22.06.2026 00:24

Diş hekimliğinde istihdam krizi derinleşiyor

Sağlık Bakanlığı’nın 2026 yılı “İlk Defa ve Yeniden Atama Kurası”nda binlerce diş hekiminin başvurusuna karşılık yalnızca 521 kadro açılması, meslekteki istihdam krizini yeniden gündeme taşıdı.

Diş hekimliğinde istihdam krizi derinleşiyor

Fotoğraf: Westpoint Dental Clinic/Unsplash

Eylem Nazlıer
[email protected]


Sağlık Bakanlığı’nın 2026 yılı “İlk Defa ve Yeniden Atama Kurası”nda binlerce diş hekiminin başvurusuna karşılık yalnızca 521 kadro açılması, meslekteki istihdam krizini yeniden gündeme taşıdı. İstanbul Diş Hekimleri Odası Denetleme Kurulu Üyesi Diş Hekimi Ali Umut Aydın, yaşanan tablonun bireysel değil yapısal bir kriz olduğunu söyledi: “Bir tarafta aylar sonrasına randevu bulamayan halk var; diğer tarafta çalışmak isteyen ama kamuda istihdam edilmeyen binlerce diş hekimi var. Yani ihtiyaç da var, emek gücü de var; eksik olan kamucu planlamadır ya da planlamak istenmemesidir.”

Sağlık Bakanlığı’nın 2026 yılı “İlk Defa ve Yeniden Atama Kurası” verileri, diş hekimliği alanındaki istihdam krizini bir kez daha ortaya koydu. CİMER üzerinden alınan resmi yanıta göre, 16 bin 370 diş tabibi ve 636 uzman diş tabibi atanmak için başvuru yaptı. Buna karşılık Bakanlığın açtığı kadro sayısı yalnızca 314 diş tabibi ve 207 uzman diş tabibi oldu.

Yaşanan tabloyu değerlendiren İstanbul Diş Hekimleri Odası Denetleme Kurulu Üyesi Diş Hekimi Ali Umut Aydın, diş hekimliği alanında plansız büyümenin, kamuda yetersiz istihdamın ve piyasacı sağlık politikalarının genç hekimleri güvencesizliğe ittiğini söyledi.

‘Piyasa merkezli sağlık politikasından derhal vazgeçilmeli’

Sağlık Bakanlığı’nın ağız ve diş sağlığını kamusal bir hizmet olarak planlamadığını gösterdiğini dile getiren Aydın, “Halkın ihtiyacı ile kamusal istihdam arasında bilinçli biçimde kurulmuş bir kopukluktur. Toplumcu Diş Hekimleri olarak atama konusundaki tavrımız net olmakla birlikte derhal açılıp yapılmasıdır. Bu piyasa merkezli sağlık politikasıdır. Amaç bildiğimiz gibi sağlıkta dönüşümle beraber piyasaya alan açılması ve sağlık çalışanlarının emeklerinin sömürülmesidir.

“TDB'nin sitesinden baktığım verilere göre; Türkiye’de 2000 kişiye bir diş hekimi düşüyor ve bu sayı gittikçe azalıyor” diyen Aydın, “Ancak sorun sayıda değil yanlış ekonomik kararlar sonucu artan enflasyon ve enflasyonun kabullenilmemesi, verilen çok büyük bütçe açıkları, yönetenlerin ve avanelerinin lükslerinden vazgeçmemesi ve daha fazlası gibi sorunlardan ötürü daha fazla kadro açmak bütçe kaldırmaz kılıfını uydurulmasından dolayıdır” dedi.

Binlerce diş hekimi atama beklerken halk neden hala randevu bulamamasını ise şöyle anlatıyor: “Çünkü Bakanlık ağız ve diş sağlığını koruyucu, yaygın ve kamusal bir hizmet olarak örgütlemiyor. Hekim var, hasta var, ihtiyaç var; ama kamusal kadro yok. Bu, sistemin akıl dışılığıdır. Piyasa mantığıyla yönetilen sağlık sisteminde halk da mağdur oluyor, hekim de”

‘Fakülte sayısı arttı, istihdam aynı kaldı’

Diş hekimliği eğitiminin son 15 yılda plansız biçimde büyütüldüğünü ifade eden Aydın, çok sayıda fakülte açıldığını ancak aynı ölçüde kamu kadrosu ve uzmanlık kapasitesi oluşturulmadığını söyledi. Aydın, “Genç hekimler mezun olur olmaz yoğun bir rekabet ve güvencesizlik ortamına itildi ve hala da itiliyor. Ama tabii ki 2003 yılında çıkan sağlıkta dönüşüm ve 2010'da gelen tam gün yasası unutulmamalı. Hepsi aynı olumsuz duruma hizmet ediyor ve planlı bir şekilde bu durum yaratıldı. Sağlık ve eğitim politikaları uzun süredir kamusal ihtiyaçlara göre değil, niceliksel büyüme ve piyasacı anlayışla yönetiliyor.” dedi.

Aydın, “Bugün genç hekimlere sunulan şey büyük ölçüde belirsizlik. Kamuda kadro sınırlı, özel sektörde emek değersizleşiyor, uzmanlıkta kontenjan yetersiz kalıyor. Bu tablo yalnızca bireysel değil toplumsal bir sağlık sorunudur. Çünkü sağlık hizmetinin niteliği de bundan doğrudan etkilenir” dedi.

Uzmanlık artık tercih değil zorunluluk

Diş Hekimliğinde Uzmanlık Sınavı’nın (DUS) artık akademik yeterliliği ölçen bir sınav olmaktan çıktığını ifade eden Aydın, “Bugün DUS yalnızca bilgi ölçen bir sınav değil. Plansız sağlık politikalarının yarattığı yığılmayı yöneten bir eleme sınavına dönüşmüş durumda” diye konuştu.

Kamuda yeterli istihdam yaratılmadığını, özel sektörün ise giderek daha güvencesiz hâle geldiğini söyleyen Aydın, uzmanlık eğitiminin bilimsel gelişim tercihinden çok “hayatta kalma stratejisine” dönüştüğünü belirtti.

‘Genç hekimler ya düşük ücretli kliniklere ya sınav maratonuna itiliyor’

Kamuda iş bulamayan diş hekimlerinin uzmanlığa yönelmesinin sınav üzerindeki baskıyı artırdığını söyleyen Aydın, geçmişte uzmanlık eğitiminin akademik ilgiyle tercih edildiğini, bugün ise genç hekimler açısından zorunluluk haline geldiğini ifade etti.

120 soruluk mevcut sınav sisteminin ayırt edici olmadığını ifade eden Aydın, birkaç net farkının binlerce kişinin sıralamasını değiştirdiğini belirterek, “Artık bilgi düzeyinden çok sınav tekniği, tekrar kapasitesi ve ekonomik olarak hazırlanabilme koşulları belirleyici oluyor” dedi.

DUS’un fırsat eşitliği yaratmadığını söyleyen Aydın, ekonomik eşitsizliklerin sınav sisteminde doğrudan etkili olduğunu ifade etti. “Dershaneler, kaynaklar, ekonomik destek alabilme, büyük şehirlerde yaşama imkanı ciddi avantaj yaratıyor” diyen Aydın, herkesin aynı sınava girdiğini ancak aynı koşullarda hazırlanmadığını belirtti.

‘Genç diş hekimleri özel sektörün insafına bırakılıyor’

Kamuda yeterli atama yapılmamasının genç diş hekimlerini özel sektöre ittiğini belirten Aydın, özel sektörde düşük ücret, uzun çalışma saatleri, ciro baskısı ve güvencesiz sözleşmelerin yaygın olduğunu söyledi.

“Genç hekim sağlık emekçisi olmaktan çıkarılıp ucuz emek gücüne dönüştürülüyor” diyen Aydın, yeni mezun diş hekimlerinin ekonomik olarak borç, düşük ücret ve belirsizlik; psikolojik olarak ise tükenmişlik ve gelecek kaygısıyla karşı karşıya olduğunu ifade etti.

Genç diş hekimlerinin yurt dışına yöneliminin arttığını da söyleyen Aydın, “Yurt dışına çıkma eğilimi artıyor çünkü genç hekim burada emeğinin karşılığını alamadığını, geleceğinin belirsiz olduğunu görüyor” dedi.

Önümüzdeki 5 yılda kriz derinleşecek

Mevcut politikaların sürmesi hâlinde önümüzdeki yıllarda genç diş hekimi işsizliğinin, özel sektörde ucuz emekleşmenin ve halkın nitelikli ağız-diş sağlığı hizmetine erişememesinin daha da büyüyeceğini belirten Aydın, “Diş hekimliği alanında üçlü bir kriz derinleşir: genç hekim işsizliği, özel sektörde ucuz emekleşme ve halkın nitelikli ağız-diş sağlığı hizmetine erişememesi. Mevcut öğrenciler mezun olduğunda önümüzdeki yıllarda çok büyük bir yeni diş hekimi kitlesinin sisteme ekleneceği krizi de söz konusu” dedi.

Bu yalnızca bireysel bir tercih değil ülkenin yetişmiş sağlık emek gücünü kaybetmesi anlamına geliyor. Beyin göçü dediğimiz şey, aslında plansızlığın ve değersizleştirmenin sonucudur” diye konuştu.

Gelir düştükçe ağız sağlığı kötüleşiyor

Diş muayenesi ve tedavi harcamaları, haneler açısından en fazla vazgeçilen sağlık kalemlerinden biri oldu.

TÜİK’in, “2025 Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması” verilerine göre;

  • 2025’te diş harcaması yapmadığını belirtenlerin oranı yüzde 28.6.
  • 65 yaş ve üzeri grupta bu oran yüzde 43.7.
  • 65 yaş ve üzeri grupta diş harcamasını “yük değil” olarak değerlendirenlerin oranı diğer yaş gruplarına kıyasla daha düşük.
  • Yoksulluk riski altındaki kesimlerde diş harcamasını “biraz yük” olarak görenlerin oranı yüzde 44.7; “çok yük” diyenler ise yüzde 6.2.
  • Ankara Tabip Odası “Bu veriler, özellikle düşük gelirli kesimlerin diş sağlığı hizmetlerine erişimde zorlandığını, diş tedavisini diğer sağlık tedavilerine göre ertelediklerini göstermektedir” dedi.

İstanbul Diş Hekimleri Odasının verilerine göre;

  • Türkiye'de toplam diş hekimi sayısı yaklaşık 43 bin ile 45 bin arasında
  • Ülke genelinde 100 bin kişiye düşen diş hekimi sayısı yaklaşık 50.
  • 1.000 kişiye 0.5 diş hekimi düşüyor. Yani Türkiye’de her 2 bin kişiye 1 diş hekimi bakıyor.
  • Avrupa Birliği’nde ise 1.000 kişiye 0.8 hekim düşüyor.

ABD’nin ulusal sağlık taraması NHANES’in (National Health and Nutrition Examination Survey), verilerine göre;

  • Bir kişinin ağzında kaç dişinin kaldığını tahmin etmek için en güçlü ipuçlarından biri, o kişinin geliri ve eğitim düzeyi.
  • Yüksek gelirli bireylerle karşılaştırıldığında, düşük gelirli bireylerin herhangi bir diş kaybı bildirme olasılığı yaklaşık iki kat daha fazla.
  • Sosyoekonomik konum kötüleştikçe ağız sağlığı tablosu da kötüleşiyor.
21.06.2026 16:40 / Güncelleme: 17:39

Icardi ile Galatasaray arasında ayrılık çanları mı çalıyor?

Galatasaray ile Mauro Icardi arasında yürütülen sözleşme görüşmelerinin anlaşmazlık nedeniyle çıkmaza girdiği öne sürüldü. İddiaya göre sarı-kırmızılı yönetimin teklif ettiği şartlar ile Arjantinli yıldızın talepleri arasında uzlaşma sağlanamadı.

Icardi ile Galatasaray arasında ayrılık çanları mı çalıyor?

Fotoğraf: DHA

21.06.2026 19:41

Kılıçdaroğlu bu hafta da Meclis grup toplantısı yapmayacak

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu salı günü MYK ve PM toplantılarına katılacak, grup toplantısı yapmak için TBMM’ye başvurmayacak.

Kılıçdaroğlu bu hafta da Meclis grup toplantısı yapmayacak

Fotoğraf: ANKA

21.06.2026 22:36

LFI Milletvekili Danièle Obono: Fransız egemen sınıfı, düzeni korumak için aşırı sağa yaklaşıyor

Fransız egemen sınıfının bir kısmı, konumlarını korumak için aşırı sağın en iyi yol olduğunu düşünmeye başladı. Bu gerçeklik, aşırı sağ zaferini engelleyerek etkinliğini kanıtlamış olan halk bloğunu yeniden inşa etmeyi daha da önemli hale getiriyor.

LFI Milletvekili Danièle Obono: Fransız egemen sınıfı, düzeni korumak için aşırı sağa yaklaşıyor

Fotoğraf: Die Linke CC BY 2.0

21.06.2026 15:05

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına dair soruşturmada gözaltı sayısı 12'ye yükseldi

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın kaçırılmasına dair soruşturmada 2 kişi daha gözaltına alındı.

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına dair soruşturmada gözaltı sayısı 12'ye yükseldi

Erhan Karaal'ın kaçırılma anına ait yeni görüntü | Görsel: DHA

21.06.2026 17:55

ABD halkının yüzde 65'i Trump’ın İran politikasını onaylamıyor

ABD'de yapılan araştırma, ülkenin üçte ikisinin ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı savaşı yönetme biçimini ve İsrail'e yönelik tutumunu onaylamadığını ortaya koydu. Trump’ın ekonomi politikalarına destek de üçte bir düzeyinde.

ABD halkının yüzde 65'i Trump’ın İran politikasını onaylamıyor

Fotoğraf: Beyaz Saray

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!