16.08.2026 00:30

Süper Lig'in sürdürülebilirlik planı

Süper Lig; yüksek yaş ortalaması, son derece düşük altyapı oyuncu süresi ve net borç yükü bakımından Avrupa’nın mali ve sportif açıdan en kırılgan ligi konumunda

Süper Lig'in sürdürülebilirlik planı

Görsel: Evrensel

Ceyda Akbulut
[email protected]


Taraf olmak bir iddiadır, akse başkaldırıdır. Amacın, sürecin ve sonucun bir bir tahlilinden doğar. Futbolda ise bazen taraf olmanın tek şartı teslimiyettir.

Hayatın olağan akışında destek, dönüşüp farklılaşabilen hatta bırakılabilen fikirlere aittir. Burada mutlak bağlılık söz konusu değildir. Fakat konu futbol olduğunda takım desteklemenin anahtarı çoğu zaman sorgusuz sualsiz bir itaat demektir.

Taraftarlık haklı çıkmak üzerine kurulmuş bir bağlılık değil, kimi zaman cefası çekilen, yanlış adımlarına bile boyun eğilen, kaybederken de devam eden bir tür yemin gibidir ayak topunda. Eleştiriler gırladır, en büyük kavgalar hep içeridedir, sevgi nefret ilişkisi harlıdır ama ayrılık tabudur. Takım bırakmak bir nevi kusurdur.

İşte futbolun en kıymetli sermayesi budur aslında: Bağlılığın sorgusuz bir rızayla birleştiği taraftarlık, tribündeki sadakat. Nitekim futbol ekonomisinin de sosyolojisinin de değişmez kabulü tam olarak bu temel üzerine kuruludur.

Transfer heyecanının gölgesindekiler

Buna göre kulüpler borçlanabilir. Olmayan para anlık zaferler için harcanabilir. Aile masasının yeri değişmez sandalye sahibi olan renkler, tüm benliğe ters düşen politikacıların tek bir el sıkışmasına muztar kaldığı kararlar alabilir. Zafer adına saha dışı geçmişi temiz olmayan futbolculara milyon dolarlık yatırımlar yapılabilir. Kendi renklerinde profesyonel hayata doğmak isteyen yerli sporcular umudun adını unutabilir. Yarının geliri bugünün kurtarıcısı olarak kullanılabilir. Yeter ki tek bir şey olsun; yeter ki o olsun…

Uçağı gözlenen yıldızlar… Onlar, gelip geçen başkanların en yakın dostları. Tüm kavgalar arasında kulübüne bir kez daha kucak açan taraftarın sebebi. Mutluluğun kaynağı. Coşkunun biricik hazzı. Günün kahramanları. Ve işte milyon dolarlık işlerinde ülkeye ayak bastığı gibi verilen ilk poz, ilk Türkçe kelimeler, o ilk üçlü.

Her gün ertelenen borçlar ve politikanın el attığı transferler önemli değil. İnsana dair en çetrefilli ikilemler futbolda sanki gerçekten de yok hükmünde. İşte Türkiye’deki futbol da bu şekilde. Süper Lig’in en büyük dayanak noktası, sırtını yaslayabildiği sadık taraftarı.

Suudi ve Çin liglerine benzerlik artıyor

Türk futbolunun dünyadaki konumunu doğru değerlendirebilmek için resmi finansal raporları ve istatistiki veri merkezlerini esas almak gerekiyor. Bu veriler ışığında Süper Lig’i; Avrupa’nın ‘beş büyük’ ligi (Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya), Hollanda ve Belçika gibi gelişim ligleri ile Suudi Arabistan ve Çin gibi pazar odaklı liglerle karşılaştırmak en doğrusu.

Bakılabilecek ilk metrik liglerin kadro yaş ortalamaları. Son raporlara göre Avrupa’nın devlerinde 25 ile 27 arasında seyrediyor. Gelişim liglerinde bu sayı 24. Suudi Arabistan’da çok fazla yükselmesi beklenirken yerli oyuncularla ortalama biraz düşerek 27 ile 28 civarında tutuluyor. Çin’de de benzer bir durum var. Türkiye ise 28 ile UEFA üyesi 55 ülke ligi arasında en yaşlı kadroya sahip ülkelerin başını çekenlerden biri. Bu konuda Suudi ligini bile geride bırakabiliyor.

Yaş ortalaması Avrupa’nın üstünde

İkinci metrik öz kaynak düzeninde yetişen oyuncuların oynama sürelerini değerlendiriyor. Balkan ülkelerinde bu sayı yüzde 45’i bile aşabilirken, gelişim liglerinde 20’lerde, beş büyük ligde de ortalama 7 ile 20 arasında gözlemleniyor. Suudi Arabistan’da da yüzde 15’i bulduğu dönemler olabiliyor. Türkiye’de ise kendi altyapısından yetişmiş oyuncuların toplam lig süresindeki payı yüzde 4 ile 5 arasında seyrediyor. Uluslararası Spor Çalışmaları Merkezi’nin her yıl düzenli olarak yayımladığı “üst liglerde altyapı çıkışlı oyuncular” raporuna göre şu an resmi olarak öz kaynak verimliliği en düşük lig demek bu.

Konu gelir-maaş oranına geldiğinde UEFA finansal sürdürülebilirlik düzenlemeleri kurallarınca belirlenen üst sınır yüzde 70. Buna göre Fransa ve İtalya hariç geri kalan Avrupa devleri sınırın altında kalmaya çalışırken gelişim ligleri onların biraz üstünde, Suudi Arabistan ise yüzde 200’ü bulabilen bir sayıda ilerliyor. Fakat Suudi ligi kamu fonları tarafından sübvanse edildiğinden onlar adına borç riski oldukça düşük. Türkiye ise burada ortalama yüzde 76 ile Avrupa devleri ve gelişim liglerinin üstünde, Suudi Arabistan’ın da altında yer alıyor. Buna göre finansal risk ve borç metriği göz önüne alındığında, olumsuz anlamda kritik zirvenin sahibi Türkiye oluyor.

Tüm bunlara bakıldığında Süper Lig; yüksek yaş ortalaması, son derece düşük altyapı oyuncu süresi ve net borç yükü bakımından Avrupa’nın mali ve sportif açıdan en kırılgan ligi konumunda.

Yeni sezon transfer yarışıyla başlıyor

Batı dünyasının ‘Arabistan’a gitmek istemeyen yaşını almış yıldızların Avrupa’da kalmak adına imza attığı yer’ olarak görüp yorumladığı bir yer haline geldi Süper Lig. Bu tanıma ayak uyduran hatta bunu benimseyen bir bakış açısı olduğu da ortada.

Öyle ki 2026-2027 sezonuna giriş, uzun zamandır görülmeyen bir dört başlı şampiyonluk yarışıyla yapılıyor.

Son dört senenin şampiyonu Galatasaray bu yaz transfer anlamında oldukça sessiz kalsa da ligin en yüksek maliyetli iki takımından biri konumunda ve zirvenin doğal adayı.

Fenerbahçe kalabalık kadrosuna Manchester City’den Nathan Ake’yi, Napoli’den Romelu Lukaku’yu ve saha dışı geçmişi problemli olduğu için özellikle kendi ülkesindekiler olmak üzere birçok kulüpten teklif almayan yüksek piyasa değerli Mason Greenwood’u kattı. 2014’ten beri şampiyonluk hasreti çeken Sarı-Lacivertliler zirve adına yine büyük oynadı.

Beşiktaş önceki sezon Arsenal ile İngiltere’de şampiyonluk yaşayan Leandro Trossard ve Juventus’un 26 yaşındaki golcüsü Dusan Vlahovic ile anlaştı. Böylece birkaç yıldır giremediği hatta uzaktan bile yaklaşamadığı zirve mücadelesine dahil olmak için büyük adımlar attı.

Bu sırada Trabzonspor ise lig tarihinin istatistik olarak en büyük futbolcusu olacak Muhammed Salah’ı Karadeniz’e getirdi. Son yıllarını genç oyuncular alıp onları işleyip paralar kazanarak, yani finansal açıdan oldukça mantıklı işler yaparak geçiren Bordo-Mavililer, bu transferle birlikte ligin olağan tüketim akışına dur diyemedi.

Şu an herkes heyecanlı. Taraftarlar, futbolcular, teknik ekipler, medyacılar, patronlar, reklamcılar, iktisatçılar, politikacılar, muhalifler, futbolla yatıp kalkan tutkunlar… Herkes bu coşkudan pay almak istiyor. Hedefler belli. 34 haftalık ligin geleceği, ne olacağı bilinmez yoğun satırlarla bezeli.

Ligin ‘sürdürülebilirliği’

Herkes Süper Lig’in bulunduğu konumun farkında. Avrupa kupalarında yakın dönemli hedefler adına yüklü miktarda yatırım yapmanın, borçların verdiği götürülerle birlikte bolca getirisi var çünkü. Futbolda ihtişam ve vitrin, tüm toplu kayba rağmen hâlâ para kazandırabiliyor örneğin.

Yeşil, ıslak, nizami ve pürüzlü zemin üzerine sıkıştırılan 90 dakikalık bir sportif gösteri, gündemdeki tüm gerçekliği kendi çekim alanına hapsedebiliyor. Böyle bir yerde ne borç ne gelecek ne de benlik konuşuluyor.

Futbol, şifreli kanalda olduğu için izleyemeyeni on binlerce olsa bile en çok konuşulan gündem konusu haline geliyor. Borçtan bahsedip tat kaçıran da suçlu oluyor, bahsetmeyip tadını almaya çalışan da. Suçsuz aranmıyor, asıl suçlu tayin edilmiyor. Hayatın her alanında taraf olmayı ‘takım tutuyormuşçasına desteklemek’ olarak görmenin kapısı böyle açılıyor.

Süper Lig de dünya futbolu içinde konumunu burada buluyor. Aslında kimseye benzediği yok. Kendine has yapıda, kendine has bakış açısıyla, kendine has ilişkiyle doğan bir bağlılık ve bu bağlılıktan yararlanış hikayesi.

İşte Süper Lig’in sürdürülebilirlik planı.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
15.08.2026 14:41

İstanbul’da kuvvetli rüzgar önlemi: Koru ve kent ormanları ziyarete kapatıldı

İstanbul’da saatte 70 kilometreye ulaşması beklenen kuvvetli rüzgar nedeniyle İBB sorumluluğundaki bazı koru, kent ormanı ve yeşil alanlar dal kırılması ve ağaç devrilmesi riskine karşı ziyarete kapatıldı.

İstanbul’da kuvvetli rüzgar önlemi: Koru ve kent ormanları ziyarete kapatıldı

Fotoğraf: ANKA

15.08.2026 10:46 / Güncelleme: 14:04

İklim krizi ve yaşlı sağlığı: Aşırı sıcakların bedeli kaçınılmaz değil

İklim krizinin sonuçlarını herkesin aynı biçimde yaşamadığını belirten Doç. Dr. Zeynep Altın, “Aşırı sıcakların kendisi kaçınılmaz olabilir; ancak yol açtığı sağlık kayıplarının bu ölçüde ağır olması kaçınılmaz değildir” dedi.

İklim krizi ve yaşlı sağlığı: Aşırı sıcakların bedeli kaçınılmaz değil
15.08.2026 17:16

Antep'te 17 yaşındaki Suriyeli işçi hayatını kaybetti

Gaziantep'te kuyu temizliği yaptığı sırada elektrik akımına kapılan 17 yaşındaki Suriye uyruklu işçi İbrahim Ataş, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Antep'te 17 yaşındaki Suriyeli işçi hayatını kaybetti

Fotoğraf temsilidir. | Fotoğraf: Sabian Mahmud/Pexels

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!