Dokuzda dokuz değişen bilirkişi kararı Deştin köylülerini isyan ettirdi: 'İşini bilirkişi olmuşlar'
Deştin’de yapılmak istenen çimento fabrikasına ilişkin önceki bilirkişi raporu projeyi sakıncalı bulurken, son bilirkişi raporunda 9 uzmanlık alanının şirket lehine görüş verildi. Köylüler, bilirkişi heyeti hakkında suç duyurusunda bulunacak.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Özer Akdemir
[email protected]
Muğla — Muğla'nın Menteşe ilçesine bağlı Bayır ve Yatağan ilçesine bağlı Deştin mahalleleri ortak sınırında yapılması planlanan entegre çimento fabrikası projesine karşı bölge halkının uzun yıllardır sürdürdüğü çevre mücadelesinde yeni bir gelişme yaşanıyor. Davaya bakan mahkemeye sunulan son bilirkişi raporunun tarafsızlığına gölge düştüğünü savunan Deştin Çevre Platformu ve yöre halkı, bilirkişi heyeti hakkında adliyede suç duyurusunda bulunmaya hazırlanıyor. Bölge sakinleri, mahkemeye sunulan yeni rapordaki çelişkiler nedeniyle tepkilerini dile getirirken adli makamlardan sürecin şeffaf bir şekilde araştırılmasını istiyor.
Dokuz uzmanın kararı yüz seksen derece nasıl değişti?
Konuya dair görüşlerini aldığımız Deştin Çevre Platformu Sözcüsü Haluk Özsoy, davanın önceki aşamalarında hazırlanan raporda farklı disiplinlerden dokuz uzmanın tamamının köylüleri haklı bulduğunu ve projenin doğaya geri dönülemez zararlar vereceğini tescillediğini hatırlatıyor. Ancak temmuz ayında sunulan son raporda aynı uzmanlık alanlarındaki dokuz bilirkişinin tamamının şirket lehine görüş bildirdiğini ifade eden Özsoy, bu keskin dönüşün heyet üzerinde kurulan büyük bir idari ve siyasi baskının göstergesi olduğunu savunuyor. Eski incelemelerde zeytinliklerin, tarım alanlarının ve Kazan Göleti gibi hayati su kaynaklarının korunması gerektiği kararlılıkla vurgulanırken yeni raporda tüm bu çevresel çekincelerin bir kenara bırakıldığı görülüyor.
Fotoğraf: Deştin Çevre Platformu
Şirket temsilcilerinin yazdığı taslaklar mı imzalandı?
Yöre halkı, rapor hazırlama sürecinin hızı karşısında şaşkınlığını gizleyemiyor ve bilirkişileri işini bilirkişi olarak nitelendiriyor. Önceki yargılama süreçlerinde heyetin raporu tamamlaması doksan günü bulmuşken, bu davanın en kritik aşamasında inceleme ve imza işlemlerinin yaklaşık yirmi gün gibi kısa bir sürede bitirilerek mahkemeye sunulması şüpheleri artırıyor. Çevre savunucuları, raporun tarafsız bir şekilde yazılmadığını, adeta şirket temsilcilerinin hazırladığı taslakların bilirkişilerce sadece imzalandığını iddia ediyor. Diğer yandan Muğla Büyükşehir Belediyesi de bilimsel ve teknik açıdan ciddi eksiklikler barındıran, kesinleşmiş eski yargı kararlarını görmezden gelen bu raporun mahkeme tarafından hükme esas alınmaması için kapsamlı bir itiraz dilekçesi sunmuş bulunuyor.
Deştin halkının orman ve su savunması yirmi yılı geride bıraktı
Tekağaç mevkiinde planlanan ve yaklaşık üç yüz doksan beş hektarlık geniş bir ormanlık alanı kaplayan çimento fabrikası projesine karşı köylülerin direnişi aslında yirmi yıllık bir geçmişe dayanıyor. Proje sahasının büyük kısmının verimli Akdeniz kızılçam ormanlarından oluşması, bölgenin temel geçim kaynakları olan çam balı arıcılığını ve zeytin üretimini doğrudan tehdit ediyor. Geçmişte şantiye yollarını kapatan, jandarma müdahalesiyle gözaltına alınan ve türlü hukuki baskılara maruz kalan Deştin ve Bayır halkı, yaşam alanlarını korumak için tek bir geri adım atmayacağını ve Deştin Çayı'nın özgürce akması için mücadeleye sonuna kadar devam edeceğini duyuruyor.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Eski ve yeni raporlar arasındaki uçurum
Yeni ve eski bilirkişi raporlarında ortaya konan ve birbiri ile taban tabana zıt olan görüşlerden bazıları şöyle:
Maden Mühendisliği Yönünden
- Eski Rapor: Kil ve kalker ocakları için şev duraylılık ve kinematik analizlerin hiç yapılmadığı, yüksek depremsellik riski taşıyan bölgede ocak şevlerinin duraylılığı açısından heyelan ve göçme risklerinin belirsiz bırakıldığı ifade edilmiştir. Ayrıca 13 hammadde sahasının yaratacağı kümülatif toz ve topografya tahribatı yetersiz açıklanmıştır.
- Yeni Rapor (Temmuz 2026): Dokuz Eylül Üniversitesi uzmanlarınca yapılan limit denge stabilite analizleriyle, depremli ve dinamik koşullarda dahi güvenlik katsayılarının (Fs) yasal sınırın (1.20) üzerinde (Fs: 1.30 - 1.65 arası) olduğu kanıtlanmıştır. En radikal revizyon olarak, 8 adet kil ocağı proje kapsamından tamamen çıkarılmış, böylece toplam ÇED alanı 775,1 hektardan 395,61 hektara düşürülerek ormanlık ve çevresel alanlar üzerindeki baskı yüzde 50 oranında azaltılmıştır. Bölgedeki mermer atıklarının (pasa) ve termik santral küllerinin çimento üretiminde kullanılmasının döngüsel ekonomiye kamu yararı sağlayacağı savunulmuştur.
Jeoloji ve Hidrojeoloji Yönünden
- Eski Rapor: Hammadde ocaklarının havzadaki su kaynaklarına, özellikle Kazan Göleti ile yüzeysel ve yeraltı su yollarına vereceği zararlara dair incelemelerin çok yüzeysel olduğu saptanmıştır. Tesis altındaki zemin yapısı hatalı tanımlanmış ve bölgedeki MUSKİ içme suyu kuyuları ile Pınarbaşı karstik kaynaklarına raporda hiç yer verilmemiştir.
- Yeni Rapor (Temmuz 2026): Dokuz Eylül Üniversitesi tarafından yapılan rezistivite ve sismik çalışmalarla havzanın kavramsal modeli kurulmuştur. Sahada açılan 260 metrelik su kuyusunun verimsiz çıkması (0,005 L/s/m), fabrika tabanını oluşturan Neojen kiltaşlarının geçirimsiz bir doğal bariyer oluşturduğunu kesinleştirmiştir. Kazan Göleti'ni korumak için kuşaklama kanalları ve tersip bentleri projelendirilmiştir.
Fotoğraf: Deştin Çevre Platformu
Meteoroloji Yönünden
- Eski Rapor: Meteorolojik değerlendirmelerin 1975-2001 yılları arasındaki çok eski verilere dayandığı, parametrelerin (yağış hariç) tesisin kurulacağı rakım seviyesine yükseltilmediği, nem oranının ve rüzgar yönünün hatalı alındığı belirtilmiştir. Ayrıca raporu hazırlayanlar arasında bir meteoroloji mühendisi yer almamıştır.
- Yeni Rapor (Temmuz 2026): Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden temin edilen 1968-2023 yıllarını kapsayan 55 yıllık güncel veriler analize dahil edilmiştir. Gelişmiş EPA onaylı AERMOD dağılım modeli kullanılmış, rüzgar profil analizleri ve nem oranları matematiksel formüllerle 650 m ve üzeri tesis rakım kotuna ve hammadde ocak seviyelerine uyarlanmıştır.
Biyoloji Yönünden
- Eski Rapor: ÇED dosyasındaki bitki listesinin ekim ayında sadece bir günlük kısıtlı bir çalışma ile hazırlandığı, listede yalnızca 17 familyaya ait 24 bitki türüne yer verildiği ve bazı taksonların sadece cins düzeyinde bırakıldığı eleştirilmiştir.
- Yeni Rapor (Temmuz 2026): Ege Üniversitesi Botanik Anabilim Dalı uzmanlarınca bitkilerin vejetasyon dönemleri dikkate alınarak yapılan kapsamlı saha çalışmaları sonucunda flora listesi 59 familyaya ait 282 bitki türüne çıkarılmıştır. Alanda nesli kritik derecede tehlikede olan hiçbir lokal endemik türe rastlanmadığı, fauna listesinin de 39 familyaya ait 77 karasal omurgalı türle tam ve eksiksiz güncellendiği belirtilmiştir.
Orman Mühendisliği Yönünden
- Eski Rapor: Verimli devlet ormanı statüsündeki tam kapalı alanda yapılacak yoğun ağaç kesiminin ekosisteme etkilerinin göz ardı edildiği, toz emisyonlarının yaprak fizolojisini tıkayarak fotosentezi durduracağı ve çam balı arıcılığına (Basra böceğine) zarar vereceği ifade edilmiştir. Yangın planı ve toprak koruma tedbirleri bulunmuyordu.
- Yeni Rapor (Temmuz 2026): 8 maden ocağının iptal edilmesiyle orman baskısı yüzde 50 azaltılmıştır. Tesiste kurulacak 21 adet Jet-Pulse torbalı filtre ve elektrofiltre teknolojisi sayesinde emisyonların yasal limitlerin çok altında kalacağı ve ağaç fizolojisi ile arıcılığa zarar vermeyeceği ormancılık bilimsel raporlarıyla kanıtlanmıştır.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Ziraat Mühendisliği Yönünden
- Eski Rapor: Proje sahasının zeytinlik alanlara sadece 90 metre mesafeden başladığı, 3 km sınır içinde kalan zeytinliklerin toz emisyonları sebebiyle vejetatif ve generatif gelişiminin olumsuz etkileneceği ve durumun 3573 sayılı Zeytincilik Kanunu'nun 20. maddesine aykırı olduğu hükme esas alınmıştır.
- Yeni Rapor (Temmuz 2026): Hammadde ocaklarının bulunduğu kireçtaşı mostra alanlarında bitkisel toprak tabakasının bulunmadığı, bu nedenle doğrudan verimli tarım arazisi kaybı veya zeytin ağacı sökümü yaşanmayacağı savunulmuştur.
Çevre Mühendisliği ve Kümülatif Etki Yönünden
- Eski Rapor: Emisyon debileri, toz emisyonları, PM10 değerleri doğru yansıtılmamış ve kümülatif etki detaylandırılmamıştır.
- Yeni Rapor (Temmuz 2026): Emisyon envanteri kazı, delme, patlatma ve nakliye süreçlerini kapsayacak şekilde detaylandırılmıştır. Kümülatif modelleme çalışmasında arka plan hava kalitesi yükü de dikkate alınarak en olumsuz işletme senaryoları simüle edilmiştir.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et