Çapa'da işten atılan taşeron yemekhane işçilerine barikat kuruldu
Çapa Tıp Fakültesinde bir gecede işten atılan 100’e yakın yemekhane işçisi hastanede direnişlerini sürdürüyor. Yönetim binasına girişleri engellenen işçiler, "Ya hep beraber ya hiçbirimiz" diyerek kadro talebini dile getiriyor.
Barış Salık
[email protected]
Çapa Tıp Fakültesinde hakları ödenmeden işten atılan 100’e yakın taşeron yemekhane işçisinin önüne özel güvenlik barikatı yığıldı. İşçiler hastane yönetimine “Hakkımızı istiyoruz. Kadro da verecekler hepimizi de birlikte işe alacaklar” diye seslendi.
Fotoğraf: Barış Salık/Evrensel
Yemekhane işçilerinin binaya girişi engellenirken, hastane yönetimi yemekhane işçilerinin görev tanımında olan yemek ve içecek taşıma işini, temizlik işçilerine yaptırdı.
Fotoğraf: Barış Salık/Evrensel
İşçiler, amirlerinin kendilerine eyleme katılanlara soruşturma açılacağı tehdidinde bulunduğunu aktardı.
Hastane bahçesini eylem alanına çeviren işçiler, "Ya hep beraber ya hiçbirimiz" diyor. Artık taşeron sistemin kölelik koşullarında çalışmak istemediklerini dile getiren işçiler, işe geri dönüşün tek tek değil, tüm işçileri kapsayacak şekilde ve kadrolu olarak yapılmasını talep ediyor.
'Sorumluluk hastane yönetimi ve taşeronda'
Direnişteki işçiler adına açıklama yapan DİSK/Gıda-İş Genel Başkanı Olcay Ozak, uzun yıllardır hastane yemekhanesinde çalışan işçilerin hiçbir açıklama yapılmadan ve kıdem, ihbar, fazla mesai ile ücret alacakları ödenmeden işten çıkarıldığını belirtti. Her ihale döneminde işçiler yeni şirkete devredilirken bu kez neden farklı bir uygulama yapıldığının açıklanmasını isteyen Ozak, Efsane Kadro Yemek Şirketi ile üst işveren sıfatıyla Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi yönetiminin işçilerin hak kayıplarından sorumlu olduğunu vurguladı.
Fotoğraf: Barış Salık/Evrensel
Ozak, hastanede verilen yemeklerin niteliğine ilişkin eleştirilerin sorumluluğunun işçilerde olmadığını belirterek, işçilerin eksik ve düşük kaliteli malzeme kullanımını defalarca bildirmesine rağmen hastane yönetimi ile şirketin gerekli adımları atmadığını söyledi.
Ozak, taşeron çalışma sisteminin kamuda asli işlerin güvencesiz ve düşük ücretlerle yürütülmesinin aracı haline geldiğini belirterek, hastane yemekhanelerinde çalışan on binlerce işçinin benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi. İşçilerin tüm ücret, kıdem, ihbar ve fazla mesai alacaklarının derhal ödenmesini, çalışmak isteyenlerin ise yeni dönemde hakları korunarak işe devam ettirilmesini talep etti.
'Yemek taşıma işi temizlik işçilerine verilemez'
Sendika, yeni taşeron şirketin göreve başlayacağı 21 Temmuz'a kadar yemek üretiminin başka bir yerleşkede yaptırılmasının ve hastane içinde yemek dağıtımının temizlik işçilerine verilmesinin hem iş tanımlarına aykırı hem de hijyen açısından risk oluşturduğu için kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Sağlık işçileri ve emekçilerinden destek
DİSK/Gıda-İş öncülüğünde bir araya gelen işçilere Sağlık-İş Sendikası temsilcileri Sağlık-İş İstanbul şube yöneticisi erkan güven SES Aksaray Şubesi üyeleri ve Dev Sağlık İş üyeleri destek verdi. SES iş yeri temsilcisi Ersoy Adıgüzel ve Güneş Cengiz de konuşma yaptılar.
Fotoğraf: Barış Salık/Evrensel
Sağlık-İş’ten dayanışma çağrısı
İş güvencesi ve alacakları için mücadele eden yemekhane işçileriyle dayanışma içinde olduklarını ifade eden Sağlık-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı İbrahim Koç, “Buradan bütün hastane çalışanlarına, hastane işçilerine, memurlara, diğer memur sendikalarına ve işçi sendikalarına sesleniyorum: Bu işçileri yalnız bırakmayın. Burada sadece bir üyelik çalışması faaliyeti sürdürmeyin. Buradaki işçilerin yanında durun, buradaki işçilere sahip çıkın” ifadeleriyle dayanışmayı büyütme çağrısında bulunu.
SES: Yemek hizmeti sağlık hizmetinin parçasıdır
SES Aksaray Şubesi SES işyeri temsilcisi Güneş Cengiz de yemekhane işçilerinin işten çıkarılmasının yalnızca işçilerin yaşadığı bir hak kaybı olmadığını, aynı zamanda hastalara ve sağlık emekçilerine sunulan hizmeti de etkilediğini belirtti. Cengiz, "Sağlık hizmeti sadece muayene ve tedaviden ibaret değildir. Hastaların yeterli, güvenli ve tıbbi ihtiyaçlarına uygun şekilde beslenmesi de sağlık hizmetinin bir parçasıdır" dedi.
Üniversite yönetiminin taşeron işçi oldukları gerekçesiyle sorumluluktan kaçamayacağını ifade eden Cengiz, "İş Kanunu uyarınca asıl işveren de alt işverenle birlikte sorumludur. Buradaki işçilerin yaşadığı mağduriyetin giderilmesi konusunda üniversite yönetimi sorumluluk almalıdır" ifadelerini kullandı.
İşçilerin çıkarılmasının ardından yemek dağıtım işlerinin hemşire, hasta bakıcı ve kamu işçilerine, yemek paketleme ve dağıtım işlerinin ise temizlik personeline yaptırıldığını belirten Cengiz, "Sağlık çalışanlarının kendi görevleri dışında bu işlere yönlendirilmesi sağlık hizmetini aksatmakta ve çalışanların üzerindeki yükü artırmaktadır. Temizlik personeline gerekli eğitim ve hijyen koşulları sağlanmadan gıda paketleme ve dağıtım işi yaptırılması da hasta güvenliği açısından risk oluşturmaktadır" dedi.
Cengiz, yemek hizmetinin taşeron şirketler aracılığıyla değil, üniversitenin kendi bünyesinde ve güvenceli istihdamla yürütülmesi gerektiğini belirterek, "İşten çıkarılan yemekhane işçileri derhal işlerine geri alınmalı, hastaların ve sağlık emekçilerinin sağlıklı, hijyenik ve güvenli beslenme hakkı güvence altına alınmalıdır" çağrısında bulundu
Fotoğraf: Barış Salık/Evrensel
Emekliliğine iki yıl kala kapının önüne konuldu
Taşeron yemekhane işçisi Nuriye Yalçınkaya çalışma koşullarını ve talebini gazetemize anlattı.
12 yıllık emeğinin ardından haksız şekilde işten çıkarılmasına tepki gösteren Yalçınkaya, Temmuz 2014'te başladığı işinde, resmiyette "bulaşıkçı" olarak görünmesine rağmen temizlikten ütüye, yük taşımacılığından salon hazırlığına kadar her işe koşturulduğunu belirtti. Emekliliğine sadece iki yıl kala işsiz bırakılan işçi şunları ifade etti:
"Bulaşıkçı olarak girdim ama sadece bulaşık yıkamıyordum. Temizlik, ütü, paspas, cam silme... Her şeyi bize yaptırıyorlardı. Hafta sonu iznimiz vardı. Akşama kadar ayakta, dinlenmeden çalışıyorduk. Yemek molamız bile yoktu. Sadece 5-10 dakikalık namaz molasıyla günü bitiriyorduk. Aşağı inip 800 tane ayranı, 30 koli suyu da biz taşıyorduk. Ekmek aralarını hazırlıyor, meyveleri, tatlıları diziyorduk. Yapmadığımız hiçbir iş kalmadı ama en ufak bir şeyde azar işitiyorduk."
'Abimin acısını yaşayamadan işe döndüm'
İşini her zaman kendi evi gibi sahiplendiğini, kimseyle bir sorun yaşamadığını belirten taşeron işçisi, "Bugün abimin vefatının yedisi... Memlekete cenazeye gittim, 8 saatlik yolu bir gün içinde gidip geri dönmek zorunda kaldım. Acımı bile yaşayamadım, yasımı tutamadım; yeter ki işim aksamasın dedim. Evimde nasılsam işyerinde de öyle titizdim, arkadaşlarıma bir tek kötü sözüm olmadı. Şimdi ise bir günde kapının önüne konulduk. Bu benim çok zoruma gidiyor."
'İşimi geri istiyorum'
İşten atılmasıyla birlikte sigortasının da kesildiğini belirten işçi, "Benim çoluğum çocuğum var, evim kira. İki bekar çocuğun var, onları nasıl evlendireceğim, kirayı nasıl ödeyeceğim? Önümde tek bir güvencem vardı; emekliliğime sadece iki yılım kalmıştı. İki sene sonra emekli olacaktım, şimdi her şeyim bitti, sıfırlandı. Bu yaştan sonra nereden, nasıl iş bulacağım? Emeğimi ve işimi bana geri versinler" diye seslendi.
İşten atılmasıyla birlikte sigortasının da kesildiğini belirten işçi, "Benim çoluğum çocuğum var, evim kira. İki bekar çocuğun var, onları nasıl evlendireceğim, kirayı nasıl ödeyeceğim? Önümde tek bir güvencem vardı; emekliliğime sadece iki yılım kalmıştı. İki sene sonra emekli olacaktım, şimdi her şeyim bitti, sıfırlandı. Bu yaştan sonra nereden, nasıl iş bulacağım? Emeğimi ve işimi bana geri versinler" diye seslendi.
'Birimizi dahi dışarıda bırakmayacağız'
Yemekhanede 14 yıldır garson olarak çalışan bir işçi de, "On dört senemi verdim ama bizi bir mendil gibi, bir poşet gibi attılar" dedi. Ücretlerinin son dönemde asgari ücret düzeyine gerilediğini belirten işçi, evinin tek geçim kaynağının burası olduğunu dile getirdi: "Üç çocuğum okuyor. Ev sahibi işten çıktığımı duymuş, 'Kirayı nasıl ödeyeceksin?' diye soruyor. Faturalarım geldi, ödeyemiyorum. Bu adalet mi? On dört yıllık emeğin karşılığı bu olmamalı. Ücretlerimiz, işe iademiz ve tüm haklarımız verilene kadar buradan ayrılmayacağız. Ya kadro verecekler ya da hepimizi birlikte işe alacaklar. Hiçbirimizi dışarıda bırakmayacaklar."
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et