12.07.2026 00:25

Faşizm ve savaş koşullarında sanat: Rejim propagandasının estetik makyajı

Savaşlar ve faşist rejimler yalnızca siyaseti değil, sanatı da dönüştürdü. Sanat Tarihçisi Osman Erden, Nazi Almanya’sından günümüz Türkiye’sine uzanan örneklerle estetiğin savaşın propaganda aracı olarak nasıl kullanıldığını anlatıyor.

Faşizm ve savaş koşullarında sanat: Rejim propagandasının estetik makyajı

Madencilik Sanat Galerisi’nde sergilenen kabartmalı heykel, Gemini Koleksiyonu | Fotoğraf: Mike Bird/Pexels

Zeynep Algedik
[email protected]


Ankara – Savaşlar ve faşist rejimler, yalnızca toplumların siyasal ve toplumsal yapısını değil, sanatın üretim koşullarını ve sanatçıların aldığı tutumları da etkiledi. Peki, son yüzyılın bu deneyimleri bugün sanat ile siyaset arasındaki ilişkiyi nasıl anlamamıza yardımcı oluyor? Sanat Tarihçisi Osman Erden ile savaşın ve faşizmin ‘estetiğini’ konuştuk.

Osman Erden

Osman Erden

20. yüzyılın başından bu yana yaşanan savaşlar ve faşist rejimler, sanatçıların çalışma koşullarını ve tercihlerini nasıl değiştirdi? Bu dönüşümün Türkiye’deki karşılıklarını nasıl gözlemleyebiliriz?

I. Dünya Savaşı’ndan önce uzun bir süre barış içinde yaşayan Avrupa’da farklı coğrafyalardan gelen sanatçılar çeşitli kentlerde bir araya gelerek kozmopolit ortamlar yaratmış, aralarında verimli sonuçlar doğuracak etkileşimlere girerek yeni, özgün akımlar ortaya koymuştur. Savaşın çıkmasıyla bu ortamın bozulduğu görülür. Totaliter rejimlerin sanat ile olan ilişkisine dair en çarpıcı örnek Nazi Almanya’sıdır. Nasyonal sosyalist iktidar, Almanya’da modern sanatı ortadan kaldırmaya çalışmış, bu alanda üretim yapan sanatçılara baskı kurmuş, Yahudi olanları katletmiş, olmayanların sanat üretmelerine engel olmuştur. Sanatçılar ya gizlice sanat üretmeye devam etmiş ya da ülkeyi terk etmiştir. Rejim ile uyumlu sanat üretenler ise devlet tarafından desteklenmiştir. 

Türkiye’de son dönemlerde çağdaş sanat alanına bakıldığında sanatçıların iktidar ile uyumlu bir sisteme dahil olması için dolaylı olarak baskılandığını görüyoruz.

Baskı dönemlerinde sanatçıların kimi zaman direndiğini, kimi zaman sessiz kaldığını, kimi zaman da iktidarla yan yana durduğunu görüyoruz. Dünya sanat tarihinden ve Türkiye’den hangi örnekler size bu açıdan özellikle anlamlı geliyor?

Nazi Almanya’sında soruda bahsi geçen tipte sanatçılara rastlanmaktadır. Türkiye’de ise tek parti döneminin sonlarına doğru, toplumsal gerçekçiliği benimseyen sanatçıların yaşadığı zorluklara değinilmelidir. Abidin Dino ve Yeniler Grubu (Liman Ressamları), sanatı salonlardan çıkarıp balıkçıların, işçilerin ve sıradan halkın yaşamına odaklayarak dönemin idealize edilmiş, devlet destekli sanat anlayışına bir alternatif sunmuşlardır. Dino’nun bu muhalif ve toplumcu duruşu, siyasi baskılarla karşılaşmasına, sürgünler yaşamasına ve nihayetinde hayatını yurt dışında sürdürmesine neden olmuştur.

Bugün estetik açıdan güçlü bulduğumuz kimi eserlerin, savaş ve faşizm dönemlerinde propaganda amacıyla üretildiğini ya da bu amaçla kullanıldığını biliyoruz. Bir yapıtın sanatsal değeri ile siyasal işlevi arasındaki ilişkiyi siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Dünyadan ve Türkiye’den hangi örnekler bunu en iyi ortaya koyuyor?

Alman Yönetmen Leni Riefenstahl’ın, 1934 Nürnberg Mitingi’ni kaydettiği İradenin Zaferi ve 1936 Berlin Olimpiyatlarını anlattığı Olympia filmleri; sinema dili, kurgu ritmi, kamera açıları ve ışık kullanımı açısından birer başyapıttır. Sinema sanatının bu başyapıtları, doğrudan Nazizm’in kitle psikolojisini maniple etmesi ve Hitler’i bir yarı-tanrı gibi sunması için kullanılmıştır. Riefenstahl’ın sineması, estetik kaygılar ile ahlaki körlüğün nasıl bir arada olabildiğine dair çarpıcı bir örnektir.

Marlon Brando’nun başrolünde olduğu Elia Kazan’ın 1954 tarihli Rıhtımlar Üzerinde filmi bugün bir başyapıt olarak değerlendirilmektedir. Oysa filmin örgütlü işçi mücadelesine karşı içerdiği mesajlar değerlendirildiğinde, yapıldığı dönem için dolaylı bir propaganda amacı taşıdığı anlaşılır.  

Bugünden baktığınızda, savaş ve faşizm koşulları sanatçılara nasıl bir sorumluluk ya da imkan alanı hatırlatıyor?

Sansür, yasaklar ve baskı, paradoksal bir şekilde sanatsal yaratıcılığı tetikleyebilir. Sanatçılar, sistemin radarlarına yakalanmadan metaforlara, alegorilere, ironiye ve sembolizme başvurarak yeni bir estetik dil geliştirebilirler. Faşizmin tek tipçi, boğucu ve karanlık dayatmasına karşı, sanatçı çok sesli, adil, özgür ve barışçıl bir dünyanın mümkün olduğunu hatırlatarak topluma direnme gücü ve umut aşılar.

11.07.2026 15:37 / Güncelleme: 16:50

Emeklileri ilgilendiren karar: Yargıtay maaş kesintisine 'dur' dedi

Yargıtay 10’uncu Hukuk Dairesi, fiilen çalışmadığı halde işveren tarafından SGK'ye çalışıyor olarak bildirilen emeklinin maaşından yapılan kesintinin hukuka aykırı olduğuna karar verdi. Kesilen tutarların iadesine hükmedildi.

Emeklileri ilgilendiren karar: Yargıtay maaş kesintisine "dur" dedi

Fotoğraf: ANKA

11.07.2026 16:55

Pehlivan ve Göktaş’ı ziyaret eden TBB Başkanı Erinç Sağkan: Gözaltındaki ihlallere karşı gerekli başvurular yapılacak

TBB Başkanı Erinç Sağkan, Çorlu’da tutuklu bulunan avukat Mehmet Pehlivan ile komedyen Deniz Göktaş’ı ziyaret etti. Sağkan, gözaltındaki ihlallerle ilgili gerekli başvuruların yapılacağını dile getirdi.

Pehlivan ve Göktaş’ı ziyaret eden TBB Başkanı Erinç Sağkan: Gözaltındaki ihlallere karşı gerekli başvurular yapılacak

Fotoğraf: DHA

11.07.2026 13:08 / Güncelleme: 14:20

Özgür Özel’den Çankaya operasyonuna tepki: 'Bir gizli tanık iftira attı, belediyemize operasyon yapıldı'

CHP Lideri Özgür Özel, Çankaya Belediyesine yapılan operasyona “Bir gizli tanık iftira attı, belediyemize operasyon yapıldı” şeklinde tepki gösterdi.

Özgür Özel’den Çankaya operasyonuna tepki: “Bir gizli tanık iftira attı, belediyemize operasyon yapıldı”

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!