Prof. Dr. Erkan Aktaş’tan kritik ithal atık uyarısı: 'Tercih açık; atık ithalatı mı, Türkiye'nin turizm geleceği mi?'
Mersin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan Aktaş, Türkiye'ye her yıl yaklaşık 23 milyon ton atık ithal edildiğini belirterek, ithal atıkların çevre, tarım ve turizm üzerindeki etkilerine karşı ortak mücadele çağrısı yaptı.
Fotoğraf: engin akyurt/Unsplash
Özer Akdemir
[email protected]
Mersin — Türkiye'nin Akdeniz kıyılarını tehdit eden ithal atık ve mikroplastik kirliliği gündemdeki yerini korurken, Mersin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Erkan Aktaş konuya ilişkin gazetemize değerlendirmelerde bulundu. Atık ithalatının yarattığı çevresel ve ekonomik tahribata dikkat çeken Prof. Dr. Aktaş, yetkililere ve siyasi partilere acil eylem çağrısı yaptı.
"Mersin ve Adana'daki siyasi sessizlik kabul edilemez"
Alanya sahilinde ithal atık kirliliğinin gündeme gelmesinin ardından bölgedeki siyasi partilerin hızla ortak bir tepki gösterdiğini hatırlatan Prof. Dr. Aktaş, yıllardır aynı sorunla mücadele eden Mersin ve Adana'daki siyasi sessizliği eleştirdi. Deniz kirliliği, turizmdeki kayıplar ve halk sağlığı riskleri ortadayken Mersin ve Adana'daki siyasi partilerin ortak bir tutum sergilememesini "kabul edilemez" olarak nitelendiren Aktaş, "Eğer çevre, deniz, ekonomi ve halk sağlığı gibi hayati konularda ortak ses çıkarılmayacaksa, siyaset ne için yapılıyor?" sorusunu yöneltti. Suskunluk yerine ortak mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Erkan Aktaş
"Türkiye her yıl 23 milyon ton atık ithal ediyor"
Türkiye'nin küresel atık ticaretinde önemli bir merkez haline geldiğini belirten Prof. Dr. Aktaş, ülkenin demir-çelik hurdası ithalatında dünya birincisi, kauçuk atığında ikinci, plastik atığında ise dünyanın en büyük ithalatçılarından biri olduğuna dikkat çekti. Yılda yaklaşık 23 milyon ton atık ve hurdanın ülkeye girdiğini ifade eden Aktaş, odak noktasının tarım, turizm ve su kaynakları açısından hayati olan Çukurova bölgesi (Hatay, Osmaniye, Adana, Mersin) olması gerektiğini belirtti. Atık işleme faaliyetlerinin temiz süreçler olmadığını söyleyen Aktaş; bu durumun toprak, su ve hava kalitesini bozarak tarımsal verimi, balıkçılığı ve turizmi olumsuz etkilediğini dile getirdi.
"Görünmeyen toplumsal maliyetler hesaba katılmıyor"
Atık ithalatının sadece kısa vadeli ekonomik getirileriyle değerlendirilemeyeceğinin altını çizen Prof. Dr. Aktaş, ekonomi literatüründeki "negatif dışsallık" kavramına dikkat çekti. Aktaş, atık işleme faaliyetlerinin yarattığı sağlık ve çevre maliyetlerinin işletmeler tarafından değil toplum tarafından ödendiğini belirterek şu soruyu sordu: "Bugün elde ettiğimiz ekonomik kazanç, yarın kirlenen toprağın, suyun, denizin, azalan tarımsal üretimin, zarar gören turizmin ve bozulan insan sağlığının bedelini karşılamaya yetecek mi?". Aktaş, bu maliyetler göz ardı edilirse "atık cenneti olurken cennet vatanımızı çevre cehennemine dönüştürme riskiyle" karşı karşıya kalacağımız konusunda uyardı.
"Mesele artık yerel değil, Türkiye'nin meselesidir"
Kirliliğin Mersin sınırlarını aşarak Alanya kıyılarına kadar ulaşmasını "Bu sorun artık yerel değil, ulusal bir meseledir" şeklinde yorumlayan Prof. Dr. Aktaş, duruma dair COP31 Sekretaryası'nı ve Ankara'daki yetkili kurumları bilgilendirdiklerini aktardı. Mersin ve Adana'daki yerel otoriteleri yeterince harekete geçiremediklerini belirten Aktaş, en büyük umudunun tehlikenin ciddiyetini Ankara'ya duyurabilecek Antalya'nın turizm lobisi ve bölge dinamikleri olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Aktaş, yetkililere “Tercih açık: atık ithalatı mı, Türkiye'nin turizm geleceği mi?" diye seslendi.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et