Uzmanlardan 'Asya kaplan sivrisineği' uyarısı: Su birikintileri büyük risk oluşturuyor
Dr. Müberra Hraloğlu, Asya kaplan sivrisineğinin çok küçük durgun su alanlarında bile üreyebildiğini, bazı viral hastalıkların taşınmasında rol oynayabildiğini belirtti.
Aedes albopictus | Fotoğraf: Pixabay
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Müberra Hraloğlu, Asya kaplan sivrisineğinin çok küçük durgun su alanlarında bile üreyebildiğini, bazı viral hastalıkların taşınmasında rol oynayabildiğini belirterek, “Asya kaplan sivrisineği için küçük su birikintileri büyük risk oluşturuyor. Kapının önünde biriken az miktardaki su bile bu türün üremesi için yeterli olabilir” dedi.
Sıcak havalarla birlikte sivrisineklerin üreme alanlarının arttığına dikkat çeken Hraloğlu, halk arasında Asya kaplan sivrisineği olarak bilinen Aedes albopictus türünün özellikle durgun sularda çoğalabildiğini söyledi. Bu türün gündüz saatlerinde de aktif olabildiğini belirten Hraloğlu, ev, bahçe, balkon ve bina çevresinde biriken sulara karşı vatandaşların dikkatli olması gerektiğini ifade etti.
"Bazı viral enfeksiyonların taşınmasında rol oynuyor"
Asya kaplan sivrisineğinin yalnızca rahatsız edici bir tür olmadığını belirten Hraloğlu, “Bu sivrisinek türü dang humması, chikungunya ve Zika gibi bazı viral enfeksiyonların taşınmasında rol oynayabilen türler arasında yer alıyor. Ancak her sivrisinek ısırığı hastalık bulaştırır anlamına gelmez. Hastalık gelişebilmesi için sivrisineğin ilgili virüsü taşıması gerekir. Buna rağmen yayılımının önlenmesi halk sağlığı açısından önemlidir” diye konuştu.
Sivrisinek ısırıklarının çoğu zaman kaşıntı, kızarıklık ve şişlik gibi lokal reaksiyonlarla sınırlı kaldığını söyleyen Hraloğlu, bazı kişilerde daha belirgin reaksiyonlar görülebileceğini belirtti. Hraloğlu, “Isırık bölgesinde şişlik, yanma, hassasiyet ve yoğun kaşıntı gelişebilir. Kaşıma nedeniyle cilt bütünlüğü bozulabilir ve ikincil enfeksiyon riski ortaya çıkabilir. Özellikle çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı bulunanlar ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler daha dikkatli olmalıdır” ifadelerini kullandı.
"Ateş, eklem ağrısı ve döküntü varsa dikkat"
Isırık sonrası gelişen belirtilerin takip edilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Hraloğlu, “Sivrisinek ısırığından sonra yalnızca bölgesel kızarıklık ve kaşıntı görülebilir. Ancak ateş, baş ağrısı, kas ve eklem ağrısı, halsizlik, döküntü, gözlerde kızarıklık, bulantı ya da genel durum bozukluğu gibi belirtiler ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Özellikle seyahat öyküsü bulunan kişiler bu belirtileri daha dikkatli değerlendirmelidir” dedi.
Asya kaplan sivrisineğiyle mücadelede en etkili yöntemin durgun su birikintilerini ortadan kaldırmak olduğunu belirten Dr. Hraloğlu, “Bu tür, çok küçük miktardaki durgun sularda bile üreyebilir. Saksı altlıkları, kovalar, bidonlar, kullanılmayan kaplar, araç lastikleri, bahçe sulukları, çatı olukları ve gider çevreleri risk oluşturabilir. Kapının önündeki küçük bir su birikintisi bile sivrisineklerin çoğalması için yeterli olabilir. Bu nedenle ev ve çevresindeki su birikintileri düzenli olarak kontrol edilmeli, kullanılmayan kaplar ters çevrilmeli ve su dolan alanlar boşaltılmalıdır” diye konuştu.
Bireysel önlemler de büyük önem taşıyor
Sivrisineklerle mücadelenin yalnızca ilaçlama çalışmalarıyla sınırlı olmadığını bireysel önlemlerin de büyük önem taşıdığını söyleyen Dr. Hraloğlu, “Uzun kollu ve açık renkli kıyafetler tercih etmek, sineklik kullanmak, bebek arabası ve çocuk yataklarında koruyucu tüllerden yararlanmak, uygun sivrisinek kovucu ürünleri talimatlara göre kullanmak korunmada yardımcı olabilir. Ancak en temel adım, sivrisineğin üreyebileceği durgun su alanlarını ortadan kaldırmaktır” dedi.
(DHA)
Evrensel'i Takip Et