Levent Tüzel ve Yücel Demirer Digel işçileriyle buluştu: 'Umudu siz büyütüyorsunuz'
521 gündür direnen Digel Tekstil işçilerini ziyaret eden EMEP Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel ve Evrensel yazarı Yücel Demirer, işçilerin mücadelesinin umudu yükselttiğini belirtti: “Haklar yasada yazsa bile ancak mücadeleyle kazanılır.”
Fotoğraf: Evrensel
İzmir – Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel ve beraberindeki parti heyet ile Evrensel Gazetesi yazarı Doç. Dr. Yücel Demirer, 521 gündür direnişlerini sürdüren TEKSİF üyesi Digel Tekstil işçilerini ziyaret etti.
“TİS görüşmeleri başlayacak”
Ziyarette konuşan TEKSİF Ege Bölge Sorumlusu İbrahim İpek, direnişin geldiği noktayı aktararak, “521 gündür direniyoruz. İki arkadaşımız işe iadeyi kazandı. İşbaşı başvuruları yapıldı, bekliyoruz. Çalışma Bakanlığı ile görüştük. Müfettiş geldi ve kötü niyet tespiti yapıldı. Ayın 2’sinde ilk görüşme yapılacak” dedi.
İpek, baskılara rağmen geri adım atmadıklarını vurgulayarak, “Direndik, pes etmedik. Arkadaşlarımız her türlü baskı, mobbinge maruz kaldı, ailevi sorunlar yaşayanlar da oldu. Hepsine karşı direndi arkadaşlar” ifadelerini kullandı.
“Artık haklı olmak yetmiyor, güçlü olmak gerekiyor”
TEKSİF Genel Başkan Danışmanı Makum Alagöz ise ülkedeki sendikal ve yasal zemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Alagöz, “Ülkede artık haklı olmak yetmiyor, güçlü olmak gerekiyor maalesef. Anayasanın 51. maddesini kullanan işçinin başına gelmeyen kalmıyor” dedi.
İşçilerin uzun soluklu mücadelesine dikkat çeken Alagöz, servisleri kullanmayıp defalarca yürüyüş yaptıklarını, fabrika içinde komite kurarak düzenli toplantılar gerçekleştirdiklerini belirtti. Alagöz, “Tüm ekonomik ve psikolojik baskılara rağmen mücadeleyi sürdürdük. İyi bir mücadele ağı oluşturuldu” diye konuştu.
Alagöz ayrıca Temel Conta direnişine de atıf yaparak sınıf dayanışmasının fiilen ortaya konulduğunu söyledi. Sürece ilişkin olarak, “2026 Ocak ayında yüzde 40 zam verdiler işçiler sendikadan istifa etsin diye. Kolektif çalışma, ısrar ve dirençle yalnız bırakılmaya karşı durmak çok önemliydi” ifadelerini kullandı.
Yasal düzenlemeleri de eleştiren Alagöz, “Bugün ülkedeki yasal düzenleme, işverenlerin istediği bir düzen. İşçi sınıfının mücadelesi dışında bir alan bırakmıyor” dedi.
“Bu yasaları patronların ihtiyacı doğrultusunda çıkarıyorlar”
Alagöz, siyasal yapıya ilişkin değerlendirmesinde, “Mecliste işçilikle alakası olmayanların, patronların egemenliğini yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
Vergi adaletsizliği ve ekonomik krize de değinen Alagöz, sendikalara ve örgütlü işçilere çağrı yaparak, daha geniş bir işçi hareketinin gerekliliğini vurguladı.
“Direnişten başka çaremiz yoktu”
Digel işçisi Mine Işık ise sürecin başındaki belirsizlikleri anlatarak, “Buna ihtiyacımız vardı, bundan başka çaremiz yoktu. Kendi çabamızla içeride bir şeyler yapmaya çalıştık. Korku ve kaygı vardı, deneyimimiz yoktu. Başlangıçta ne yaptığımızı bile anlamadık” dedi.
Işık, süreç içinde öğrendiklerini ve örgütlenmenin etkisini şöyle aktardı: “Fiziken ve ruhen çok yıprandık. Ama işçi sınıfının gücünü gördük. Umut doluyuz ve direnmeye devam ediyoruz.”
“Sendikalı olduk, direnişi öğrendik”
Digel işçisi Oktay Yıldız ise ücret eşitsizliği ve mobbinge dikkat çekerek, “Bir takım 1200 euro olduğu yerde, yıllar içinde haklarımız eridi. İçeride kadın arkadaşlarımıza yönelik mobbing ve baskı vardı” dedi.
Yıldız, sendikalaşma sürecini şöyle anlattı: “Direnişin ne olduğunu bilmiyorduk. Sendikalı olduk. Deneyimli bir ekiple sınıf dayanışmasının ne olduğunu gördük. Kimler geliyor kimler gelmiyor onu da gördük.”
Yetki sürecine de değinen Yıldız, “Şimdi masadayız. TİS yapılana kadar buradan kalkmayacağız” ifadelerini kullandı.
“Umudu siz büyütüyorsunuz”
Yücel Demirer ise direnişin sadece işyerine değil çevresine de moral verdiğini belirterek, “Buradan gelip geçen, bazen bakacak cesareti bile göstermeyenlere de umut veriyorsunuz. En temel taleplerin bile istenmesinin zor olduğu bir dönemde, yaptığınız şey büyük bir direncin ve ahlaki duruşun göstergesi” dedi.
Demirer, akademik çevrelerdeki deneyimlere de değinerek, “Akademide de direniş yaptığımızda önde olanlar olduğu gibi yanımıza gelemeyenler de vardı. Ama arayıp ‘hocam şunun için gelemedim’ diyenler oldu. Biz bu kadar değiliz. Ahlaki üstünlük sizde. Bizim, sizin isteğiniz sade bir hayat sürdürmek. Sizden, buradan enerji ve coşku ile ayrılıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Hak verilmez, alınır”
Levent Tüzel ise ziyaretin dayanışma amacı taşıdığını belirterek, “Dayanışma duygularımızı iletmek ve neler yapabiliriz konuşmak için geldik. Gözümüz kulağımız sizde” dedi.
Tüzel, işçi sınıfı tarihine atıfla, “İşçi sınıfı bize ‘hak verilmez, alınır’ gerçeğini öğretti. Haklar yasada yazsa bile ancak mücadeleyle kazanılır” ifadelerini kullandı.
Patron sınıfının bölme ve baskı politikalarına dikkat çeken Tüzel, “Haklı olmak yetmiyor, birlikte güçlü ve örgütlü olmak gerekiyor. Patronun gözü her zaman maliyet hesabında. Fabrikalar, patronlar işçiden kıstıklarıyla büyüyorlar” dedi.
Tüzel ayrıca ekonomik kriz, vergi adaletsizliği, konkordato ve işten çıkarmalara değinerek, “Enflasyonla mücadele adı altında maaşlar eriyor, vergi dilimleri adaletsiz işliyor. Konkordato ve işten atmalar yaygınlaşıyor” ifadelerini kullandı.
Sendikalara ve işçi hareketine çağrı yapan Tüzel, “Bu direniş küçük bir örnek gibi görünse de ülkenin her yerinde benzer sorunlar var. Buradan başlayarak daha geniş bir işçi hareketini örgütlemek gerekiyor” diye konuştu.
(Evrensel)
Evrensel'i Takip Et