Okyanuslarda geri sayım: Deniz seviyesi iki kat hızlı yükseliyor, Türkiye denizleri istilaya uğruyor
2026 Yıllık Okyanus Bilimsel Değerlendirmesi Raporu, deniz seviyelerindeki yükselişin hızlandığını ortaya koydu. Uzmanlar, Türkiye denizlerinde de iklim krizinin etkilerinin ağırlaştığına dikkat çekiyor.
Fotoğraf: NEOM/Unsplash
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale — Bu seneki Dünya Okyanus Günü; rekor deniz suyu sıcaklıkları, deniz seviyelerindeki yükselme ve deniz ekosistemlerindeki bozulmaların gölgesinde kutlanıyor. Yılın ilerleyen dönemlerinde beklenen "süper" El Niño olayının okyanuslar üzerindeki yıkıcı etkileri daha da artırması öngörülürken, ülkeler iklim değişikliğinin sebep olduğu kayıp ve hasarları gidermek için gereken finansmanı bulma konusunda yoğun bir baskı altında bulunuyor.
Küresel Okyanus Sağlığında Korkutucu Tablo Mercator International tarafından 14 ülkeden 29 uzmanın katkısıyla hazırlanan ve sonuçları yeni açıklanan 2026 Yıllık Okyanus Bilimsel Değerlendirmesi raporu, okyanuslardaki tahribatın boyutunu çarpıcı verilerle ortaya koyuyor. Rapora göre, 2012–2025 yılları arasında deniz seviyesindeki yükselme yıllık 4,2 mm’ye ulaştı; bu oran, önceki on yılların neredeyse iki katı hızında gerçekleşti.
Görsel: 2026 Yıllık Okyanus Bilimsel Değerlendirmesi Raporu
Rapordan öne çıkan diğer kritik bulgular ise şöyle:
- Haziran 2025'te şiddetli deniz ısı dalgaları, dünya okyanuslarının yüzde 20’sini etkiledi ve mercan resiflerinin yaklaşık yüzde 85’i beyazlama tehlikesi yaratan ısı stresine maruz kaldı.
- Küresel olarak 1685 denizel tür tehlike altında bulunuyor.
- Plastik atık miktarı 130 milyon tona ulaştı ve her yıl milyonlarca ton plastik okyanuslara karışmaya devam ediyor.
- Deniz koruma alanlarının oranı ilk defa yüzde 10’u aşsa da okyanusların sadece yüzde 3,2’si tam koruma altında bulunuyor.
BM Genel Sekreteri’nin Okyanus Özel Temsilcisi Büyükelçi Peter Thomson, okyanusların jeopolitika, ticaret ve finansın kesişim noktasında olduğunu belirterek, "İklim eylemi, enerji ve ekonomik güvenliğe ulaşmak için, merkezinde okyanusların yer almadığı bir yol yok," uyarısında bulundu. BM Ticaret ve Kalkınma Örgütü (UNCTAD) yetkilisi Chantal Line Carpentier ise dünya ticaret hacminin yüzde 80'inin deniz yoluyla yapıldığına ve mavi ekonominin 2,5 trilyon dolar değerinde olduğuna dikkat çekerek, ticaret sistemlerinin okyanusları zorlamak yerine onu sürdürmesi gerektiğini vurguladı.
Görsel: 2026 Yıllık Okyanus Bilimsel Değerlendirmesi Raporu
COP 31 öncesi finansman ve okyanus diplomasisi
Yaklaşan COP 31 zirvesinin ev sahibi Türkiye ile müzakerelere başkanlık edecek olan Avustralya, okyanusları ve kıyı sistemlerini öncelikli gündem maddesi olarak belirledi. Bu kapsamda iki ülke, Pasifik bölgesinin iklim krizine karşı dayanıklılığını artırmak amacıyla üç yeni Pasifik elçisi atadı. Pasifik Dayanıklılık Fonu (PRF) için yıl sonuna kadar 500 milyon dolarlık kaynak yaratılması hedeflenirken; Avustralya, Suudi Arabistan, ABD, Yeni Zelanda, Almanya, Japonya ve Çin'den gelen desteklerle fonun toplam sermayesi şu ana kadar 172 milyon dolara ulaştı.
Türkiye denizleri "yeni normal" ile yüzleşiyor
Küresel ısınmanın etkileri Türkiye denizlerinde de ciddi tehditler oluşturuyor. Uzmanlar, COP 31 ev sahipliğinin Türkiye’nin kendi denizleriyle ilgili sorunları uluslararası gündeme taşıması için büyük bir fırsat olduğunu belirtiyor.
Görsel: 2026 Yıllık Okyanus Bilimsel Değerlendirmesi Raporu
Akdeniz'de deniz suyu sıcaklığının son 50 yılda yaklaşık 1,5°C arttığını belirten İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi ve TÜDAV Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, "Akdeniz kıyılarındaki şehirlerin en az yarısı 2050 yılında iklim değişikliğinden ciddi olarak etkilenecek. Başta İstanbul olmak üzere tüm kıyı yerleşimlerinin ayrıntılı uyum planları yapması gerekiyor," açıklamasını yaptı. Prof. Dr. Öztürk, denizlerdeki plankton patlamaları, tropik sulardan gelen zararlı balıklar, yeni denizanaları ve deniz çayırlarının verdiği tepkilerin artık Türkiye için birer "yeni normal" olduğunu ifade etti.
Süveyş'ten gelen tehlike
Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İnci Tüney ise deniz suyu sıcaklıklarındaki artışın, Süveyş Kanalı üzerinden gelen "Lessepsian" istilacı türlerin Akdeniz’e yayılımını dramatik şekilde hızlandırdığına dikkat çekiyor. Ağları parçalayan balon balıkları ve ekosistemi domine eden aslan balıkları gibi türlerin yerel biyoçeşitliliği yok ederek balıkçılık ekonomisinde devasa kayıplara yol açtığını belirten Tüney, bu türlerin izlenmesinin ve deniz çayırlarının restorasyonunun yüksek maliyetli saha operasyonları gerektirdiğini söyledi.
Görsel: 2026 Yıllık Okyanus Bilimsel Değerlendirmesi Raporu
"Sağlıklı bir ekosistem, iklim etkilerine karşı en güçlü kalkandır"
Doç. Dr. Tüney, Türkiye'nin uluslararası arenadaki rolüne ilişkin şu çağrıyı yaptı: "Türkiye, küresel iklim fonlarının Akdeniz gibi iklim sıcak noktalarında (hotspot) yürütülen denizel restorasyon ve koruma alanı yönetim süreçlerine aktarılmasını, bir adaptasyon önceliği olarak savunmalıdır". Aşırı avlanma ve kirlilik gibi insan kaynaklı baskıların azaltılmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Tüney, sağlıklı bir ekosistemin iklim etkilerine karşı çok daha yüksek bir direnç göstereceğinin altını çizdi.
Evrensel'i Takip Et