Göçmenlere karşı patron-devlet kıskacı: Ücretini isteyen işçiyi önce patron darbetti, sonra göç idaresine götürüldü
Antep’te senelerdir ödenmeyen ücretini isteyen Suriyeli işçi İbrahim, önce patron ve ailesi tarafından darbedildi, ardından polis tarafından Göç İdaresine götürüldü.
Fotoğraf: Evrensel
Deniz Kar
[email protected]
Antep – Suriyeli bir göçmen işçinin başına gelenler; Türkiye’de emekçilerin, işçilerin, göçmenlerin karşı karşıya kaldığı insanlık dışı uygulamaları bir kez daha gözler önüne serdi.
Antep’te bir asansör firmasında düzensiz olarak çalışan göçmen işçi İbrahim, yıllarca alacağını tahsil edemedi. Almak için gittiğinde ise önce asansör şirketinin patronu ve ailesi tarafından darp edilerek hakarete maruz kaldı, sonrasında polis tarafından geri gönderme merkezine götürüldü. Bu durum, göçmen işçilerin iktidarın göç politikaları ve sermaye tarafından nasıl kıskaca alındığının son örneği oldu.
İki sene boyunca ücretini alamadı
Savaş nedeniyle 15 sene önce Antep’e sığınan İbrahim, 2021’de düzensiz olarak çalışmaya başladığı Tek Genç isimli asansör firmasında parça başı iş yapıyordu. Daha çok asansör montajı olduğunda işe çağrılan İbrahim’in alacağı her zaman geriden geldi. Hesap defteri hiçbir zaman kapanmadı, yaptığı işlerden sonra parasını asla tam alamadı.
İbrahim son iki senede yaptığı işlerin parasını ise hiç alamadı. Firmada 100 bin lira alacağı biriken İbrahim, firmayı her aradığında patron M.K. tarafından ‘Bugün, yarın ödeyeceğim’ diye oyalandı. Patron iki sene içinde birkaç kez İbrahim’in hesabına 3-5 bin lira civarında miktarlar attı. Dört bayram üst üste kendisine kurban ve harçlık sözü verildiğini söyleyen İbrahim, “Benim paramla bana hayır yapacakmış, benim paramla bana harçlık verecekmiş gibi davrandı” dedi. Ayrıca bu vaatler de yerine getirilmedi.
Önce iş kazası, sonra darp
Birkaç ay önce farklı bir firmanın asansör montajı işini yaparken eli ezilen ve çatlak oluşan İbrahim, çalışamadığından maddi zorluklar yaşadığı için şirketten alacağını istedi. Patronu aradığında numarasının engellendiğini anladı. Bunun üzerine şirkete babasıyla birlikte giden İbrahim’in hesabına patron yine 5 bin lira attı. Kilis’te çalıştığı Kur’an Kursu’ndan, Antep’te çalıştığı apartmanlardan patronun yakın zamanda alacağını tahsil ettiğini öğrenen İbrahim; ücretinin tamamını istedi. M.K, İbrahim’e ‘bugün para gelmez’ deyince İbrahim parasını almadan ofisten gitmeyeceğini söyledi ve patronun karşısına oturdu.
Patron ‘polis benden yana durur’ dedi
Patron, sandalyede oturan İbrahim’e bir anda saldırmaya başladı. Küfürler ederek başına vurdu, boğazlamaya çalıştı, sandalye fırlattı. Patron M.K’nin kardeşi de şirkete gelerek İbrahim’e anahtarla vurmaya çalıştı. Araya giren babasına da saldırmaya başladı. İbrahim’i ve babasını tehdit eden patron, “Polis gelirse size yapacağını yapar. Sen kaybolursun, benden yana duracaklar. Sen Suriyelisin zaten burada ne işin var. Başka yerde görüşeceğiz seninle, eceline susadın sen. Zaten işlerin de kötü, eksik, doğru düzgün işin yok. Suriyelisin sen” diye bağırmaya başladı.
"Türk işçiler yerine beni çalıştırıyordu"
İbrahim, suçlu duruma düşmemek için hiçbir şey yapmadan bekledi ve video çekti. Patrona vereceği cevapları o esnada veremediği için, bize verdi: “İşlerim kötüyse 5 sene neden çalıştırdın? İş verirken işlerin kötü demiyordun. Daha iki hafta önce yine işe çağırdın. Üstelik ucuza da çalışmıyordum, ücretimi düşürmüyordum. Türklerle aynı parayı almama rağmen beni çağırıyorlardı. Ayrıca ben sanki Suriyeli olduğum için suçluymuşum gibi bağırdılar. Sanki ben orada Türklere laf söylemişim gibi ‘zaten Suriyeli’ diye bağırdılar sürekli.”
İbrahim yaşananların ardından polisi aradı. Polis geldikten sonra da patron, İbrahim’in başına vurmaya ve küfretmeye devam etti. Patron İbrahim’e yönelik “Bak seni şimdi sınır dışı edecekler. Polis geldi seni götürecekler. Bunlar Suriyeli, hak ediyor” şeklinde ifadeler kullandı.
Polisi İbrahim çağırdı. Polise konum attı ancak İbrahim ve babası suçlu muamelesi gördü. İbrahim şirketin hesap defterlerinin polis tarafından alınmasını istese de bu talebi yerine getirilmedi. İbrahim ve babası ekip aracına bindirilmeye çalışıldı. Karakola kendi aracıyla gitmek istediğini söyleyen İbrahim’in arabasına bir polis memuru görevlendirildi ve memur eşliğinde önce hastaneye darp raporu almaya gittiler. Polis, şirketi arayarak kimden şikayetçi olduklarını sordu.
Gözaltına alınan İbrahim ve babası oldu
İbrahim ve babası, hastaneden karakola götürülürken, ekip aracının arkasında bulunan gözaltı bölmesine bindirildi. İbrahim, kendisinin astımı, babasının ise yaşlı ve nefes darlığı olduğunu bildirmesine rağmen polisler durumu önemsemedi. Konsolosluğu aramalarını istedi, yine önemsenmedi. Karakolda yalnız patronun ifadesinin alındığını, patronun kardeşlerinin olmadığını gören İbrahim, polise neden diğerlerinin ifadesinin alınmadığını sordu. Polis memuru, ‘diğerlerinden şikayetçi olmadın’ diye cevap verdi. İbrahim, “Onları arayıp kimden şikayetçi olacaklarını sordu ama bize sormadı” şeklinde tepkisini dedi. Patron verdiği ifadede, İbrahim ve babası için ‘Mekanımı basmaya geldiler. Ödediğim 5 bin lira sadakam olsun’ şeklinde ifadeler kullandı.
"Sanki göç idaresinde hukuk ayrı"
Karakoldaki ifadeler bittikten sonra İbrahim ve babası Göç İdaresine götürüldü. Göç İdaresinde yaşadıklarını şöyle anlatıyor İbrahim: “Göç idaresine polis bıraktıktan sonra kaybolacağız diye korktuk. Çünkü göç idaresine hiçbir şekilde güvenmiyoruz. Bu ülkede bizi ezen göç idaresi. Bu eşkıyalar da göç idaresine güvenerek bu davranışlarda bulunuyor. Bu yüzden göç idaresinden uygun olmayan hiçbir ifade kullanmadım. Sadece haklarımızı sordum. Oradaki görevli bana, ‘Ben ifadelerinizi okuyacağım, çıkıp çıkmayacağınıza, geri gönderilip gönderilmeyeceğinize ben karar vereceğim’ dedi. Sanki orada ayrı hakim, ayrı hukuk var. İfadelerimizi okuduktan sonra ‘Gidebilirsiniz ama bir daha olaya karışırsanız geri göndeririz’ dediler. Hakkımı aradığım için olaya karışmış oldum. İfademde de söyledim. Ben hiçbir şekilde kendimi savunamadım başıma gelecekleri bildiğim için.”
Söz konusu iddiaları sormak için işyerinin numarasını aradığımızda numaraya ulaşılamadığını gördük.
İbrahim’in başına gelenler, Türkiye’deki yüzbinlerce göçmen işçinin yaşadıklarının özeti. İşyerindeki çalışma koşullarından, emeğinin karşılığını alamamasına; hakkını aramasının önündeki engellerden, hak aradığında başına gelenlere; geri gönderme merkezinde maruz kaldığı muameleye kadar İbrahim, şöyle diyor: “Ben şikayetçi olduğum halde onlar şikayetçi olmuş gibi bir duruma düştük. Suriyeli bir işçi olmak böyle bir şey.”
Verilerle Türkiye’de göçmen işçiler
- İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin açıkladığı son verilere göre Türkiye'de ‘yasal kalış hakkına sahip’ 3 milyon 632 bin 64 göçmen var.
- Kayıtsız göçmen sayısına dair bir bilgi bulunmuyor, ancak toplam göçmen nüfusunun 4 milyonu aştığı tahmin ediliyor.
- Türkiye’de çalışma izni verilen göçmen işçi sayısı 2026 itibarıyla 522 bin 629 oldu.
- Göçmenlerin büyük çoğunluğu kayıtsız çalışırken bu durum sosyal haklar ve ücretlere de yansıyor. Ayrıca geçici koruma statüsündeki Suriyeli göçmenlerin çalışma izninden muaf tutulmasına ilişkin düzenleme hayata geçirilirse durum daha kötü hale gelecek.
- İSİG Meclisi’nin verilerine göre 2013’ten 2026’nın temmuz ayına kadar en az 1177 göçmen işçi çalışırken iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.
- 2013-2024 yılları arasında en az 80 göçmen çocuk işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et