11.06.2026 00:09 / Güncelleme: 00:15

Yer altında sömürü, yer üstünde kâr var!

Doruk Madencilik işçilerinin mücadelesini anlamak için yalnızca şirketin uygulamalarına değil, Türkiye'de madenciliğin nasıl dönüştürüldüğüne, maden yasalarındaki değişikliklere ve özelleştirme politikalarına bakmak gerekli.

Yer altında sömürü, yer üstünde kâr var!

Fotoğraf: Sevim Saylam/Evrensel

Eren ZAYIM

Eskişehir Teknik Üniversitesi

Bağımsız Maden-İş, Doruk Madencilik işçilerinin alamadıkları ücret ve tazminatları için başlattıkları direnişlerinin 1 Mayıs öncesinde kazanımla sonuçlandığını duyurmuştu. Ancak verilen sözlerin tutulmaması üzerine işler direnişlerine tekrardan başladı ve bu kez haklarını alana kadar direnişlerini sürdürdüler. Yaşanan bu durum madencilik sektörü ve çürümüş kapitalist sistemin işleyişine dair çok şey gösteriyor.

Doruk Madencilik şirketine bir bakış

Doruk Madencilik işçileri önceki senelerde de hak gasplarına karşı direnişe çıkmıştı. Daha önce de maaş ve tazminatların ödenmemesi, işçilerin süresiz izne çıkarılması gibi örneklere tanıklık etmiştik. Bu olayın üzerine haklarını arayan işçilere çeşitli sözler verilmiş, ama hiçbiri yerine getirilmemişti. Bugün ise aynı talepler için yeniden mücadele etmek zorunda bırakılmaları, sorunun geçici olmadığını açıkça gösteriyor. Eğer işçiler yıllar boyunca ücretler, tazminatlar ve hakları için tekrar tekrar mücadele etmek zorunda kalıyorsa; ortada işçinin yaşamını ve geleceğini patronların kâr hesabının gerisine iten bir düzen vardır. Elde edilen kazanımlar ve haklar söz verildiği şekilde hayata geçse bile, bu çürümüş sistem aynı sorunları tekrardan önümüze getiriyor. Bu tablo bize Türkiye’deki madenciliğin genel karakterini de gösteriyor. Bir tarafta yerin yüzlerce metre altında çalışan, sağlığını ve yaşamını riske atan işçiler; diğer tarafta ise madenlerden elde edilen kârlarla zenginliğini büyüten şirketler yer alıyor. Ancak burada yalnızca Doruk Madencilik'i eleştirmek yeterli olamaz. Çünkü burada yaşananlar tek bir işletmeye özgü değil. Benzer sorunlar bugün Türkiye'nin birçok şirketinde ve iş alanında yaşanmaktadır. Son kırk yılda uygulanan madencilik politikalarına dönüp baktığımızda ücret gaspları, güvencesizlik, taşeronlaştırma ve iş güvenliği eksiklikleri gerçeğiyle karşılaşıyoruz.

Sermayenin işçi düşmanı uygulamaları elbette ki bununla sınırlı değil. Örneğin, yine aynı holdingin Elazığ’ın Maden ilçesindeki maden ocağını işletirken sergilediği tutum, sömürünün boyutlarını gözler önüne seriyor. İşçilerin aylarca biriken ücretlerini gasp ederek aniden ilçeyi terk eden holdinge karşı işçiler, şirketin iş makinelerini kaçırmasını engellemek için günlerce maden başında nöbet tutmak zorunda kalmıştı. Yine işçileri doğrudan işten çıkarmak yerine aylarca “zorunlu ücretsiz izne” ayırmaya girişmişti. Bu yöntemle işçilere hem maaş ödememiş hem de yasal olarak başka bir yerde işe girip tazminat haklarını almaları engellemişlerdi. Bu biçimde onları adeta birer “modern köle” gibi kullanarak açlığa mahkûm etmişlerdir.

Sorun tek bir şirketle alakalı değil

Bugün işçilerin karşı karşıya kaldığı sorunlar yalnızca bir holdingin uygulamalarından değil; özelleştirmeden, taşeronlaştırmadan, kamu denetiminin zayıflamasından ve madenciliğin tamamen kâr odaklı bir sektör haline getirilmesinden kaynaklanmaktadır.

Tam da bu nedenle Doruk Madencilik işçilerinin mücadelesini anlamak için yalnızca şirketin uygulamalarına değil, Türkiye'de madenciliğin nasıl dönüştürüldüğüne, maden yasalarındaki değişikliklere ve özelleştirme politikalarına da bakmak gereklidir. Bugün yüzlerce metre altında çalışan maden işçileri yalnızca göçük, patlama ve meslek hastalığı riskiyle değil; işten çıkarılma korkusu, düzensiz ücretler ve gelecek kaygısıyla da mücadele ediyor. Birçok madenci için iş günü karanlıkta başlayıp karanlıkta biterken; tozlu galerilerde geçirilen uzun saatler, yetersiz havalandırma ve ağır çalışma koşulları bu işin sıradanlaşmış gerçekleri haline gelmiştir. Ancak madenciler açısından sorun yalnızca yer altındaki risklerle bitmiyor. Çocuklarının eğitim masrafını karşılayabilmek, kiralarını ödeyebilmek ve ay sonunu getirebilmek için çalışan işçiler; bu koşullarda çoğu zaman ücretlerini zamanında alamamakta, tazminat hakları gasp edilmekte veya işten çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar. Bu tabloyu da yalnızca bir şirketin veya bir patronun kötü yönetimiyle açıklamak eksik kalacaktır.

Kâr hırsı üretime yön veriyor

1980 sonrası uygulanan neoliberal politikalarla birlikte kamu işletmeleri tasfiye edilmeye, üretim alanları özel sermayeye devredilmeye başlandı. Madenler de bu dönüşümün en önemli alanlarından biri oldu. Bu doğrultuda daha önce kamusal planlama ve kamu yararı anlayışıyla işletilen birçok maden sahası özel şirketlere devredildi ya da kiralandı. Böylece kamunun işlettiği madenler giderek şirketlerin kâr alanlarına dönüştürüldü. Bu dönüşümün işçiler açısından anlamı ise daha uzun çalışma saatleri, daha yoğun üretim baskısı ve daha fazla güvencesizlik oldu. Çünkü şirketler kârlarını artırabilmek için maliyetleri sürekli olarak düşürmeye çalışıyordu. Bunun bedelini ise çoğu zaman işçilerin ödediğini çok acı örneklerle tecrübe ettik. Soma bunun en acı örneklerinden biridir. 2014 yılında 301 madencinin yaşamını yitirdiği katliamın ardından ortaya çıkan bilgiler, yaşananların bir “kader” ya da “iş kazası” olmadığını göstermiştir. Üretimi artırma baskısı, yetersiz denetimler ve iş güvenliği önlemlerinin ihmal edilmesi başlıca nedenler arasındaydı. Ton başına maliyetleri düşürmek için kurulan bu sistem, bu şekilde yüzlerce işçinin yaşamına mal oldu.

Soma bunun tek örneği de değil. Ermenek'te, Şirvan'da, Amasra'da ve İliç'te yaşananlar aynı anlayışın farklı sonuçları oldu. Her felaketin ardından benzer açıklamalar yapıldı, benzer raporlar hazırlandı. Ancak değişmeyen şey işçilerin sağlığı ve güvenliğinin maliyet olarak görülmesi ve kâr hırsının üretime yön vermesi oldu.

Bu düzeni ancak işçilerin ortak mücadelesi değiştirebilir

Bu nedenle Doruk Madencilik işçilerinin mücadelesi yalnızca ücret mücadelesi olarak görülmemeli. Çünkü bu mücadele aynı zamanda madenlerdeki sömürü düzenine karşı verilen bir mücadeledir. Bu düzenin değişimi ancak işçilerin örgütlü mücadelesiyle mümkündür.

Maden işçilerinin sendikalarda birleşmesi, farklı işletmelerdeki mücadelelerin ortaklaştırılması, işçi sınıfının diğer kesimleriyle dayanışmanın güçlendirilmesi ve özelleştirme politikalarına karşı ortak bir hattın örülmesi bu mücadelenin temel ihtiyaçlarıdır.

Bugün Doruk Madencilik işçilerinin talepleri yalnızca Doruk işçilerinin talepleri değildir. İş güvencesi, insanca ücret, güvenli çalışma koşulları ve sendikal haklar bütün işçi sınıfının ortak talepleridir. Bu mücadeleyi sürdüren kimsenin yalnız bırakılmaması, diğer madenlerdeki ve işyerlerindeki işçilerin mücadelesiyle birleşmesi büyük önem taşımaktadır.

(Genç Hayat)
10.06.2026 14:05 / Güncelleme: 14:36

İki komşu ülke yeniden karşı karşıya: Pakistan savaş uçakları Afganistan'ı bombaladı

İslamabad ile Kabil arasındaki diplomatik görüşmeler çatışmaya döndü. Pakistan ordusu, terör kampları olduğu bahanesiyle komşusu Afganistan'a hava saldırısı düzenledi.

İki komşu ülke yeniden karşı karşıya: Pakistan savaş uçakları Afganistan'ı bombaladı

Temsili görsel | Fotoğraf: Gregology/Wikimedia Commons (CC BY-SA 4.0)

10.06.2026 14:00 / Güncelleme: 16:33

Doruk Madencilik işçileri sorun kökten çözülsün istiyor

Yıldızlar SSS Holdinge bağlı Doruk Madencilik’te çalışan işçiler, ödenmeyen ücretleri ve sendikal hakları için Ankara’ya yürüyüşe geçti. İşçiler polis tarafından engellendi.

10.06.2026 18:53

Fatma Çakmak davasında tanıklar beyan değiştirdi

Cumhurbaşkanlığı Koruma Dairesi'nde görevli Yasin Çakmak'ın, kendisinden boşanmak isteyen Fatma Çakmak'ı katletmeye çalıştığı iddiasıyla yargılandığı davanın duruşmasında tanıklar, önceki ifadeleriyle çelişen beyanlarda bulundu.

Fatma Çakmak davasında tanıklar beyan değiştirdi

Fotoğraf: MA

10.06.2026 22:38

Basketbol Süper Ligi play-off yarı final maçı: Beşiktaş finalde Fenerbahçe'nin rakibi oldu

Basketbol Süper Ligi play-off yarı final serisi beşinci ve son maçında Beşiktaş, konuk ettiği Bahçeşehir Koleji'ni 80-71 yendi. Beşiktaş finalde Fenerbahçe'nin rakibi oldu.

Basketbol Süper Ligi play-off yarı final maçı: Beşiktaş finalde Fenerbahçe'nin rakibi oldu

Fotoğraf: AA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!