Okullar kapandı ama 562 bin MESEM'li çocuk tam mesaide: 'Hafta sonlarımız bizimdi, yaz tatillerimiz bizimdi; elimizden aldılar.'
Okullar tatil oldu, yaz tatili başladı. Ancak 562 bin MESEM'li çocuk şimdi tam mesaide çalışıyor. MESEM kapsamında 14 yaşında girdiği sanayide geçen ay 17 yaşını bitiren Ali, yaşadıklarını anlattı.
Fotoğraf: DHA
Eylem Nazlıer
[email protected]
Yaklaşık 18 milyon öğrenci yaz tatilinde Ancak bu yaz, yüz binlerce çocuk için okulun kapanması dinlenmek anlamına gelmedi. Mesleki eğitim merkezi (MESEM) kapsamında çalışan 562 bine yakın öğrenci için yaz, daha uzun çalışma saatleri ve daha ağır mesailer anlamına geldi.
Millî Eğitim Bakanlığının açıkladığı verilere göre, 2016 yılından bu yana MESEM kapsamında 3 bin 80 iş kazası meydana geldi, bunların 13’ü ölümle sonuçlandı. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin (İSİG) verilerine göre ise yalnızca 2023’ten bu yana en az 20 MESEM öğrencisi çalışırken yaşamını yitirdi.
Sanayide çalışan 18 yaşındaki Ali’nin anlattıkları ise istatistiklerin arkasındaki yaşamı gözler önüne seriyor. Okulların kapanmasıyla birlikte haftanın altı günü çalıştığını söyleyen Ali, “Eskiden bir gün okul vardı. Şimdi haftanın 6 günü işteyiz sadece pazar günü evdeyiz. Sabah 09.00’da başlıyoruz. İş bazen 19.00’da, bazen 20.00’de bitiyor. Esnek çalışma saatlerimiz var. Yetişmesi gereken iş olursa gece 23.00’e kadar kalıyoruz” diyor.
"Asgari ücretin 3’te 1’ine, 2 kat fazla çalışıyoruz"
Geçen ay 18 yaşına giren Ali, dört yıla yakındır aynı sanayi sitesinde çalışıyor. Ay sonunda eline geçen ücret ise yaklaşık 8 bin 700 lira. “Bu paraları hak etmiyoruz, daha fazla para hak ediyoruz” diyen Ali, “Asgari ücretin üçte birini alıyoruz ama bizi asgari ücret alanlardan daha fazla çalıştırıyorlar. Aynı işi yapıyoruz. Okula gitmeyen biri 30-35 bin lira alırken ben 8 bin 700 lira alıyorum. Bu ülkede bu parayla kimse geçinemez. Sigortamız çıraklık üzerinden yatıyor” diyor.
Çalışma koşullarını okul yönetimine anlattıklarında ise yalnız bırakıldıklarını söyleyen Ali, “Okul buna sesini çıkarmıyor. ‘Paramız yetmiyor, çok çalışıyoruz, yoruluyoruz. Okula gitmiyoruz, yorgunluktan uyuyakalıyoruz’ dediğimiz de ise ‘Bu işverenle sizin aranızdaki sorun’ diyerek bizi işverene gönderiyor” diye konuşuyor.
"Okula gittiğimiz bir gün, sıraları birleştirip uyuyorduk"
Ali, lisenin ilk yılını örgün eğitimde okuduğunu, ardından MESEM’e geçtiğini anlatıyor. Okul günlerinin de dinlenme anlamına gelmediğini belirterek şunları söylüyor: “Devamsızlık hakkımız altı gün. Mecbur gidiyoruz ama ders dinleyemiyoruz. Sıraları birleştirip teneffüslerde uyuyoruz. Çok yorgun oluyoruz. Online dersler çalışma saatine denk geliyor. İşverene söylediğimizde ‘Profesör mü olacaksın’ diyordu.”
Bu koşulları gördükten sonra Ali’ye, “Şimdiki aklınla MESEM’i tercih eder miydin?” diye soruyoruz. Ali, bu soruya şöyle yanıt veriyor: “Daha önce de sanayide çalışıyordum. Şimdiki döneme baktığımda yine de tercih ederdim. Üniversite mezunlarını görüyoruz; abilerimin ve ablalarımın çoğu üniversiteden mezun oldu ancak iş bulamadıkları için kasiyerlik gibi işlerde çalışıyor. Şu an elimizde bir meslek var diye kendimizi avutuyoruz.”
"15 yaşındaki çocuğun şanzıman kaldırırken beli kayıyor"
Ali anlatıyor: “Sosyal hayatımız olmuyor. Arkadaşlarımızla da çok bir araya gelemiyoruz. Aynı sanayide çalışan arkadaşlarımız var ama işten fırsat kalmıyor. Bizim hayatımız işten eve, evden işe. Onun dışında neredeyse hiçbir şey yapamıyoruz. İşe başlamadan önce sinemaya giderdik, arkadaşlarımızla gezerdik. Hafta sonları bizimdi, yaz tatilleri bizimdi. Top oynardık. Şimdi bunların hiçbirini yapamıyoruz. İşin durumu, giriş ve çıkış saatleri buna izin vermiyor. Kendimize en fazla yarım saat ayırabiliyoruz. Eve gidiyoruz, bir şeyler atıştırıyoruz. Yarım saat kadar telefonla ilgileniyoruz. Sonra zaten uykumuz geliyor. Yorgunluktan hareket edemeyecek duruma geliyoruz. Bazen yolda yürümekte bile zorlanıyoruz. 18 yaşındaki bedenim, 50 yaşındaki bir insanın yaşayacağı sağlık sorunlarıyla boğuşuyor. Konuştuğum birçok kişi, ‘17-18 yaşındayım ama kendimi 40 yaşında hissediyorum’ diyor. 50-60 yaşındaki insanların sırt ağrıları bende olmamalı. Burada 15 yaşındaki çocuğun şanzıman kaldırırken beli kayıyor. Akşam ayaklarımızı sürüyerek yürüyoruz. Dükkanın içinde bile tutuna tutuna geziyoruz.”
Sanayide çalışan çocukların çoğunun kendisini olduğundan büyük gösterdiğini söyleyen Ali, “Bana bazen 26-27 yaşında gibi duruyorsun diyorlar” ifadelerini kullanıyor ve ekliyor: “Bence çocuklar çocukluklarını yaşayamıyor. Daha küçük yaşta sanayiye giriyorlar. Çocuk işçiliği olmamalı. İnsanlar kendi hayatlarını kendileri belirleyebilmeli. Çocuklar aile nedenleri ve gelecek kaygısıyla okulu bırakıp çalışmak zorunda kalıyor. Bu doğru değil. “
"Babam evin tek çalışanıydı, mecbur hissettim"
Sanayiye geçiş kararının yalnızca kendi tercihi olmadığını anlatan Ali, ekonomik koşulların belirleyici olduğunu vurguluyor: “Babam evin tek çalışanıydı. Annem ev hanımıydı. Evimiz kiraydı. Ben aileme yük olmak istemedim. Okulun da masrafı vardı. Mecbur hissettim.”
Bugün oturdukları evin kirasının 26 bin liraya çıktığını söyleyen Ali, “Kira neredeyse babamın maaşı kadardı. Birçok arkadaşım da aynı nedenle okulu bırakıp MESEM’e geçti. Çünkü birçok ailenin maddi durumu iyi değil. Devlet okulunda okusak bile masraflar bitmiyor. Bir defter bile 30-40 lira olmuş. Onu bile alamayan arkadaşlarımız vardı. Bu yüzden okulu bırakıp MESEM’e geçiyorlardı. En azından kendi paralarını kazanıp ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorlardı. Ben de onlardan biriyim” diyor.
"İzin hakkımızı kullanamıyoruz"
MESEM öğrencilerine bir aylık yaz izni tanındığını ancak bunun çoğu iş yerinde uygulanmadığını anlatan Ali, “Okulun bize tanıdığı bir aylık izin hakkı var. Ama işverenler bunu çoğunlukla kabul etmiyor. Kimisi dört gün, kimisi en fazla bir hafta izin veriyor. Bir aylık izni kullandıran iş yeri çok az. Okul bize bu hakkı tanıyor ama işveren, ‘Ben o kadar süre elemansız ne yapacağım?’ diyerek izin vermiyor. Okula söylediğimizde ise yine ‘Bu işvereninizle aranızdaki bir sorun, gidip onunla konuşmanız gerekiyor’ cevabını alıyoruz” diyor.
"Milyonluk otomobilleri tamir ediyoruz"
Sanayiye gelen milyonluk otomobilleri her gün tamir ettiklerini anlatan Ali, “60 milyon liralık araç geliyor. Hesaplıyoruz, onu alabilmek için bugünkü şartlarda yemeden içmeden 30 yıl çalışmamız gerekiyor” diyor.
Ali’nin hayalleri de yıllar içinde değişmiş: “İki yıl önce bana sorsaydın ‘Dünyayı gezmek istiyorum’ derdim. Şimdi tek hayalim ileride küçük bir dükkan açabilmek. Evlenirsek çoluğumuza çocuğumuza ekmek götürebilmek.”
Yaz tatiline çıkan yaşıtlarına özenerek baktığını söyleyen Ali, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Biz de isterdik arkadaşlarımızla gezelim, ailemizle vakit geçirelim. Ama cebimizde para olmuyor, ne yiyeceğimizi düşünüyoruz. Kim çocuk yaşta çalışmak ister? Kim ister 13-14 yaşında sanayiye girmeyi? Bizim sadece çocukluğumuzu değil, yaşama sevincimizi de çaldılar. Çocukluktan itibaren bizi robot gibi çalışmaya, itaat etmeye, köle gibi yaşamaya alıştırdılar. Çocukluğum güneş yüzü görmeden sanayide geçti. Gençliğim de, yaşlılığım da sanayide geçecek. Benim diğer çocuklardan ne farkım vardı? Şimdi diğer çocuklar tatilde, biz yine sanayideyiz. Yaz tatili patronların işine geliyor. Bir gün okul vardı, onu da şimdi sanayide geçiriyoruz. ‘Çocuksun, güçlüsün’ deyip kendi bedenimizle patronları zengin ediyoruz.”
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et