Gökçeada çevresi için yeni bir koruma dönemi başlıyor
Resmi Gazete’de yayımlanan kararla Gökçeada’yı merkezine alan 1.742 kilometrekarelik alan Kuzey Ege Deniz Milli Parkı ilan edildi. Kararı dönüm noktası olarak niteleyen Ada Savunması, kıyıdaki yapılaşma planlarının durdurulmasını istiyor.
Fotoğraf: Gökçeada
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale - Kuzey Ege için oldukça önemli bir koruma kararı resmîleşti. 15 Ağustos 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile Çanakkale ve Tekirdağ açıklarında devasa bir koruma alanı oluşturuldu. Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, Kuzey Ege Deniz Milli Parkı adıyla ilan edilen bu alan tam 1.742,14 kilometrekarelik bir deniz bölgesini kapsıyor. Kararın ekindeki harita incelendiğinde, Gökçeada’nın bu büyük deniz koruma alanının tam merkezinde yer aldığı görülüyor.
Deniz milli parkı kararı resmi gazetede yayımlandı
Gökçeada ve çevresindeki deniz alanı, son derece zengin sualtı yaşamıyla dikkat çekiyor. Bölge; deniz çayırlarından balıklara, yunuslardan nesli tehlike altındaki Akdeniz fokuna kadar çok sayıda türe ev sahipliği yapıyor. Türk Deniz Araştırmaları Vakfı verilerine göre bu sularda Posidonia oceanica deniz çayırları ve 144 balık türü yaşamını sürdürüyor. Gökçeada'da deniz korumasının geçmişi aslında yeni sayılmaz; adada ilk olarak 1999 yılında Yıldız Koyu ile Yelkenkaya arasında bir sualtı deniz parkı oluşturulmuş, bu sınırlar 2012 yılında Çiftlik Koyu yönüne doğru genişletilmişti. Şimdi ise çok daha geniş bir deniz alanı milli park statüsüyle yüksek düzeyde koruma altına alınıyor. Bu tür milli parklar sualtı zenginliklerini korumayı, nesli azalan endemik türlerin yaşam alanlarını muhafaza etmeyi, çevre bilincini artırmayı ve bilimsel çalışmalara zemin hazırlamayı hedefliyor.
Korkmaz: “İmar planları ekolojik yaklaşımla yapılmalı”
Gökçeada'da yaşayan ve Ada Savunması Platformu üyesi olan Ahmet Korkmaz gazetemize konuya dair yaptığı açıklamada bu yeni durumu adanın geleceği açısından önemli bir dönüm noktası olarak tanımladı. Korkmaz, hukuki açıdan adanın kara alanının tamamının milli park ilan edilmediğini, ancak adayı çevreleyen denizlerin bu statüye kavuştuğunu belirtti. Bu yeni gerçekliğin adanın geleceğine yönelik planlama anlayışını kökten değiştirmesi gerektiğini söyleyen Korkmaz, kıyıların kara ve deniz ekosistemlerinin buluştuğu çok hassas geçiş alanları olduğunu vurguladı. Kıyıdaki yoğun yapılaşmanın; atık su, kanalizasyon, gürültü ve insan baskısı gibi yollarla doğrudan deniz ekosistemini etkileyeceğini ifade eden Korkmaz, artık imar kararlarının sadece karadaki yapılaşma olarak görülemeyeceğini dile getirdi. Ahmet Korkmaz, parsel ya da proje bazlı planlamalar yerine tüm adayı kapsayan ekolojik bir yaklaşımın benimsenmesini önerdiklerini belirtti.
Denizi korurken kıyıyı yapılaştırmak ekosistemi parçalıyor
Bu yeni milli park statüsü, özellikle uzun süredir tartışılan Yıldız Koyu'nun geleceğini yakından ilgilendiriyor. Koyun da yer aldığı yaklaşık 288 dönümlük alanın yapılaşmaya açılması süreci yıllardır gündemi meşgul ediyor. Ancak Yıldız Koyu'nun hemen önündeki denizin artık Kuzey Ege Deniz Milli Parkı sınırlarında yer alması, tartışmanın yönünü değiştiriyor. Korkmaz, artık temel sorunun sadece karanın imara açılıp açılmaması olmadığını, milli park sınırındaki bu deniz ekosisteminin hemen kıyısında yoğun yapılaşmaya izin vermenin koruma amaçlarıyla bağdaşıp bağdaşmayacağı olduğunu söylüyor. Denizi korurken kıyıyı yapılaştırmanın ekosistemi parçalamak anlamına geleceğini belirten Korkmaz, gerçek bir koruma için kara ile deniz arasındaki ekolojik bağın birlikte korunması gerektiğini ifade ediyor. Ahmet Korkmaz, koruma anlayışının deniz sınırında başlayıp kıyıda sona eremeyeceğini belirterek, adanın bir bütün olarak ele alınmasını ve tartışmaların imar hakkından ziyade yaşam hakkı, kıyı hakkı ve ekosistem bütünlüğü üzerinden yürütülmesini istiyor.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et