Manifest, Crush, AURA… Şirket destekli müzik grupları neden yeniden yükselişte?
Manifest, Crush, AURA gibi örnekler, müzik endüstrisinde eski bir modelin dijital çağdaki yeni yüzünü gösteriyor. Müzik alanında çalışanlara göre değişen üretimden çok pazarlama biçimi; ancak müzisyenlerin güvencesizlik ve hak sorunları devam ediyor.
Merve Tur
[email protected]
Son yıllarda Türkiye müzik sektöründe şirketlerin doğrudan kurduğu ya da yarışma formatları üzerinden oluşturduğu müzik grupları yeniden öne çıkıyor. Hypers Music tarafından kurulan Manifest, DMC’nin hayata geçirdiği ‘boy band’ Crush, Mahzen Media çatısı altındaki Karma ve Mantra ile Seventh Door Entertainment tarafından kurulan AURA, şirket destekli grup modelini yeniden gündeme taşıyan örnekler arasında yer alıyor. Dijital platformların yükselişiyle birlikte bu projeler, yalnızca müzik üretimiyle değil, kuruluş süreçlerinin de izleyiciye sunulduğu yeni bir pazarlama modeliyle dikkat çekiyor. Peki, bu gerçekten yeni bir dönem mi, yoksa müzik endüstrisinin yıllardır kullandığı yöntemlerin güncellenmiş hali mi?
Müzik Araştırmacısı ve Akademisyen Özge Ç. Denizci ile Müzik Platformu Kurucusu Merve Eryürük ise bu tartışmaya farklı bir yerden yaklaşıyor. Her iki isim de şirket destekli grupların yeni bir olgu olmadığını, değişenin üretim biçiminden çok müziğin pazarlanma yöntemi olduğunu vurguluyor.
"Yeni bir model değil, eski sistemin dijital hali"
Müzik Araştırmacısı ve Akademisyen Özge Ç. Denizci’ye göre yarışmalar sonucunda ya da doğrudan şirketler tarafından oluşturulan müzik grupları Türkiye açısından yeni değil.
Özge Ç. Denizci | Fotoğraf: Umut Kaçar
Denizci’ye göre asıl değişen nokta ise artık yalnızca müziğin değil, grubun oluşturulma sürecinin de pazarlanması. Yarışmaların üyelerin seçilmesi, elenmesi ve hazırlanma sürecini izleyiciye sunarak daha grup kurulmadan sadık bir dinleyici kitlesi oluşturduğunu belirten Denizci, bu nedenle yarışmaların bir tanıtım kampanyası ve pazar araştırması işlevi gördüğünü ifade etti.
The Monkees ve Spice Girls gibi örnekleri hatırlatan Denizci, “Piyasa koşulları değiştikçe sektörün işleyişi de buna göre dönüşüyor” dedi.
"Sözleşmenizde yazdığı kadar özgürsünüz"
Şirket destekli projelerde müzisyenlerin üretim özgürlüğünün büyük ölçüde sözleşmelerle belirlendiğini söyleyen Denizci, sanatçıların çoğu zaman belirlenmiş bir iş tanımını yerine getirdiğini belirtti.
Denizci, “Sözleşmenizde yazdığı kadar özgürsünüz. Bir de o sözleşmelere göre işçi misiniz, yoksa ürün mü?” ifadelerini kullandı.
Müzisyenlerin en temel sorunlarından birinin sosyal güvencesizlik olduğunu belirten Denizci, müzisyenlerin yazılı sözleşmeyle çalışmasının hâlâ yaygınlaşmadığını söyledi.
Türkiye’de müzik emeğinin durumu raporuna işaret eden Denizci, müzik emekçilerinin önemli bölümünün SGK kaydının bulunmadığını, hastalık ya da iş kazası gibi durumlarda işlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldıklarını ifade etti.
Bağımsız müzisyenlerin dijital platformlarda eserlerini yayımlayabilmesinin kolaylaştığını ancak görünür olmanın aynı ölçüde kolaylaşmadığını belirten Denizci, “Platformda bulunmak ile keşfedilmek aynı şey değil” dedi.
Algoritmaların popüler isimleri daha görünür hale getirdiğini söyleyen Denizci, nitelikli pek çok üretimin görünmez kaldığını, bunun da birçok müzisyeni zamanla sektörden uzaklaştırdığını ifade etti.
"Çözüm için yasal düzenleme şart"
Denizci’ye göre sektörün en önemli ihtiyaçlarından biri ise müzisyenlerin hukuki statüsünün açık biçimde tanımlanması. Müzik-Sen’in hazırladığı yasa çalışmasına ve çeşitli müzisyen örgütlerinin girişimlerine dikkat çeken Denizci, “Müzisyenin hukuki statüsünün acilen tanımlanması ve statü farklılıklarının hak kayıplarına yol açmasının önüne geçilmesi gerekiyor. Nihayetinde kurtuluşun tek başına olabildiğini gösteren bir müzik tarihi yok” değerlendirmesinde bulundu.
"Sorun değişmedi, patronlar değişti"
Merve Eryürük, müzik sektöründe “bağımsız” olmanın sanıldığı kadar net bir tanım olmadığını belirterek, müzisyenler ile yapımcılar arasındaki ilişkinin tek tip olmadığını söyledi.
Merve Eryürük
Dijital platformların yapım şirketlerinin yerini aldığını belirten Eryürük, “Eskinin patronu yapım şirketleriydi, bugün ise dijital platformlar. Albüm gelirlerini onlar belirliyor, kimi öne çıkaracaklarına büyük ölçüde onlar karar veriyor. Bu nedenle yeni dünyada kimse tam anlamıyla bağımsız değil” ifadelerini kullandı.
"Müzik grupları yeni bir model değil"
Son dönemde yeniden popülerleşen yarışma çıkışlı veya şirket destekli müzik gruplarının yeni bir olgu olmadığını belirten Eryürük; Beatles, Queen, Metallica, Coldplay ve Nirvana gibi grupların müzik tarihinde önemli kırılmalar yarattığını söyledi.
Müzik yarışmalarının yıllardır sektöre giriş yollarından biri olduğunu belirten Eryürük, “Yarışmalar müzisyenler için önemli bir umut kapısı. Ancak uzun soluklu bir kariyer için tek başına yeterli değil. Bugün yarışmalar daha çok bir format haline geldi. Müzisyenlerin sömürülmediği iş birlikleri kurulabildiği ölçüde sektöre katkı sağlayabilirler” dedi.
"Spotify’da olmak yetmiyor"
Dijital platformların üretim baskısını artırdığını söyleyen Eryürük, “Spotify ve YouTube’da milyonlarca dinlenmeye ulaşmak gerekiyor. Her gün yüz binlerce şarkının yüklendiği bir ortamda yeni bir müzisyenin kendi çabasıyla fark edilmesi oldukça zor. Eskiden müzisyenin rakibi başka müzisyenlerdi, bugün buna yapay zeka ile üretilen müzikler de eklendi” ifadelerini kullandı.
Eryürük, konser verebilmenin de dijital platformlardaki dinlenme sayılarına bağlı hale geldiğini belirterek, “Konser organizatörleri zarar etmeyeceklerinden emin olmak istiyor. Bu nedenle dijital görünürlük belirleyici hale geldi” dedi.
Müzik sektöründeki temel gelir tartışmasının artık farklı aktörler arasında yaşandığını ifade eden Eryürük, şunları söyledi:
“Eskiden yapımcı ile müzisyen arasında albüm gelirleri tartışılırdı. Bugün ise dijital platformlar ve dijital dağıtım şirketleri de bu denklemin önemli aktörleri oldu. Kavga aynı kaldı ama patronlar değişti.”
Müzisyenler güvencesiz çalışıyor
Eryürük, müzisyenlerin önemli bölümünün kayıt dışı ve güvencesiz koşullarda çalıştığını belirterek, güçlü bir sendikal yapının bulunmamasının önemli bir sorun olduğunu söyleyerek “İşlevsel bir sendika olmadığı için müzisyenler toplu hak mücadelesi veremiyor. Yanlış sözleşmeler gelir kaybına yol açıyor. Pandemi döneminde yaşanan sorunların büyük bölümü hâlâ çözülebilmiş değil” dedi.
Eryürük, “Türkiye müzik açısından çok zengin bir ülke. Sadece bu topraklardaki dinleyicilere değil, dünyaya açılabilecek güçlü bir potansiyeli var. Bunun gerçekleşebilmesi için ülkenin bunu hedefleyen bir müzik politikası oluşturması gerekiyor. Müziği üreten, organize eden ve pazarlayan tüm iş kollarına maddi ve manevi destek sağlanmalı” diye konuştu.
Kültür politikalarının ekonomik katkı da sağlayacağını vurgulayan Eryürük, “Desteklenen bir müzik sektörü hem ülke içinde güçlenir hem de önemli bir ekonomik değer yaratabilir” ifadelerini kullandı. Eryürük, “K-pop grupları devlet politikalarıyla desteklenen bir model olarak ortaya çıktı ve ülkeye hem ekonomik hem de kültürel anlamda önemli katkılar sundu. Türkiye’de de yalnızca pop müziğini değil, ülkenin müzikal zenginliğini kapsayan bir kültür politikasının oluşturulmasını umut ediyorum” diye konuştu.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et