Karabiga’da kapasite artışı oyunu: Yeni bir kazan, yeni bir baca ve katlanan zehir
CENAL Termik Santrali için planlanan kapasite artışı projesi, yeni bir üniteyle kömür tüketimini artıracak. Yaşam savunucuları projeye tepki gösterirken, bilimsel çalışmalar santralin çevre ve halk sağlığı üzerindeki risklerine dikkat çekiyor.
Fotoğraf: Nejla Oseiran
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale — Çanakkale’nin Biga ilçesine bağlı Karabiga beldesinde faaliyet gösteren CENAL Entegre Termik Enerji Santrali, büyük bir çevre ve halk sağlığı riskini beraberinde getiren kapasite artışı projesi için harekete geçti.
İthal kömürle çalışan ve 1320 MWe güce sahip olan tesise, "kapasite artışı" adı altında 1050 MWe gücünde yepyeni bir ünite daha eklenmesi planlanıyor. Yeni bir kazan, türbin grubu ve baca inşasını içeren bu devasa yatırım, kömür tüketimini neredeyse iki katına çıkaracak fiili bir yeni santral anlamına geliyor.
Mücadelede taktik değişimi: ÇED eksiklikleri değil, projenin reddi
30 Haziran tarihinde gerçekleştirilen Halkın Katılımı Toplantısı'nda yer alan Kirazlı Yaşam ve Dayanışma Derneği (Kirazlı İnisiyatifi), çevre mücadelesinin yürütülme şekline dair taktiksel değişim çağrısında bulundu. Dernek tarafından yapılan açıklamada, projeye ait ÇED başvuru dosyasının bilimsellikten uzak ve yetersiz olduğu belirtilirken, dağa ve yaşam savunucularının bu eksikleri tek tek sıralamasının aslında şirket ve bakanlığın eksik ödevini tamamlamak anlamına geldiği vurgulandı.
Bu topraklarda hiç olmaması gereken bir santralin peşinen kabullenilip tek sorunun ÇED raporundaki eksiklermiş gibi gösterildiği bir illüzyon yaratıldığı ifade edilerek; mücadelenin projenin "kitabına uydurulması" üzerine değil, tamamen durdurulması ve varoluşsal olarak reddedilmesi üzerine kurulacağı ilan edildi.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Yasal sınırın 203 katı arsenik, 34 katı selenyum!
Çanakkale bölgesindeki termik santrallerden çevreye saçılan atıklar ve uçucu küller üzerinde yapılan bilimsel analizler, ağır metal bilançosunun korkutucu boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde 2022 yılında Deniz Ay tarafından yazılan bir yüksek lisans tezinin termik santral küllerinden sızan sular (liç) üzerinde yapılan testlerde; Alüminyum (Al), Arsenik (As), Selenyum (Se) ve Sülfat konsantrasyonlarının İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik limit değerlerinin çok üzerinde olduğu belirlendi. Analiz sonuçlarına göre bazı santral küllerinden sızan sulardaki arsenik miktarı yasal ve güvenli sınırın 203 katına, selenyum miktarı ise 34 katına kadar çıkabiliyor. Yüksek ısıda kömürün yakılmasıyla açığa çıkan bu zehirli ağır metaller, santral küllerine yapışmakta ve su yoluyla doğrudan ekosisteme karışma riski taşıyor.
Poyrazla gelen zehir
Cenal Termik Santrali’nin bacalarından atmosfere salınan kükürtdioksit (SO₂), azot oksitler (NOₓ) ve tehlikeli ağır metaller, bölgede hâkim olan poyraz rüzgârları ile güneybatı yönüne, Çanakkale şehir merkezine kadar sürüklendiği yapılan araştırmalarda ortaya konmuş durumda. DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) standartlarına göre 5 µg/m³ olması gereken güvenli ince partikül madde (PM2.5) seviyeleri, Biga ve Çan gibi sanayi havzalarında bu sınırın iki ila üç kat üzerinde ölçülüyor. Yaratılan bu devasa hava kirliliği; Çanakkale genelinde astım, nefes darlığı ve KOAH gibi kronik solunum yolu hastalıklarını ciddi düzeyde arttırıyor.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Kuruyan nehirler ve tuzlanan topraklar
Gerek kömür madenciliği gerekse termik santralin devasa su tüketimi, yöredeki hidrolojik dengeyi geri dönülmez şekilde tahrip ediyor. Aşırı su çekimi sebebiyle bölgenin en önemli tatlı su damarı olan Kocabaş Çayı kuruma noktasına geldi. Tatlı suyun azalması, bölge topraklarında kalıcı tuzlanmaya ve verimsizleşmeye yol açarken, Türkiye genelindeki verilerle birleştiğinde, termik santral kaynaklı hava kirliliğinin ülkedeki 15 milyon hektar tarım alanını doğrudan olumsuz etkileyeceği ifade ediliyor. Ayrıca kapasite artışı projesinin gerçekleştirilmesi planlanan arazilerin büyük bir bölümü de mevcut orman, su yüzeyleri ve verimli tarım toprakları içinde yer alıyor.
Akdeniz foklarının yaşam alanı tehlikede
Santral, işletme aşamasında soğutma ve diğer prosesler için saatte 152.500 metreküp deniz suyunu çekmeyi ve kullandıktan sonra ısınmış suyu derin deniz deşarjıyla Marmara Denizi'ne geri pompalamayı planlıyor. Bu korkunç boyuttaki sıcak su sirkülasyonu, kıyı dolgu çalışmaları ve oluşacak lojistik gemi trafiği, doğrudan deniz ekosistemine darbe vuracak. Özellikle Karabiga sahilleri, nesli küresel ölçekte tükenme tehlikesi altında olan (IUCN kırmızı listesinde yer alan) Akdeniz foklarının (Monachus monachus) nadir üreme ve yaşam alanlarından biri. Termal kirlilik ve gürültü, bu hassas deniz canlılarının yaşam alanlarını parçalayarak onları bölgeden tamamen yok olma tehlikesiyle baş başa bırakılıyor.
Evrensel'i Takip Et