Erkunt Sanayi’de işçi sağlığı alarm veriyor: Çalışırken iş güvenliği, atılırken ise tazminat yok!
4-5 ay önce arsenik, cıva, kurşun içeren zehirli metal atıklarını fabrika bahçesinde biriktirip çevreyi zehirlediği için ceza alan Erkunt Sanayi'nin içerisi de işçiler için SOS veriyor.
Ankara – Erkunt Sanayi AŞ’de işçilerin sağlığı tehlikede. Motor blokları, silindir kafaları gibi ağır metal içeren döküm ürünlerini üreten Erkunt’un Sincan ve Etimesgut’ta 4 fabrikasında 1200’den fazla işçi çalışıyor. Ağır metal, toz ve kirin fabrikanın her yerine sirayet ettiği fabrikada, işçiler alınmayan önlemlerin yanı sıra üretim baskısı altında çalışmaya zorlanıyor. Çok değil daha 4-5 ay önce arsenik, cıva, kurşun içeren zehirli metal atıklarını fabrika bahçesinde biriktirdiğini gazetemizin manşetinden duyurmuştuk. Büyük cezalar alan Erkunt, Sincan’daki döküm fabrikasını 4 günlüğüne kapatmak zorunda kalmıştı.
Erkunt’ta zehirli atık dağları bitti ancak işçilerin çalışma koşulları büyük ölçüde değişmedi. Türkiye’nin en büyük 654. sanayi şirketi olan şirket, üretim baskısıyla işçi başına yıllık 2.5 milyon TL gelir elde ediyor. İşçilerin başında “Hadi hadi” diyen yöneticiler, sürekli sipariş yetiştirme kaygısıyla çalışan işçiler ve güvensiz çalışma koşulları...
Tazminattan kurtulmak için kod oyunu
Son iki yılda işçilerin mücadelesi ile gündeme gelen Erkunt’ta bu 2 yılda en az 30 işçi farklı kodlar ile işten atıldı. Birçoğunda fabrika yönetimi, işçilerin açtığı davalarla karşılaştı. Bu davalarda yürütülen ara bulucu süreçlerinde işçilerin hakkından daha düşük miktarlara anlaşarak yüksek tazminat miktarlarından kurtuldu. Ortalama ücretin aylık 45 bin TL olduğu Erkunt’ta, görüştüğümüz işçiler, ‘‘Aylık 60 bin TL’nin üstünde ücret alan herkesten kurtulmaya çalışıyorlar’’ dedi.
Etimesgut’taki fabrikadan tazminatsız işten çıkarılan bir işçi, “Hakkımda türlü yalan uydurdular, bir makinenin başından diğerine, her yerde çalıştırıldım. Hiçbir kanıtları olmadan benim sorun çıkarttığımı söylediler ve sonuçta tazminatsız işten çıkarıldım” diye belirtti. Her türlü soruna “Üretim devam etsin ne olursa olsun” denilerek izin verildiğini anlatan işçi, “Ancak amire en ufak bir itiraz atılma sebebi sayılıyor. Kısaca Erkunt’ta çalışırken istedikleri sayıda parçayı çıkardığın sürece kimin ne yaptığı ne koşulda çalıştığının önemi yok!” diye konuştu.
Fabrikadaki ağır çalışma koşullarını ise işçi şöyle tarif etti: “İçeride havalandırmalar çalışmıyor. Tozun ortasında nefes alamayacak şekilde çalışıyoruz. Tuvaletler iğrenç. Vardiya bitimine 5 dakika kala kişisel temizlik için duşa gitsen fotoğrafını çekip ihbar ediyorlar. Kendime işten atıldıktan sonra ancak gelebildim. Tekrar nefes almaya başladım. Verilen maskeler yetersiz, herkes maskelerin işe yaramadığını biliyor. Böylesi kirin ve tozun ortasında nasıl çalışılsın?’’
‘Türk Metal işten çıkışımıza imza attı’
Türk-Metal’in örgütlü olduğu Erkunt’ta, sendika temsilcilerinin tutumu da işçilerin yakındığı noktalardan biri. İşçi, “Her ay bir yevmiyemi sendikaya veriyorum. Karşılığında ne oluyor? Çalışma koşullarını söylüyoruz. ‘Çalışmayın o zaman’ deniyor. Ayakkabı çekleri, ramazan çekleri.. Hepsi geç yattı. Hiçbir adım atmadılar. İşten atılacağımız zaman da sendika bize sormadan gidip işten çıkış kağıdına imza atıyor. Sen beni temsil ediyorsan, benden habersiz nasıl imza atıyorsun? Sen beni temsil etmeyecek isen ben sana niye her ay para verdim?’’ diyerek tepki gösterdi. (Evrensel)
‘Sessiz ilerleyen meslek hastalıklarının habercisi’
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Uzmanı Deniz İpek, Erkunt işçilerinin anlattıklarını ve kamuoyuna yansıyan görüntüleri gazetemize değerlendirdi. Fabrikadaki tabloyu “Sessiz ilerleyen meslek hastalıklarının habercisi” olarak nitelendiren İpek, “Bir işçinin ‘işten atılınca nefes almaya başladım’ demesi sıradan bir şikayet değil, güçlü bir alarmdır” dedi.
Erkunt Sanayi’nin döküm, metal işleme, talaşlı imalat ve montaj gibi ağır sanayi süreçlerini barındırdığına dikkat çeken Deniz İpek, işçilerin havalandırma yetersizliği ve yoğun toz ve verilen maskelerin yetersiz kaldığına dair şikayetlerine ilişkin şu ifadeleri kullandı: “İşçi sağlığı ve güvenliğinin temel ilkesi işçiye maske dağıtmak değil, tozun, dumanın ve gazın ortaya çıktığı noktada kontrol altına alınmasını sağlamaktır. Çalışma ortamında gözle görülür hale gelen toz ve kir, çoğu zaman işçinin akciğerine ulaşan risklerin yalnızca görünen kısmını oluşturuyor. Meslek hastalıkları sessiz ilerler. Bugün öksürük, nefes darlığı, göz yanması veya solunum şikayeti olarak ortaya çıkan sorunlar, yıllar sonra geri dönüşü olmayan sağlık kayıplarına dönüşebiliyor.”
Sosyal alanlar da işçi sağlığına dahil
Tuvaletlerin içler acısı durumuna da değinen İpek, patronun sosyal alanlardan da sorumlu olduğunu belirterek “İşçilerin kullandığı alanların bu durumda olması, emeğin yalnızca üretim sürecindeki çıktısıyla değerlendirilmesinin ve işçinin insani ihtiyaçlarının ikinci plana itilmesinin bir sonucudur. Sadece bir hijyen değil en temel sağlık koşullarına ve insan onuruna yakışır çalışma hakkına ilişkin bir sorun olarak ele alınmalıdır” dedi.
(Evrensel)
Evrensel'i Takip Et