İBB’de İK’ci bürokratların emeğe karşı savaşı (2)
"İK’ci zihniyetin İBB’de neden olduğu sorunlar, İSİG alanı ile sınırlı değildir. Özellikle iştirak şirketler açısından, işçilerin keyfi olarak tazminatsız işten çıkarılması, neredeyse genel geçer bir uygulamadır."
Şeref ÖZCAN
Emekli İş Başmüfettişi
Bir önceki yazıda, CHP/YP’li belediyelerdeki ve özellikle de İBB’deki bürokratların, emeğin haklarına yönelik olarak asgari düzeyde dahi saygısı bulunmayan kişilerden seçilmiş olunması üzerinde durulmuştu. Bu yazıda ise yöneticilik yaklaşımlarının temelini işçinin kişiliksizleştirmesi üzerine kurmuş olan bu insan kaynakları (İK’ci) bürokratik kastın özellikle İBB’deki uygulamaları değerlendirilecektir.
İK’cilik
İşletmelerin bir önceki döneminde, esas olarak kurucularının her şeyi kapsamaya çalışan yönetsel yaklaşımları hakimdi. Bu varoluşa uygun kurulmuş personel birimleri de genel olarak mevcut otoriter düzen üzerinden işçiyi yönetmeye çalışırdı. Yakın sayılabilecek bir zaman dilimi içinde ise personel birimleri İK birimlerine, personelciler de İK’cilere dönüşmeye başladı.
Dönüşüm sürecinde, basitçe bir isim değişikliğinden daha fazlası gerçekleşmiştir. Personelcilerden miras otoriter yapı olduğu gibi sahiplenilmişse de, performans kırbacı ile işçinin kişiliğinin tahrip edilmesi , İK’ciler açısından yönetmenin ana unsuru haline getirilmiştir.
İBB ve İK’ci bürokratları
Holdingler, emeğin klasik yöntemlerin yanı sıra zihinsel fethini hedefleyen daha modern usullerle sömürülmesini de yürütmektedir. Sömürünün sürekliliği ise üretim alanı ile birlikte şiddetli yönetsel süreçlere de dayandırılmaktadır. Holdingler, ne kadar görünmez kılınmaya çalışılırsa çalışılsa, emeğin istismarı konusunda da yol açıcı olmaktadır. Emeğin haklarına karşı gerçekleştirilen saldırıları yönetenlerde ise öne çıkan İK’cilerdir.
Holdinglerin kimi zaman suça da konu olabilen emeğin istismarına yönelik uygulamalarının yürütümü ve yönetimi ile yetişmiş kimi İK’ciler, İBB’de çalışma ilişkilerinin yönetim görevine getirilmiştir. Özü itibarıyla emek düşmanı olan bu İK’ci yapılanmanın İBB’de yaptıklarını kısaca hatırlamakta fayda olacaktır.
İSİG, işçi sınıfının gerek ülkede gerekse de tekil iş yerlerinde yaşadığı sorunların tamamının bir göstergesi olarak görülmelidir. İşçinin sadece kendisini değil MESEM’ler üzerinden çocuklarını da, sadece dirisini değil ölüsünü de sömürmeyi hedefleyen sermaye düzeninin bir yansıması, İK’ci yapılanma üzerinden İBB’de de kendisine alan bulabilmiştir.
İBB’de, görece daha az riskli işler yapılmasına rağmen son derece ağır iş cinayetleri yaşanabilmektedir. Yaygın olarak yaşanan meslek hastalıkları sonucunda sağlığını yitiren işçiler ise verimsizlik veya sağlık nedenleri gibi hukuku dolanan gerekçeler üzerinden işten çıkarılabilmektedir. Yoğun çalışma dönemlerinde veya aşırı sıcak havalarda işçilerin bayılıp acil servislere kaldırılması ise İBB açısından sıradanlaşmış durumdadır.
İK’ci zihniyetin İBB’de neden olduğu sorunlar, İSİG alanı ile sınırlı değildir. Özellikle iştirak şirketler açısından, işçilerin keyfi olarak tazminatsız işten çıkarılması, neredeyse genel geçer bir uygulamadır.
TİS düzeni olan iş yerlerinde ise doğrudan işçilerin sendikal tercihlerine müdahale edilerek yandaş sendikalar öne çıkarılmaya çalışılmaktadır. Gerektiğinde ikna odaları kurulabilmekte, bu sendikalara üyeliği kabul etmeyen işçiler işten çıkarılabilmekte, yönetimin sopası olan işçilere ise usulsüz terfiler verilip haksız maddi kazançlar sağlanabilmektedir .
İK’ci zihniyetin temel amacı, yandaş sendikal ağlar üzerinden işçiler üzerinde kurulmuş kuşatıcı yönetme ilişkisinde süreklilik sağlamaktır. İBB’deki İK birimlerinin uzantısı haline dönüşmüş yandaş sendikalarda toplanan işçiler ise bir anlamda sendikasızlaştırılmış olmaktadır. Bu yaklaşımın başarısının yegane koşulu ise işçinin söz sahibi olabildiği sendikaların etkili olmasının engellenmesinden geçmektedir. Bu mekanizmanın işleyebilmesi ve sürekliliğinin sağlanabilmesi içindir ki İBB’deki işçilerin yarıdan fazlası Hak-İş/Hizmet-İş’te, kalanının önemli bir kesimi de Türk-İş/Belediye-İş’te tutulmaktadır. CHP/YP Emek Kolları olduğunu varsayarak davranan DİSK/Genel-İş ise bütün uysallığına rağmen İBB’de küçük bir azınlık olmaktan öteye gidememiştir. Elbette, İBB’de de sınıfın kendi siyasetini savunan sendikalar vardır. Üyelerinin üzerinde İBB bürokratlarının büyük basıncı bulunan bu sendikalar da mücadelelerini sürdürmektedirler .
İK’ci bürokratların güvenlik soruşturması oyunu
İBB’deki İK’ci zihniyetin son hukuksuz girişimi, kendince uygun görmediği işçileri güvenlik soruşturması bahanesiyle işten çıkarmak olmuştur. Yıllardır çalışmakta olan işçilerin adli kayıtları, bu kapsamda yer almamalarına rağmen hukuksuzca güvenlik soruşturması gerekçesiyle fesihlere bahane yapılabilmiştir.
İşleri ellerinden alınan işçiler açısından ne masumiyet karinesi dikkate alınmış, ne de isimlerinin lekelenmeme hakkına saygı gösterilmiştir.
Sonuç yerine
CHP/YP’li belediyelerde, emeğin hakları, çoğu zaman buralara yerleştirilmiş İK’ci bürokratlar üzerinden aktif saldırı altında tutulmaktadır. İBB’de ise kendisini dokunulmaz sanan İK’ci bürokrat ekibin keyfi ve hukuksuz uygulamaları geçiştirilecek düzeyde değildir.
YP’nin sahip olacağı ileri sürülen sosyal demokrat çizginin sadece vaat siyaseti ile yürüyebileceği yol ise çok uzun değildir. Bu yolun, emeğin hakları açısından da bir iyileşme içermesi, mitinglerde Castro’dan alıntı yapılmasından daha fazlasına ve özellikle de uygulamada gerçekleştirilenlere bağlı olacaktır.
YP’den beklenen, elbette ki sosyalist çizgi ve sosyalist bürokratlar değildir. Ancak, sosyal demokrat çizgi de doğrudan emeğe düşman değildir. En azından, yapılan yanlışlardan ders çıkarılarak, tercih edilen veya atanan bürokratların emek çizgisinin asgari normlarıyla barışık olması beklenmekte, bu umulmaktadır.
Biliyoruz ki ne kadar zorlu olursa olsun, işçi sınıfı mücadelesi ile kendi yolunu inşa edecektir.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et