22.06.2026 18:38

Emek Hekim Hareketi’nden TTB’nin 78. Büyük Kongresi için çağrı: 'Hekimliğin ve halk sağlığının geleceği için birleşelim'

Emek Hekim Hareketi, TTB'nin 78. Büyük Kongresi öncesi yaptığı açıklamada, "TTB’nin geleceği; bu ülkede demokrasinin laikliğin barışın ve en önemlisi, halkın sağlık hakkının geleceğini doğrudan etkileyecektir" dedi.

Emek Hekim Hareketi’nden TTB’nin 78. Büyük Kongresi için çağrı: “Hekimliğin ve halk sağlığının geleceği için birleşelim”

TTB

Ankara – Emek Hekim Hareketi, “Hekimliğin ve halk sağlığının geleceği için birleşelim” başlıklı yazılı açıklama yaptı. 26-28 Haziran tarihlerinde gerçekleşecek olan TTB Seçimli 78. Büyük Kongresi’nin önemine dikkat çekilen açıklamada, “Hekim emeği değersizleştirilmekte, mesleki bağımsızlık aşındırılmakta, bilimsel tıp piyasacı anlayışın baskısı altına alınmakta ve iyi hekimlik değerleri sistemli biçimde örselenmektedir. Tam da böylesi bir dönemde gerçekleştirilecek Türk Tabipleri Birliği seçimleri, sıradan bir meslek örgütü seçimi olarak görülemez. Bu seçimler yalnızca yönetim kurullarının belirleneceği teknik bir süreç değildir. Aynı zamanda Türk Tabipleri Birliği’nin önümüzdeki dönemde hangi mücadele hattını izleyeceğini, sağlık hakkını nasıl savunacağını ve hekimlik mesleğinin temel değerlerini hangi kararlılıkla koruyacağını belirleyecek tarihsel bir dönemeçtir” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye'nin, uzun yıllardır biriken siyasal, ekonomik ve toplumsal sorunların en ağır dönemlerinden birini yaşamakta olduğuna değinilen yazılı açıklamada, “Derinleşen yoksulluk, gelir adaletsizliği, emeğin değersizleştirilmesi, hukukun aşınması ve demokratik hakların daraltılması, toplumun tüm kesimlerini etkileyen bir krize dönüşmüştür. Ücretler hızla erirken emekliler yoksullaşmakta, gençler geleceklerini yurt dışında aramak zorunda kalmakta, işçiler ve emekçiler ağır çalışma koşulları altında yaşam mücadelesi vermektedir” denildi.

Eğitim ve sağlık başta olmak üzere kamusal hizmetlerin piyasalaştırılması, en temel haklara erişimi ekonomik güce bağlı hâle getirmekte olduğunun ifade edildiği açıklamada, toplumsal eşitsizliklerin daha da derinleştiği vurgulandı. Açıklamada, söz konusu tablonun yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığı; emperyalist güçler arasındaki paylaşım mücadeleleri, savaş politikaları ve silahlanma yarışının dünyayı yeni çatışmalara sürüklemekte olduğuna dikkat çekildi.

Demokrasi alanında yaşanan gerilemenin büyüdüğüne dikkat çekilen açıklamada, hukukun üstünlüğüne duyulan güvenin zedelenmesi başta olmak üzere; yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin kaygıların, kayyum uygulamaları, grev yasakları, seçme ve seçilme hakkını tartışmalı hâle getiren girişimler ve butlan tartışmalarının beraberinde demokratik hukuk devleti ilkesini aşındırdığını gösterdiği ifade edildi. Ayrıca kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddetin, toplumsal eşitliği ve halk sağlığını doğrudan etkileyen en ağır sorunlardan olmayı sürdürdüğünün belirtildi.

Sağlık sistemindeki çöküş ve TTB’nin tarihsel sorumluluğu

Sağlık alanında yaşanan sorunlara yer verilen açıklamada; “Ülkenin içinde bulunduğu genel siyasal ve ekonomik krizden bağımsız değildir. Sağlık hakkı; barınma, beslenme, temiz çevre, güvenli çalışma koşulları, eğitim ve demokrasi hakkıyla birlikte değerlendirilmesi gereken temel bir insan hakkıdır. Yoksulluk, işsizlik, savaş, çevresel yıkım ve eşitsizlikler yalnızca sosyal sorunlar değil, aynı zamanda doğrudan halk sağlığı sorunlarıdır. Son yirmi yılda uygulanan piyasacı sağlık politikaları, sağlık hizmetini kamusal bir hak olmaktan uzaklaştırarak ticari bir faaliyete dönüştürmüştür. Hastaneler işletme mantığıyla yönetilmeye başlanmış, performans sistemi hekimlik mesleğinin temel değerlerini aşındırmış, koruyucu sağlık hizmetleri geri plana itilmiş, sağlık çalışanları ise sayılarla ölçülen üretim baskısı altında çalışmaya zorlanmıştır. Sağlık sistemindeki çöküşün bedelini hem hizmeti sunanlar hem de hizmeti almak zorunda kalan milyonlarca insan birlikte ödemektedir” denildi.

“Bu seçim tarihsel bir dönemeçtir”

Hekimler açısından tablonun daha da ağır olduğunun belirtildiği açıklamada “Kamuda çalışan hekimler, aile hekimleri, asistanlar, akademisyenler, üniversite ve eğitim araştırma hastanelerinde görev yapan meslektaşlarımız, özel sağlık kuruluşlarında giderek güvencesizleşen hekimler, OSGB sistemi içinde ağır sömürü koşullarında çalışan işyeri hekimleri ve emeklilik döneminde dahi çalışmak zorunda bırakılan meslektaşlarımız aynı yapısal krizin farklı yüzleriyle karşı karşıyadır. Meslek gruplarının sorunları farklı görünse de ortak gerçek değişmemektedir. Hekim emeği değersizleştirilmekte, mesleki bağımsızlık aşındırılmakta, bilimsel tıp piyasacı anlayışın baskısı altına alınmakta ve iyi hekimlik değerleri sistemli biçimde örselenmektedir. Tam da böylesi bir dönemde gerçekleştirilecek Türk Tabipleri Birliği seçimleri, sıradan bir meslek örgütü seçimi olarak görülemez. Bu seçimler yalnızca yönetim kurullarının belirleneceği teknik bir süreç değildir. Aynı zamanda Türk Tabipleri Birliği’nin önümüzdeki dönemde hangi mücadele hattını izleyeceğini, sağlık hakkını nasıl savunacağını ve hekimlik mesleğinin temel değerlerini hangi kararlılıkla koruyacağını belirleyecek tarihsel bir dönemeçtir” ifadeleri kullanıldı.

Türk Tabipleri Birliğinin yalnızca hekimlerin özlük haklarını savunan bir meslek örgütü olmadığının; kurulduğu günden bu yana bilimsel tıbbın, mesleki bağımsızlığın, halk sağlığının, barışın, laikliğin ve demokrasinin en önemli savunucularından biri olduğunun ifade edildiği açıklamada, “‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur’ diyebilen tarihsel birikimiyle yalnızca hekimlerin değil, bu ülkenin demokratik mücadele geleneğinin de önemli kurumlarından biridir. Bugün bu tarihsel mirasın korunması her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. Çünkü sağlık politikalarının piyasalaştırıldığı, demokratik hakların geriletildiği ve emeğin değersizleştirildiği bir dönemde TTB’nin toplumcu, kamucu, demokratik ve mücadeleci çizgisi yalnızca hekimler açısından değil, toplumun tamamı açısından yaşamsal bir öneme sahiptir. Ne var ki böylesine kritik bir süreçte demokrasi güçlerinin, emekten yana hekimlerin ve kamusal sağlık hakkını savunan ilerici çevrelerin iki ayrı listeyle seçime yönelmesi ciddi bir kaygı yaratmaktadır. Sorun yalnızca seçim matematiği değildir. Asıl mesele, ortak değerlere sahip kesimlerin ayrışmasının, TTB’nin tarihsel birikimini zayıflatma riskini taşımasıdır. Kırk yılı aşkın mücadele deneyimiyle oluşan demokratik TTB geleneği, kişisel hesapların ya da grup rekabetlerinin üzerinde değerlendirilmelidir. Bugün ihtiyaç duyulan şey, farklılıkları büyütmek değil; ortak ilkelerde buluşarak mücadeleyi güçlendirmektir” ifadeleri kullanıldı.

Emek Hekim Hareketi olarak inancımız açıktır denilen açıklamanın devamında, “TTB’nin geleceği herhangi bir grubun başarısına indirgenemez. Asıl başarı, hekimlerin ortak iradesini büyüten, tabip odalarını güçlendiren, genç hekimleri sürece katan ve halkın sağlık hakkını emek mücadelesiyle buluşturan güçlü bir örgütsel zeminin oluşturulmasıdır. Bu nedenle seçim süreci, kişisel rekabetlerin değil; ortak programın, ortak ilkelerin ve ortak mücadelenin öne çıktığı demokratik bir zemine dönüşmelidir” ifadelerine yer verildi.

“Ortak talepler için birleşik mücadele”

Bugün ihtiyaç duyulan şeyin; dar grup hesapları, liste pazarlıkları, kişisel rekabetler ya da örgütsel inatlaşmalar olmadığının ifade edildiği açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı: “İçinden geçtiğimiz tarihsel dönemin sorumluluğu, bütün demokratik ve toplumcu hekim çevrelerine çok daha büyük bir görev yüklemektedir. Bu görev, ortak ilkeler etrafında birleşmek; hekimlerin, sağlık emekçilerinin ve halkın ortak taleplerini büyütecek güçlü bir mücadele programı oluşturmaktır. TTB seçimleri, kişilerin ya da grupların yarıştığı dar bir örgütsel süreç olarak görülemez. Bu seçimler, Türkiye'de sağlık hakkının, bilimsel tıbbın, mesleki bağımsızlığın ve demokratik meslek örgütü anlayışının geleceğine ilişkin bir tercihtir. Bu nedenle seçimlere; isimler üzerinden değil, ilkeler üzerinden yaklaşılmalıdır. Bizim savunduğumuz ortak mücadele programının temel başlıkları açıktır.

Kamusal, eşit, ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir ve anadilinde sağlık hizmeti bütün yurttaşların vazgeçilmez hakkıdır. Sağlık hizmeti piyasanın değil, kamunun sorumluluğunda olmalıdır.

Sağlığı bir ticaret alanına dönüştüren anlayışa, büyük sağlık sermayesinin belirleyiciliğine ve özelleştirme politikalarına karşı kararlı bir mücadele yürütülmelidir.

Hekim emeği değersizleştirilemez. Emekliliğe tam yansıyan, tek kalemden oluşan, insanca yaşamaya yetecek ücret bütün hekimler için güvence altına alınmalıdır.

Emekli hekimlerin yoksulluk içinde yaşamaya zorlanmasına son verilmelidir. Aile hekimlerinin angarya yükünü artıran, performans ve ceza sistemiyle çalışanları baskı altına alan uygulamalar kaldırılmalı; koruyucu sağlık hizmetlerini esas alan güçlü bir birinci basamak yeniden inşa edilmelidir.

Asistan hekimlerin insan onuruna yakışır çalışma koşulları ve nitelikli uzmanlık eğitimi güvence altına alınmalıdır.

Özel sağlık sektöründe çalışan hekimlerin güvencesizliğine, düşük ücretlere karşı etkin mücadele politikaları geliştirilmelidir.

OSGB sistemi içinde çalışan işyeri hekimlerinin mesleki bağımsızlığı ve özlük hakları mücadelesi büyütülmelidir.

Kamusal ücretsiz bilimsel anadilde tıp ve tüm sağlık mesleklerinin eğitimi üniversitelerin akademik özgürlüğü için mücadele edilmelidir.

İşçi Sağlığı güvenliği alanında etkin çalışmalar içinde olmalı işçilerin sağlığını koruyacak geliştirecek çalışmalarda bulunmalıdır.

Sağlıkta şiddeti önlemek için yalnızca cezaları artıran değil, şiddeti üreten siyasal ve yönetsel anlayışı değiştiren kalıcı politikalar geliştirilmelidir.

Kadınların, çocukların, yaşlıların, engellilerin, göçmenlerin, LGBTİ+ bireylerin ve bütün dezavantajlı toplumsal kesimlerin sağlık hakkı ayrım gözetilmeksizin güvence altına alınmalıdır.

Emekten yana politikaların geliştirilmesi, işçi sınıfının ve emekçilerin hak ve taleplerinin daha güçlü biçimde savunulması, doğanın talan ve yağmasına karşı daha kararlı ve aktif bir tutum alınması; savaş politikalarının, derinleşen yoksulluğun ve gelir eşitsizliğinin halk sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerine karşı ise TTB’nin daha görünür, daha etkin ve daha mücadeleci bir çizgi geliştirmesi gerekmektedir. Ancak bütün bunlar, güçlü bir örgütsel irade ile mümkündür. Türk Tabipleri Birliği yalnızca açıklama yapan, tepki veren ya da gündemi izleyen bir kurum olmamalıdır. TTB; tabip odalarıyla birlikte üreten, genç hekimleri örgütleyen, emekli hekimleri sürece katan, özel sektörde çalışan meslektaşlarının sesi olan, aile hekimlerinin mücadelesini büyüten, bilimsel üretimi destekleyen ve halkın sağlık hakkını demokrasi mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak gören güçlü bir toplumsal özne hâline gelmelidir. Bugün bütün demokratik hekim çevrelerine düşen sorumluluk da tam olarak budur. Hiçbir kişisel hesap, hiçbir grup aidiyeti, hiçbir kısa vadeli örgütsel kazanım; Türk Tabipleri Birliği’nin tarihsel birikiminden, mücadele geleneğinden ve toplumsal sorumluluğundan daha önemli değildir. Ülkemizin içinden geçtiği siyasal atmosfer, her zamankinden daha fazla ortak aklı, dayanışmayı ve birlikte mücadele etmeyi zorunlu kılmaktadır. Ayrışmayı derinleştiren her tutum, yalnızca hekim hareketini değil, halkın sağlık hakkı mücadelesini de zayıflatacaktır. Bu nedenle bütün hekimleri ortak ilkeler ve talepler etrafında buluşmaya, bölünmeye ve ayrıştırmaya karşı etkin bir tavır almaya, mücadeleci bir TTB’yi birlikte büyütmeye çağırıyoruz.

Türk Tabipleri Birliği’nin geleceği, yalnızca hekimlerin geleceği değildir. TTB’nin geleceği; bu ülkede demokrasinin laikliğin barışın ve en önemlisi, halkın sağlık hakkının geleceğini doğrudan etkileyecektir. Hekimliğin onuru, halkın sağlık hakkı, bilimsel, demokratik ve kamucu sağlık sistemi için, emekten, barıştan ve halktan yana bir Türk Tabipleri Birliği için bugün birleşmenin ve mücadeleyi büyütmenin zamanıdır.”

(Evrensel)
22.06.2026 13:30

İstanbul hava kirliliği sıralaması açıklandı: Hangi ilçe ne durumda?

İTÜ’nün çalışmasına göre yağışların artması atmosferdeki kirleticileri azaltarak hava kalitesini iyileştirdi. 26 ölçüm istasyonunda yapılan analizde 17 istasyonda kirlilik azalırken 9 istasyonda artış kaydedildi.

İstanbul hava kirliliği sıralaması açıklandı: Hangi ilçe ne durumda?

Fotoğraf: Berna/Pexels

22.06.2026 10:32

Karaburun’un geleceği planlanırken Karaburunlular dışarıda bırakıldı!

Karaburun-Ildır Körfezi ÖÇKB için düzenlenen paydaş toplantısına çevre örgütleri ve kooperatifler davet edilmedi. Karaburun Sivil İnisiyatif, sürecin şeffaf yürütülmediğini belirterek tepki gösterdi.

Karaburun’un geleceği planlanırken Karaburunlular dışarıda bırakıldı!

Fotoğraf: Karaburun Sivil İnisiyatif 

22.06.2026 10:17

Ümraniye'de öldürülen futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı cinayetinin ilk duruşması görülecek

Ümraniye'de silahlı saldırıda öldürülen futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı cinayeti davasının ilk duruşması bugün 10.30'da İstanbul Anadolu 23'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek

Ümraniye'de öldürülen futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı cinayetinin ilk duruşması görülecek
22.06.2026 15:39 / Güncelleme: 15:59

6 gündür haber alınamayan turistin cansız bedeni bulundu

Antalya'da konakladığı otelden ayrıldıktan sonra haber alınamayan Polonyalı Grzegorz Stefan Krzywania'nın, 6 gün sonra ormanda cansız bedeni bulundu.

6 gündür haber alınamayan turistin cansız bedeni bulundu

Fotoğraf: Evgeni Adutskevich/Pexels

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!