, kolon ve kirişlere müdahale edilmesi, kaçak kat veya eklentiler yapılması, kullanım amacının değiştirilmesi ve taşıyıcı sistemi etkileyen tadilatlar yapı güvenliğini doğrudan etkileyebilmektedir. Buna rağmen yapıların kullanım sürecinde düzenli ve sistematik bir teknik denetimden geçirilmemesi önemli bir güvenlik açığı yaratmaktadır” dedi.
Yeni yapıların güvenliğine ilişkin denetim süreçlerinin önemine de işaret eden Çak, “Yapı denetiminin ticari bir faaliyet olarak değil, doğrudan kamusal yarar ve yaşam hakkıyla ilişkili bir kamu hizmeti olarak ele alınması, proje ve uygulama süreçlerinde mühendislik hizmetlerinin eksiksiz verilmesi, şantiye şefliğinin etkin ve gerçek anlamda uygulanması, yapı denetiminin bağımsız ve etkin hale getirilmesi ve yapı üretim sürecinin bütün aşamalarının kamusal denetim altında olması zorunludur” değerlendirmesinde bulundu.
Açıklamada İMO'nun acil olarak hayata geçirilmesini talep ettiği başlıklar şu şekilde sıralandı:
- Türkiye’nin bütün yapı stokunu kapsayan güncel, bilimsel, şeffaf ve kamuya açık bir yapı envanteri derhal oluşturulmalı, Ulusal Yapı Stoku Bilgi Sistemi kurulmalıdır.
- Riskli yapıların belirlenmesi ve müdahale süreçleri, riskin büyüklüğüne göre önceliklendirilmiş bir kamu programı olarak yürütülmelidir.
- Riskli yapıların güçlendirilmesi veya yenilenmesi için özellikle dar gelirli yurttaşları koruyan yeterli ve erişilebilir kamu kaynakları sağlanmalıdır.
- Kentsel dönüşüm, rant odaklı parsel bazlı uygulamalardan çıkarılarak risk odaklı, kent ve bölge ölçeğinde bir planlama anlayışıyla yürütülmelidir.
- Yapıların kullanım sürecinde güvenliğinin izlenmesini sağlayacak periyodik yapı kontrolü yasal ve kurumsal bir sistem haline getirilmelidir.
- Yeni yapı üretiminde proje, uygulama, şantiye şefliği ve yapı denetimi süreçlerinde mühendislik hizmetlerinin eksiksiz ve etkin biçimde verilmesi sağlanmalı, meslek odalarıyla iş birliği yapılmalıdır.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et