14.08.2026 20:35 / Güncelleme: 15.08.2026 08:02

Kuruluş yıl dönümü için alternatif bir konuşma: Milletin sırtında çeyrek asır

Kamudan aldık şirkete verdik. İşçiden aldık patrona verdik. Doğadan aldık madene verdik. Bugün “Milletimizle çeyrek asır” diyoruz. Doğrusu: Milletimizle değil, milletin sırtında çeyrek asır. Bu toplumun önüne bırakılmış 25 yıllık bir hesap pusulası.

Kuruluş yıl dönümü için alternatif bir konuşma: Milletin sırtında çeyrek asır

Fotoğraf: AA

Şendoğan Yazıcı


Değerli dava arkadaşlarım,

Bugün partimizin kuruluşunun 25. yılını kutluyoruz.

Yola çıkarken yoksullukla, yolsuzlukla ve yasaklarla mücadele edeceğimizi söylemiştik.

Yoksulluğu ortadan kaldırmadık. Yardım kolilerine ve seçim hesaplarına bağlayarak yönettik.

Yolsuzluğu kaldırmadık. İhalelerle, vergi aflarıyla ve kamu garantileriyle kurumsallaştırdık.

Yasakları kaldırmadık. Yasak koyma yetkisini tek elde topladık.

Bugün kendimizi alkışlamayacağız. Bugün itiraf edeceğiz.

25 yıl önce bir parti kurduk. Sonra devleti partimize, partimizi tek bir kişiye bağladık. Parlamentoyu etkisizleştirdik, yargıyı rakiplerimize karşı kullandık. Seçimi ancak kazandığımız zaman millet iradesi saydık. Kaybettiğimiz seçimi iptal ettirdik, kaybettiğimiz belediyelere kayyım atadık.

Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamadık. Tutukluluğu cezaya dönüştürdük. Muhalefeti sandıkta yenemediğimiz yerde savcılık dosyalarını devreye soktuk. Kürt belediyelerinde kurduğumuz kayyım rejimini bütün muhalefete doğru genişlettik.

Çünkü bizim demokrasimizde halk seçebilir ama yalnızca bizi seçtiği sürece.

Fabrikaları, limanları, madenleri ve enerji kaynaklarını sattık. Halkın biriktirdiklerini birkaç şirketin bilançosuna yazdık. Köprülerde geçmeyenden, havalimanlarında uçmayandan para aldık. Şehir hastanelerini yıllarca bedel ödenecek ticarethanelere çevirdik.

İşçileri taşeronlara verdik, grevleri yasakladık. İşçinin güvenliğini maliyet, patronun kârını millî çıkar saydık. İktidarımız döneminde en az 36 bin 520 işçi çalışırken yaşamını yitirdi.

Soma'da 301 madenci öldü. Biz fıtrat dedik. Ermenek'te, Amasra'da, tersanelerde ve inşaatlarda işçiler öldü. Biz kaza dedik. Madencinin yakını tekmelendi, biz devletin itibarını düşündük.

Halka sabır, sermayeye kaynak verdik.

Devlet yurdu yapmadık. Köy okullarını kapattık. Aileleri, çocuklarını denetimsiz derneklerin ve cemaatlerin yurtlarına bırakmaya mecbur ettik.

Aladağ'da cemaat bağlantılı bir yurtta 11 çocuk ve bir kadın çalışan öldü. Devletin çocukları koruma sorumluluğu da o yurtta kül oldu.

Karaman'da Ensar Vakfı ve KAİMDER'e ait yerlerde kalan çocukların cinsel istismara uğradığı ortaya çıktı. Biz çocukların değil, vakfın itibarını düşündük. Çocuğun sözü şüpheli, cemaatin itibarı kutsaldı.

Okulları, yurtları ve öğrenci evlerini kadrolaşma alanına çevirdik. Öğretmenin yerine vaizi, bilimin yerine itaati koyduk.

Çocuğa yurt değil cemaat, yurttaşa hak değil sadaka, topluma bilim değil itaat sunduk.

Yıllarca Gülen Cemaati ile birlikte kadrolaştık. Muhalifleri düzmece dosyalarla birlikte tasfiye ettik. Ortağımız gücünü bize karşı kullanınca kandırıldığımızı söyledik. 15 Temmuz'dan sonra olağanüstü hâl rejimi kurduk. İnsanları mahkeme kararı olmadan işlerinden çıkardık, toplu cezalandırmayı devlet politikası yaptık.

Bir cemaati tasfiye ettik, cemaat düzenini tasfiye etmedik. Birinin boşalttığı yere diğerini yerleştirdik. Çünkü itirazımız tarikatların devleti paylaşmasına değil, bizim iznimiz olmadan paylaşmasınaydı.

Kürtleri, Alevileri, kadınları, LGBTİ+'ları, göçmenleri, öğrencileri ve hak savunucularını farklı dönemlerde iç düşman ilan ettik.

Roboski'de 34 insan savaş uçaklarıyla bombalandı, dosyayı karanlıkta bıraktık. Barış oy getirmeyince savaş siyasetine döndük. Suruç'ta gençler, Ankara Garı'nda barış isteyenler katledildi. Cizre'de, Sur'da ve Nusaybin'de kentler yıkıldı. Tahir Elçi, “Çatışma istemiyoruz” derken öldürüldü.

Gezi'de sokağa çıkan milyonlara çapulcu dedik. Cumartesi Annelerinin çocuklarının kemiklerini aramasını tehdit saydık. Barış isteyen akademisyenleri işlerinden attık. Vicdani retçileri tekrar tekrar yargıladık. Ölmeyi ve öldürmeyi reddetmeyi suç, emre itaati vatanseverlik saydık.

Kadınlara kaç çocuk doğuracaklarını söyledik. Kadın cinayetleri sürerken İstanbul Sözleşmesi'nden bir gece yarısı kararıyla çıktık. Kadınlar “Yaşamak istiyoruz” dedi. Biz “Aileyi koruyoruz” dedik. LGBTİ+'ları hedef gösterdik, onur yürüyüşlerini yasakladık.

Basını sermaye grupları üzerinden kontrol ettik. TRT'yi parti kanalına dönüştürdük. Gazetecileri tutukladık, haberleri engelledik, sosyal medyayı yavaşlattık. Halkın gerçeğe ulaşmasını tehlike saydık.

Deprem vergileri topladık, kentleri hazırlamadık. İmar aflarını müjde diye anlattık. 6 Şubat'ta on binlerce insan enkaz altında kaldı. Devlet ilk saatlerde yoktu. Kızılay'ın çadır sattığı ortaya çıktı. Biz sorumluluğu kadere yükledik.

Ormanları, kıyıları ve zeytinlikleri sermayeye açtık. Dereleri borulara hapsettik. Cerattepe'de, Akbelen'de, İkizdere'de ve Cankurtaran'da yaşamı savunanların karşısına jandarmayı çıkardık. Ağacı değil şirketi, suyu değil ruhsatı koruduk.

Ama başaramadığımız bir şey oldu.

Bu toplumu tamamen teslim alamadık.

TEKEL işçileri Ankara'nın ayazında direndi. Gezi'de milyonlar yan yana geldi. Kadınlar İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmedi. Cumartesi Anneleri meydanlarını unutmadı. Öğrenciler kayyım rektörlere boyun eğmedi. Gazeteciler yazmaktan, avukatlar savunmaktan vazgeçmedi. Halk, iptal ettirdiğimiz seçimin cevabını daha büyük farkla verdi. Cerattepe'de, Akbelen'de, İkizdere'de ve Cankurtaran'da direniş sürdü.

İşte 25 yıllık hikâyemiz budur.

Kamudan aldık, şirkete verdik.

İşçiden aldık, patrona verdik.

Çocuktan aldık, tarikata verdik.

Halktan aldık, saraya verdik.

Doğadan aldık, madene verdik.

Bugün “Milletimizle çeyrek asır” diyoruz.

Doğrusu şudur:

Milletimizle değil, milletin sırtında çeyrek asır.

Bu bir kuruluş yıl dönümü değil, toplumun önüne bırakılmış 25 yıllık bir hesap pusulasıdır.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
14.08.2026 22:01 / Güncelleme: 23:32

Sezonun ilk maçı: Galatasaray-Çorum FK maçı 2-2 sona erdi

Süper Lig'in ilk maçı olan Galatasaray-Çorum FK maçı RAMS Park'ta oynandı. Karşılaşmanın ilk yarısı golsüz sona erdi. İkinci yarıda hareketlenen maç 2-2 skorla son buldu.

Sezonun ilk maçı: Galatasaray-Çorum FK maçı 2-2 sona erdi

Fotoğraf: AA

15.08.2026 00:05

Çin-Brezilya yakınlaşması ve BRICS'in geleceği

Latin Amerika’da son olarak Peru ve Kolombiya’da ABD yanlısı yönetimlerin kurulmasının ardından Brezilya’da yaklaşan başkanlık seçimleri giderek daha çok önem kazanıyor. Bu önemin bir bölümü giderek artan Brezilya-Çin ilişkileriyle ilgili.

Çin-Brezilya yakınlaşması ve BRICS'in geleceği
14.08.2026 22:06 / Güncelleme: 15.08.2026 08:01

9 isim AKP’ye resmen katıldı: Erdoğan rozetlerini kuruluş yıl dönümü programında taktı

AKP’nin kuruluş yıl dönümü etkinliğinde Erdoğan, partisine yeni katılan belediye başkanları ve milletvekillerine rozet taktı. İşte Erdoğan'ın rozet taktığı isimler…

9 isim AKP’ye resmen katıldı: Erdoğan rozetlerini kuruluş yıl dönümü programında taktı

Fotoğraf: AA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!