Yaz tatili ne için var, dinlenmek için mi çalışmak için mi?
Katılımcıların tamamının 23. düzenlenecek olan Gençlik Yaz Kampı gibi kâr amacı gütmeyen, dayanışmayı ve kolektif yaşamı esas alan etkinlikleri değerli bulması, kolektif mücadele ihtiyacının bir yansıması.
Nehir KAVAK
İstanbul Üniversitesi
23. Gençlik Yaz Kampı öncesinde üniversite gençliğinin yaz tatiline, çalışma yaşamına ve ekonomik koşullara ilişkin eğilimlerini görmek amacıyla 50 hazırlık öğrencisiyle bir anket gerçekleştirdik. Sonuçlar, gençliğin her geçen gün daha ağırlaşan ekonomik koşullar altında yaşamaya çalıştığını ve tatil kavramının önemli bir bölüm için anlamını yitirdiğini ortaya koyuyor.
Tatil bizler için ulaşılamaz bir hale geldi
Ankete katılan öğrencilerin yalnızca %24’ü son üç yıl içerisinde memleket ziyareti dışında 4-5 günlük bir yaz tatili yapabildiğini belirtti. Kalan %76’sı ise böyle bir imkâna sahip olamadığını söyledi. Kapitalizmin yarattığı ekonomik kriz derinleştikçe dinlenmek, yeni yerler görmek, kültürel faaliyetlere katılmak ya da arkadaşlarımızla vakit geçirmek giderek lükse dönüşüyor.
Ankete katılanların yalnızca %32’si yaz tatilini dinlenmek ve keyif almak olarak tanımlıyor. Geri kalan çoğunluk için yaz ayları çalışmak, para kazanmak ve yeni dönemin masraflarını karşılamak anlamına geliyor. Ankete katılanların sadece %20’si yaz aylarında çalışmayı düşünmediğini ve buna ihtiyaç duymadığını ifade etti. Buna karşılık öğrencilerin %80’i ekonomik nedenlerle çalışmak zorunda olduğunu belirtti. Yıllardır biz gençlere “çalışarak deneyim kazanmanın” faydalarından söz ediliyor. Ancak anket sonuçları, üniversitelilerin büyük bölümünün kişisel gelişim için değil; yaşamını sürdürebilmek için çalıştığını gösteriyor. Artan kiralar, ulaşım giderleri, beslenme masrafları ve eğitim harcamaları bizleri daha okul sıralarındayken çalışmak zorunda bırakıyor. Üstelik bu durum yalnızca yaz aylarıyla sınırlı değil. Gençlerin önemli bir bölümü eğitim dönemi boyunca da yarı zamanlı ya da tam zamanlı işlerde çalışmak zorunda kalıyor. Eğitim hakkı ile çalışma zorunluluğu arasındaki çelişki her geçen yıl daha görünür hale geliyor.
Temel ihtiyaçlarımızı karşılarken bile zorlanıyoruz!
Katılımcıların %84’ü ekonomik nedenlerle en az birkaç kez sosyal veya kültürel etkinliklere katılmaktan vazgeçtiğini belirtti. Bugün bizler yalnızca tatilden değil, konserlerden, tiyatrodan, festivallerden, gezilerden ve kültürel etkinliklerden de uzaklaşıyoruz. Kültürel faaliyetler temel bir ihtiyaç olmaktan çıkarılıp satın alınabilir bir hizmete dönüştürüldükçe bu alanların dışına itiliyoruz.
Değil kültürel etkinliklere katılmak ve sosyalleşmek, temel ihtiyaçları karşılamak bile artık bir mesele haline geldi. 4000 liralık KYK bursundan 1250 liralık yurt parası ve aylık abonman ücretini düşünce günlük harcamak için kalan para 71,5 TL. Bununla okulumuzun yemekhanesinde iki öğün yemek yemek bile mümkün değil. Bu da bizi okurken çalışmaya itiyor. Arkadaşlarımıza bu konuyu sorduğumuzda katılanların %88’i gelirinin temel yaşam masraflarına ancak yettiğini, borçlandığını ya da temel ihtiyaçlarından kısmak zorunda kaldığını söyledi. Bu sonuç, gençliğin yaşadığı sorunun harçlık yetersizliğinin de çok ötesinde olduğunu gösteriyor. Bugün ihtiyacı olan her gence hayatını idame ettireceği miktarda burs sağlanmadığı için üniversite gençliği bir yandan eğitimini sürdürmeye çalışırken diğer yandan geçim mücadelesi veriyor.
Milyonlarca gencin ortak sorunun çözümü ortak taleplerde birleşmek olabilir
Anketin en dikkat çekici sonuçlarından biri katılımcıların tamamının yaşanan ekonomik ve sosyal sorunlara karşı gençliğin birlikte hareket etmesinin gerekli olduğunu düşünmesi oldu.
Bugün yaşanan sorunlar bireysel çabalarla aşılabilecek sorunlar değil. Geçinebilmek için ben çalışayım, sen çalışasın, o çalışsın… Bu durum giderek daha da yaygınlaşırken koşullarımız giderek daha da kötüleşiyor. Tatil yapamamak, çalışmak zorunda kalmak, sosyal yaşamdan uzaklaşmak ya da temel ihtiyaçlarını karşılayamamak milyonlarca gencin ortak deneyimi haline gelmiş durumda. İşte bu yüzden çözüm de bireysel çıkış yollarında değil, ortak talepler etrafında birleşmekte ve mücadeleyi büyütmekte yatıyor. Katılımcıların tamamının 23. düzenlenecek olan Gençlik Yaz Kampı gibi kâr amacı gütmeyen, dayanışmayı ve kolektif yaşamı esas alan etkinlikleri değerli bulması da bu kolektif mücadele ihtiyacının bir yansıması. Bu da demek oluyor ki, yalnızca ekonomik olarak erişilebilir etkinlikler değil, aynı zamanda dayanışmanın, paylaşımın ve birlikte üretmenin mümkün olduğu alanlar arıyoruz. Bu vesileyle tüm arkadaşlarımızı kampta sürdüreceğimiz ortak yaşamı birlikte örmeye ve gelecekten bir hafta çalmaya davet ediyoruz!
(Genç Hayat)
Evrensel'i Takip Et