18.07.2026 16:57

NATO 3.0 Zirvesi'nden neler beklemeli?

Türkiye bugün siyasi ve iktisadi arenada ABD ve Batı emperyalizmine göbekten bağlı. NATO zirvesi, bu bağlılığın da arttığı bir tabloyu beraberinde getirecek

NATO 3.0 Zirvesi'nden neler beklemeli?

Fotoğraf: AA

Berzan BAYHAN

İstanbul

 

Bu yazı, 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleşecek NATO Zirvesi’ninden önce kaleme alınmıştır.

Bu yazı yazıldıktan hemen sonraki gün, Türkiye’ye en son 22 yıl önce isabet etmiş bir göktaşı yeniden bu ülkenin topraklarına girecek: 36. NATO Zirvesi.

7-8 Temmuz’da Ankara’da olacak NATO zirvesi bugün Türkiye’nin en kritik siyasi konularından biri. NATO Genel Sekreteri Rutte tarafından “NATO 3.0” dönemi olarak adlandırılan zirve ve sonrası, aynı dünya üzerinde yaşanan iki farklı hayat için elbette farklı gerçeklikler taşıyor. Ne bu zirve ne de bu ifadeler… Elbette ki hiçbirisi öylesine planlanmış ya da söylenmiş değil. “NATO 3.0 zirvesini” anlamak için hem zirvenin gerçekleştiği koşullara hem de geride bize ne bırakacağına bakmak gerekiyor.

Savunma mı? Savaş mı?

Zirvenin ilk gününü kapsayan ve öne çıkan başlıklardan birisi hiç şüphe yok ki “Savunma Sanayi” başlığı. NATO’nun bu sene Türkiye’de düzenleyeceği zirvenin Ortadoğu’daki bunca savaşın arasında, dünya üzerinde enerji rezervlerine dair emperyalist bloklaşmalar sürerken bölge ülkeleri üzerinde hem ekonomik hem de askeri büyümeyi odak noktalarından birisi seçmesi pek de şaşırtıcı değil elbette. Türkiye’de dahil NATO ülkelerinin hemen hemen hepsinin geçtiğimiz süre içinde savunma sanayisine ayrılan bütçeyi %5’e çıkarması, NATO’nun çobanı ABD’nin Amerika kıtasından başlayarak agresif bir kaynak savaşı ilan etmesi tüm dünyanın ezilen halklarına emperyalizmin barış ve güvenlik etrafında şekillenmiş, krizsiz “yeni dünya düzeninin” gerçek yüzünü göstermiş olmuştur.

Güvenlik söylemi etrafında 1940’lı yıllardan bugüne atılan adımlar, sosyalist ya da muhalif kesimler üzerinde kurulan baskılar ABD ve Batı emperyalistlerinin önündeki engelleri kaldırmanın ve yükselmesinin arkasında yatan temel politikalar oldular.

NATO’da bunlardan biri. Zamanında Sovyetler Birliği tehdidine karşı bir güvenlik önlemi olan savaş örgütü, bugün 36. zirvesine Rus ve Çin emperyalizminin tehdidine karşı güvenlik önlemi söylemleriyle gidiyor. Sovyetler’den bugüne NATO’yu dönemlere böleceksek bugün Rutte’nin tabiri ile “NATO 3.0’ın”; kendisine hem askeri hem sınai bir güç tehdidi olarak gördüğü Doğu emperyalistlerine karşı dünya kaynaklarının paylaşılması ve temin edilmesi, bunun için savaş harcamalarının artması, ittifakın silahlı müdahalelerinin güçlenmesi demek olduğunu söyleyebiliriz.

Türkiye gerçekten önemseniyor mu?

Zirvenin bu sene Türkiye’de olması da elbette ne NATO’nun bizlere verdiği değerin ne de bir şansın ürünü. ABD’nin belli bir süredir Ortadoğu ülkeleri üzerinde yürüttüğü politikalar oldukça açık. Trump Ortadoğu’da hem ekonomik hem de siyasi olarak kendine bağlı ve kendi çizgisinde hareket ettirebileceği ülkelerin var olmasını istiyor. 2000’lerin başında Büyük Ortadoğu Projesi ile de bunu amaçlamış fakat günümüz dengeleri içerisinde Doğu’da büyüyen emperyalist devletlerin Ortadoğu ülkeleri ile ilişkisini kendi istediği biçimde kopartamamıştır. O zamanlarda da ABD ile yakın temasta olan Erdoğan iktidarı; bugün de hem Filistin soykırımında hem NATO bütçesi tartışmalarında hem de İran-İsrail/ABD savaşında safını belli etmiş, yeri geldiğinde arabuluculuk yeri geldiğinde askeri müdahaleler etrafında ABD ve Batı emperyalizminin sözünü bir kere olsun ikiletmemiştir. Bugün de Türkiye’nin ABD ile kurduğu iş birliğini görmek zirvenin neden bu sene Türkiye’de yapıldığının en bariz cevaplarından birini sunmaktadır.

Türkiye açısından faşist bir rejimin yaratılmaya çalışıldığı bir tablonun eşliğinde görüyoruz bu adımları. Trump’ın en çok sözüne güvendiği insanlardan biri olarak Saray Rejimi ABD’ye bir yanıyla göbekten bağlı, öbür yanıyla bunun karşılığını Trump ile yaptığı görüşmelerde kendisine taahhüt edilen “meşruiyet” ile alıyor. ABD arkaplanda Çin ve Rusya’ya karşı hammadde ve enerji kaynakları savaşı verirken öbür taraftan NATO ve işbirlikçilerini kendi agresif çizgisine çekmenin, örneğin İran’da aldığı “mağlubiyetin” sonucu olarak kara kuvvetlerine yapılacak yatırımların artması; gerçekleşecek NATO zirvesinin konularından biri. Bunu karşılıklı bir çıkar ilişkisi içerisinde yapabildiği ve coğrafi hedeflerine en uygun yerlerden birisi ise Türkiye. Türkiye iktidarı da bir yandan dört tarafı ateşle çevrili bir coğrafyada ucuz iş gücünü derinleştirerek ülkeye yabancı sermaye girişini sağlamayı hedefliyor.

NATO zirvesinin Türkiye’de yapılıyor olmasının en temel motivasyonu kısaca Rutte’nin “3.0” tarifinin arkasındaki yeni egemenlik planları, ABD ve Batı emperyalizminin küresel ve bölgesel büyüme, hakimiyetini koruma girişimleridir. Bugün Ortadoğu’da yoğunlaşan çatışmalarda ise siyasi tutumu ve emperyalizm ile iş birliği ile öne çıkan isimlerden olan Erdoğan ise Trump’ın ağzını sulandıracak bir isim.

Türkiye’de bizleri ne bekliyor?

Bu sorunun cevabını bu süreçte gözaltılardan tutalım, Ankara’da ilan edilen fiili OHAL’den kısmen gördük. Ancak Türkiye’de yapılacak zirve, yukarıda bahsettiğimiz tüm konularda iktidarın kendi halkına karşı halihazırda açtığı savaşın tavizsiz olarak süreceğinin de doğrudan belgesi.

Örneğin; NATO gündemlerinde Türkiye’nin emperyalistlerden taraf olduğu senaryo en kaba haliyle yoksullaşan bizler ve zenginleşecek silah tekelleri, savaşa ayrılacak daha büyük bir bütçe anlamına geliyor. Bu durum tırmanan faşizmin hem siyasi icazetini ABD’den aldığı bağımlılık ilişkisini hem de bunun halka dönük baskı ve parçalama politikalarını da perçinleyecek. Türkiye bugün siyasi ve iktisadi arenada ABD ve Batı emperyalizmine göbekten bağlı, NATO zirvesi bu bağlılığın da arttığı bir tabloyu beraberinde getirecek.

İki şey kesin ve net. İlki; zirveden bizim için, yani işçiler, emekçiler, gençler için, olumlu bir sonuç çıkmayacağıdır, bu denklemde ne bir emperyalistle ne de Saray Rejimi ile kol kola girmek halka bir fayda sağlayacak. İkincisi; bugün bizlerin umut ışığını yeşertecek tek şeyin bağımsızlık, anti-emperyalizm ve sosyalizm mücadelesi olduğudur.

 

(Genç Hayat)

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
18.07.2026 14:59 / Güncelleme: 15:21

Memur emeklilerine seyyanen zam teklifi: Düzenleme Plan ve Bütçe Komisyonu'na sevk edildi

DEM Parti'nin TBMM'ye sunduğu kanun teklifiyle, 2023'te memurlara verilen seyyanen zammın memur emeklilerine de uygulanması istendi. Teklif, Plan ve Bütçe Komisyonu'na gönderildi.

Memur emeklilerine seyyanen zam teklifi: Düzenleme Plan ve Bütçe Komisyonu'na sevk edildi

Fotoğraf: DHA

18.07.2026 10:41

Diyarbakır karpuzunda hasat başladı: Karpuz ucuz, maliyet yüksek

Diyarbakır'da hasadı başlayan karpuzda bu yıl verim yüzleri güldürdü. Ancak üreticiler, artan üretim maliyetleri ve tarladaki düşük satış fiyatları nedeniyle emeklerinin karşılığını alamadıklarını söylüyor.

Diyarbakır karpuzunda hasat başladı: Karpuz ucuz, maliyet yüksek

Fotoğraf: MA

18.07.2026 14:40

Şavşat'ta RES projesine tepki: 'Doğa tahribatına izin vermeyin'

Artvin'in Şavşat ilçesinde planlanan 13 türbinlik RES projesine tepki gösteren yurttaşlar, proje alanının yanlış seçildiğini ve ÇED raporunun yetersiz olduğunu belirterek kararın yeniden değerlendirilmesini istedi.

Şavşat'ta RES projesine tepki: "Doğa tahribatına izin vermeyin"

Fotoğraf: ANKA

18.07.2026 16:25

EMEP'ten dayanışma ziyareti: KESK’in mücadelesi hak arayışındaki tüm kesimlerin mücadelesidir

EMEP Ankara İl Örgütü, Adalet Nöbeti'ne yönelik polis müdahalesinin ardından KESK'i ziyaret etti. EMEP, müdahaleyi kınayarak KESK'in yürüttüğü mücadelenin tüm hak arayışlarının ortak mücadelesi olduğunu vurguladı.

EMEP'ten dayanışma ziyareti: KESK’in mücadelesi hak arayışındaki tüm kesimlerin mücadelesidir

Fotoğraf: Evrensel 

18.07.2026 12:04 / Güncelleme: 14:08

Özgür Özel için yeni iddia: CHP'den istifa edeceği tarih belli oldu

CHP'deki mutlak butlan tartışmaları sürerken, Özgür Özel'in 21 Temmuz'daki TBMM Grup Toplantısı'nda partisinden istifa edeceği ve yeni partiye ilişkin açıklama yapacağı iddia edildi.

Özgür Özel için yeni iddia: CHP'den istifa edeceği tarih belli oldu

Fotoğraf: CHP

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!