Dr. Işıkhan Güler: Midye kabuklarını deniz temizliğinde kullanacağız
İzmir Büyükşehir Belediyesi, TÜBİTAK destekli “Mavi Ekonomi İş Birliği: Atık Kabuklar Yapay Resiflerle Deniz Yaşamına Dönüşüyor” projesi başlattı. Dr. Işıkhan Güler, “Doğayla uyumlu çözüm yaklaşımlarını hayata geçiriyoruz” dedi.
Fotoğraf: İZDENİZ
Ramis Sağlam
[email protected]
İzmir — Deniz kirliliğine karşı çözüm arayışları sürüyor. Deniz ekosisteminin korunmasında önemli bir rol üstlenen midye kabuklarının bu alandaki etkisini inceleyen TÜBİTAK destekli proje, İzmir Büyükşehir Belediyesi İZDENİZ ile ekolojik teknoloji girişimi NE-SEA ortaklığında Seferihisar Sığacık'ta hayata geçirildi.
Ege Bölgesi'nde her ay tonlarca midye kabuğu atık olarak çöpe gidiyor. Sürdürülebilirlik hedefiyle yürütülen proje kapsamında, aylık yaklaşık 10 ton atık midye kabuğunun işlenerek toplam 35 yapay resif olarak İzmir kıyılarına yerleştirilmesi planlanıyor. Projeyle, canlı midyelerin suyu filtreleyerek temizlemesi, boş midye kabuklarının ise sahip oldukları kimyasal ve fiziksel özellikler sayesinde su altı yaşamını desteklemesi amaçlanıyor.
Resifler Sığacık Telgraf Koyu’na yerleştirildi
Proje kapsamında atık midye kabuklarından üretilen dört yapay resif, Seferihisar Sığacık'taki Telgraf Koyu'na yerleştirildi. Projenin ikinci aşamasında ise 35 yeni yapay resif daha üretilerek İzmir kıyılarına yerleştirilecek. Böylece deniz canlıları için yeni yaşam alanları oluşturulması ve deniz ekosisteminin desteklenmesi hedefleniyor.
Fotoğraf: İZDENİZ
Deniz biyolojik çeşitliliğine destek
Projenin, körfez ve deniz ekosistemini korumaya yönelik çalışmaların bir parçası olduğunu belirten İZDENİZ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler, “Bu çalışma, İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisindeki denizlerimizin kalitesini artırmaya yönelik önemli adımlardan biri. Amacımız, doğal yaşamın bir parçası olan midye kabuklarını değerlendirerek doğa dostu resiflere dönüştürmek ve yeniden denizle buluşturmak” dedi.
Resiflerin hangi canlılara ev sahipliği yaptığını ve su kalitesine etkilerini bilimsel yöntemlerle takip edeceklerini belirten Güler, “Elde edeceğimiz verilerle doğa temelli çözümlerin yaygınlaşmasına katkı sunmayı hedefliyoruz. Bu uygulamaların artmasıyla hem doğayla uyumlu yaklaşımları güçlendirecek hem de deniz turizmine yeni bir değer kazandıracağız” diye konuştu.
35 yeni resif daha üretilecek
Projenin 2024 yılında TÜBİTAK desteğiyle başlatıldığını belirten Akademisyen Nermin Sena Özger, “Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı'nın desteğiyle yürütülen proje kapsamında, su altı gözlemleri ve davranış analizleriyle geliştirilen prototipler İzmir Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle denize yerleştirildi. Atık midye kabuklarından elde edilen biyokompozit malzemeyle doğa dostu resifler ürettik” dedi.
Ege Bölgesi'nde her ay 40 tondan fazla midye kabuğunun atık olarak ortaya çıktığını belirten Özger, “Bu kabuklardan suya dayanıklı biyokompozit malzeme elde ettik. Projeyi, doğa ile insan arasındaki uyumu güçlendirmek ve su altı yaşamını daha görünür kılmak amacıyla geliştirdik. İkinci aşamada TÜBİTAK desteğiyle 35 yeni doğa dostu resif üreterek biyolojik çeşitliliğin desteklenmesi gereken farklı deniz alanlarına yerleştireceğiz” ifadelerini kullandı.
Deniz ekosisteminin temel yapı taşlarından biri olan midye kabuklarının ve deniz yaşamını korumada etkileri:
- Midye kabukları yüksek oranda kalsiyum karbonat içerir. İşlemden geçirildikten sonra, atık sulardaki kurşun, bakır, kadmiyum ve çinko gibi zararlı ağır metalleri kimyasal olarak tutarak temizleme etkisi gösterirler.
- Tüketim sonrası atık midye kabukları biyokompozit malzemelere dönüştürülerek deniz dibine bırakılmasıyla deniz canlılarına güvenli üreme ve yuvalanma alanı oluşturur.
- Canlı midyeler günde 20 ila 40 litre suyu filtreler. Bu sayede sudaki mikroorganizmaları, organik atıkları ve bazı kirleticileri temizleyerek deniz ekosisteminin dengede kalmasını sağlarlar.
- Deniz tabanında biriken kabuklar, suyun kimyasal yapısını stabilize etmeye yardımcı olur.
Evrensel'i Takip Et