Gediz Havzası alarm veriyor | Dr. Eşref Atabey: İki milyon kişinin su kaynakları tehlike altında
Dr. Eşref Atabey'in hazırladığı rapora göre, Gediz Nehri Havzası'ndaki kirlilik 2 milyon 33 bin 594 kişiyi ve 1,7 milyon hektarlık alanı etkiliyor. Raporda havzadaki madencilik ve enerji projelerine dikkat çekildi.
Fotoğraf: Ramis Sağlam/Evrensel
Ramis Sağlam
[email protected]
İzmir — Gediz Nehri Havzası'ndaki kirlilik her geçen gün büyürken, havza üzerindeki endüstriyel baskılar da artmaya devam ediyor. Sayısız rapora konu olan kirliliğe ilişkin Jeoloji Yüksek Mühendisi ve Tıbbi Jeoloji Uzmanı Eşref Atabey, "Gediz Nehri Havzası (Kütahya, Uşak, Denizli, Manisa, İzmir) Özellikleri, Jeolojisi, Flora ve Faunası, Su Potansiyeli, Doğa ve Antropojenik Etkiler Raporu"nu yayımladı.
Atabey, raporunda Gediz Nehri Havzası'ndaki kirliliğin 2 milyon 33 bin 594 kişinin yaşamını doğrudan etkilediğini, 1,7 milyon hektarlık alanın ise tehlike altında olduğunu belirtti.
“Su fakiri olma yolunda hızla ilerliyoruz”
Türkiye’de kişi başına düşen yıllık kullanabilir su miktarının 1273 metreküp olduğunu belirten Atabey, “Türkiye ciddi bir su stresi yaşıyor ve hızla su fakiri bir ülke olma yolunda ilerliyor. Nüfus yoğunluğuna bağlı olarak şehirler kontrolsüzce büyüyor ve sanayi durmadan genişliyor tüm bunlar zaten kısıtlı olan tatlı su kaynaklarımızın üzerine inanılmaz bir yük bindiriyor” dedi.
Fotoğraf: Ramis Sağlam/Evrensel
“Ekosistem bütünlüklü olarak tehlike altında”
Türkiye'nin, suların akış yönüne göre 25 büyük hidrolojik havzadan oluştuğunu belirten Atabey, "Kuzey Ege, Susurluk ve Küçük Menderes havzaları arasında yer alan ve sularını batıda Ege Denizi'ne döken Gediz Nehri Havzası, 1 milyon 700 bin hektarlık devasa bir alanı kapsıyor. Sözünü ettiğimiz alan, zengin bir coğrafi ekosisteme ev sahipliği yapıyor. Bu ekosistemin yüzde 38'ini Yukarı Gediz oluşturuyor. Onu Alaşehir ile Gördes-Gördük çaylarının bulunduğu alanlar izliyor. Sistemin denize ulaştığı nokta olan Aşağı Gediz ise havzanın yalnızca yüzde 16'sını oluşturuyor" dedi.
“Sadece Ege’yi değil Türkiye’yi besliyor”
Havzanın yüzde 52'sinin tarım alanlarından oluştuğunu belirten Atabey, bu ovaların yalnızca Ege Bölgesi'ni değil, tüm Türkiye'nin sofralarını besleyen önemli üretim merkezleri olduğunu söyledi. Havzanın yüzde 45'ini ise ormanlar ve yarı doğal alanların oluşturduğunu aktaran Atabey, özellikle 800-1200 metre yükseltilerde yalnızca bu bölgede görülen endemik bitki türlerinin bulunduğunu vurguladı.
Fotoğraf: Ramis Sağlam/Evrensel
Ekosistemin büyük bir tehdit altında olduğunu belirten Atabey, "İnsan kaynaklı çevresel etkilere baktığımızda sanayi ile doğa arasındaki hassas dengenin havza aleyhine ciddi biçimde bozulduğunu görüyoruz. Doğanın doğal su depoları olan kayaçlar, kontrolsüz madencilik faaliyetleriyle sökülüp parçalandığında üzerlerindeki orman örtüsü de yok oluyor. Yeraltı su depoları adeta tahrip ediliyor; su ya kuruyor ya da geri dönülmez biçimde kirleniyor" dedi.
Havzada yüzlerce projeye "ÇED gerekli değildir" kararı
Raporunda Gediz Havzası'nda "ÇED gerekli değildir" kararı verilen projelere de yer veren Atabey, havza içinde bu kapsamda 176 madencilik projesi bulunduğunu belirtti. Atabey, bunların 48'inin 1. grup, 95'inin 2. grup, 14'ünün 4. grup endüstriyel ve 17'sinin 4. grup C grubu metalik maden projesi olduğunu aktardı.
Atabey, havzada ayrıca 211 güneş enerji santrali (GES), 30 jeotermal enerji santrali (JES) ve 4 rüzgar enerji santrali (RES) olmak üzere, "ÇED gerekli değildir" kararı verilen toplam 245 enerji projesi bulunduğunu kaydetti. GES'lerin 12'sinin Kütahya, 55'inin Uşak, 135'inin Manisa ve 9'unun İzmir'de bulunduğunu belirten Atabey, JES'lerin 29'unun Manisa'da, 1'inin İzmir'de; RES'lerin ise 2'sinin Manisa'da ve 2'sinin İzmir'de yer aldığını ifade etti.
Dr. Eşref Atabey Raporun son bölümünde madencilik faaliyetlerinde, yöre halkının en çok nelere maruz kaldığını şöyle sıraladı:
- Kullandığı su kaynakları kaybolur ya da azalır.
- Maden atıklarının ortama salınması sonucunda suyu ve toprağı kirlenir.
- Yakın ya da uzak çevresinde zaman zaman örneğini gördüğü ilkel ve vahşi madencilik benzeri uygulamalar ile oluşan tozdan tarım ürünleri verimsizleşir.
- Sorumsuzca yapılan patlatmaların gürültü ve sarsıntısından kendileri ve hayvanları rahatsız olur.
- Maden sahası nedeniyle yolları, dereleri ve otlaklarının kullanılamamasından sıkıntı yaşanır.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et