22.06.2026 14:24 / Güncelleme: 14:59

Diş hekimliğinde krizin adı: Plansız sağlık politikası

"Ağız ve diş sağlığı hizmetleri temel sağlık hakkıdır. Bu nedenle bu alan piyasacı bir yaklaşıma bırakılamaz. Kamucu bir anlayışla, koruyucu hekimliği önceleyen, erişimi kolaylaştıran ve eşitsizlikleri azaltan bir sağlık politikası zorunludur."

Diş hekimliğinde krizin adı: Plansız sağlık politikası

Fotoğraf: Arda Kaykısız/Pexels

Gamze Burcu Gül
Diş Hekimi

Son günlerde diş hekimliğinde uzmanlık eğitimi ve doktora programları üzerinden yürüyen tartışmalar, mesleğimizin önemli gündemlerinden biri haline geldi. Sağlık Bakanlığının doktoralı diş hekimlerine belirli koşullarla uzmanlık unvanı verilmesine yönelik hazırlıkları ve bu konuda ortaya çıkan değerlendirmeler, meslek camiasında geniş bir tartışma yarattı.

Türk Dişhekimleri Birliği, bağlı diş hekimi odaları ve sendikalar tarafından dile getirilen görüşlerde ortaklaşan temel nokta, uzmanlık eğitimi ile doktora eğitiminin farklı süreçler olduğu. Uzmanlık eğitimi belirli bir klinik alanda ileri düzey uygulama yetkinliği kazandırmayı hedeflerken, doktora programları bilimsel araştırma ve akademik üretim odaklı. Elbette doktora yapmış birçok meslektaşımız klinik açıdan son derece yetkin hekimlerdir ve akademik olarak önemli katkılar sunmaktadır. Ancak iki sürecin amacı, kapsamı ve hukuki niteliği farklıdır.

Bu nedenle uzmanlık unvanına ilişkin yapılacak her düzenleme; eğitim standartları, liyakat ilkesi ve hakkaniyet duygusu gözetilerek ele alınmalıdır. Özellikle Diş Hekimliğinde Uzmanlık Sınavı’na (DUS) yıllarca hazırlanan, yüksek puanlarla uzmanlık eğitimine yerleşen ve uzun bir eğitim sürecinden geçen meslektaşlarımızın emeklerinin korunması temel bir gerekliliktir.

Aynı zamanda meslek örgütleri ve sendikaların değerlendirmelerinde de görüldüğü üzere, temel kaygı; kazanılmış hakların korunması ve farklı eğitim yollarının sonradan eşitlenmesinin yaratacağı adaletsizlik riskidir. Son dönemde YÖK tarafından DUS kapsamındaki uzmanlık alanlarıyla aynı isimdeki doktora programlarına öğrenci alımının durdurulmasına yönelik yaklaşım da bu tartışmanın bir başka boyutunu oluşturmaktadır.

Hiç kuşkusuz, Tıpta Uzmanlık Kurulu’nun (TUK) diş hekimliği kamuoyunda yer bulan bu son kararına (TDB’nin TUK temsilcisi şerh koymuştur.) karşı Türk Dişhekimleri Birliği ve sendikalar bir hukuki süreç yürütecektir.

Ancak bu tartışmayı sadece unvanlar üzerinden okumak, asıl yapısal sorunu görünmez kılmaktadır.

Çünkü bugün Türkiye’de diş hekimliğinin temel meselesi, unvan tartışmasından çok daha geniş bir “planlama” problemidir.

Ülkemizde en yaygın sağlık sorunları arasında yer alan ağız ve diş hastalıkları, diyabet, kanser, kalp-damar hastalıkları, büyüme-gelişim geriliği, erken doğum gibi birçok önlenebilir sağlık sorununun gelişmesinde rol oynayarak milyonlarca yurttaşın yaşam kalitesini doğrudan etkilemektedir. Buna karşın kamuya yapılan diş hekimi atamaları son derece sınırlıdır. Toplumun ağız ve diş sağlığı hizmetine olan yüksek ihtiyacına rağmen kamuda istihdamın yetersiz kalması, hem hizmete erişimi zorlaştırmakta hem de genç meslektaşlarımızın iş güvencesi sorununu derinleştirmektedir. Kamuya yapılan atamaların düzeyi aynı zamanda devletin bu alana verdiği önemin, yurttaşın sağlığına verdiği değerin de en somut göstergelerinden biridir.

Bugün bir yanda kamuda ağız ve diş sağlığı hizmetine erişmekte zorlanan milyonlarca yurttaş, diğer yanda mesleğini icra edecek alan bulmakta güçlük çeken genç diş hekimleri bulunmaktadır. Bu tablo, sağlık insan gücü planlamasında ciddi bir eksikliğe işaret etmektedir.

Bir ülkenin kaç diş hekimliği fakültesine, kaç diş hekimine, kaç uzman diş hekimine, hangi bölgelerde ve hangi branşlarda ne kadar kadroya ihtiyaç duyduğunun bilimsel verilerle belirlenmesi gerekir. Nüfus yapısı, bölgesel ihtiyaçlar, hastalık yükü, demografik değişimler ve hizmete erişim verileri dikkate alınmadan yapılan planlamalar hem sağlık çalışanlarını hem de toplumu olumsuz etkilemektedir.

Belki de bugün sormamız gereken asıl soru şudur: Türkiye’de ağız ve diş sağlığı alanında insan gücü planlaması gerçekten bilimsel ve ihtiyaca dayalı şekilde yapılmakta mıdır?

DUS’un genç diş hekimleri açısından taşıdığı anlam da bu tablo içinde ayrıca değerlendirilmelidir.

DUS, artık bir uzmanlık sınavı olmanın ötesinde, genç diş hekimleri için bir istihdam kapısı, mesleki gelecek umudu ve güvenceli çalışma olanağı anlamına da gelmektedir. Pek çok genç meslektaşımız sınava sadece belirli bir alanda uzmanlaşmak için değil, aynı zamanda mesleğini sürdürebileceği bir çalışma ortamına ulaşabilmek amacıyla da hazırlanmaktadır.

Bu durum, aslında sağlık sistemindeki yapısal bir sorunu açıkça göstermektedir. Bir uzmanlık sınavının aynı zamanda istihdam mekanizmasına dönüşmesi, planlama eksikliğinin en net göstergelerinden biridir. Genç diş hekimlerinin geleceğini yalnızca uzmanlık eğitimine bağlayan bir yapı sürdürülebilir değildir. Kamuda yeterli istihdam olanaklarının oluşturulması, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve yeni çalışma alanlarının geliştirilmesi zorunludur.

DUS'un, birçok genç hekim için uzmanlık hedefinden ziyade, mezuniyet sonrası mesleki hayatını kurabilmek için başvurulan bir yol haline gelmesi, genç hekimlerin aslında sistem içinde güvenceli bir çalışma alanına erişim arayışını da göstermektedir.

Bu nedenle uzmanlık unvanına ilişkin yapılacak her düzenleme yalnızca mevcut uzmanları veya doktora mezunlarını ilgilendiren teknik bir konu olarak görülmemelidir. Alınacak kararlar, DUS’a hazırlanan binlerce genç hekimin emeğini, beklentisini ve yaşam planlarını da doğrudan etkilemektedir.

Meslektaşları karşı karşıya getiren tartışmalar yerine, bu tartışmaları doğuran yapısal sorunları konuşmak zorundayız.

Ağız ve diş sağlığı hizmetleri temel sağlık hakkıdır. Bu nedenle bu alan piyasacı bir yaklaşıma bırakılamaz. Kamucu bir anlayışla, koruyucu hekimliği önceleyen, erişimi kolaylaştıran ve eşitsizlikleri azaltan bir sağlık politikası zorunludur.

Çocukların düzenli koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişebildiği, kırsal bölgelerde yaşayan yurttaşların nitelikli hizmete ulaşabildiği, genç diş hekimlerinin güvenceli koşullarda çalışabildiği ve insan gücü planlamasının bilimsel verilerle yapıldığı bir sistem mümkündür ve gereklidir.

Sağlıkta başarı yalnızca kaç uzman yetiştirildiğiyle değil, toplumun sağlık hizmetine ne ölçüde erişebildiğiyle ölçülür.

Bu nedenle bugün ihtiyacımız olan şey; yeni mağduriyetler yaratacak düzenlemeler değil, bilimsel veriye dayanan, hakkaniyeti ve liyakati koruyan, sağlık insan gücü planlamasını esas alan ve halkın sağlık hakkını merkeze alan bütüncül bir sağlık politikasıdır.

Uzmanlık ve doktora tartışmaları da ancak bu bütüncül çerçeve içinde ele alındığında gerçek anlamda bir karşılık bulabilir.

(Evrensel)
22.06.2026 13:30

İstanbul hava kirliliği sıralaması açıklandı: Hangi ilçe ne durumda?

İTÜ’nün çalışmasına göre yağışların artması atmosferdeki kirleticileri azaltarak hava kalitesini iyileştirdi. 26 ölçüm istasyonunda yapılan analizde 17 istasyonda kirlilik azalırken 9 istasyonda artış kaydedildi.

İstanbul hava kirliliği sıralaması açıklandı: Hangi ilçe ne durumda?

Fotoğraf: Berna/Pexels

22.06.2026 10:32

Karaburun’un geleceği planlanırken Karaburunlular dışarıda bırakıldı!

Karaburun-Ildır Körfezi ÖÇKB için düzenlenen paydaş toplantısına çevre örgütleri ve kooperatifler davet edilmedi. Karaburun Sivil İnisiyatif, sürecin şeffaf yürütülmediğini belirterek tepki gösterdi.

Karaburun’un geleceği planlanırken Karaburunlular dışarıda bırakıldı!

Fotoğraf: Karaburun Sivil İnisiyatif 

22.06.2026 13:09

Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit davasında karar: 7 yıl 20 gün hapis cezası

İstanbul Kadıköy’de bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit ve hakarette bulunan sanık Furkan Ay, 7 yıl 20 gün hapse çarptırıldı.

Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit davasında karar: 7 yıl 20 gün hapis cezası

Mattia Ahmet Minguzzi

22.06.2026 13:42 / Güncelleme: 14:18

Amedspor bayrağı boğazda dalgalanıyor

İlk kez Süper Lig’e yükselen Amedspor'un bayrağı İstanbul'da Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ne asıldı. Yeşil-kırmızılı bayrağın iki gün boyunca Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde dalgalanacağı öğrenildi.

Amedspor bayrağı boğazda dalgalanıyor

Amedspor bayrağı fsm köprüsünde

22.06.2026 11:40 / Güncelleme: 11:58

Milli atletler, Balkan şampiyonu oldu: 13'ü altın, 28 madalya kazanıldı

Balkan Atletizm Şampiyonası'nda mücadele eden milli atletler 13'ü altın, 28 madalya kazanarak takım halinde şampiyonluğa ulaştı.

Milli atletler, Balkan şampiyonu oldu: 13'ü altın, 28 madalya kazanıldı

Fotoğraf: @EnkaSpor X hesabından alınmıştı

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!