Kazdağları'nı yutacak maden ısrarı: CVK'nın zehirli madeni için köylünün tepkisine rağmen kapasite artışı
Çanakkale Yenice'de CVK Maden'in kurşun, çinko ve bakır tesisini 3,5 kat büyütme projesinde nihai ÇED raporu askıya çıktı. Projenin günlük zehirli atık miktarı 874 tona fırlayacak
fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale – Çanakkale’nin Yenice ilçesinde CVK Maden İşletmeleri tarafından yapılması planlanan kurşun, çinko ve bakır flotasyon tesisi kapasite artışı ile ilave atık depolama tesisi projesine ilişkin ÇED raporu, İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tarafından incelenerek nihai şeklini aldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Çanakkale İl Müdürlüğü’nde on gün boyunca askıda kalacak rapor, halkın görüş ve önerilerine sunuldu.
Ancak hazırlanan bu nihai rapor, bölgedeki tarım arazilerinden su havzalarına, tarihi kalıntılardan Kazdağları ekosistemine kadar geniş bir alanda telafi edilemez riskler barındırdığı gerekçesiyle çevre savunucuları ve yöre halkının sert tepkisini çekiyor.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Kapasite artışının sayısal boyutları ve iki yıllık ömür kısırdöngüsü
Proje detaylarına göre şirket, flotasyon tesisinin günlük 300 ton olan mevcut işleme kapasitesini tam 3,5 kat artırarak 1000 tona çıkarmayı hedefliyor. Bu artışla birlikte günlük konsantre cevher üretimi 46 tondan 125,27 tona yükselecek. Bunun 7,72 tonunu bakır, 21,55 tonunu kurşun, 96 tonunu ise çinko oluşturacak. Ancak bu üretim patlaması, günlük atık miktarını da 254 tondan 874,73 tona fırlatacak. Ortaya çıkacak zehirli atığı depolamak için ormanlık alanda 4,96 hektarlık yeni bir atık barajı kurulması planlanıyor. Toplam 250 bin metreküp hacme sahip olacak bu barajın aktif kullanım ömrü ise raporda sadece 2 yıl olarak öngörülüyor. Sadece 2 yıllık bir işletim süreci için koca bir ormanın feda edilmesi ve sonrasında sürekli yeni arazi arayışına girilecek olması, bölgede durdurulamaz bir ekolojik yıkım kısırdöngüsüne kapı aralıyor.
Tonlarca sülfürlü ve ağır kimyasal kullanılacak
Cevher zenginleştirme işlemi için flotasyon yöntemini kullanacak olan tesiste tonlarca sülfürlü ve ağır kimyasal devreye girecek. ÇED raporundaki verilere göre tesiste yılda 600 ton kireç, 135 ton çinko sülfat, 47,2 ton demir sülfat, 31,5 ton bakır sülfat, 12 ton potasyum etil kısantat, 12 ton sodyum silikat ve 6 ton sodyum metabisülfit gibi maddeler kullanılacak. Ayrıca butil glikol, dow froth ve aerofloat gibi binlerce litrelik kimyasal da bu ayrıştırma sürecinde depolanacak. Şirket her ne kadar sızdırmazlık önlemleri alacağını taahhüt etse de, sülfürlü kimyasalların yaratacağı sızıntı riski bölgenin su güvenliğini ciddi biçimde sarsıyor.
Tablo: PTD
Su güvenliği ve kümülatif maden baskısı
Atık barajının kurulacağı konum, bölgenin en hayati su rezervleriyle çakışıyor. Tesis, Çanakkale ve Balıkesir'in içme suyu kaynağı olan Yenice-Gönen Baraj Gölü ile Kumköy Regülatörü Uzun Mesafe Koruma Alanı sınırları içinde kalıyor. Zehirli atıkların depolanacağı barajın, Gönen Barajı mutlak koruma sınırına uzaklığı sadece 13,2 kilometre olarak ölçülüyor. Üstelik bölgedeki sulama göletleri de büyük tehdit altında bulunuyor. Yenice-Kalkım Göleti tesise 2,7 kilometre, planlama aşamasındaki Çukuroba Göleti 4,6 kilometre, Kırıklar Göleti ise 7,04 kilometre mesafede yer alıyor. Havzadaki su ekosistemi üzerindeki baskı bununla da sınırlı kalmıyor; Karaaydın köyü yakınındaki Döşemedere kıyısında CVK Maden çalışırken, hemen yanındaki Handere kıyısında da Oreks Krom Madeni faaliyetini sürdürüyor. İki madenin aynı havzada yarattığı kümülatif ağır metal yükü yüzünden, derelerden alınan su numunelerinde demir, kurşun, bakır, çinko, alüminyum ve kadmiyum gibi parametreler bazı dönemlerde şimdiden yasal limit değerlerin üzerinde çıkıyor.
Tarım ve hayvancılığın geleceği tehlikede
Yenice havzasının can damarı olan tütün, biber, domates üreticiliği ve orman köylülüğü, madenin gölgesinde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor. İnşa edilmesi planlanan kimyasal atık barajı, Karaaydın köyüne sadece 1,3 kilometre, Kalabakbaşı köyüne ise 2,1 kilometre uzaklıkta konumlanıyor. Köylülerin evlerine ve ekim alanlarına yürüme mesafesinde olan bu zehir barajından rüzgar erozyonuyla yayılacak ince tozlar ve toprağa sızacak ağır metaller, meraları daraltırken bölgedeki gıda güvenliğini de tamamen ortadan kaldıracak gibi görünüyor.
Tarihi Argyria antik kenti ruhsat sahasının içinde
Maden projesi sadece doğayı değil, binlerce yıllık arkeolojik mirası da tehdit ediyor. Antik dönemde zengin gümüş ve gümüşlü kurşun yataklarıyla ünlenen tarihi Argyria Antik Kenti, planlanan maden sahasının doğrudan içinde, Karaaydın köyünün 1,8 kilometre güneydoğusundaki Dedetepe mevkisinde yer alıyor. Ayrıca projenin hemen 1,2 kilometre güneyinde birinci derece arkeolojik sit alanı bulunuyor. Kontrolsüz yürütülecek hafriyat çalışmalarının, patlatmaların ve ağır iş makinesi trafiğinin bu paha biçilemez tarihsel kalıntılara fiziksel olarak kalıcı hasar vermesinden derin endişe duyuluyor.
Harita: PTD
Kazdağları ekosistemi ve kirlilik geçmişi
Kapasite artışıyla orman sınırları genişleyecek olan tesis, Kaz Dağları Milli Parkı'na 21 kilometre mesafede yer alıyor. Projenin hayata geçirilmesi halinde binlerce orman ağacı kesilecek ve Kazdağları'nın hassas ekolojik koridoru darbe alacak. Bölgedeki en büyük risklerin başında ise sülfürlü cevher işletmeciliğinin kaçınılmaz sonucu olan asit maden drenajı geliyor. Havzada daha önce işletilen eski maden sahalarından kalan atıklarda siyanür ve radyoaktif kirlenme bulgularının saptanması, bölge insanının sağlığı üzerindeki tehdidin ne denli gerçek olduğunu gözler önüne seriyor.
Korkutan Balya örneği hafızalarda taze
Kurşun-çinko madenciliğinin bir bölgeyi nasıl yaşanmaz hale getirebileceğinin en somut ve acı örneği komşu ilçe Balya'da yaşanıyor. Balya'da Fransız şirketinin 1938'e kadar yürüttüğü madencilik faaliyetlerinden geriye kalan 4 milyon ton ağır metal ve arsenik yüklü cüruflar, aradan geçen onca yıla rağmen hâlâ su kaynaklarını zehirlemeye devam ediyor. Bir dönem 30 bin olan ilçe nüfusunun kirlilik ve hastalıklar yüzünden 2 binlere kadar gerilediği, ölümlerin çoğu akciğer kanseri kaynaklı olduğu biliniyor. Balya'yı zamanında inceleyen uzmanların bülbülün bile üç günden fazla yaşayamayacağı yer diye tanımladığı felaketin kendi köylerinde tekrarlanmasını istemeyen Yenice halkı, topraklarını terk etmek zorunda kalmaktan korkuyor.
Yöre halkı toplantıyı boykot ederek projeyi reddetti
Maden projesinin önündeki en büyük engel ise bölge halkının kararlı duruşu oldu. Şirket ve bakanlık yetkililerinin Karaaydın köyünde düzenlemek istediği ÇED Halkın Katılımı Toplantısı, benzeri görülmemiş bir boykotla karşılaştı. Köy muhtarının madeni kesinlikle istemediklerini belirterek katılmadığı toplantıya köylüler de tam destek verdi ve koca köyden sadece 3 kişi katıldı. Şirket yetkilileri ve resmi temsilciler boş sandalyeler önünde kısa bir sunum yapıp köyü terk etmek zorunda kaldı.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et