Samur Halı işçisi kölelik sözleşmesini kabul etmiyor: Serveti biz yaratıyoruz, sefaleti kabul etmiyoruz
Biz bugüne kadar hep yan yana durduk, hep birlik olduk. Bu zorlu dönemi de yine sarsılmaz birliğimizle, direnerek ve hakkımız olanı söke söke alarak geçireceğiz.
Fotoğraf: Google maps
Samur Halı işçileri
Samur Halı işçisi kölelik sözleşmesini kabul etmiyor: Serveti biz yaratıyoruz, sefaleti kabul etmiyoruz
Geçen hafta sözleşmemiz imzalandı ancak fabrikada sular durulmuş değil; haklı isyanımız dalga dalga büyüyor. Bize layık görülen yüzde 30’luk zam, yapılan ince hesaplar sonucunda netleşti ki elimize geçen komik bir 3-5 bin lirayı bile bulmuyor.
Buradan Samur Halı patronuna sesleniyoruz: Bugün oturduğunuz o zenginlik koltukları, kazandığınız milyonlar ve büyüttüğünüz servet, gece gündüz demeden o tezgahların başında ömrünü tüketen biz işçilerin sayesindedir! Bizim emeğimiz olmasa o fabrikada tek bir halı dokunmaz, tek bir kuruş kazanılmazdı. İşçinin sırtından bu devasa serveti yapanlar, sıra bizim ekmeğimize gelince adeta bizi borçlu çıkaracak kadar yüzsüzleşiyor. Utanmasalar sözleşmeden sonra bizden para isteyecekler!
Fabrikada borcu olmayan tek bir arkadaşımız yok. Birçoğumuzun kapısında haciz kuyrukları bekliyor. Biz hayatta kalma mücadelesi verirken, bizim sayemizde zenginleşen patron bir tek lira bile vermemek için direniyor. Biz bu sefalet maaşını kabul etmiyoruz! Sözleşmenin derhal işçi lehine tekrar düzenlenmesini istiyoruz.
Haklı taleplerimiz net ve kararlıdır
Maaş hesaplaması güncellensin: Sözleşmede maaşlar, enflasyon karşısında çoktan erimiş olan eski maaş üzerinden hesaplanmıştır. Biz geçmişin değil, şimdiki reel maaşımızın üzerine yüzde 30 zam istiyoruz.
Tarih oyunu bozulsun: Sözleşmedeki "31 Arlık 2025" ibaresinin bir gün ileriye alınarak 01 Ocak 2026 olarak düzenlenmesini talep ediyoruz.
Açıkça ilan ediyoruz: Emeğimizi yok sayan patron bu haklı taleplerimize "vermem" derse, anayasal hakkımızı kullanmaya ve greve gitmeye tam kadro hazırız!
Sendikaya çağrımızdır; İşçinin yanında mısınız, patronun mu?
DİSK Tekstil Sendikası, sürecin başından beri "İşçinin onayı olmadan imzalamayacağız, yüzde 70 onay vermezse bu masadan kalkarız" sözünü verdi. Ancak son gün, fabrikanın yarısı bile yokken, ücretlerin detayları hakkında tam bilgi verilmeden apar topar bir karara varıldı. O gün orada olamayan, vardiyada olan arkadaşların da söz hakkı gasp edilmiştir. Bundan sonra ne yapılacaksa, fabrikanın tek bir işçisi bile dışarıda bırakılmadan, tüm işçilerin ortak oyu ve iradesiyle yapılmalıdır.
DİSK Tekstil yönetimi bize "Samur işçisinin sözünü dinleyerek yol yürüyeceğiz" demişti. Biz şimdi bu sözün tutulmasını bekliyoruz. Sendikanın, işçinin bu haklı mücadelesinin arkasında duramadığı için tüm Samur işçilerine bir özür borcu vardır.
İşçi bu kadar mağdur edilmişken, fabrikadaki herkes "Patronun lafına göre sendikacılık olmaz" derken, sendika da iyi niyetini göstermek zorundadır. Sendika, bu dönemde işçiden aidat almaktan vazgeçerek mağduriyetimizi hafifletmelidir. Patronun kârına kâr kattığı, işçinin ise borç batağında olduğu bu düzende, sendika işçinin cebindeki üç kuruş aidata göz dikmemelidir.
Biz bugüne kadar hep yan yana durduk, hep birlik olduk. Bu zorlu dönemi de yine sarsılmaz birliğimizle, direnerek ve hakkımız olanı söke söke alarak geçireceğiz.
Yaşasın samur halı işçisinin haklı mücadelesi
Evrensel'i Takip Et