İBB davasında savunma yapan Murat Ongun: 'Soruşturma sızdırıldı, savcılar terfi etti'
İBB davasında savunma yapan Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, soruşturmanın daha başlangıç aşamasında sızdırıldığını, yargı mensuplarının terfi ettirildiğini söyledi.
Fotoğraf: ANKA
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasının ilk duruşmasının 59. gününde Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun savunma yaptı. Ongun, iddianamenin “sakat” olduğunu, davanın tamamen siyasi olduğunu ve 19 Mart'taki operasyonun öncesinde diplomanın iptal ettirilmesinin bir “kurgu” kapsamında olduğunu dile getirdi. Soruşturmanın başladıktan 10 gün sonra sızdırıldığını söyleyen Ongun, savcıların ise terfi ettirildiğini belirtti.
Ongun, savunmasına duruşma salonundaki gazetecilere, mesai arkadaşlarına ve ailesine teşekkür ederek başladı.
“Kabak rektörün başına patlayacak”
Ongun, şu ifadeleri kullandı: “18 Mart 2025 saat 18.00'de İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü Yönetim Kurulu, görev ve yetkisinde olmadığı halde Ekrem İmamoğlu'nun diplomasını iptal etti. 12 saat sonra, 19 Mart sabahı 06.00’da operasyon yapıldı. Operasyon öncesi Başsavcılık, 2 ayrı tehditvari yazıyla üniversiteden ısrarla diploma iptalini istedi. Peki neden? Çünkü diploma iptali olmadan operasyon yapılsaydı, CHP'nin resmi cumhurbaşkanı adayı tutuklanmış olacaktı. Bu, demokratik sisteme bir darbe sayılacaktı. Diploma iptali, operasyonu 'sıradan bir yolsuzluk soruşturması' gibi göstermek için istendi.”
Ongun, rektörün durumun farkında olmadığını belirterek, "Zavallı rektör, kabak onun başına patlayacak" dedi.
“İddianame Frankenstein’ın ucubesine benziyor"”
İddianameye yönelik eleştirilerini sürdüren Ongun, “Bu iddianame Frankenstein'ın eseri gibidir. Saldırgan ve acımasızdır. Üstelik onu ortaya çıkaran kişi eserinden tiksindiği için onu terk edip Ankara'ya gitmiştir. Sizden beklenen, bu ucubeyi üzerimize salmanız değil, etiğin ve hakkın gereğini yapıp bu ucubeyi yok etmenizdir.”
Ongun, iddianamedeki çelişkilere de dikkat çekti. Necati Özkan'ın hem "akıl hocası" hem "sıradan eleman" olarak tanımlanmasını eleştirerek, “Bize Real Madrid'i anlatıp sahaya Silivriköyspor'u çıkarmışlar” ifadesini kullandı.
“Bu dava siyasidir, İmamoğlu davasıdır”
Ongun, “Bu davanın adı 'İBB davası' değildir. Bu davanın adı 'İmamoğlu davası'dır. Bu dava A'dan Z'ye siyasidir. Bunu siz de, biz de, cümle alem de biliyor. Bu davada benim gibi bir kısım sanıklar ve avukatları şapkalarından 10 tavşan çıkarsa da nafiledir” dedi.
Ongun, iddianamenin "Türkiye'de ikili hukuk olduğunu ispat ettiğini" belirterek, "Ülkemize örtülü bir kast sistemi gelmiş" dedi. Mahkeme heyetine de göndermede bulunan Ongun, "Siyasal iktidar, kendi beka meselesi olarak gördüğü bu davayı sıradan insanlara emanet etmezdi” ifadelerini kullandı.
Mahkemeye Hobbes'un 4 kriteriyle çağrı
Savunmasının son bölümünde Thomas Hobbes'un "iyi yargıç" kriterlerini sıralayan Ongun, mahkemeden hakkaniyet, zenginliklere değer vermeme, duygulardan kopabilme ve dinleme sabrı beklediğini dile getirdi.
“Terfiler ödül mü?”
Ongun, soruşturmaya dahil olan yargı mensuplarının kariyerlerinde yaşanan hızlı yükselişlere dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Bu soruşturmaya katkı veren tüm yargı mensuplarının hayatlarında dikey yükseliş tesadüf müdür? Sayın başsavcı, iddianamenin bir temeli olarak Adalet Bakanı oldu. C. Bey, başsavcı yardımcısıyken bugün Adalet Bakan Yardımcısı oldu. A. Bey, düz savcıyken başsavcı vekili, şimdi Ankara Cumhuriyet Başsavcısı. Bu bir durumun ödül bulmuş hali değil mi?”
Ongun, bu terfileri mahkemeye verilen bir mesaj olarak yorumlayarak, “Size diyorlar ki: 'Var mısın?'" dedi. İkinci mesajı ise “Yok musun?” olarak tanımladı ve İmamoğlu aleyhindeki davalarda "lehe" karar veren hakimlerin tenzil-i rütbeyle Anadolu'ya sürüldüğünü ifade etti.
“Oğlumun harçlığına el konuldu”
Savunmasında ailesine yönelik baskıları anlatan Ongun, yaşadıklarını şöyle aktardı: “Benim evim tam üç kez basıldı. Aileme yönelik hamleler, kontrol altına alınan yakınlarım var. Evinizi basmaları yetmiyor, geliyorlar benim kızımın kulağındaki küpeye bakıyorlar. Oğlumun başucunda duran harçlığına da el koydular, 'yolsuzluk parası' dediler.”
“Yüzyılın soruşturması 10 günde sızdırıldı”
İddianamede yer alan Murat Kapki'nin ifadesine atıfta bulunan Ongun, şunları söyledi: “Murat Kapki, gözaltına alınmadan önce, 2024 ekim ayında Ahmet Çiçek'in getirdiği Çetin Ayaz isimli bir şahısla görüştüğünü anlatıyor. Bu şahıs, kendisine hakkında gizli bir soruşturma yürütüldüğünü söylemiş ve 100 bin dolar karşılığında listeden adını sildirebileceğini teklif etmiş. Soruşturma 18 Ekim'de başladı, yani daha 10 gün bile geçmeden bu adam işi biliyordu. Üstelik bu Çetin Ayaz’ın ifadesi hiç alınmamış, iddia makamı bunu merak etmemiş.”
“İtalya'dayken savcı akrabasından haber geldi”
Ongun, soruşturmadan kendisinin de haberdar olduğunu, ancak bunu Çetin Ayaz gibi para karşılığı değil, bir ihbar yoluyla öğrendiğini anlattı: “18 Kasım 2024'te İtalya'daydım, kızımın üniversite kaydını yaptırıyordum. Bu dosyada itirafçı olan Cüneyt Yakut beni aradı ve 'Savcı A.Ç. sizi ifadeye çağırmış' dedi. Ertesi gün muhtara ve avukatıma kontrol ettirdim, böyle bir tebligat yoktu. Cüneyt Yakut, bilgiyi yeğeni olduğunu söylediği İstanbul Cumhuriyet Savcısı K.A.Y.'den aldığını iddia etti. Yani savcı akrabası üzerinden dosya bilgileri sızdırılıyor.”
(Politika Servisi)
Evrensel'i Takip Et