Tarlalarda rekor iş gücü kaybı ve gıda tehlikesi: Aşırı sıcaklar tarım işçilerini ve soframızı vuruyor
Türkiye'de yaz aylarında tarımda işgücü veriminin yarı yarıya düşeceği öngörülürken, mevsimlik tarım işçileri 45 derece sıcakta, susuz ve gölgesiz bir sömürü kıskacında hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale – İklim değişikliğinin tetiklediği aşırı sıcaklar ve ısı stresi, dünya genelinde ve Türkiye'de tarımsal üretimi, işgücü verimliliğini ve dolayısıyla gıda güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye atıyor.
Sıcaklık artışı en çok tarım işçilerinin emeğini tehdit ediyor
Yapılan birçok bilimsel araştırmanın ve raporlamanın sonucu ortaya çıkan bu veriler dünyada ve ülkemizde küresel ısınma koşullarında gıda güvenliği ve bu sektörde çalışanları daha zor bir gelecek beklediğini ortaya koyuyor. İklim değişikliğinin küresel halk sağlığı üzerindeki etkilerini izleyen uluslararası ve bağımsız bir akademik iş birliği ağı olan Lancet Countdown’un 2025 raporuna göre, kayıtlara geçen en sıcak yıl olan 2024'te, sıcağa maruz kalma sonucunda küresel olarak 640 milyar potansiyel çalışma saati kaybedildi. Bu rekor kayıp, 1990-1999 dönemine kıyasla %98 oranında bir artışı ifade ediyor. Isı stresine bağlı bu saat kayıplarının yaklaşık üçte ikisini (%63,5) gıda güvenliğinin temelini oluşturan tarım işçileri yaşıyor. İnsani Gelişme Endeksi düşük olan ülkelerde ise tarım sektöründeki bu kayıp oranı dörtte üçe (%75,5) kadar ulaşıyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) projeksiyonlarına göre, ısı stresi 2030 yılına kadar küresel çalışma saatlerini %2,2 oranında azaltacak ve hiçbir önlem alınmazsa küresel GSYH'de 2,4 trilyon dolarlık devasa bir kayba yol açacak.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Gıda fiyatlarında küresel artış uyarısı
Sıcaklık artışlarının tedarik zincirlerine etkisini çarpıcı bir örnekle ortaya koyan Londra merkezli Enerji ve İklim İstihbarat Birimi (ECIU) raporuna göre, Birleşik Krallık'ın gıda ithalatının %13'ü (8,9 milyar sterlin değerinde) iklim kırılganlığı yüksek ve uyum kapasitesi düşük ülkelerden sağlanıyor. Sadece İngiltere'nin en büyük 15 tedarikçisi konumundaki ülkelerde tarım işçilerinin ısı stresi nedeniyle 216 milyar saat kaybettiği belirtiliyor. Üstelik bu sene beklenen ve küresel sıcaklıkları daha da yukarı çekmesi öngörülen güçlü El Niño hava olayının; pirinç, kahve ve şeker gibi temel mahsullerin verimini daha da düşürerek gıda fiyatlarını küresel çapta artırabileceği uyarısı yapılıyor.
Tarım işçilerinin 45 derecede gölgesiz ve susuz yaşam mücadelesi
Akdeniz Havzası'nda yer alan Türkiye, küresel ortalamadan belirgin biçimde daha hızlı ısınarak bu krizden en çok etkilenecek ülkelerin başında geliyor. ILO raporuna göre Türkiye, ısı stresinden kaynaklanan GSYİH kaybının 1995'ten 2030'a kadar iki katın üzerinde artacağı 10 ülke arasında yer alıyor. Akademik modelleme çalışmaları, İç Anadolu, Ege ve Doğu Akdeniz'in bazı bölgelerinde yaz aylarındaki işgücü veriminin yüzyıl sonuna doğru %52'ye varan oranlarda azalabileceğini ortaya koyuyor.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi'nden Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, tarım işçileri için asıl tehlikenin sıcaklık ve nemin birleşik etkisi olan "yaş termometre sıcaklığı" (wet-bulb) olduğuna dikkat çekiyor. Yavaşlı, Çukurova, Ege ve Güneydoğu Anadolu ovaları gibi tarımsal üretim merkezlerinin Türkiye'nin ısı stresi açısından en kırılgan bölgeleri olduğunu belirterek, gece sıcaklığının 20°C'nin altına düşmediği "tropik geceler" nedeniyle bedenin kendini onarma fırsatını kaybettiğini; bunun günde 12 saati aşan sürelerle tarlada çalışan bir işçi için doğrudan bir sağlık riski olduğunu vurguluyor.
Lund Üniversitesi Sürdürülebilirlik Çalışmaları Merkezi'nden Dr. Sinem Kavak ise tarımsal üretimin yoğunlaştığı Şanlıurfa, Hatay, Adana ve Antalya gibi illerin yüksek risk altında olduğunu belirterek sahadaki ağır koşullara ışık tutuyor. Kavak, mevsimlik tarım işçilerinin hasat dönemlerinde 40-45 dereceyi aşan sıcaklıklarda, tarlaların büyük kısmında gölgelik alan ve içme suyuna erişimden mahrum bırakılarak gün boyu çalışmak zorunda kaldığını aktarıyor. Göç halindeki işçi ailelerinin gün içinde aşırı ısınan çadırlarda kaldığını belirten Kavak, çocukların ve yaşlıların da bu eşitsiz sıcaklık yüküne maruz kaldığına dikkat çekerek Türkiye'de erken uyarı sistemleri ve uyum politikalarının eksikliğinin altını çiziyor.
Suya ve gölgeye erişim temel bir halk sağlığı zorunluluğu
Araştırmalar, artan ısı stresinin küçük ölçekli çiftçilerin geçimlik tarım verimini düşürmesi, doğrudan yoksulluğun artmasına ve hanelerin gıda güvenliğinin bozulmasına neden olduğunu gösteriyor. Uzmanlar; tarlalarda erken uyarı sistemlerinin kurulması, çalışma saatlerinin sıcağın zirve yaptığı öğle saatlerinden kaydırılması ve tarlalarda suya ve gölgelik alanlara erişimin bir lüks değil, temel bir halk sağlığı zorunluluğu olduğunun altını çiziyorlar.
Evrensel'i Takip Et