Nefret sarmalına karşı Yenimahalle'den çağrı var!
Karşımıza örgütlü bir güç olarak çıkan homofobiye karşı koymak, özgür ve eşit bir yaşam talebimizi büyütmek için bir araya gelmeliyiz. Çünkü kimliğimizin ne kadar doğal ve insani olduğunu anlatabilmek için birbirimize ihtiyacımız var
Zeynep
Yenimahalle/Ankara
Bugünün şartlarında LGBTİ bireyler olarak, her gencin yaşadığı sorunların yanı sıra bize özgü pek çok zorlukla da karşı karşıya kalıyoruz. Çoğu zaman bu problemlerle tek başımıza mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Ortak yaşam alanlarında yargılanma ve dışlanma korkusuyla yaşıyor, dış görünüşümüz ya da açıkça yaşadığımız kimliğimiz nedeniyle önyargılarla karşılaşıyoruz. İnsanların dışlayıcı, aşağılayıcı ve hatta suçlayıcı sözlerine maruz kalabiliyoruz. Bir kişinin önyargısı zamanla örgütlenip büyüyerek homofobi ve transfobiyi toplumun daha geniş kesimlerine yayarak nefreti çığ misali büyüyen bir kar topuna dönüştürebiliyor. Bu büyüyen nefret sarmalı ise hayatlarımızı daha zor ve katlanılması güç koşullara sürüklüyor. Örneğin, trans bireylerin sağlık hizmetlerine erişimi engellenebiliyor; sözlü taciz ve fiziksel şiddete maruz kalabiliyorlar. Eğitim ve istihdam hakkına erişimde yapılan ayrımcılıklar; psikolojik sorunlar, kimlik bunalımları ve içselleştirilmiş homofobiyi yaygınlaştırıyor.
Kabul görmeme ve dışlanma korkusuyla kimliğimizi özgürce yaşayamayabiliyor, kendimizi toplumun uygun gördüğü kalıplara sokmaya çalışıyoruz. Hatta çoğumuz kimliğimizi gizleyerek yaşamayı tercih etmek zorunda kalıyoruz. Bu durum birçok LGBTİ bireyi derin bir kimlik bunalımına sürüklüyor. LGBTİ bireylerde psikolojik rahatsızlıkların ve intihar oranlarının yüksek olmasının temel nedenlerinden biri de bu sürekli yargılanma ve dışlanma kaygısı oluyor.
Okul idaresi bile zorbalıkların parçası oluyor
Birçoğumuz kimliğimiz nedeniyle iş bulamama, barınma sorunu yaşama ya da eğitim hayatımızın olumsuz etkilenmesi gibi problemlerle karşılaşmışızdır. Örneğin, ben, okuduğum lisede lezbiyen olduğum için bazı öğretmenlerim ve arkadaşlarım tarafından sözlü tacize uğruyorum. Sürekli buna dair sorular alıyorum ve bunun üzerinden benimle dalga geçiliyor. Kimliklerini açıkladıklarında sistematik zorbalığa maruz kalan başka arkadaşlarım da var. Bir arkadaşımın kafasına sakız yapıştırılıyor; ben sevgilimle okulda bir aradayken insanlar bizi parmakla gösterip arkamızdan fısıldaşıyor. Sürekli hakkımızda dedikodular üretiliyor ve insanlar bize karşı önyargıyla yaklaşıyor. Daha da kötüsü, bazı öğretmenler de bu dedikoduların bir parçası oluyor. Müdür yardımcımız, tanımadığım insanlar da dahil olmak üzere öğrenci ve öğretmenlere kimliğimden bahsederek hakkımda önyargı oluşturuyor. Tüm bunlar yalnızca benim değil, benim gibi birçok LGBTİ öğrencinin eğitim hayatını doğrudan olumsuz etkiliyor.
Kendimize ait bir alanı 23. Gençlik Yaz Kampı’nda yaratalım!
Bunun gibi örnekleri evlerimizde, okullarımızda, mahallelerimizde ve hayatın birçok alanında görmek mümkün. Sistematikleşen ve karşımıza örgütlü bir güç olarak çıkan homofobiye karşı koymak, özgür ve eşit bir yaşam talebimizi büyütmek için bir araya gelmeliyiz. Sorunlarımızı birbirimizle paylaşmaya, birlikte çözüm üretmeye ve dayanışmayı büyütmeye ihtiyacımız var. Aynı zamanda kriminalize edilmeye çalışılan kimliğimizin ne kadar doğal ve insani olduğunu anlatabilmek için de birbirimize ihtiyacımız var. Çünkü bu zorluklarla tek başımıza mücadele etmek ne kadar güçse, birlikte örgütlü hareket ettiğimiz ve dayanıştığımız ölçüde omuzlarımızdaki yük de o kadar hafifler. Sorunlarımızı ve çözüm arayışlarımızı paylaşabileceğimiz alanlara ihtiyaç duyuyoruz ve eğer bu alanlara sahip değilsek bunları hep beraber yaratmalıyız. Okullarımızda, semtlerimizde ve hayatın her alanında kendi dayanışma ağlarımızı kurmalı ve büyütmeliyiz. Birbirimizin deneyimlerinden öğrenebileceğimiz, sorunlarımıza birlikte çözüm üretebileceğimiz ve özgürce kendimiz olabileceğimiz alanlar yaratmak; eşit ve özgür bir yaşam mücadelesinin önemli bir parçasıdır.
Bu sene 23. kez düzenlenen Gençlik Yaz Kampı da bu alanlara örnek olarak sayılabilir. LGBTİ bireylerin, toplumda ezilen tüm kesimlerin ve gençlerin yargılanmadan bir araya gelebildiği; birlikte vakit geçirip deneyimlerini paylaşabildiği bir ortamın olduğu bu kampta; evrim atölyesi ve kadın çalışmaları atölyesi gibi çeşitli atölyeler aracılığıyla LGBTİ kimliğinin biyolojik, toplumsal ve tarihsel boyutlarını tartışabileceğimiz, haklarımızı ve mücadele deneyimlerimizi konuşabileceğimiz bir alanı orada hep beraber yaratıyoruz. En önemlisi ise bu kamp deneyimi bize yalnız olmadığımızı hatırlatır.
(Genç Hayat)
Evrensel'i Takip Et