İsrailli yazar: İran koşulları belirledi, Trump boyun eğdi, İsrail kenara itildi
İsrail gazetesi Haaretz’te yayımlanan yazıda, "ABD-İran anlaşması bir barış anlaşması değil, Amerika’nın sınırlarının bir yansıması ve İran rejiminin başarılı bir manevrasıdır" denildi.
İsrail'in yerinden ettiği Lübnanlılar, ABD-İran mutabakatının ardından evlerine döndü. | Fotoğraf: AA
İsrail merkezli Haaretz gazetesinin yazarı Zvi Bar’el, cuma günü İsviçre’de imzalanması beklenen ABD-İran anlaşmasında koşulları İran’ın belirlediğini ve ABD Başkanı Donald Trump’ın da buna boyun eğdiğini yazdı. İsrailli yazar, “İran koşulları belirledi, Trump boyun eğdi, İsrail kenara itildi” başlıklı makalesinde, “ABD-İran anlaşması bir barış anlaşması değil, Amerika’nın sınırlarının bir yansıması ve İran rejiminin başarılı bir manevrasıdır” yorumunu yaptı.
“Bu mutabakat metni, bir yandan dünyanın en güçlü devletinin elindeki askeri gücün sınırlarını, diğer yandan da jeostratejik avantajlarından ve olası öncelikler ile öngörülen öncelikler arasındaki kalıcı uçurumdan tam olarak yararlanmayı başaran İran rejiminin etkileyici manevra becerilerini ortaya koyuyor” diyen Zvi Bar’el, mutabakat ve 60 günlük müzakere sürecini “mayınlarla dolu bir yol” olarak nitelendirdi.
"Körfez ülkeleri ABD-İsrail koalisyonuna katılmadı"
“İran, müzakerelere yalnızca askeri gücüne ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolüne bağlı olmayan güçlü bir konumdan giriyor” diyen İsrailli yazar, “Ülke, bir Arap koruma çemberi ile çevrili durumda. Bölgedeki ülkeler, gündemlerinin en üst sırasını ekonomik ve siyasi istikrarlarının, ya da daha basit bir ifadeyle İran’la iyi geçinme ihtiyaçlarının oluşturduğunu belirttiler. Bu ülkeler, maruz kaldıkları saldırılara ve ağır tahribata rağmen Amerikan-İsrail askeri koalisyonuna katılmadılar; böylece fiilen İran’ın diplomatik çabalarını destekleyen ülkeler ve yeni düzenin ‘yardımcıları’ haline geldiler” değerlendirmesinde bulundu.
Hürmüz Boğazı’nın deniz trafiğine yeniden açılmasının da “İran için ekonomik bir nimet teşkil ettiğini” savunan yazar, “Yaptırımlar henüz kaldırılmamış olabilir, ancak Tahran petrol sevkiyatına başlayabilir, dolup taşan depolama tesislerini boşaltabilir ve savaş öncesinde işleyen kaçakçılık ağını yeniden devreye sokabilir; hem de bu kez ürünlerini taşıyan tankerlerin engellenme riski olmadan. Yalnızca ateşkes döneminde İran, tahminlere göre 7 milyar dolar değerinde petrol satabilir” yorumunda bulundu.
İran’ın balistik füze programının ve “vekil ağları”nın da müzakere masasında yer almadığına dikkat çeken Zvi Bar’el, “Trump’ın büyük olasılıkla en büyük başarı olarak sunacağı, İran’ın nükleer silah geliştirmeyeceği yönündeki taahhüdüne gelince, burada da pek yeni bir şey yok. Benzer ifadeler, İran’ın hiçbir koşulda herhangi bir tür nükleer silah aramayacağına, geliştirmeyeceğine veya edinmeyeceğine dair taahhütte bulunduğu orijinal anlaşmada da yer almıştı” ifadelerini kullandı.
"İsrail aleni bir yenilgiye uğradı"
Yazar, Lübnan’da da İsrail’in manevra alanının giderek daraldığına da dikkat çekerek şu değerlendirmeye bulundu:
“Kudüs ile Washington arasındaki son çekişme, beklendiği gibi sona erdi: İsrail tarafı, gürültülü ve aleni bir yenilgiye uğradı. Artık Dahiye’nin yasak bölge olduğu anlaşılıyor. Güney Lübnan da, Nebatiye gibi İsrail’in ‘temel ulusal çıkarları’nın bir parçası olarak görülen sembolik hedeflerle birlikte, fiilen İsrail ordusunun hedef listesinden çıkarılmış durumda. Bu sefer ne göz kırpma ne de zımni anlaşmalar vardı. Ateşkesi şartlarını belirleyen taraf İran’dır ve İran, bunu İsrail’e dayatmış olmanın ve Lübnan’ı kendi deyimiyle ‘İsrail saldırganlığından kurtarmış’ olmanın övgüsünü de kendine atfetmektedir.”
Yazara göre, "İsrail’in Lübnan’da tek başına harekete geçmesinin fiilen engellenmesiyle birlikte, yeni bir fırsat ortaya çıkıyor. İsrail, Lübnan hükümetiyle iş birliği yapabilir ya da en azından bu görevi kolaylaştıracak siyasi araçları ona sağlayabilir. İran’ın şartları arasında İsrail’in Lübnan’dan çekilmesinin yer alıp almadığı ve eğer öyleyse Trump’ın buna nasıl tepki vereceği hâlâ belirsiz. Ancak İsrail, Washington’un kendisinden bölgeden çekilmesi için baskı yapmaya başlayacağı bir senaryoya hazırlıklı olmalı."
(Dış Haberler)
Evrensel'i Takip Et