35 liraya bayılana kadar çalıştıran MESEM düzeni
Bir tarafta yorgunluktan bayılan işçiler, diğer tarafta saatliği 35 liraya çalışan, eğitim çağında olmasına rağmen en ağır işlerde çalıştırılan gençler... Patronların gündeminde ise yalnızca daha fazla üretim ve daha fazla kâr var.
Bir metal işçisi
Adana
Çalıştığım metal fabrikasında uzun zamandır ağır çalışma koşulları altında üretim yapıyoruz. Adana’nın kavurucu sıcağına, fabrikanın üst katını kaplayan çinko çatının oluşturduğu bunaltıcı hava da eklenince içeride çalışmak her geçen gün daha da zorlaşıyor. Buna rağmen üretim baskısı hiç azalmıyor. Tam tersine patronlar, işçilerin nefes alacak birkaç dakikasını bile üretime katmanın hesabını yapıyor. Bir işçiye artık tek bir iş yaptırılmıyor. Makinenin parçayı çıkarması için geçen bir-iki dakikalık bekleme süresi bile boş görülüyor. O kısa sürede başka bir işe, ardından bir başkasına gönderiliyoruz. Aynı anda iki, hatta üç işi yetiştirmemiz bekleniyor.
En ağır makinelerde çalıştırılan çocuklar
Bu tempo yıllardır çalışan işçileri bile zorlarken, fabrikadaki iki MESEM’li genç de aynı koşullarda çalıştırılıyor. Henüz 17-18 yaşındaki bu gençler, meslek öğrenmesi gereken öğrenciler olmalarına rağmen fabrikanın en ağır makinelerinde çalışıyor. Onlara bakınca sanki otuz-kırk yıllık deneyimli bir işçi gibi üretimin en ağır yükünü omuzladıklarını görüyoruz. Geçen gün çalışırken MESEM’li arkadaşlardan biri elindeki tabletten bir hesap yapıyordu. Ekranda “35 lira” yazıyordu. Ne olduğunu sordum. “Abi, bu benim saatlik ücretim.” dedi. Bu sıcakta, bu ağır makinelerin başında bir saat çalışan bir gencin emeğinin karşılığı sadece 35 lira. Bugün dışarıda bir bardak çayın bile bu ücrete yaklaştığı bir dönemde, bir saatlik emeğin bu kadar değersiz görülmesi insanın içini acıtıyor.
‘Hem spor yapıyorsun hem para veriyorum’
Düşük ücretin yanında iş yükü de her geçen gün artıyor. Aynı anda iki-üç işi yapmak zorunda bırakılan gençlerden biri bir süre sonra patronun yanına giderek, “Kollarım çok ağrıyor, kasıldı. Artık yapamıyorum, üzerimdeki işleri alın.” diyor. Aldığı cevap ise yaşananların özeti gibi: “Daha ne istiyorsun oğlum? Hem para veriyorum hem spor yaptırıyorum sana.”
Geçenlerde sohbet ettiğim MESEM’li gençlerden biri ise yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Okulda olmayı çok isterdim abi. Kim ister bu kadar ucuz paraya böyle bir iş yerinde çalışmayı? Başımızdakilerin hangisi kendi çocuğunu böyle bir fabrikada çalıştırır ki? Onlar insan da biz değiliz sanki.” Bu sözler aslında yalnızca onun değil, üretimin içinde ucuz iş gücü olarak görülen binlerce MESEM’li gencin ortak duygusunu anlatıyor.
Fazla mesai nedeniyle yorgunluktan bayıldı
Geçtiğimiz günlerde de çalıştığım bölümde bir işçi, mecbur bırakıldığı fazla mesailer nedeniyle çay molasında yorgunluktan bayıldı. Bu bölümde çalışan işçiler çoğu gün sabah 07.45’te işe başlayıp akşam 22.00’ye kadar çalışıyor. Arkadaşımızın bayılması bile çalışma düzeninin sorgulanmasına yetmedi. Aynı gün iş çıkışında patron toplantı yaptı. Hiçbir şey yaşanmamış gibi adımlarımızın çok kısa olduğunu, ortalama bir metre adım atmamız gerektiğini, daha hızlı yürümemizi ve daha fazla üretmemizi istedi. Bir işçinin yorgunluktan bayıldığı gün patronun tek derdi üretimin hızını artırmaktı.
Bir de bütün bunların üzerine maaşlarımızın ne zaman yatacağı da belirsiz. Ücretler bazen günlerce gecikiyor, ne zaman canları isterse o zaman yatırılıyor. Hepimizin borcu var. Kira ödeyen, kredi kartı borcu olan, faturalarını bekleten var. Aldığımız zaten üç kuruş. Ona bile zamanında ulaşamayınca ekonomik sıkıntılar daha da büyüyor. Borçlar beklemiyor, telefonlar susmuyor. Patronlar için birkaç günün önemi olmayabilir ama bizim için o birkaç gün mutfaktaki ekmeği, cebimizdeki yol parasını, evdeki huzuru belirliyor.
MESEM kapsamında çalışan gençlerin eğitim alması, meslek öğrenmesi gerekirken ucuz iş gücü olarak görülmesi kabul edilemez. Gençlerin yeri ağır makinelerin başı değil, güvenli koşullarda eğitim alabilecekleri okullardır. Fabrikalarda ise hem MESEM’li gençlerin hem de tüm işçilerin insanca çalışma koşullarına, insan onuruna yakışır ücretlere ve güvenli çalışma ortamlarına ihtiyacı var.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et