06.07.2026 11:19 / Güncelleme: 18:25

Casusluk davasında savcı tutukluluk istedi | Ekrem İmamoğlu: İbrahim Kalın, neden susuyorsun?

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ’ın yargılandığı "siyasal casusluk" davasının ikinci duruşması Silivri’de görülüyor. Ekrem İmamoğlu savunma yapıyor.

Casusluk davasında savcı tutukluluk istedi | Ekrem İmamoğlu: İbrahim Kalın, neden susuyorsun?

Dilan Temiz
[email protected]


Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçim kampanyası direktörü Necati Özkan ve TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın "siyasal casusluk" suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Cezaevi yerleşkesinde görülüyor.

Gecikmeli başlayan duruşmada İmamoğlu, başka bir davasına katılmak için salondan ayrılırken; tanık olarak dinlenen Yanardağ’ın asistanı Lale Uzay, iddia edilen para trafiğini yalanladı. Diploma davasından sonra salona gelen İmamoğlu, Necati Özkan'ın ardından savunmasına başladı.

MİT raporu gelmedi

Duruşmaya sırasıyla Merdan Yanardağ, Necati Özkan, Hüseyin Gün ve Ekrem İmamoğlu geldi.  Gazetecilerin ve avukatların salona kısıtlı sayıda alınması sebebiyle saat 10.00'da başlaması gelen duruşma gecikmeli olarak 10.47'de başladı.

Duruşma başlamadan konuştuğumuz Merdan Yanardağ'ın avukatı Mustafa İlker Gürkan geçen duruşmada istenen MİT raporunun gelmediği bilgisini verdi.

İmamoğlu 'diploma' davasına gitti

Duruşma başlarken İmamoğlu'nun avukatı Hasan Fehmi Demir, Ekrem İmamoğlu’nun iki davası daha olduğunu hatırlatarak, ‘diplomasıyla ilgili zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik’ iddiasıyla açılan davaya katılımı için talepte bulundu ve mahkeme başkanı talebi kabul etti. Ekrem İmamoğlu diploma davasına gitti.

Tanık Yanardağ'a para verildiğini yalanladı

Duruşmada Merdan Yanardağ’ın asistanlığını yapan Lale Uzay tanıklık yapmak üzere kürüsüye gelip yemin etti. Uzay, “Bilgim dışında kimse benden geçmeden Merdan Yanardağ’a ulaşamaz, bağış işlerinde. Hüseyin Gün’den para aldığı söyleniyor 8 yıldır yanındayım asla böyle bir şeye şahit olmadım. Yaptığını da düşünmüyorum” dedi.

Tanık Uzay’la Yanardağ diyaloğu

Tanık Uzay’a Merdan Yanardağ sorular yöneltti.

Yanardağ: Berkay Yağlıcı, Seher Alaçam’ın şoförü imiş, bana elden para verdiğini iddia ediyor gördün mü?

Uzay: Sadece Seher hanımı pandemiden önce gördüm. Sizin yanınıza benim bilgim olmadan sizin yanınıza giremez. 

Yanardağ: Zarf gelirse?

Uzay: Gelen her şey önce danışmaya geliyor, içi açılıyor kontrol ediliyor.

Yanardağ: Danışmayı, güvenliği, geçip öyle bana geliyor değil mi?

Uzay: Evet, ben bir şey teslim almadım.

Yanardağ: Doğrudan bana bir şey verme imkanı var mı?

Uzay: Hayır. Kitap parası için bile makbuz keseriz.

Hakim: Sizin olmadığınız zamanlarda?

Uzay: Seçim zamanı zaten çok yoğundu olmadığım olmadı. 8 yıldır 10 gün izin almamışımdır.

Savcı mütaalasını açıkladı, tutukluluk istedi

Tanığın dinlenmesinin ardından  değişen duruşma savcısı mütaalasını açıklayarak Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün tutukluluklarının devamını talep etti:  "Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suç için kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırı, tutuklama nedeni, atılı suç için kanunda öngörülen ceza miktarı, tutukluluk süresinin ölçülü olduğu, delil toplama işlemlerinin henüz tamamlanmadığı ve adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yeterli olmayacağı nazara alınarak ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi..."

Merdan Yanardağ: NATO bir haydutluk örgütüdür, zirve bir utanç meselesidir

Savcılığın mütaalasına karşı savunma yapan Merdan Yanardağ, öncelikle Ankara’da yarın başlayacak NATO Zirvesi'ne değindi:

"NATO bir haydutluk örgütüdür, bir emperyalist saldırı örgütüdür. Dünya halklarının düşmanı olan bir örgüttür. Varşova Paktı dağıldığı, Soğuk Savaş bittiği halde NATO neden var? Sürekli doğuya doğru genişleyerek NATO’yu Ankara’da yeniden tanımlamaya çalışıyorlar. Böyle bir zirveye Türkiye’nin ev sahipliği yapması bir gurur meselesi değil, ancak bir utanç meselesi olabilir. Bütün hayatını emperyalizme, Amerikan emperyalizmine ve NATO’ya karşı mücadeleyle geçirmiş insanları siyasal casusluk davasında yargılamaya çalışıyorlar."

Gazze’deki soykırım suçunun ve Orta Doğu’daki saldırıların arkasında tamamen Amerikan emperyalizmi ve Trump yönetiminin olduğunu belirten Yanardağ, yerli ve milli olduğunu iddia eden iktidarın bu politikalara ortak olmasının tarihin bir ironisi olduğunu söyledi.

"Hamaney'in suikastçısının coşkuyla karşılanması utanç verici"

İran’daki rejimi hiçbir şekilde onaylamadığının altını çizen Merdan Yanardağ, Tahran'da suikasta uğrayan Hamaney'in katledilmesine dair "Yaşı 90’a yaklaşmış bir dini liderin bir suikastla, bir haydutluk girişimiyle katledilmesinin bu ülkede bu kadar büyük bir coşkuyla karşılanmış olması, yerli ve milli olduğunu iddia eden bir iktidar bakımından utanç vericidir" diye konuştu.

"Bu davanın iki amacı var: TELE1’i susturmak ve İmamoğlu'nu ablukaya almak"

Merdan Yanardağ, yargılandıkları davanın hukuki değil, tamamen siyasi bir operasyon olduğunu iddia etti. Davanın iki temel hedefi olduğunu belirten Yanardağ, bunları şu sözlerle özetledi:

TELE1’in susturulması: "Davanın amaçlarından bir tanesi TELE1’i ele geçirmek, TELE1 televizyonunu susturmak, TELE1’e el koymak, yağmalamak, beni ve arkadaşlarımızı susturmaktı."

Ekrem İmamoğlu'nun engellenmesi: "Diğeri; 2019 ve 2024 seçimlerini lekeleyerek Ekrem İmamoğlu’nu —ki kendisi 25 milyon yurttaşın imzasıyla Cumhurbaşkanlığına aday gösterilmiş bir siyasetçidir— etrafındaki ablukayı güçlendirmek ve büyütmektir."

"19 Mart darbesinin üç ayağı"

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu tarafından "19 Mart Darbesi" olarak nitelendirilen sürecin planlı bir rejim değişikliği çabası olduğunu söyleyen  Yanardağ, bu sürecin üç temel sacayağı üzerine kurulduğunu belirtti:

  • Ekrem İmamoğlu davası (İBB davası),
  • TELE1’i susturmak ve kendilerini tutuklamak üzere açılan siyasi casusluk davası,
  • "Mutlak butlan" davası.

Ynardağ, "Bu üç dava, Türkiye'de bir rejim değiştirme, Türkiye'yi bir teokratik, bir faşist diktatörlüğe doğru sürükleme girişiminin önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum. Nedeni budur, iki amacı var. Bu davanın, casusluk, siyasi casusluk davasının, Tele1'e el koymak, beni ve arkadaşlarımızı susturmaya çalışmak, seçimleri lekeleyerek aslında seçimlerin hiç yapılmamış neredeyse yapılmış olsa bile milletin iradesiyle tecelli etmiş bir sonucunun ortada olmadığını, bunun bir casusluk, bir istihbarat faaliyetinin sonucu elde edilmiş lekeli bir toplam olduğunu anlatma çabasıdır. Bu iktidarın acizliğidir diye düşünüyorum. Çünkü ben mevcut siyasal iktidarın tarihsel ve siyasal ömrünü doldurduğunu düşünüyorum. Bu ömrünü tüketti. Ömrünü uzatabilmek için devletin zor aygıtlarını kullanıyor, yaptığı şey bundan ibarettir. O zor aygıtları da kolluk ve adliyedir maalesef" dedi.

"Savcılığın Kılıçdaroğlu hassasiyetini mutlak butlan kararıyla anlıyorum"

Yanardağ, savcılığın kanıt olarak sunduğu Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptıkları programa dair de konuştu: “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden yaklaşık bir ay sonra. 28 Mayıs'ta ikinci tur seçimleri bitmiş, Kılıçdaroğlu kaybetmiş, yaklaşık bir aylık bir süre geçmiş ve kendisiyle bir program yapmışız. Bir kere savcılığın Kılıçdaroğlu aşkını anlamak mümkün değil. Gerçi anlıyorum, son gelişmelerle, mutlak butlan kararlarıyla gayet iyi anlıyorum. Ama benim Kılıçdaroğlu'na sorduğum her sorudan çok alınmış bu hassas savcılık makamı. Kendisini fena halde sıkıştırmışız ve savcılığın bu konuda çok canı sıkılmış.
Sorulara bakıldığı zaman bir kere Kılıçdaroğlu'nu başarısız değil, %48 civarında oy almayı başarılı olarak görüyor ve seçim sonuçlarına yeterince sahip çıkılmadığı, seçimlerin ahlaki ve siyasi meşruiyetinin tartışılmadığını belirtiyoruz.

"Bir sonraki programda İmamoğlu'nu eleştirdik"

Ama savcılık şunu yapmış: O ay içinde yapılan başka hiçbir programa bakmamış. Mesela bir gün sonraki programa bakmamış. Sayın İmamoğlu burada değil, bir gün sonraki programda çok sert bir biçimde İmamoğlu'nu eleştirdik; erken bir değişim tartışması başlatarak seçimlerin ahlaki ve siyasi meşruiyetinin değerlendirilmesine fırsat tanımadığı için. Onların tamamı dosyada var. 23 Haziran'daki programa bakmanızı rica ediyorum. Eğer biri lehine ya da aleyhine algı oluşturacaksak tersini yapmışız zaten, neredeyse Kılıçdaroğlu'nu desteklemişiz. Tam tersi bir durum var. Bu bizim ancak bağımsız bir televizyon kanalı olduğumuzu gösterir."

"Yalanla başlamış ve yalanla devam etmiş"

Yanardağ, "Türkiye Cumhuriyeti'nin bir savcısı yalan söyleyebilir mi? Maalesef söylüyor. Delilleri çarpıtabilir mi? Maalesef çarpıtmış. Yalan ve sahte delil oluşturmaya çalışabilir mi? Maalesef yapmış. Sonuç, sayfa 11. geçen duruşmada da söyledim.  Savcı, Hüseyin Gün'ün "Merdan Yanardağ'ın bu çalışmaların basın ayağında görev aldığını" söylediğini ileri sürüyor. Ama benim bildiğim şu: Savcı, Hüseyin Gün'ün ifadesinde "Merdan Yanardağ'ın bu çalışmaların basın ayağında görev aldığını" söylediğini ileri sürüyor. Hüseyin Gün'ün ifadesinde böyle bir şey yok. Yok. Hüseyin Gün bunu söylemiyor. İddianame, daha girişinde, birinci sayfasında yalanla başlıyor. Öyle gözüküyor. Yalanla başlamış ve yalanla devam etmiş" dedi.

Merdan Yanardağ'ın savunmasını tamamlamasının ardından avukatları söz aldı.

İmamoğlu salona döndü

Diploma davasında savunma yapan Ekrem İmamoğlu salona geri döndü.

Avukatlar devam eden İBB davası sebebiyle diğer avukatların o davadan bu davaya da dahil olabilmesi için ara talep etti. Mahkeme başkanı ara talebini kabul etmedi.

Necati Özkan: İçi bomboş bir iddianame

Necati Özkan'ın savunmasına geçildi. Özkan, "Bu davada casusluğun adı var kendisi yok. Çok seksi bir başlıkla içi bomboş bir iddianame ile karşı karşıyayız" dedi. 

Savunmasında ana muhalefetin elde ettiği başarının iktidarı düşünmeye sevk ettiğini belirten Özkan, "İktidar 31 Mart seçimlerinden itibaren bir çare aradı ve bu çarenin ekim ayında geldiğini gördük. İlçe belediye başkanları tutuklandı, hepimizin gözü önünde oldu. İmamoğlu tutuklandı, bizler tutuklandık" ifadelerini kullandı.

Özkan, "Hani savcılar Türk milleti adına iş yapıyordu? Hani sadece sanık aleyhine değil, lehe de delil toplanıyordu? Neresi burası? Hangi siyasi emeller için bu ülkenin temelleri tehlikeye atılabilir? Hepimiz bu dünyadan göçeceğiz, geriye kanun ve devlet kalacak" diyerek dava sürecine tepki gösterdi.

Necati Özkan savunmasını tamamladıktan sonra avukatları savunma yaptı.

İmamoğlu: 20 hakim değişikliği yaşadım

Özkan'ın ardından Ekrem İmamoğlu, savunma yapmak üzere kürsüye geldi. Mahkeme heyetinin değiştirilmesine tepki gösteren İmamoğlu, "Hiçbir duruşmam başladığı hakimle devam etmiyor. 20 hakim değişikliği yaşadım. Böyle bir durumla karşı karşıya gelmeyi şiddetle kınıyorum" dedi.

Bu davalarda "hukuk cinayetleri" yaşandığını söyleyen İmamoğlu, "Hukuksuzluk triatlonu için de mücadelemi sürdürüyorum" ifadelerini kullandı.

"Tımarhanelik bir iş"

İmamoğlu, şunları kaydetti:

"15,5 milyon insanın oyuyla cumhurbaşkanı adaylığını elde etmiş, 25,1 milyon insanın da imzasıyla bunu destekleyen bir halk gücünü arkasına almış bir insanın casusluk gibi son derece ağır, son derece vahşi bir suçlamanın olduğu mahkemedeyiz. Tımarhanelik bir iş. Yani yargının bu şekilde meşgul olmasını sağlayan kişilerin, çok net ifade ediyorum, imza attığı metin, bir tımarhanelik metin. Casusluk, ağır bir itham. Bir ülkenin güvenliğine, sırlarına, bağımsızlığına ihanet anlamına gelen bu kavramın, siyasi rekabetin ve hukuki kurguların malzemesi haline getirilmesi, yalnızca bana değil, hukuk devleti ilkesine da ağır bir haksızlıktır. Casusluk yani düşünsenize!"

"Canı isteyince seçim, kurultay iptal eden zihniyet…"

İddianameyi okumaya ihtiyaç bile duymadım ama dinledikçe, saatlerce aydınlandım ve daha fazla olayı idrak ettim. Bir özetini okumuştum. Zaten benimle ilgili bir fotoğraftan ibaret bir iddianame. Düşünebiliyor musunuz, bir ziyaretle bir fotoğraflarla ortaya konmuş bir iddianame. Beni 5 dakikalığına ziyaret eden, Allah rahmet eylesin, bir hanımefendinin ve manevi oğlu diye kendini tanıtan bir iş insanının, Hüseyin Gün'ün beni ziyareti. Milyonların gözü önünde yürütülen siyasi mücadele, şeffaflıkla geçen bir kamu hayatı... Bugün bu soyut iddialar ve hayal ürünü senaryolarla sözüm ona bize leke sürmeye çalışan bir zihniyet. Tümüyle menfaat zihniyeti olduğunu da biliyorum. Bu menfaat zinciri içerisinde olan ve bu metni kaleme alan bu zihniyet, casusluk gibi ağır bir suç isnadıyla beni burada mahkemeye taşımış oldu. Milletin iradesinden korkup siyasete müdahale etmek, canı isteyince seçimi iptal etmek, canı isteyince kurultay iptal etmek, sözde sıkıntı çıkaranı cezaevine yollamak… İşte bugün kendini 'devlet aklı' diye tanımlayan o vasat zihniyetin bu ülkeye yaşattıklarıdır."

"Casusluğu NATO için gelen İngiliz yetkililere sorsunlar"

İmamoğlu, İngiltere hükümeti adına casusluk yaptığı yönündeki suçlamalara tepki gösterirken, NATO Zirvesi'ne gelecek İngiliz yetkililere konuyla ilgili soru sorulması gerektiğini belirtti: "MI6'te var mı böyle birisi, Ekrem'le irtibat kurdu ya da CIA ile? Ya gülerler insana ya, gülerler ya. Gülerler ya, ayıptır. Starmer'a sorsunlar o zaman. Ya da başka hangi ülke geçiyor? İki ülkenin ismi geçiyor bari. Başka ülke varsa onlara da sorsunlar yani. Ahlaksızlar. Birbirini tanımayan insanlarla bizi casusluk meselesinin içine sokmaya çalışıyorlar. Ahlaksızlar." 

İbrahim Kalın'a seslendi: Niye konuşmuyorsun?

Ekrem İmamoğlu savunmasına MİT Başkanı İbrahim Kalın'a seslendi: "Niye cevap vermiyorsunuz? Niye konuşmuyorsun? Ne için tek yazı yazamıyorsun? Ekrem İmamoğlu casus mu değil mi? Merdan Yanardağ casus mu değil mi? Necati Özkan casus mu değil mi?"

"Casus diyenin alnını karışlarım"

"Bu salonda net ifade ediyorum Ekrem İmamoğlu 16 milyonluk İstanbul'un seçilmiş belediye başkanıdır. Tarihinin en yüksek oyunu almış olan belediye başkanıdır. Tarihte bir daha olması belki de mümkün olmayan inşallah olur, hep ön seçimli olur 15,5 milyon insanın tercih ettiği Cumhurbaşkanı adayıdır. 25.1 milyon insanın imza vererek destek olduğu Cumhurbaşkanı adayıdır. Casus diyenin ağzını karışlarım, alnını karışlarım" diyen  İmamoğlu savunmasını şu ifadelerle noktaladı: "Merdan Yanardağ, bu ülkenin saygın bir gazetecisidir. Necati Özkan, benim kadim dostum ve danışmanımdır. Bu iki insandan casus çıkmaz. Tanıdığım kadarıyla Hüseyin Gün, devletine hizmet etmeye çalışmış casuslukla uzaktan yakından alakası olmayan, en azından belgelerde de öyle bir şey görmedim kendi ifadesi de var, bir iş insanıdır nokta. Yazık etmeyin. Yazık etmeyin. Ben burada vereceğiniz kararı eğer bu karar tutukluluğun devamı varsa o kararı da tanımıyorum."

Güncelleniyor…

Dava öncesi mahkeme heyeti değişti

162 sayfadan oluşan iddianamede 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası talep edilirken, iddianamenin çoğunluğunu ise Hüseyin Gün’ün ‘etkin pişmanlık’ ifadeleri ve dijital materyaller oluşturuyor.

Soruşturma 112’ye yapılan ‘ihbarla’ açılmıştı. Davanın ilk duruşması üç gün sürmüş 13 Mayıs’ta verilen ara kararla mahkeme sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verirken, dosyadaki dijital delillerin incelenmesi için Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), İBB’ye ait kullanılan IP adreslerinin ve ilgili sunucu sağlayıcıları ve Emniyet ve Millî İstihbarat Teşkilatından (MİT) ek rapor istemişti.

Davanın görüldüğü İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinin Başkanı Necati Sezer Çümen’in görev yeri değişerek Gaziosmanpaşa oldu. İddianamede imzası bulunan savcı Yasin Erkal Başsavcıvekilliğine, aynı iddianamede imzası bulunan Savcı Kayhan Çetin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine atandı.

Silivri'de İmamoğlu mesaisi

Tutuklu İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu için Silivri’de bugün içinde üç ayrı davada birden hâkim karşısına çıkıyor.   
Bu davalardan biri 59’u tutuklu 414 kişinin yargılandığı İBB ana davası. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 62. günü görülen davada, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz’ın da bulunduğu isimlerin ardından İmamoğlu’nun da savunma yapması bekleniyor.

Savcılığın "suç örgütü kurmak" suçlamasıyla İmamoğlu hakkında 2 bin 352 yıla kadar hapis istediği 3 bin 900 sayfalık bu dava, savunma sırasına dair ciddi tartışmalara sahne olmuştu.

Aynı gün görülen ikinci dosya ise kamuoyunda "diploma davası" olarak bilinen yargılama. İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yürütülen ve "zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik" iddiasıyla açılan bu davada savcılık, İmamoğlu için 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası talep ediyor.  

Üçüncü olarak, aralarında gazeteci Merdan Yanardağ ve İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan'ın da bulunduğu "siyasal casusluk" davasının ikinci duruşması da eş zamanlı olarak İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yürütülüyor.

Üç duruşmayı da CHP lideri Özgür Özel yerinde takip ediyor.  İmamoğlu ise savunma sürelerinin kısıtlanmasına ve takvime tepki göstererek tüm bu süreçleri "siyasi bir operasyon" ve "sağanak" olarak nitelendiriyor.

06.07.2026 13:02 / Güncelleme: 13:55

55 yıllık sandviç zincirinde kriz: Şubeler geçici olarak kapatıldı

ABD'de 55 yıldır faaliyet gösteren sandviç zinciri Beef-a-Roo, finansal sorunlar nedeniyle bazı şubelerini geçici olarak kapattı. Maaşlarını alamadıklarını söyleyen çalışanlar iş bırakırken, şirket ödemelerin yapılacağını açıkladı.

55 yıllık sandviç zincirinde kriz: Şubeler geçici olarak kapatıldı

Fotoğraf: Raphael Nogueira/Unsplash

06.07.2026 15:00

Okul ve iş kıyafetleri üretiyordu: Şirket hakkında iflas kararı verildi

Ekonomik sıkıntılar nedeniyle konkordato başvurusunda bulunan İzmir merkezli Cece Tekstil hakkında mahkeme iflas kararı verdi. Okul ve iş kıyafetleri üreten şirket için tasfiye süreci başlatıldı.

Okul ve iş kıyafetleri üretiyordu: Şirket hakkında iflas kararı verildi

Fotoğraf: Markus Spiske/Unsplash

06.07.2026 14:00 / Güncelleme: 14:17

Ehliyetini yeni alanlar dikkat: Bu ihlallerde belge tamamen iptal edilebilir

TBMM'ye sunulan yeni yasa teklifiyle aday sürücülere yönelik trafik cezalarının ağırlaştırılması planlanıyor. Teklifte drift, makas atma ve geçiş üstünlüğüne sahip araçlara yol vermeme gibi ihlallerde ehliyetin doğrudan iptal edilmesi öngörülüyor.

Ehliyetini yeni alanlar dikkat: Bu ihlallerde belge tamamen iptal edilebilir

Fotoğraf: Jan Baborák/Unsplash

06.07.2026 17:21 / Güncelleme: 17:26

Esra Işık’ın yargılandığı dava sonuçlandı: Karar istinaftan sonra kesinleşecek

Akbelen ormanı mücadelesinin simge isimlerinden Esra Işık hakkında “kamu görevlisine hakaret” ve “görevi yaptırmamak için direnme” suçlarından açılan dava bugün sonuçlandı. Karar istinaftan sonra kesinleşecek.

Esra Işık’ın yargılandığı dava sonuçlandı: Karar istinaftan sonra kesinleşecek

Fotoğraf: İkizköylüler

06.07.2026 11:48 / Güncelleme: 12:07

NATO'nun askeri şefi Türkiye'nin savaş harcamalarını örnek gösterdi

Emperyalist savaş örgütünün askeri şefi, Türkiye'ye güvendiklerini ve müttefik olarak görmekten memnuniyet duyduklarını belirtti. Saray iktidarının savaş harcamalarını öven Dragone, “Türkiye'nin müttefik ülkelere örnek olacağını düşünüyorum” dedi.

NATO'nun askeri şefi Türkiye'nin savaş harcamalarını örnek gösterdi

Fotoğraf: President Of Ukraine from Україна/Wikimedia Commons CC0

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!