19.07.2026 00:10 / Güncelleme: 13:11

Manifest, Crush, AURA… Şirket destekli müzik grupları neden yeniden yükselişte?

Manifest, Crush, AURA gibi örnekler, müzik endüstrisinde eski bir modelin dijital çağdaki yeni yüzünü gösteriyor. Müzik alanında çalışanlara göre değişen üretimden çok pazarlama biçimi; ancak müzisyenlerin güvencesizlik ve hak sorunları devam ediyor.

Manifest, Crush, AURA…  Şirket destekli müzik grupları neden yeniden yükselişte?

Merve Tur
[email protected]


Son yıllarda Türkiye müzik sektöründe şirketlerin doğrudan kurduğu ya da yarışma formatları üzerinden oluşturduğu müzik grupları yeniden öne çıkıyor. Hypers Music tarafından kurulan Manifest, DMC'nin hayata geçirdiği boy band Crush, Mahzen Media çatısı altındaki Karma ve Mantra ile Seventh Door Entertainment tarafından kurulan girl band AURA, şirket destekli grup modelini yeniden gündeme taşıyan örnekler arasında yer alıyor. Dijital platformların yükselişiyle birlikte bu projeler, yalnızca müzik üretimiyle değil, kuruluş süreçlerinin de izleyiciye sunulduğu yeni bir pazarlama modeliyle dikkat çekiyor. Peki, bu gerçekten yeni bir dönem mi, yoksa müzik endüstrisinin yıllardır kullandığı yöntemlerin güncellenmiş hali mi?

Müzikolog ve Müzik Yazarı Özge Ç. Denizci ile Müzik Platformu Kurucusu Merve Eryürük ise bu tartışmaya farklı bir yerden yaklaşıyor. Her iki isim de şirket destekli grupların yeni bir olgu olmadığını, değişenin üretim biçiminden çok müziğin pazarlanma yöntemi olduğunu vurguluyor.

 Denizci'ye göre geçmişte TRT, plak şirketleri ve medya kuruluşlarının yürüttüğü seçme mekanizmaları bugün dijital platformlar ve algoritmalar üzerinden yeniden şekilleniyor. Eryürük ise yapım şirketlerinin yerini büyük ölçüde dijital platformların aldığını belirterek, "patronların değiştiğini, ancak sistemin temel sorunlarının devam ettiğini" söylüyor.

Bugün şirketlerin yalnızca müziğe değil, grubun kuruluş sürecine de yatırım yaptığına dikkat çeken iki isim, yarışmaların artık sadece yetenek seçme yöntemi değil; aynı zamanda bir pazarlama stratejisi, sadık dinleyici oluşturma aracı ve ticari model haline geldiği görüşünde birleşiyor.

"Yeni bir model değil, eski sistemin dijital hali"

Özge Ç. Denizci'ye göre yarışmalar sonucunda ya da doğrudan şirketler tarafından oluşturulan müzik grupları Türkiye açısından yeni bir olgu değil.

Özge Ç. Denizci | Fotoğraf: Umut Kaçar

Özge Ç. Denizci | Fotoğraf: Umut Kaçar

Geçmişte TRT'nin, plak şirketlerinin ve müzik dergilerinin hangi sanatçıların öne çıkacağını belirlediğini hatırlatan Denizci, bugün aynı seçme ve yönlendirme mekanizmasının dijital platformlar, algoritmalar, yapım şirketleri ve reklam ağları üzerinden işlediğini söyledi.

Denizci'ye göre asıl değişen nokta ise artık yalnızca müziğin değil, grubun oluşturulma sürecinin de pazarlanması. Yarışmaların üyelerin seçilmesi, elenmesi ve hazırlanma sürecini izleyiciye sunarak daha grup kurulmadan sadık bir dinleyici kitlesi oluşturduğunu belirten Denizci, bu nedenle yarışmaların artık yalnızca yetenek seçme yöntemi değil; aynı zamanda bir tanıtım kampanyası ve pazar araştırması işlevi gördüğünü ifade etti.

The Monkees ve Spice Girls gibi örnekleri hatırlatan Denizci, "Piyasa koşulları değiştikçe sektörün işleyişi de buna göre dönüşüyor" dedi.

"Sözleşmenizde yazdığı kadar özgürsünüz"

Şirket destekli projelerde müzisyenlerin üretim özgürlüğünün büyük ölçüde sözleşmelerle belirlendiğini söyleyen Denizci, sanatçıların çoğu zaman belirlenmiş bir iş tanımını yerine getirdiğini belirtti.

Denizci, "Sözleşmenizde yazdığı kadar özgürsünüz. Bir de o sözleşmelere göre işçi misiniz, yoksa ürün mü?" ifadelerini kullandı.

Güvencesizlik ve algoritmalar

Müzisyenlerin en temel sorunlarından birinin sosyal güvencesizlik olduğunu belirten Denizci, yaklaşık 20 yıldır müzisyenlere yazılı sözleşmeyle çalışmalarını önerdiğini ancak bunun hâlâ yaygınlaşmadığını söyledi.

Türkiye'de Müzik Emeğinin Durumu Raporu'na işaret eden Denizci, müzik emekçilerinin önemli bölümünün SGK kaydının bulunmadığını, hastalık ya da iş kazası gibi durumlarda işlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldıklarını ifade etti.

Bağımsız müzisyenlerin dijital platformlarda eserlerini yayımlayabilmesinin kolaylaştığını ancak görünür olmanın aynı ölçüde kolaylaşmadığını belirten Denizci, "Platformda bulunmak ile keşfedilmek aynı şey değil" dedi.

Algoritmaların popüler isimleri daha görünür hale getirdiğini söyleyen Denizci, nitelikli pek çok üretimin görünmez kaldığını, bunun da birçok müzisyeni zamanla sektörden uzaklaştırdığını ifade etti.

Müzik üretiminin ve pazarlamasının giderek daha yüksek maliyet gerektirdiğini vurgulayan Denizci, ekonomik gücü olmayan müzisyenlerin rekabette dezavantaj yaşadığını söyledi.

"Çözüm için yasal düzenleme şart"

Denizci'ye göre sektörün en önemli ihtiyaçlarından biri ise müzisyenlerin hukuki statüsünün açık biçimde tanımlanması.

Müzik-Sen'in hazırladığı yasa çalışmasına ve çeşitli müzisyen örgütlerinin girişimlerine dikkat çeken Denizci, "Müzisyenin hukuki statüsünün acilen tanımlanması ve statü farklılıklarının hak kayıplarına yol açmasının önüne geçilmesi gerekiyor. Nihayetinde kurtuluşun tek başına olabildiğini gösteren bir müzik tarihi yok" değerlendirmesinde bulundu.

"Bağımsız olmak artık tartışmalı bir kavram"

Merve Eryürük, müzik sektöründe "bağımsız" olmanın sanıldığı kadar net bir tanım olmadığını belirterek, müzisyenler ile yapımcılar arasındaki ilişkinin tek tip olmadığını söyledi.

Merve Eryürük

Merve Eryürük

Eryürük, "Müzik sektöründe 'bağımsız' olmak diye bir şey yok. Bazı müzisyenler bazı yapımcılardan daha güçlü, bazı yapımcılar da bazı müzisyenlerden daha güçlü. Bu nedenle müzisyen ve yapımcı kimliklerini tek bir çerçevede değerlendirmek doğru değil" dedi.

Dijital platformların yapım şirketlerinin yerini aldığını belirten Eryürük, "Eskinin patronu yapım şirketleriydi, bugün ise dijital platformlar. Albüm gelirlerini onlar belirliyor, kimi öne çıkaracaklarına büyük ölçüde onlar karar veriyor. Bu nedenle yeni dünyada kimse tam anlamıyla bağımsız değil" ifadelerini kullandı.

"Müzik grupları yeni bir model değil"

Son dönemde yeniden popülerleşen yarışma çıkışlı veya şirket destekli müzik gruplarının yeni bir olgu olmadığını belirten Eryürük, Beatles, Queen, Metallica, Coldplay ve Nirvana gibi grupların müzik tarihinde önemli kırılmalar yarattığını söyledi.

"Müzik grupları endüstrinin yeni bir öznesi değil. Dinleyicinin grup üyeleriyle kurduğu farklı ilişki, grupları bireysel sanatçılardan ayırıyor. Şirketlerin gruplara yatırım yapmasının temel nedenlerinden biri de bu dinamik" diye konuştu.

Boy band ve girl band projelerinin ise daha çok genç dinleyiciye hitap eden ancak uzun ömürlü olmayan projeler olarak değerlendirilebileceğini ifade etti.

"Yarışmalar hâlâ umut kapısı"

Müzik yarışmalarının yıllardır sektöre giriş yollarından biri olduğunu belirten Eryürük, bunun tek başına başarı için yeterli olmadığını söyledi.

"Yarışmalar müzisyenler için önemli bir umut kapısı. Ancak uzun soluklu bir kariyer için tek başına yeterli değil. Bugün yarışmalar daha çok bir format haline geldi. Müzisyenlerin sömürülmediği iş birlikleri kurulabildiği ölçüde sektöre katkı sağlayabilirler" dedi.

"Spotify'da olmak yetmiyor"

Dijital platformların üretim baskısını artırdığını söyleyen Eryürük, görünür olmanın her geçen gün zorlaştığını vurguladı.

"Spotify ve YouTube'da milyonlarca dinlenmeye ulaşmak gerekiyor. Her gün yüz binlerce şarkının yüklendiği bir ortamda yeni bir müzisyenin kendi çabasıyla fark edilmesi oldukça zor. Eskiden müzisyenin rakibi başka müzisyenlerdi, bugün buna yapay zekâ ile üretilen müzikler de eklendi" ifadelerini kullandı.

Eryürük, konser verebilmenin de dijital platformlardaki dinlenme sayılarına bağlı hale geldiğini belirterek, "Konser organizatörleri zarar etmeyeceklerinden emin olmak istiyor. Bu nedenle dijital görünürlük belirleyici hale geldi" dedi.

"Sorun değişmedi, patronlar değişti"

Müzik sektöründeki temel gelir tartışmasının artık farklı aktörler arasında yaşandığını ifade eden Eryürük, şunları söyledi:

"Eskiden yapımcı ile müzisyen arasında albüm gelirleri tartışılırdı. Bugün ise dijital platformlar ve dijital dağıtım şirketleri de bu denklemin önemli aktörleri oldu. Kavga aynı kaldı ama patronlar değişti."

Türkiye'deki dijital platform abonelik ücretlerinin düşük olmasının sektördeki gelir sorununu derinleştirdiğini belirten Eryürük, "Müzik bu kadar ucuz hatta ücretsiz tüketilirken hangi gelir paylaşımından söz edebiliriz? Sonuçta en büyük kaybı müzisyen yaşıyor" değerlendirmesinde bulundu.

"Müzisyenler güvencesiz çalışıyor"

Eryürük, müzisyenlerin önemli bölümünün kayıt dışı ve güvencesiz koşullarda çalıştığını belirterek, güçlü bir sendikal yapının bulunmamasının önemli bir sorun olduğunu söyledi.

"İşlevsel bir sendika olmadığı için müzisyenler toplu hak mücadelesi veremiyor. Yanlış sözleşmeler gelir kaybına yol açıyor. Pandemi döneminde yaşanan sorunların büyük bölümü hâlâ çözülebilmiş değil" dedi.

Eryürük, "Türkiye müzik açısından çok zengin bir ülke. Sadece bu topraklardaki dinleyicilere değil, dünyaya açılabilecek güçlü bir potansiyeli var. Bunun gerçekleşebilmesi için ülkenin bunu hedefleyen bir müzik politikası oluşturması gerekiyor. Müziği üreten, organize eden ve pazarlayan tüm iş kollarına maddi ve manevi destek sağlanmalı" dedi.

Kültür politikalarının ekonomik katkı da sağlayacağını vurgulayan Eryürük, "Desteklenen bir müzik sektörü hem ülke içinde güçlenir hem de önemli bir ekonomik değer yaratabilir" ifadelerini kullandı.

Eryürük, "K-pop grupları devlet politikalarıyla desteklenen bir model olarak ortaya çıktı ve ülkeye hem ekonomik hem de kültürel anlamda önemli katkılar sundu. Türkiye'de de yalnızca pop müziğini değil, ülkenin müzikal zenginliğini kapsayan bir kültür politikasının oluşturulmasını umut ediyorum" diye konuştu.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
19.07.2026 12:21

Yargıtay 'mutlak butlan' için adli tatilde karar verebilir mi?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Başkanlığından emekli Erdal Sanlı, "Taraflardan biri ya da ikisi davanın adli tatilde öncelikli olarak görülmesine ilişkin talepte bulunursa, Yargıtay nöbetçi dairesi talebi kabul ederse davanın esasına bakılabilir" dedi.

Yargıtay 'mutlak butlan' için adli tatilde karar verebilir mi?

Fotoğraf: ANKA

19.07.2026 11:21 / Güncelleme: 11:51

İddia: CHP'li Tuzla Belediye Başkanı Bingöl, transfer için Erdoğan'dan onay bekliyor

CHP'li Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl'ün AKP'ye katılmak için partinin İstanbul İl Başkanlığı ile temas kurduğu ve transferin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın onayına sunulduğu öne sürüldü.

İddia: CHP'li Tuzla Belediye Başkanı Bingöl, transfer için Erdoğan'dan onay bekliyor

Fotoğraf: @erenalibingol/X

19.07.2026 12:09

Beyin kanaması geçiren hasta tutuklu yeniden cezaevine götürüldü

Beyin kanaması geçiren hasta tutuklu Mehmet Şirin Çelik'in, kaldırıldığı hastaneden tekrar cezaevine götürüldüğü, revir koğuşunda tek başına tutulduğu belirtildi.

Beyin kanaması geçiren hasta tutuklu yeniden cezaevine götürüldü

Fotoğraf: MA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!