Diyarbakır sokaklarında çerçeve yasa çıkmazı: Demirtaş bırakılmadan inanmayız
Diyarbakır Bağlar’da “çerçeve yasa” tartışmaları temkinli bir sessizlikle karşılanıyor. “Selahattin Demirtaş bırakılırsa belki inanırız” diyen yurttaşlar, dayatma değil eşit yurttaşlık ve somut demokrasi adımları bekliyor.
Bağlar Dörtyol sokak görüntüsü
Elif Ekin Saltık
[email protected]
Kürt illerinin en karanlık dönemlerinden biri olan 1990’larda, Diyarbakır’da köy yakmalar sonrası göç ettirilenlerin geldiği ilçelerden biri Bağlar. Nüfus yoğunluğu açısından 17 ilçe arasında ikinci sırayı alan bu ilçe aynı zamanda yoksul emekçilerin yoğunluklu olarak yaşadığı yer. Bugün adımınızı attığınız an yoksulluğun yüze vurduğu ilçede, Dörtyol’un ortasında iş bekleyen hamallar, kahvelerde oturan yurttaşlar biraz ekonomi biraz siyaset konuşuyor. Siyaset açısından en önemli konu tabii ki son günlerin tek gündemi “çerçeve yasa”. Uzun zamandır beklentisizlik ve güvensizlik halinin ağır bastığı Diyarbakır’da çerçeve yasanın Meclisten geçmesi de bir umudu beslemiş değil. Derin bir barış özleminin yanında geçmişten gelen büyük bir güvensizlik hali devam ediyor. Kalıcı barış talep eden ve atılacak adımların samimiyetini sorgulayan yurttaşlar, eşit yurttaşlık ve siyasi tutukluların durumunu ise bir güven kriteri olarak görüyor.
"Yeter ki barış olsun"
Bağlar’da yaşayan yurttaşlar için silahların susması hayati bir ihtiyaç. Dörtyol’da hamallık işi bekleyen yaşlı bir yurttaş, köylerinin yakıldığını ve 30 yıl önce Diyarbakır’a geldiğini söyleyerek devam ediyor: “Geldiğimizde hiçbir iş bilmiyorduk, mesleğimiz yoktu. Yeter ki barış olsun, her şeyi unutmaya razıyız.”
Bir başka hamal ise ortada bir süreç görmediğini belirterek, “Evet bir şeyler konuşuluyor fakat pratikte bir şey göremiyoruz. Bu yüzden umudumuz yok” diyor ancak şu sözlerle devam ediyor: “Tek taraflı olmaz, iki tarafın da elini taşın altına koyması gerekiyor. Devletin dayatması doğru bir şey değil. 40-50 yıldır savaş, çatışma var. On binlerce insan öldü, elimize ne kaldı?”
Çatışmasızlık halinin önemli olduğuna dikkat çeken bir diğeri, “Bunlar çok önemli. Ne gerilla ölüyor ne şehit geliyor... En güzeli barıştır” diyor.
Sürecin samimiyet aşaması Demirtaş
Bağlar sokaklarında sürecin samimiyetini ölçecek en büyük güven kriteri Selahattin Demirtaş’ın durumu. Bir kahve önünde oturan kalabalık bir ekip Demirtaş’ın barışçıl bir figür olduğu fikrinde ortak. İçlerinden birini işaret edip, “İçimizdeki en politik olan odur, bizim sözcümüz” deyip inşaat ustası orta yaşlı bir yurttaşa topu atıyorlar.
İnşaat ustası, “Selahattin Demirtaş ne gibi bir suç işledi? Sırf ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ dediği için içeride tutuluyor. Cumhurbaşkanı şiir okudu diye cezaevinde yattı, çıktı, cumhurbaşkanı oldu. Yani niye Selahattin olmasın? İstiyoruz ki Selahattin bırakılsın. Selahattin temiz bir adamdır. Bu süreç bize hiçbir şekilde inandırıcı gelmiyor ve hiçbir adım atmayacaklar. Eğer Selahattin Demirtaş’ı bırakırlarsa belki bir ihtimal inanabiliriz” sözleriyle sokağın genel kanaatini özetliyor.
"Ben de Kürt’üm diyebilmeliyim"
Yurttaşlar çerçeve yasadan memnun olmamakla birlikte temel taleplerinin hâlâ geçerli olduğunu belirtiyor. Ana dilini konuşmak, eşit haklara sahip olmak, Kürt olarak tanınmak… Batı illerine gittiklerinde karşılaştıkları dışlayıcı tutumların da yaşanmamasını istiyor: “Burada binlerce Türk var; memuru var, polisi var, askeri var. Bizim arkadaş olduğumuz, güvenle yaşayan birçok insan var. Bugün bir Karadenizli, bir Trakyalı, bir İzmirli rahatça ‘Ben Türk’üm’ diyebiliyorsa, ben de ‘Kürt’üm’ diyebilmeliyim. Benim her yerde özgürlüğüm olmalıdır.”
"Bu iş demokrasi olmadan ilerlemez"
Sokaktaki tepki sadece iktidarın dayatmacı tavrına değil, kimi İyi Partinin Meclisteki tavrına, “İyi Parti ırkçılıktan besleniyor, barış istemiyor” diyerek tepki gösterirken; CHP’yi de geçmişte HDP’li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına verdiği destek üzerinden eleştiriyor.
İnşaat ustası son olarak, “Kürtleri kandırıyorlar diyorlar, Kürtler öyle kolay kanacak bir halk değil artık. On yılların tecrübesi var. Kimse bizi kandıramaz, bu iş demokrasi olmadan ilerlemez” diyerek aslında sokaktaki genel kanıyı özetliyor.
Bağlar halkı barışı her şeyden çok istese de eşitlik temelinde somut bir adım atılmadığı sürece kendini bu yeni sürecin bir öznesi olarak görmüyor, iktidardan gelecek samimi bir adımı temkinli bir sessizlikle beklemeye devam ediyor.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et