Prof. Dr. Murat Türkeş’ten tarımda gelecek için acil eylem çağrısı: Türkiye'nin iklimi kayıyor
İklim krizi ve jeopolitik gerilimlerin gölgesinde gıda krizini anlatan Prof. Dr. Murat Türkeş, "Türkiye'de gıda güvenliği artık sadece bir üretim sorunu değil; enflasyon ve azalan satın alma gücüyle bir 'ekonomik erişilebilirlik' krizidir" dedi
Fotoğraf: Özer Akdemir / Evrensel
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale – 18 Mart Üniversitesi Coğrafya Bölümünden emekli olan ve halen Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyeliği yapan Prof. Dr. Murat Türkeş İktisat ve Toplum Dergisinin Temmuz 2026 sayısında yayımlanan makalesinde küresel ısınmanın gıda üzerindeki etkilerini ele aldı. Türkeş, küresel iklim değişikliği ve jeopolitik gerilimlerin tarımsal üretim, gıda güvenliği ve kırsal yaşam üzerindeki yıkıcı etkilerine dair önemli uyarılarda bulundu. Türkeş makalesinde tarım sektörünün artık sadece iklimsel risklerin değil, aynı zamanda ekonomik ve jeopolitik kırılganlıkların da merkezinde yer alan stratejik bir alan haline geldiğini belirtiyor.
Küresel ısınma temel gıdaları vuruyor, besin değerleri düşüyor
İklim değişikliğinin tarımsal üretim sistemleri üzerindeki olumsuz etkilerinin giderek baskın hale geldiğini belirten Türkeş, özellikle buğday ve mısır gibi temel gıda ürünlerinde küresel ölçekte verim kayıpları yaşandığının altını çiziyor. Türkeş’e göre artan hava sıcaklıkları ve değişen yağış rejimleri sadece verimi düşürmekle kalmıyor; yüksek CO₂ düzeyleri sebebiyle bazı tarım ürünlerinin içerdiği protein, demir ve çinko gibi besin değerlerinin de kalitesini düşürerek beslenme yetersizliklerine davetiye çıkarıyor. Benzer şekilde, hayvancılık sektörü de ısı stresi, su kıtlığı ve yem kalitesindeki düşüşler nedeniyle ciddi bir darboğazın eşiğinde.
Murat Türkeş
Savaşlar ve korumacı politikalar maliyetleri katlıyor
COVID-19 pandemisi, Rusya-Ukrayna Savaşı ve son olarak ABD-İsrail’in İran’a saldırısı gibi küresel sarsıntıların, tarım-gıda ticaretini derinden etkilediğine vurgu yapan Türkeş, bu krizlerin liman darboğazları, enerji fiyatlarındaki artışlar ve petrol-doğal gaz piyasalarındaki dalgalanmalar üzerinden gübre, mazot, elektrik ve lojistik maliyetlerini doğrudan yükselttiğini ifade ediyor. Prof. Dr. Türkeş, bu durumun özellikle dış girdiye bağımlı ülkelerde üretici gelirlerini erittiğini ve küçük ölçekli aile işletmelerini piyasa karşısında daha da kırılgan hale getirdiğini vurguluyor.
Türkiye için tehlike çanları çalıyor
Akdeniz Havzası'nda yer alması nedeniyle iklim krizine karşı yüksek risk grubunda bulunan Türkiye, bu çoklu krizden en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Makalede Türkiye'ye dair şu çarpıcı tespitlere yer veriliyor:
- Türkiye'de yarı kurak step ve yazları çok sıcak geçen Akdeniz iklim tiplerinin etki alanları genişlerken, serin ve nemli iklim tiplerinin alanları giderek daralıyor.
- Gıda güvenliği sorunu Türkiye'de sadece tarımsal üretimin azalması (fiziksel mevcudiyet) olarak değil, fiyat enflasyonu ve satın alma gücündeki aşınma sebebiyle "ekonomik erişilebilirlik" krizi olarak da kendini gösteriyor.
- Hayvancılıkta yaşanan kaba yem açığı, sıcaklık stresi ve ithalata bağımlılık, maliyetleri artırarak küçük işletmeleri zorluyor. Bu maliyet baskıları, kırsal toplumsal yapıda çözülmelere ve zorunlu göç gibi süreçlere yol açma riski taşıyor.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Geleneksel planlama devri kapandı
Prof. Dr. Murat Türkeş'e göre, tarımsal üretimin geçmiş iklim normallerine göre planlanması dönemi kapandı. Artık hangi ürünün hangi bölgede üretileceğinin, gelecekteki iklim kaymalarına, su bütçesine ve bölgesel risklere göre yeniden tasarlanması hayati bir zorunluluk.
Yoksulluk ve açlık döngüsünü kırmak için yoksul hane halklarını koruyacak sosyal güvenlik programlarının ve kamucu gelir desteklerinin acilen harekete geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Sorunun sadece teknolojik bir dönüşümle çözülemeyeceğinin altını çizen çalışma; su verimliliğini artıran tarım yöntemleri, agroekolojik yaklaşımlar ve sosyal adaleti merkeze alan "bütünleşik bir sürdürülebilir kalkınma" politikasının benimsenmesi çağrısında bulunuyor.
Evrensel'i Takip Et