08.08.2026 01:45 / Güncelleme: 01:48

23. Gençlik Yaz Kampı Üniversite Forumu Deklarasyon Metni

“Demokratik ve özerk üniversite mücadelesini; savaşlara, bağımlılık ilişkilerine ve NATO gibi emperyalist aygıtlara karşı bağımsız bir Türkiye mücadelesiyle birleştireceğiz.”

23. Gençlik Yaz Kampı Üniversite Forumu Deklarasyon Metni

23. GYK Kamp Komitesi

 

Gençlik Yaz Kampı; emperyalist saldırganlığın yayıldığı, baskı ve yasakların arttığı, yaşam ve çalışma koşullarının ağırlaştığı bir dönemde tamamlandı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen üniversiteliler, sene içinde yaşadıkları sorunların kaynaklarını ve çözüm yollarını tartıştı. Kamp süresince yürütülen tartışmalar ve üçüncü gün düzenlenen Üniversite Forumu, farklı kampüslerde yaşanan sorunların özünde tüm Türkiye gençliğinin ortak ahvalini yansıttığını gösterdi. Farklılıklar barındırsa da deneyimler büyük benzerlik taşıyor.

İktidarın egemen sınıfların çıkarları doğrultusunda uyguladığı ekonomik ve siyasal program karşısında gençliğin kendi mücadele deneyimlerinden dersler çıkararak ortak bir rota etrafında buluşmasının önemi her zamankinden fazla. Üniversite Forumu bizlere hem geçmiş birikimlerimizden öğrenme hem de geleceğe dair ortak mücadele zeminini güçlendirme imkânı sundu. Bu yönüyle 23. Gençlik Yaz Kampı ve Üniversite Forumu; baskıların yoğunlaştığı bu dönemde kuşatmayı püskürtecek olanakların var olduğunu gösteren, savaşsız ve sömürüsüz bir dünya mücadelesinin somut adımlarından biri olarak başarıyla gerçekleştirildi.

 

Emperyalist kuşatmanın hayatlarımıza tezahürü

Forumumuz, üniversiteli gençliğin koşullarını Dünya ve Türkiye’deki gelişmelerle birlikte ele aldı. Bu ilişkiyi açık etmeden tutarlı bir mücadele hattı oluşturulamayacağı tespit edildi. İşçilerin, emekçilerin ve gençliğin geleceği emperyalist işgal, yağma ve savaşlarla karartılırken; üniversitelerimizde anti-emperyalist bir mücadele hattını inşa etme ihtiyacının büyüdüğü ortaya kondu.

Başta ABD emperyalizmi olmak üzere pazar ve rekabet kavgaları, dünyanın yeniden paylaşımı hamlelerini artırıyor. Devletler, silah sanayi harcamalarına büyük bütçeler ayırma yarışındalar. Türkiye’de de halkın cebinden çıkan kaynakların eğitime, sağlığa ve kamu hizmetlerine değil; savaşa, silahlanmaya ve bölgesel istikrarsızlığa aktarıldığına tanıklık ediyoruz. Ankara’da düzenlenen NATO zirvesi de bu tablonun bir parçası. Tekelci sermayenin ve temsilcisi olan Saray rejiminin Ortadoğu başta olmak üzere bölgesel hedefleri, konumlanma çabaları ve gelecek tasavvurları forumumuzda tartışıldı. Saray rejimi, paylaşım mücadelelerindeki savaş söylemleriyle ABD’nin stratejik önceliklerine uyum sağlayacağını ve bağımlılık ilişkilerini derinleştireceğini ilan ediyor. NATO zirvesine giden süreçte ise bu tablo karşısında antiemperyalist güçlerin ve mücadele örgütlerinin zirvenin iptali talebini büyütmek konusundaki zayıflığı göze çarpıyor. Zayıf da olsa ortaya çıkan anti-emperyalist mücadele birliklerini büyütme ihtiyacı öne çıkıyor. Üniversite Forumu’nda da bu rejime karşı mücadeleyi temel bir başlık olarak ele alarak gençliğin yan yana gelmek üzere seferber olması gerektiğini vurgulandı. Demokratik ve bağımsız Türkiye mücadelesinde görevlerimiz şu şekilde tarif edildi: Kulüp ve topluluklardan temsil mekanizmalarına kadar mevcut araçlarımızda, ekonomik-akademik sorunların bağımlılık ilişkileriyle nasıl iç içe geçtiğini ortaya koymak; anti-emperyalist mücadelenin olanaklarını üniversiteler boyutuyla kurmamız şart.

 

Sermayeye değil, eğitime bütçe!

Saray rejimi; emperyalistlerin ve yerli işbirlikçilerin talepleri doğrultusunda 12. Kalkınma Planı, OVP ve Kamuda Tasarruf Paketi gibi programlarla emekçilerin ve gençliğin yaşam koşullarını ağırlaştırıyor. Barınma, nitelikli yurt ve yemekhane yetersizliği, bursların erimesi, işsizlik ve alan dışı çalışma gençlerin hayat rutini haline geliyor. Geçim sıkıntısı nedeniyle güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalan yüz binlerce üniversiteli; yetersiz burslara, Güç Programı’na ve düşük ücretli esnek çalışma modellerine mahkûm edilmek istenmektedir. 

Sermayenin çıkarları doğrultusunda üniversiteleri ucuz kalifiye emek üreten “Üniversite A.Ş.” lere dönüştüren bu sömürü programına karşı birliğimizi güçlendirmeliyiz. Önümüzdeki dönemde de esnek ve güvencesiz çalışmaya karşı bütçenin sermayeye değil; eğitime ayrılması, bursların artırılması, nitelikli beslenme ve barınma koşullarının sağlanması talepleriyle parasız eğitim mücadelesini sürdürmeliyiz. Saray rejimi üniversiteleri piyasalaştırarak parası olanın eğitime erişebildiği ve müfredatın gericileştiği bir yapıya sürüklerken akademiye yönelik saldırılarını da artırmaktadır. Buna karşı bilimsel ve akademik bilgi üretimi üzerindeki baskıları püskürtmek için alternatif buluşmaları, kongreleri ve kurduğumuz mekanizmaları güçlendirerek hareket etmeliyiz.

 

Şiddet sarmalına karşı örgütlü dayanışma 

2025’in Aile Yılı ilan edilmesi, ardından bunun “Aile 10 Yılı”na dönüştürülmesi ve 12. Yargı Paketi gibi adımlarla kadınlara, çocuklara ve LGBTİ’lere dönük ideolojik ve politik saldırılar artıyor; şiddet ve cezasızlık politikaları derinleşiyor. Özellikle artan kadın cinayetleri; Rojin Kabaiş ya da Gülistan Doku davalarında olduğu gibi devletin bu cinayetlerle olan ilişkisinin ortaya çıkması veya şüphe içermesi de kadınların mücadelesinin temel konusu olmayı koruyor. Kampüslerde artan şiddet ve taciz vakaları, bunlara karşılık önleyici mekanizmaların eksikliği veya faillerin cezasızlıkla ödüllendirilmesi gibi süreçlerle birlikte CİTÖK/CİTÖB vb. mekanizmalar, üniversiteli kadın mücadelesinin ana taleplerinden biri olmayı sürdürüyor. Üniversiteli gençlik ve özellikle genç kadınlar, bu gerici hatta karşı mücadeleyi büyütmelidir. Bu nedenle forumun sonuçlarından biri de baskılara rağmen kurulan topluluk ve dayanışma ağlarını kitleselleştirerek tüm üniversiteli kadınların mücadele aracına dönüştürmek için çalışmak oldu.

 

Faşizmin inşasına üniversiteler tarafından bir bakış

Toplumsal desteğini yitiren Saray rejimi, derinleşen sorunları NATO ve ABD emperyalizmine teslimiyetle aşmaya çalışıyor. Bu planları hayata geçirmek için faşist bir rejim inşasına yönelirken; gençliğin ve emekçilerin mücadelesini baskılarla boğmaya, muhalif kesimleri tutuklamalar, grev yasakları ve belediye operasyonlarıyla ezmeye çalışıyor.

Üniversitelerde ise bu süreç atanmış rektörlerin baskıları, kulüp ve toplulukların kapatılması, temsilciliklerin engellenmesi ve öğrencilerin karar mekanizmalarından dışlanması şeklinde yaşanıyor. Hacettepe’den Ege’ye öğrencilere dönük faşist saldırılardan, ODTÜ Bahar Şenliği’ndeki provokasyonlara kadar birçok kampüste gençliğin hak mücadelesini bastırma girişimleri artıyor. Forumumuz, bu saldırıların üniversitelerle sınırlı olmadığını tespit etmiş; demokratik ve özerk üniversite mücadelesini işçi ve emekçilerle birleşen anti-faşist bir hatta büyütme gerekliliğini ilan etmiştir.

 

Geri adım atmak yok!

19 Mart sonrasında güçlenen yan yana gelişlerimiz ve kampüslerde kurduğumuz birlikler, son süreçte baskıların da etkisiyle işlev kaybı yaşamış, istikrarlı karar mekanizmalarına dönüşmekte yetersiz kalmıştır. Üniversite Forumu bu tabloyu tahlil ederken, bir yandan da gençliğin birçok üniversitede yeni mekanizmalar kurduğunu ve dayanışmayı sürdürdüğünü ortaya koydu. Gençlik hareketi baskılara rağmen yol almakta, kapatılan toplulukların yerine yenilerini kurarak birliğini güçlendiriyor. Çıkan tablo umutsuzluğu değil; deneyimlerin birbirine güç verdiği ve mücadele azmini yükselttiği bir doğrultuyu işaret ediyor.

Tartışılan tüm olgular geleceğimizin karartılmak istendiğini gösteriyor. Dolayısıyla savaşların karşısında durmak, ağırlaşan yaşam koşullarını püskürtmek ve antifaşist, antiemperyalist bir hattı inşa etmek için seferber olmak bugün her zamankinden daha acil bir yerde duruyor. Bu doğrultuda yapılması gerekense bu sorunları egemen sınıfların programının sonucu olarak ele almak ve Saray rejimiyle mücadeleyi esas almak. Türkiye’nin dört bir yanından foruma gelen üniversiteliler, özetle şu sözleri vererek kampüslere dönmüş oldu: “Demokratik ve özerk üniversite mücadelesini; savaşlara, bağımlılık ilişkilerine ve NATO gibi emperyalist aygıtlara karşı bağımsız bir Türkiye mücadelesiyle birleştireceğiz. İşçi sınıfının bir parçası olarak faşist rejimin inşasını durdurma sorumluluğumuzu yerine getireceğiz."

(Genç Hayat)

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
07.08.2026 15:50

Trabzonspor'da Folcarelli ameliyat oldu: Menisküs yaralanması tespit edildi

Trabzonsporlu Tim Jabol Folcarelli, hazırlık maçında aldığı darbenin ardından sağ dizinde tespit edilen menisküs yaralanması nedeniyle ameliyat oldu.

Trabzonspor'da Folcarelli ameliyat oldu: Menisküs yaralanması tespit edildi

Fotoğraf: Trabzonspor 

08.08.2026 00:15

İsmail Gezgin yanıtlıyor: İnsanın ‘sabit’ bir doğası var mı?

Toplumu anlamlandırmaya çalışırken referans verilen ‘insan doğası’ gerçekten mevcut mu? Sorularımızı yanıtlayan İsmail Gezgin, “Doğa ve insan konuları çok politik. Hangi ideoloji, iktidar güçleri tarafından sınırlarının çizildiğiyle ilişkili" diyor.

İsmail Gezgin yanıtlıyor: İnsanın ‘sabit’ bir doğası var mı?

Konstantin Yuon’un "Yeni Gezegen" isimli tablosu

07.08.2026 21:35

Uğradığı ırkçı saldırı ardından tutuklanan Furkan Oğlak tahliye edildi

Diyarbakır’dan Kastamonu'ya giderken Kürtçe müzik dinlediği gerekçesiyle uğradığı ırkçı saldırının ardından tutuklanan 18 yaşındaki Furkan Oğlak tahliye edildi.

Uğradığı ırkçı saldırı ardından tutuklanan Furkan Oğlak tahliye edildi

Fotoğraf: MA

07.08.2026 23:39 / Güncelleme: 23:44

Adalet Bakanı Gürlek: Demirtaş çerçeve yasadan faydalanamaz demedim

Adalet Bakanlığı kaynakları, Bakan Gürlek'in çerçeve yasayı AKP MKYK'sında anlatırken "Selahattin Demirtaş yasadan yararlanamayacak" dediği iddiasının doğru olmadığını belirtti.

Adalet Bakanı Gürlek: Demirtaş çerçeve yasadan faydalanamaz demedim

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!