Cezaevlerinde 891 çocuk anneleriyle birlikte kalıyor: 'Annesinin yanında kalan çocuklar mahpus statüsünde'
Cezaevlerinde anneleriyle kalan en az 891 çocuğun gelişimlerinde ciddi sorunlar yaşanıyor. Çocuklar sağlıklı gıdaya, sağlık hizmetlerine, kreşe, oyuna, eğitsel çalışmalara ulaşamıyor. Uzmanlar çocukların yerinin hapishane olmadığını söylüyor.
Eylem Nazlıer
[email protected]
Türkiye’de cezaevlerinde anneleriyle birlikte kalan yüzlerce çocuk, herhangi bir suç işlememelerine rağmen demir kapılar ve yüksek duvarlar arasında büyüyor. Adalet Bakanlığının düzenli veri paylaşmaması nedeniyle güncel sayı bilinmezliğini koruyor. 6 yaşında annelerinden ayrılmak zorunda bırakılan çocuklar ise ciddi travmalara maruz kalıyor. Uzmanlar, çocukların cezaevlerinde görünmez hale geldiğini, gelişim haklarının ihlal edildiğini ve alternatif infaz modellerinin yaygınlaştırılması gerektiğini söylüyor.
Annesiyle cezaevindeki 0-6 yaş çocuk sayısı bilinmiyor
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) Hapiste Çocuk Tematik Alan Uzmanı Cansu Şekerci, cezaevlerinde kalan çocuklara ilişkin verilerin dahi kamuoyundan saklandığını söyledi. Hapishanelerde bağımsız sivil denetimin bulunmamasının izleme faaliyetlerini zorlaştırdığını belirten Şekerci, “Anneleriyle tutulan 0-6 yaş arasındaki çocuklar sınırlı biçimde izleyebildiğimiz bir grup. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün yayımladığı istatistiklerde bu çocukların sayısı yer almıyor. Bilgi edinme başvuruları ve milletvekillerinin soru önergeleri de çoğu zaman yanıtsız bırakılıyor” dedi.
Soruların, “kurum içi işleyiş” gerekçesiyle yanıtsız bırakıldığını aktaran Şekerci, elde edilebilen son resmi verilerin ise temmuz 2025 tarihli bir soru önergesine verilen yanıttan geldiğini belirterek, “29 Temmuz 2025 itibarıyla anneleriyle birlikte cezaevlerinde kalan çocuk sayısı 891 olarak açıklandı” diye konuştu.
‘Cezaevinde çocuk gelişimi uzman personel yok’
Cezaevlerinde kalan çocukların koşullarının kurumdan kuruma büyük farklılık gösterdiğini ifade eden Şekerci, “Anneleriyle tutulan çocukların sağlıklı gıdaya, sağlık hizmetlerine, kreşe, oyuna, eğitsel çalışmalara ne kadar eriştiği hangi hapishanede tutulduğuna göre değişiyor” dedi.
Cezaevlerinde çocuk gelişimi konusunda uzman personelin bulunmadığını belirten Şekerci, çocukların gelişimsel takibinin yeterince yapılamadığını ifade etti. “Annenin tutulma koşullarından doğrudan etkilenen çocuk fiilen mahpus statüsüne sokuluyor” diyen Şekerci, annenin aldığı disiplin cezalarının sonuçlarından, koğuş içindeki sorunlardan ve idareyle yaşanan gerilimlerden çocukların da etkilendiğine dikkat çekti.
CİSST’ye yapılan başvurularda en sık karşılaşılan sorunların başında beslenme ve fiziksel koşulların geldiğini anlatan Şekerci, bazı çocukların yaşlarına uygun gıdaya ulaşamadığını söyledi. Şekerci, “Bazı hapishaneler çocuk için ayıca anneye sebze, meyve gibi şeyler de gönderebiliyor. Bazı hapishanelerin kantininde bebek maması satılabiliyor ancak annenin bunu para ile alması gerekiyor. Kantindeki mamalarının tarihinin geçmesinden çocuklara verilen ek gıdaların besleyicilik açısından yeterli olmadığına, bazen ek gıda dahi olmayıp anne ile çocuğa aynı yemek verildiği için çocuğun o gün sadece yemekteki bulgur pilavını yiyebildiğine kadar çeşitli sorunlar aktarılıyor” dedi.
‘6 yaşına gelen çocuk bir günde annesinden ayrılıyor’
Cezaevinde büyüyen çocukların ileriki yaşamlarında nasıl etkilendiklerine dair kapsamlı bir saha araştırması bulunmuyor. Ancak Şekerci, uygulamada sorunların açık biçimde görüldüğünü söyledi.
Mevzuata göre hakimin üç yaşını doldurmuş çocukların Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı kurumlara sevkine karar verebildiğini hatırlatan Şekerci, her durumda çocukların altı yaşına geldiklerinde annelerinden ayrıldığını belirtti. Şekerci, “Bu ayrılığın bir geçiş süreci de yok. Çocuk, bir günde kapının diğer tarafına geçiyor. Özellikle uzun süredir içerideyse ya da dışarıda bir yakını olmadığından tanıdığı dünya hapishaneyle sınırlı oluyor. Bu durumda dışarı çıkmak, bir çocuk için çok çok büyük bir değişiklik. Eğer çocuğun dışarıda bir bakım vereni yoksa Aile Bakanlığına bağlı kurumlara teslim ediliyor. Kurum bakımına alınan bir çocuğun kurumdaki psikoloğun sunması gereken destekten bu bağlamda da faydalanması mümkün. Sosyal açıdan anneyle görüşmeye devam edebilmesi de yine kurumun aldığı sorumluluklarla sınırlı oluyor” dedi.
Çocuğun yararı ne ölçüde gözetiliyor?
Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHUDER) İstanbul Şube Başkanı İkram Doğan da cezaevlerinde anneleriyle birlikte yaşayan çocukların çocuk hakları açısından ciddi risklerle karşı karşıya olduğunu söyledi. Doğan, “Hak temelli sosyal hizmet yaklaşımı açısından mesele yalnızca annelerin mahpus olması ve çocuğun bakım sorunu değil Sorun; çocuğun yüksek yararı ilkesinin ne ölçüde gözetildiği, devletin koruyucu sosyal politika yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ve çocuk haklarının infaz politikaları karşısında nasıl konumlandığıyla ilgili kamusal sorumluluğun sorgulanmasını gerektiren yapısal bir insan hakları sorunu. Çocukların cezaevi koşullarında büyümesi; yoksulluk, toplumsal dışlanma, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve cezalandırıcı sosyal politikalarla doğrudan ilişkili” ifadelerini kullandı.
Doğan, çocukların herhangi bir suç işlememelerine rağmen kapalı kurum koşullarında yaşamak zorunda bırakıldığını; gelişim, eğitim, sağlık, oyun ve sosyal katılım hakları bakımından da çok yönlü ihlallerle karşılaştığını belirtti.
“Çocuklar bağımsız hak öznesi olarak değil, ceza infaz sisteminin pasif unsurları olarak görülüyor” diyen Doğan, disiplin uygulamaları, aramalar, kapalı kapılar ve sürekli denetim ortamının çocuklarda kaygı ve travmaya neden olabileceğini belirtti.
‘Eğitim ve oyun hakkı sınırlandırılıyor’
Doğan, erken çocukluk döneminin bilişsel ve duygusal gelişim açısından kritik olduğunu vurgulayarak, cezaevlerinin çocuk gelişimine uygun mekanlar olmadığını söyledi. Çocukların doğal oyun alanlarından, akran ilişkilerinden ve sosyal öğrenme süreçlerinden mahrum kaldığını ifade eden Doğan, bunun Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde güvence altına alınan gelişim hakkıyla çeliştiğini belirtti. Kreş olanaklarının ve eğitici personel sayısının yetersizliğine dikkat çeken Doğan, oyun hakkının yalnızca boş zaman etkinliği olarak değil temel bir çocuk hakkı olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Çocukların yaşam alanı beton duvarlarla sınırlı
İnsan Hakları Derneği (İHD) Hapishaneler Komisyonu Üyesi Avukat Mehtap Sert ise çocukların cezaevi koşullarından doğrudan etkilendiğini söyledi. Cezaevlerinde büyüyen çocukların yaşam koşullarını anlatan Sert, “Çocuklar annelerinin kucağında ya da yatak üzerinde büyüyor. Emekleme dönemleri sağlıklı geçmiyor. Uyku düzenleri yok. Kalabalık koğuşlarda sürekli farklı seslere ve gerilimlere maruz kalıyorlar” dedi.
Temiz hava, hijyen ve beslenme konusunda ciddi sorunlar bulunduğunu belirten Sert, çocuklara özel bir beslenme programı uygulanmadığını, çoğu zaman annelerle aynı yemekleri tükettiklerini söyledi. Kreşe giden çocuklar kısa süreliğine akranlarıyla buluşabilse de günün geri kalanını cezaevi ortamında geçirdiğini dile getiren Sert, “Kadın kapalı hapishanesi ise oyun alanları var. Karmalarda yok. Kreş hepsinde var. Ancak kurumun bünyesinde değil. Dışarı götürülüyorlar. Açık havadan annenin infaz rejimine ya da kaldığı hapishanenin koşullarına göre faydalanıyor. Kreşe gittikleri zaman diliminde kreş parka götürüyorsa gidebiliyorlar. Onun dışında hep beton duvarlarla sınırlı yaşam alanları” dedi.
Çocuğun gelişimi koğuşun sınırlı koşullarına bağımlı
Takip ettikleri vakalarda özel gereksinimli çocukların ihtiyaçlarının dahi zamanında karşılanmadığını anlatan Sert, cezaevlerinde bulunan çocukların çoğu zaman görünmez kaldığını ifade etti. Hapishanede doğan ve büyüyen çocukların fiziksel gelişiminin diğer çocuklarla aynı olmasının mümkün olmadığını dile getiren Sert sebebini şu şekilde aktarıyor: “Çünkü hapishaneler kapasitesinin üstünde doluluk oranına sahip. Yerde yatanların bile olduğu bir ortam söz konusu. Tuvalet ve ortak kullanım alanında aynı terlikle dolaştıkları için yerler hijyenik değil. Çocuklar annelerinin kucağında ya da yatağın üstünde hareket ediyorlar. Emekleme süreçleri sağlıklı geçmiyor. Emeklemeyince çocuk geç yürüyor. Çocuğun uyku düzeni yok. Koğuş ne zaman yatarsa o zaman yatıp onlarla kalkmak zorunda kalıyor. Annenin dışında da çocuğa eğitim vermeye çalışanlar, azarlayanlar olduğu için çocuk rol karmaşası yaşıyor. Var olan oyuncakları ile istedikleri yerde oynama gibi bir özgürlükleri yok.”
Temiz hava sıkıntısı olduğunu da anlatan Sert, “Hapishane pencereleri küçük ve tellerle kat kat olduğu için yeterince temiz hava sirkülasyonu yok. Üstüne sigara içenlerin de varlığı sıkıntı” dedi.
‘Kantinden süt isteyince, meyve suyu geliyordu’
Hapishanede doğan ve büyüyen iki çocuğu takip ettiklerini ifade eden İHD Hapishaneler Komisyonu Üyesi Avukat Mehtap Sert Sert, takip ettikleri bir çocuğun, özel gereksinimli bir çocuk olduğunu söyledi. Sert çocuğun durumunu şöyle anlattı: “Babası hükümlü. Tahliye oldular. Rahatsızlığından dolayı bu çocuğa ekstra B vitamini ve protein verilmesi gerekiyordu. Ancak ara sıra veriliyordu. Anne kantinden süt siparişi vermesine rağmen meyve suyu getiriyorlardı. Gelen meyveler taze olmadığı için onlar da sorun yaratıyordu. Depreme kadar İskenderun T tipinde kaldılar. Anneye çocuk 1 yaşına gelene kadar infaz durdurma vermişlerdi. Deprem sonrası Sincan Kadın Cezaevine gittiler. Orada oyun odaları olduğu için çocuk koğuş ortamından daha uzak kaldı. Anne daha iyi sonuçlar verdiğini söylemişti.”
Sert, “Doğal olarak hapishanelerde çocuklara aynı bakış açısına sahip. Annenin suçu ile çocuk yargılanıyor. Tavır da buna göre şekilleniyor” dedi.
‘Çocukların yeri hapishane değil’
Adalet Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında 2021 yılında imzalanan “tutuklu, hükümlü veya yükümlüler ile çocuklarının sosyal hizmetlerden yararlandırılması hakkında iş birliği protokolü”nün uygulamasına ilişkin herhangi bir denetim ya da raporlama yok.
CİSST Uzmanı Cansu Şekerci, temel çözümün çocukların cezaevlerinde tutulmaması olduğunu söyledi: “Özellikle küçük çocukların annelerine duyduğu ihtiyaç bilimsel bir gerçek. Ancak çözüm çocukların anneleriyle birlikte cezaevinde kalması değil, annelerin alternatif tedbirlerle çocuklarının yanında olabilmesidir.” Şekerci, çocuklu kadınlar için alternatif infaz modellerinin yaygınlaştırılması, bağımsız sivil denetim mekanizmalarının oluşturulması ve anne-çocuk ünitelerinin yaygınlaştırılması çağrısında bulundu.
Çocukların gelişimini gözeten personel ihtiyacı
Hapishanelerde anneleriyle birlikte kalan çocuklara ilişkin çözüm önerilerini sıralayan Sosyal Hizmet Uzmanı İkram Doğan, mevcut uygulamaların çocukların gelişim hakkını gözeten bir anlayışla yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Küçük çocuğu bulunan kadınlar için denetimli serbestlik, ev tipi infaz modelleri, toplum temelli rehabilitasyon programları ve anne-çocuk yaşam evleri gibi alternatiflerin yaygınlaştırılmasını öneren Doğan, çocuğun yüksek yararının esas alınması gerektiğini vurguladı.
Doğan, ceza infaz kurumlarında sosyal hizmet uzmanı, psikolog, çocuk gelişim uzmanı ve özel eğitim uzmanı gibi meslek elemanlarının sayısının artırılması gerektiğini belirterek çocuk hakları alanında çalışan barolar, meslek örgütleri, akademik kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarının da hapishanelerde anneleriyle kalan çocuklara ilişkin düzenli izleme raporları hazırlaması gerektiğini belirtti.
Çocukların hapishane koşullarına uyum sağlamasını değil, hapishane dışında güvenli ve destekleyici ortamlarda yaşayabilmesini hedeflediğini belirten Doğan, gerçek çözümün çocuğun yüksek yararını merkeze alan, bakım, sosyal koruma ve kamusal sorumluluğu önceleyen politikaların hayata geçirilmesi olduğunu söyledi.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et