KESK: 'NATO emekçiler açısından ‘yıkım, savaş ve ölüm’ anlamına gelmektedir'
KESK Ankara Şubeler Platformu, NATO Zirvesi gerekçesiyle kentte uygulanan yoğun baskı, gözaltı ve tutuklamalara tepki göstererek, "Savaş politikalarına karşı mücadeleyi büyüteceğiz" dedi.
Fotoğraf: Evrensel
Ankara - Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), "Ankara hapishaneye çevrildi, gözaltı ve tutuklamalar son” diyerek basın açıklaması düzenledi. Basın metnini KESK Ankara Şubeler Platformu dönem sözcüsü Tülay Yıldırım okudu. Yıldırım, “Bizler emekçiler olarak biliyoruz ki gerçek güvenlik; daha fazla silahlanmada değil, adalette, eşitlikte, demokraside, ve halkların barış içinde bir arada yaşayabilmesindedir. Savaş politikalarına, emperyalist müdahalelere ve baskı rejimlerine karşı; emek, barış, demokrasi ve halkların kardeşliği mücadelesini hep birlikte büyütmeye devam edeceğiz” dedi.
Yıldırım, “NATO’nun Ankara’daki zirvesini takip etmek isteyen çok sayıdaki muhalif medya kuruluşu ve gazetecinin akreditasyon talebi reddedildi . Ülke 12 eylül hukukuna geri döndü, Ankara’da sıkı yönetim ilan edildi. Çevre illerden getirilen 56 bin polis Ankara’yı kuşattı. 20 Hazirandan bugüne zirve gerekçesiyle düzenlenen operasyonlar ve protesto gösterilerine müdahalelerde 548 kişi gözaltına alındı” dedi.
NATO’nun, kuruluşundan bugüne kadar halkların barış ve özgürlük taleplerinin değil; emperyalist çıkarların, askeri müdahalelerin ve küresel güç mücadelelerinin aracı olduğunu ifade eden Yıldırım, “Dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan savaşlar, işgaller, darbeler ve milyonlarca insanın yerinden edilmesiyle sonuçlanan müdahaleler, NATO'nun ve onun öncülük ettiği güvenlik anlayışının yarattığı ağır sonuçları gözler önüne sermektedir. Ankara'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi, yalnızca uluslararası bir diplomatik toplantı değil; aynı zamanda emekçilere, gençlere, sendikalara, demokratik kitle örgütlerine ve toplumsal muhalefete yönelik kapsamlı bir baskı sürecinin gerekçesi haline getirilmiştir. Savaş politikaları yalnızca sınırların ötesinde yıkım yaratmaz; içeride de özgürlükleri daraltır, hukuku zedeler ve toplumu baskı altına alır. NATO'nun güvenlik anlayışı, halkların güvenliğini değil; emperyalist çıkarların ve sermaye düzeninin güvenliğini esas almaktadır. Bunun bedelini ise işçiler, emekçiler, öğrenciler, kadınlar ve demokratik haklarını kullanan yurttaşlar ödemektedir” diye konuştu.
“Emperyalizme karşı çıkmak suç değildir”
Yıldırım, “NATO'nun büyüttüğü savaş politikaları, aynı zamanda yoksulluğu, güvencesizliği ve eşitsizliği büyütmektedir. Eğitime, sağlığa, barınmaya, sosyal güvenliğe ayrılması gereken kaynaklar silahlanmaya aktarılırken; milyonlarca emekçi her geçen gün daha ağır yaşam koşullarına mahkum edilmektedir. NATO emekçiler açısından "yıkım, savaş ve ölüm" anlamına gelmektedir. Emperyalizmin kurşun askeri olmak için milyarlar harcayan AKP'ye, emperyalizme ve işbirlikçilerine yanıtımız nettir; NATO, topraklarımızdan defol” dedi.
(Politika Servisi)
Evrensel'i Takip Et